Türkiye’de Maden Güvenliği Mevzuatının Uluslararası Çalışma Örgütü Standartları Kapsamında Değerlendirilmesi
Giriş
Avcı-toplayıcı toplumlardan günümüze uzanan süreçte artan üretim ve arzın kolektif emeğe olan bağımlılığı, iş bölümüne dayalı çalışma ihtiyacını giderek artırmış; söz konusu ise çalışma yaşamının bir parçası olan bireylerin ruhsal ve bedensel bütünlüklerinin korunması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu gereklilik, emek yoğunluğu ve doğası gereği iş sağlığı ve güvenliği açısından yüksek risk barındıran madencilik gibi çalışma alanlarında kaçınılmaz olarak daha görünür hâle gelmiştir.
Bu bağlamda, ilgili faaliyetlerin taşıdığı yüksek risk potansiyeli ve tarihsel konjonktürde kaza, patlama ve hastalıkların yarattığı ağır sonuçlar, gelecekte yaşanabilecek vahim sonuçları engellemek amacıyla iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin koruyucu düzenlemelerin devletler tarafından ulusal ve uluslararası düzeyde standartlaştırılmasını zorunlu kılmıştır.
Özellikle 19. yüzyılın sonlarında başlatılan kodifikasyon aşamalarından biri olan 1919 tarihli sosyal adalet fikri temelinde 42 devlet tarafından kurulan Uluslararası Çalışma Örgütü de madenciliğin tehlikeli doğasını gözeterek uluslararası sözleşme, tavsiye karar ve rehberlerle madencilik faaliyetlerinde işçi sağlığı ve güvenliğine ilişkin uluslararası normatif çerçevenin oluşumunda belirleyici rol oynamıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de mevzuatları incelendiğinde; iş sağlığı ve güvenliği alanında uluslararası standartlara uyum sağlama yönünde önemli düzenlemelerin yapıldığı, ancak madencilik sektörüne ilişkin Uluslararası Çalışma Örgütü sözleşmelerinin tamamının iç hukuka aktarılmadığı görülmektedir. Bununla birlikte, yine mevcut düzenlemelerin uygulamasında da yaşanan aksaklıklar nedeniyle, madenlerde çalışan işçilerin iş sağlığı ve güvenliğine yönelik korunma düzeyi uygulamada ciddi eleştirilere konu olmaktadır. İlgili çalışmada ise; öncelikle, tarihsel süreçte Uluslararası Çalışma Örgütü’ne üyelik öncesi Türkiye’de madencilik alanında yürürlükte bulunan iş sağlığı ve güvenliği politikaları ile hukuki düzenlemeler incelenecek, ardından Uluslararası Çalışma Örgütü tarihi ve madencilik kapsamında tavsiye sözleşme ve kararlar incelenerek üçüncü bölümde bu sözleşmelerin yerel mevzuata uygulanmasının Örgütü standartları çerçevesinde uygunluğu karşılaştırmalı olarak incelenerek değerlendirmeler yapılacaktır.
1. Türk İş Hukukunda Maden Tanımı ve Uluslararası Çalışma Örgütü Öncesi Tarihsel Konjonktürde Madencilerin Türk Mevzuatında Yeri
Türk Dil Kurumu tarafından “Yer kabuğunun bazı bölgelerinde çeşitli iç ve dış doğal etkenlerle oluşan, ekonomik yönden değer taşıyan mineral” olarak tanımlanan maden kavramı; işçi-işveren ilişkilerini esas alan İş Hukuku bağlamında ise farklı bir içerik kazanmaktadır.1 Bu çerçevede, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün Çalışma Teşkilatı Genel Konferansı’nın kırk dokuzuncu toplantısında oydaşma ile kabul edilen 123 No’lu Sözleşme, madeni; “yeraltında insanları istihdam etmek suretiyle, yeraltından cevher çıkaran kamu ya da özel sektör olmak üzere herhangi bir işletme” şeklinde tanımlamaktadır.2
