Bankacılık Suçları: Zimmet Suçu
Giriş
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 247. maddesinde “Görevi nedeniyle zilyedliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren kamu görevlisi, beş yıldan on iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde salt kamu görevlilerinin işleyebileceği bir suç olarak düzenlenen zimmet suçu; 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 160. maddesinde de ayrıca ve özel olarak düzenlenmiştir. Önemine binaen özel bir kanunda düzenlenen bankacılık zimmeti suçu, Edwin Sutherland tarafından literatüre kazandırılan bir beyaz yaka suçudur. BK’da düzenlenen zimmet suçunun, TCK’dan temel farkı; TCK’da düzenlenen zimmet suçunu yalnızca kamu görevlileri işleyebilirken, BK’da düzenlenen zimmet suçunu işlemek için kamu görevlisi olma şartı aranmamasıdır. Zira madde metninde de ilk fıkrada suçun failinden; “banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları”; üçüncü fıkrada ise: “hukuken veya fiilen yönetim ve denetimini elinde bulundurmuş olan gerçek kişi ortakları” olarak bahsedilmektedir.
Kanun koyucu, ekonomik ve finansal düzenin korunabilmesi için, banka sektörüne yönelik olarak zimmet suçunu özel olarak düzenlemiştir. BK md. 160’ın ilk fıkrasında TCK’dakine benzer şekilde basit haliyle zilyetliğindeki malı zimmetine geçirme şeklinde düzenlenen suç, üçüncü fıkrada ise özel bir görünüş biçimiyle “varsayımsal zimmet” olarak düzenlenmiştir. Zira üçüncü fıkradaki suçun meydana gelebilmesi için kredi kuruluşunun fail tarafından kendilerinin veya üçüncü kişilerin menfaatine olacak şekilde ve “her ne suretle olursa olsun” zarara uğratma şartı aranmaktadır.1 Ayrıca kanun koyucu; aynı maddenin dördüncü fıkrasında: “bankacılık mevzuatı ile bankacılık usul ve prensiplerine uygun kredi kullandırma, bu kredileri temdit etme veya ek kredi kullandırma, taksitlendirme, teminata bağlama yahut sair yöntemlerle yeniden yapılandırma işlemlerinin” zimmet suçunu oluşturmayacağını düzenlemiştir.
Bu bağlamda, işbu makalede; BK’da düzenlenen zimmet suçu tanımlanacak, hem birinci hem üçüncü fıkrada düzenlenen suçların faili, mağduru, konusu ve unsurları açıklanarak, TCK’da düzenlenen zimmet suçuyla benzer yönleri ve arasındaki farklar ortaya konacaktır.
1. Zimmet Suçu
Zimmet suçu; BK’nın 160. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin ilk fıkrasına göre: “Görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer malları kendisinin ya da başkasının zimmetine geçiren banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları, altı yıldan on iki yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılacakları gibi bankanın uğradığı zararı tazmine mahkûm edilirler.” Kanun koyucu suçu tanımlarken; failini de açıkça belirlemiştir. Buna göre BK’da düzenlenen suçun birinci fıkradaki halini yalnızca; “banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları” işleyebilmektedir. Ayrıca kanun koyucu suçun yaptırımı olarak da iki türlü bir müeyyide geliştirmiştir. Zimmet suçunu işleyen sanık; bir taraftan adli para cezasıyla cezalandırılırken, diğer taraftan da bankanın uğradığı zararı tazmine mahkûm edilecektir.
Maddenin ikinci fıkrasında suçun nitelikli hali düzenlenmiş olup; “suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi hâlinde faile on iki yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası verilir; ancak, adli para cezasının miktarı bankanın uğradığı zararın üç katından az olamaz. Ayrıca meydana gelen zararın ödenmemesi hâlinde mahkemece re’sen ödettirilmesine hükmolunur.” şeklinde ifade edilmiştir. Dolayısıyla; zimmetin açığa çıkmaması için hileli davranışlarda bulunulması halinde hapis cezasının alt sınırı on iki yıl, adli para cezasının alt sınırı ise yirmi bin gün olmaktadır.
Zimmet suçunun bir diğer görünüş biçimi de BK’nın 160/3. fıkrasında düzenlenen halidir. Kanun koyucu bu suçu: “Faaliyet izni kaldırılan veya Fona devredilen bir bankanın; hukuken veya fiilen yönetim ve denetimini elinde bulundurmuş olan gerçek kişi ortaklarının, kredi kuruluşunun kaynaklarını, kredi kuruluşunun emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek şekilde doğrudan veya dolaylı olarak kendilerinin veya başkalarının menfaatlerine kullandırmak suretiyle, kredi kuruluşunu her ne suretle olursa olsun zarara uğratmaları zimmet olarak kabul edilir.”
Olarak tanımlamıştır. Bu suçun yaptırımını da; “Bu fiilleri işleyenler hakkında on yıldan yirmi yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur; ancak, adlî para cezasının miktarı bankanın uğradığı zararın üç katından az olamaz. Ayrıca, meydana gelen zararın müteselsilen ödettirilmesine karar verilir.” olarak belirlemiştir. Görüldüğü üzere; suçun bu özel işleniş biçimi, kanun koyucu tarafından daha ağır bir yaptırıma bağlanmıştır.
BK md.160/3’te düzenlenen suç; doktrinde varsayımsal zimmet suçu olarak tanımlanmıştır. Bununla aslında zimmet teşkil etmeyen bazı fiillerin de zimmet suçu kapsamında ele alınacağı ifade edilmiştir.2
BK md. 160’da hangi eylemlerin zimmet suçunu oluşturacağı ifade edildiği gibi, hangi eylemlerin de bu suçu meydana getirmeyeceği açıkça belirtilmiştir. Maddenin dördüncü fıkrasına göre: “Bankacılık mevzuatı ile bankacılık usul ve prensiplerine uygun kredi kullandırma, bu kredileri temdit etme veya ek kredi kullandırma, taksitlendirme, teminata bağlama yahut sair yöntemlerle yeniden yapılandırma işlemleri zimmet suçunu oluşturmaz.” Görüldüğü üzere; kanun koyucu bankacılık mevzuatıyla usul ve prensiplerine uygun kredi, taksit, teminat ya da yeniden yapılandırma işlemlerinin zimmet suçunu oluşturmayacağını belirtmiştir. Elbette bu işlemlerin bankacılık mevzuatı ile usul ve prensiplerine uygun olması gerekmektedir. Aksi bir eylemde yine zimmet suçu gündeme gelecektir.
BK md. 160’ın devam fıkralarında; aşağıda detaylıca açıklanacağı üzere etkin pişmanlık ve değer azlığı halinde cezada yapılacak indirim hususları düzenlenmiştir. Bu haller kısaca; her biri için ayrı ayrı olmak üzere, soruşturma ve kovuşturma başlamadan önce zimmete geçirilen para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi halleridir. Ayrıca BK md. 160 son fıkrası gereği de zimmet suçunun konusunu oluşturan para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilecektir.
Bankacılık zimmet suçunun konusunu; “para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer mallar” oluşturmaktadır. Varsayımsal zimmet suçu açısından ise konu; kredi kuruluşlarının kaynaklarıdır.
2. Suçun Faili
2.1. Bankacılık Kanunu’nun 160/1. Fıkrası Uyarınca Suçun Faili
BK md. 160/1 hükmü gereği; “Görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer malları kendisinin ya da başkasının zimmetine geçiren banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları, altı yıldan oniki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılacakları gibi bankanın uğradığı zararı tazmine mahkûm edilirler.” Buradan anlaşılacağı üzere; suçun faili: “banka yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulu üyeleri ve diğer banka mensupları” olacaktır. Diğer banka mensupları ifadesinden anlaşılacak olan ise “tüm banka çalışanları”dır. 3 Banka çalışanları arasında banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri de bulunuyor olmasına rağmen, hükümde bu kişilerin özel olarak belirtilmesinin nedeni, suçun failini belirlemede açıklık sağlamak ve tereddütleri ortadan kaldırmak amacıyladır.4
2.2. Bankacılık Kanunu’nun 160/3. Fıkrası Uyarınca Suçun Faili
BK md. 160/3. maddesinde bulunan bir diğer değişle varsayımsal zimmet suçu: “Faaliyet izni kaldırılan veya Fona devredilen bir bankanın; hukuken veya fiilen yönetim ve denetimini elinde bulundurmuş olan gerçek kişi ortaklarının, kredi kuruluşunun kaynaklarını, kredi kuruluşunun emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek şekilde doğrudan veya dolaylı olarak kendilerinin veya başkalarının menfaatlerine kullandırmak suretiyle, kredi kuruluşunu her ne suretle olursa olsun zarara uğratmaları zimmet olarak kabul edilir.” şeklinde tanımlanmış olup, suçun faili: “bankanın hukuken veya fiilen yönetim ve denetimini elinde bulundurmuş olan gerçek kişi”dir. Bu nedenle bu suç; özgü bir suçtur. Bu suçun fail yönünden en önemli farkı da birinci fıkrada salt “banka” terimi kullanılırken, üçüncü fıkraya “kredi kuruluşu” ibaresinin de dâhil edilmiş olmasıdır.
Burada; bahsi geçen ortakların yalnızca hâkim ortaklar olup olmadığına dair bir tartışma meydana gelmektedir. Yiğit’e göre: “Faaliyet izni kaldırılan veya Fona devredilen bir bankanın; hukuken veya fiilen yönetim ve denetimini elinde bulundurmuş olan gerçek kişi ortaklarının, kredi kuruluşunun kaynaklarını, kredi kuruluşunun emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek şekilde doğrudan veya dolaylı olarak kendilerinin veya başkalarının menfaatlerine kullandırmak suretiyle, kredi kuruluşunu her ne suretle olursa olsun zarara uğratmaları zimmet olarak kabul edilir.”5
Reisoğlu’na göre ise: “Hâkim ortakların belirlenmesinde mutlaka bankanın belli oranda hissedarı, hatta hissedarı olması koşulu dahi aranmamakta; gerçek kişinin fiilen bankanın yönetim ve denetimini elinde bulundurduğunun ispatlanması yeterli olmaktadır.”6 Dolayısıyla da; Reisoğlu, suçun failinin yalnızca hakim ortaklar değil, bankanın yönetim ve denetimini fiilen elinde bulunduran gerçek kişi olabileceği görüşündedir.
Bununla birlikte; zimmet suçunun hem birinci hem de üçüncü fıkrasındaki halinin işlenmesine iştirak eden “banka mensubu olmayan veya ortağı olmayan diğer kişiler” de TCK md. 40 gereği yardım eden veya azmettiren olarak bu suçun yardımcı faili olarak sorumlu tutulacaklardır.7
3. Suçun Mağduru
Doktrinde bankacılık zimmet suçunun mağduru ağırlıklı görüş olarak banka tüzel kişiliği olarak belirtilmektedir. Banka ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olduğundan, banka ortakları gerçek kişiler bu suçun mağduru olarak kabul edilmemektedir.8
4. Suçun Maddi Unsuru
4.1. Zimmet
Zimmet suçunun maddi unsuru; banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları, görev nedeniyle zilyetliği kendilerine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü oldukları para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer malları kendilerinin ya da başkalarının zimmetine geçirmek için yaptıkları her türlü harekettir. Zimmet konusu eylem; faydalanma, kullanma, haksız çıkar sağlama veya mal edinme şeklinde gerçekleşebilir.9 Suçun oluşabilmesi için suç konusu şeyin zilyetliğinin faile görevi sebebiyle devredilmiş olması veya koruma ve gözetim yükümlülüğünün bulunması yeterlidir.10 Bankacılık zimmeti suçu ani bir suç olup zimmete geçirme fiilinin gerçekleştiği anda ve yerde tamamlanır.11
Bu hususta Yargıtay da “5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 160. maddesinde düzenlenen bankacılık zimmeti suçunun oluşabilmesi için, görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu ‘para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer malların’ kendisinin ya da başkasının zimmetine geçirilmesi gerekmektedir.”12 görüşündedir.
Suçun nitelikli halinin oluşabilmesi için de BK madde 160/2 gereği suçun “zimmetin ortaya çıkmaması için hileli davranışlarla işlenmesi” koşulu aranmaktadır. Burada hileli hareketin ne olacağı hususu gündeme gelecektir. Yargıtay’a göre zimmet suçunun nitelikli halinde hileli hareket “zimmetin normal denetim ve bankada mevcut kayıt ve belgelerin karşılaştırılması ve kontrolü sonucu tespit edilip edilemeyeceği, suçun banka dışı araştırmayı gerektirecek derecede bankayı aldatıcı ve fiilin açığa çıkmasını engelleyecek her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenip işlenmediği” hususu araştırılarak tespit edilecektir.13
4.2. Varsayımsal Zimmet
Zimmet suçunun BK md.160/3’te özel düzenlenmiş hali olan varsayımsal zimmet suçunun maddi unsuru, suçun basit halinden farklıdır. Varsayımsal zimmet suçunun oluşabilmesi için failin; 1) Faaliyet izni kaldırılan veya fona devredilen bir bankanın kredi kuruluşunun kaynaklarını, kredi kuruluşunun emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek şekilde doğrudan veya dolaylı olarak kendilerinin veya başkalarının menfaatlerine kullandırması, 2) Bu eylemiyle kredi kuruluşunu her ne suretle zarara uğratması gerekmektedir.
Bununla birlikte; fıkrada düzenlenen suçun hareket ve sonuç unsurları ve diğer bütün unsurlarıyla birlikte gerçekleşse dahi eylemin yapıldığı anda suç sayılmamaktadır. Banka eğer fona devredilmezse suç oluşmayacaktır. Eylem ancak bankanın fona devrinden sonra suç sayılmaktadır.14
4.3. Suçu Oluşturmayan Eylemler
Kanun koyucu, zimmet suçunu düzenlediği BK’nın 160. maddesinde, suçu oluşturmayacak eylemleri de açıkça belirtmiştir. Maddenin dördüncü fıkrasına göre: “Bankacılık mevzuatı ile bankacılık usul ve prensiplerine uygun kredi kullandırma, bu kredileri temdit etme veya ek kredi kullandırma, taksitlendirme, teminata bağlama yahut sair yöntemlerle yeniden yapılandırma işlemleri zimmet suçunu oluşturmaz.” Buna göre kanun koyucu; bankacılık mevzuatıyla usul ve prensiplerine uygun şekilde kredi kullandırılması işlemini, yine bu kıstaslara uygun şekildeki kredilerin temdit edilmesini ve ek kredi kullandırılmasını, taksitlendirme yapılmasını, teminata bağlanmasını veya çeşitli yöntemlerle yapılandırma işlemi yapılmasının zimmet suçunu oluşturmayacağını ifade etmiştir. Kanun koyucu bu hususu özellikle vurgulamak istemiştir.
5. Suçun Manevi Unsuru
Zimmet suçunun manevi unsurunu kast oluşturmaktadır. Zira suçun taksirle işlenemeyeceği hususunda görüş birliği bulunmaktadır. Suçun oluşması için kastın zimmete geçirme anında var olması yeterlidir. 15 Dolayısıyla banka mensubunun dikkatsiz davranması, yaptığı işte yeterli donanıma sahip olmaması veyahut da deneyimsiz olması gibi nedenlerden dolayı meydana gelen olaylar bankacılık zimmeti suçu kapsamında değerlendirilemeyecektir.16
Suçun genel kastla mı özel kastla mı işleneceğine ilişkin ise doktrinde tartışma bulunmaktadır. Yiğit’e göre genel kast yeterlidir.17 Yine Erman ve Özek de kendisiyle aynı görüştedir.18 Yargıtay ise 7. Ceza Dairesi’nin “zimmet suçunun, banka personelinin kendisine tevdi olunan muhafazaları, denetim ve sorumlulukları altında olan bankaya ait varlıkları eksilterek, kendisi ya da başkası yararına mal edinmesi şeklinde oluşacağı ve suçun manevi unsuru açısından temellük kastının yeterli olduğu” şeklindeki kararıyla suçun özel kastla işlenebileceği görüşünü bildirmiştir.19 Bankacılık zimmeti suçunun manevi unsuru ile ilgili olarak üzerinde durulması gereken nokta, suçun oluşabilmesi için malın zilyetliğinin ele geçirildiği anda değil zimmete geçirme anında failin kasıtlı olmasının gerektiğidir.20
Suçun nitelikli halinde ise; failin zimmeti gizleme kastı bulunmaktadır. Burada failin kastı, bankayı aldatacak ve eyleminin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunma kastı olacaktır.21
Doktrinde; varsayımsal zimmet suçunun da kastla işlenebileceği görüşü hakimdir. Bu bağlamda failin, yaptığı fiil sonucu kredi kuruluşunun zarara uğrayacağını ve bu nedenle kredi kuruluşunun çalışmalarının tehlikeye düşeceğini bilmesi, ancak buna rağmen kredi kuruluşunun kaynaklarını kendisinin veya başkasının menfaatine kullandırmayı istemesi gerekir.22
6. Suçun Yaptırımı
Zimmet suçunun yaptırımı, suçun işleniş biçimine ve hangi fıkraya göre işlendiğine göre çeşitli yaptırımlara bağlanmıştır. Birinci fıkrada düzenlenmiş olan suçun yaptırımı; “altı yıldan on iki yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile bankanın uğradığı zararın tazmini” olarak belirlenmiştir.
Tazminatın yaptırım olarak düzenlenmesi doktrinde tartışmalı olarak değerlendirilse de; ekonomik suçlar yönünden caydırıcılığın sağlanabilmesinin ekonomik ceza ve hürriyeti bağlayıcı cezanın bir arada belirlenmesiyle mümkün olacağı düşünülmektedir.
Suçun nitelikli olarak işlenmesi halinde ise kanun koyucu verilecek cezada önemli bir artırıma gitmiştir. Suçun nitelikli halini işleyen faile “on iki yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası verilir.” Dolayısıyla kanun koyucu, suçun nitelikli halinin yaptırımı için hem hapis cezasını hem de adli para cezasını artırmıştır. Ayrıca adli para cezasının miktarı, bankanın uğradığı zararın üç katından az olamayacaktır. Yine ayrıca meydana gelen zararın ödenmemesi halinde de mahkemece zararın re’sen ödenmesine hükmedilecektir.
Üçüncü fıkrada düzenlenen varsayımsal zimmet suçunun yaptırımı ise kanun koyucu tarafından “on yıldan yirmi yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası” olarak belirlenmiş, adlî para cezasının miktarı bankanın uğradığı zararın üç katından az olamayacağı da yine yaptırıma eklenmiştir. Yine varsayımsal zimmet suçunda da meydana gelen zararın ödettirilmesine yaptırımı bulunmakla beraber; burada diğer hükümlerden farklı olarak zararın müteselsil olarak ödetilmesi düzenlenmiştir.
7. Verilecek Cezayı Azaltan Sebepler ve Etkin Pişmanlık Hali
Zimmet suçunda verilecek cezayı azaltacak sebepler; BK’nun 160. maddesinin beşinci, altıncı ve yedinci fıkrasında düzenlenmiştir. Beşinci fıkraya göre; “soruşturma başlamadan zimmete geçirilen para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi hâlinde, verilecek cezanın üçte ikisi, altıncı fıkraya göre; “kovuşturma başlamadan zimmete geçirilen para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi hâlinde, verilecek cezanın yarısı, Bu durumun hükümden önce gerçekleşmesi hâlinde, verilecek cezanın üçte biri indirilir.” Beşinci ve altıncı fıkrada düzenlenen hükümler, zimmet suçunun etkin pişmanlık halleridir.
Bu hafifletici sebeplerden yararlanabilmek için zararın tamamen tazmin edilmesi veya suç konusu para veya malın aynen iade edilmesi gerekmektedir. Bu durumda, kısmi iade veya kısmi tazminat bu kapsamda değerlendirilemeyeceği gibi, paranın belirli bir süre içinde taksitle ödenmesinin taahhüt edilmesi de iade veya tazminat yerine geçmeyecektir.23 Ayrıca söz konusu iadenin veya zarar tazmininin gönüllü olması gerekmektedir. Hukuk mahkemelerinde açılan bir davanın neticelenmesinin ardından, zararın icra yoluyla karşılanması halinde bu hüküm uygulanmayacaktır.24
Son fıkrada ise faile verilecek cezada “suçun konusunu oluşturan para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların değerinin azlığı nedeniyle” indirime gidileceği hususu düzenlenmiştir. Suçun konusunu oluşturan para veya eşyanın değerinin tespiti hakimin takdirine bırakılmıştır. 25
8. Soruşturma Usulü
Bankacılık Kanunu’nun 162. maddesi gereği; “Bankacılık Kanunu’nda belirtilen suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturma yapılması, Kurum veya Fon tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlıdır. Bu başvuru muhakeme şartı niteliğindedir.” Görüldüğü üzere; bankacılık zimmet suçunun soruşturulması şikayete bağlanmıştır.
Sonuç
Bankacılık zimmeti suçunda hem ülkedeki ekonomik düzenin hem de malikin mülkiyet hakkının korunması amaçlanmaktadır. Bankacılık zimmeti suçu özgü suçlardan olduğu için faili sadece banka mensupları olabilecektir.
Bankacılık zimmeti suçu, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 160. maddesinde temelde iki ayrı suç olarak düzenlenmektedir. İlk fıkrada düzenlenen bankacılık zimmetinin basit halinde fail, görevi gereği zilyetliği kendisine devredilmiş veya koruma ve gözetmekle yükümlü olduğu malı tahsis edildiği amaç dışında kendisi veya başkası için mal edinme kastıyla hareket etmektedir. Varsayımsal zimmet suçunda ise faaliyet izni kaldırılan veya fona devredilen bir bankanın; hukuken veya fiilen yönetim ve denetimini elinde bulundurmuş olan gerçek kişi ortaklarının, kredi kuruluşunun kaynaklarını emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek şekilde doğrudan veya dolaylı olarak kendilerinin veya başkalarının menfaatlerine kullandırmak suretiyle, kredi kuruluşunu her ne suretle olursa olsun zarara uğratmaları zimmet olarak kabul edilmektedir.
Banka hâkim ortağına tahsis edilen kredinin ödenmemesi tek başına suçun oluşumuna sebebiyet vermemektedir. Suçun oluşabilmesi için kredinin geri ödenemeyeceği bilinmesine rağmen kredinin verilmesi gereklidir. Bunun için failin suç kastının varlığı tespit edilmelidir. Varsayımsal zimmet suçunun oluşması için bankanın faaliyet izninin kaldırılması veya fona devredilmesi gereklidir.
Bankacılık zimmeti suçunun işlenmesi halinde faile hapis ve adli para cezasının yanında bankanın uğradığı zararı tazmine mahkûm edilmektedir. Bankacılık zimmeti suçunun oluşabilmesi için genel kast yeterli olup, taksirli davranışla maddi konunun azalması, değer kaybetmesi ya da zayi olması gibi durumlarda suçun oluştuğundan bahsedilemez.
Bankacılık Kanunu’nun 160/5. maddesindeki etkin pişmanlık hükmü uyarınca, yürütülen ceza muhakemesinin evresine göre gösterilen etkin pişmanlık dolayısıyla cezadan indirim oranı farklılık gösterebilmektedir. Etkin pişmanlığa konu iade veya ödeme, tam ve kendiliğinden olmalıdır. Bankacılık zimmeti suçunun soruşturulması ve kovuşturulması için bir muhakeme şartı öngörülmüş olup, BDDK veya TMSF tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yazılı müracaatta bulunulması aranmıştır.
DİPNOT
- Atacan Köksal, “Bankacılık Zimmeti Suçu”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S. 169, 2023, s. 47.
- İzzet Özgenç, Zimmet Suçu, Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2009, s. 94 vd.
- Ahmet Gökcen, “Bankalar Kanunu’nda Düzenlenen Zimmet Suçu”, Legal Mali Hukuk Dergisi, Y. 1, S. 9, Eylül 2005, s. 2453. Bir diğer şekilde, banka çalışanlarını, “banka görevlileri” olarak da adlandırabiliriz. Adem Sözüer, “Yeni Bankacılık Kanununda Suçlar ve Yaptırımlar”, Hukuki Perspektifler Dergisi, S. 5, Aralık 2005, s.175.
- Asuman Aytekin İnceoğlu, “Bankacılık Kanunu’nda Yer Alan Suçlar”, (Yayınlanmamış Doktora Tezi), Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2006, s.369.
- Uğur Yiğit, Bankacılık Suçları: 5411 Sayılı Bankacılık Kanununda Düzenlenen Adli Suç ve Cezalar, Usul Hükümleri ve Cezaların İnfazı, İstanbul, Yaydağ Yayınları, s.441.
- Seza Reisoğlu, “5020 Sayılı Kanun’un Bankaları İlgilendiren Düzenlemeleri ve Uygulama Sorunları”, Bankacılar, C. 15, S. 48, 2004, s. 5.
- Aytekin İnceoğlu, s.372.
- Devrim Güngör, “5411 Sayılı Bankacılık Kanununda Zimmet Suçu”, Ankara Barosu Dergisi, Y. 67, S. 4, Güz 2009, s. 23.
- Yiğit, s. 450.
- Helin Ayaz, “Yargı Kararları Işığında 5411 Sayılı Kanun’da Düzenlenen Bankacılık Zimmeti Suçu”, İzmir Barosu Dergisi, Ağustos 2024, s. 24.
- Güngör, s.25
- Yargıtay CGK, E. 2020/7-299, K. 2022/664, T. 25.10.2022.
- Yargıtay 7. CD, E. 2003/5543, K. 2004/4973, T. 08.04.2004.
- Yiğit, s. 457.
- Güngör, s. 26.
- A. Mücahit Selçuk, “5411 Sayılı Bankacılık Kanununda Düzenlenen Zimmet Suçları”, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
- Yiğit, s.457.
- Sahir Erman / Çetin Özek, Ceza Hukuku Özel Bölüm: Kamu İdaresine Karşı İşlenen Suçlar (TCK 202-281), İstanbul, Işık Matbaacılık, 1992, s. 638.
- Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 16.02.2010 tarihli ve 2010/1111 E., 2010/2031 K.
- Güngör, s. 26.
- Servet Taşdelen, 4491, 4672 ve 4743 Sayılı Yasalarla Değişik Bankalar Kanunu Şerhi, Ankara, Özbay Ofset Matbaası, 2002, s. 638.
- Aytekin İnceoğlu, s.398.
- Donay, s.48; Erman/Özek, s.42.
- Aytekin İnceoğlu, s.401.
- Donay, s. 48.
KAYNAKÇA
- Ayaz, H. (2024). Yargı Kararları Işığında 5411 Sayılı Kanunda Düzenlenen Bankacılık Zimmeti Suçu. İzmir Barosu Dergisi, (Ağustos), 1-65.
- Erman, S., & Özek, Ç. (1992). Ceza Hukuku Özel Bölüm: Kamu İdaresine Karşı İşlenen Suçlar (TCK 202-281). Işık Matbaacılık.
- Gökcen, A. (2005). Bankalar Kanunu’nda Düzenlenen Zimmet Suçu. Legal Mali Hukuk Dergisi, 1(9), 2447- 2486.
- Güngör, D. (2009). 5411 Sayılı Bankacılık Kanununda Zimmet Suçu. Ankara Barosu Dergisi, 67(4), 23–30.
- İnceoğlu, A. A. (2006). Bankacılık Kanunu’nda Yer Alan Suçlar [Yayınlanmamış Doktora Tezi]. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
- Köksal, A. (2023). Bankacılık Zimmeti Suçu. Türkiye Barolar Birliği Dergisi, (169), 47-96.
- Özgenç, İ. (2009). Zimmet Suçu. Seçkin Yayıncılık.
- Reisoğlu, S. (2004). 5020 Sayılı Kanun’un Bankaları İlgilendiren Düzenlemeleri ve Uygulama Sorunları. Bankacılar, 15(48).
- Selçuk, A. M. (t.y.). 5411 Sayılı Bankacılık Kanununda Düzenlenen Zimmet Suçları [Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi]. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
- Sözüer, A. (2005). Yeni Bankacılık Kanununda Suçlar ve Yaptırımlar. Hukuki Perspektifler Dergisi, (5), 166- 191.
- Taşdelen, S. (2002). 4491, 4672 ve 4743 Sayılı Yasalarla Değişik Bankalar Kanunu Şerhi. Özbay Ofset Matbaası.
- Yiğit, U. (2006). Bankacılık Suçları: 5411 Sayılı Bankacılık Kanununda Düzenlenen Adli Suç ve Cezalar, Usul Hükümleri ve Cezaların İnfazı. Yaydağ Yayınları.