İlgili tanımın tarihsel sürecine bakıldığında; birçok ülkede olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde de iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına doğan ihtiyaç kömür madenciliği ile doğmuştur.3 Sanayileşmeye dair temel adımların atıldığı genç Cumhuriyet döneminde iş sağlığı ve iş güvenliğine dair ilk düzenleme, 10.09.1921 tarihli ve 151 sayılı Ereğli Havza-i Fahmiyesi Maden Amalesinin Hukukuna Müteallik Kanun olmuştur.4 Anılan Kanun ile maden işçilerinin çalışma süreleri, ücret rejimi, barınma ve sağlık koşulları ile iş kazalarına karşı korunmalarına ilişkin hükümler düzenlenerek, doğrudan koruyucu sosyal politika önlemlerinin oluşturulmasını sağlamıştır.5
Yine 17 Şubat–4 Mart 1923 tarihleri arasında gerçekleşen İzmir İktisat Kongresi’nde, diğer tüm işçiler gibi maden işçilerinin de çalışma ve yaşam koşullarına ilişkin önemli düzenlemelere gidilerek maden ocaklarında günlük çalışma süresi altı saat olarak belirlenmiş; on sekiz yaşın altındakilerin ve kadınların madenlerde çalıştırılması yasaklanmıştır.6 Ayrıca maden ocakları civarında hastane kurulması, işçiler için parasız hamam yapılması ve barınma ihtiyacına yönelik sıhhî konut sağlanması gibi sosyal devlet anlayışının erken örnekleri niteliğindeki yükümlülükler zorunlu tutulmuştur.7
1930’lu yıllarla birlikte benimsenen bağımsız ekonomi politikası doğrultusunda maden, kimya ve dokuma gibi alanlarda açılan özel sektöre ait fabrikalarda çalışan işçilerin, özellikle maden işçilerinin, sağlık ve güvenlik haklarının güçlendirilmesi amacıyla yeni düzenlemeler yapılması kararlaştırılmış; bu kapsamda 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, 3008 Sayılı İş Kanunu, 11.08.1942 tarihli Ereğli Kömür Havzası Maden Ocaklarında Çalışan Amelenin Sıhhi İhtiyaçlarının Teminine Dair Nizamname, Maden İşletmelerinde Alınacak Emniyet Tedbirleri Hakkında Nizamname, İş Kazaları ile Meslek Hastalıkları ve Analık Sigortaları Kanunu, 6309 sayılı Maden Kanunu, 3/7896 sayılı Ağır ve Tehlikeli İşler Tüzüğü, 931 sayılı İş Kanunu, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile maden işçilerinin çalışma koşulları, işyeri hijyeni, iş kazalarına karşı korunması ve meslek hastalıklarının önlenmesine yönelik koruyucu hükümler getirilmiştir. 8
Ancak, 1960’ların sonuna kadar maden işçilerinin sağlık ve güvenliğine ilişkin oluşturulan mevzuatın; millî kalkınma stratejilerinin dayattığı ekonomik tercihler, özel sektörün üretim ve sanayileşme odaklı ekonomik rasyonalite anlayışı ve sermaye birikimi gereksinimlerinin yönlendirdiği yapısal öncelikler doğrultusunda zaman zaman temel insanî ve meslekî ihtiyaçlar arasında tutarlı bir ihtiyaçlar hiyerarşisi kurmaktan uzak, uluslararası çalışma standartlarıyla bütünleşmemiş ve büyük ölçüde zorunlu çalışmalarla üretim sürekliliğini önceleyen bir yaklaşımı yansıttığı görülmektedir.9
2. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) Kuruluşu ve Maden Hukuku Alanındaki Çalışmaları
Geç sanayileşen Osmanlı’nın mirasçılarından olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti gibi sanayide üretim ilişkileri ve emek rejimi arasında bir denge tesis etmeye çalışan devletler; sanayileşme ve kentleşmenin hızla ve derinleşerek ilerlemesi; iş kazalarının artması, çalışma sürelerinin uzaması, ücretlerin düşüklüğü ile kadınlar ve çocuklar gibi kırılgan grupların yoğun biçimde sömürülmesi gibi sorunları derinleştirmiş; ancak bu sorunlara karşı devletlerin takındığı pasif tutum, işçilerin örgütlü biçimde emeğin korunmasına yönelik talepler etrafında birleşmesine ve bu taleplerin ve baskıların sosyal reform hareketlerine dönüşmesine yol açmıştır.10
Tüm bu gelişmeler, 19. yüzyılın son çeyreğinde sosyal reform hareketlerinin kurumsallaşmasına zemin hazırlamış; 1880’li yılların sonlarında İmparatorluk Almanyası’nda şekillenmeye başlayan sosyal sigorta rejimi, kısa sürede başta Avrupa ülkeleri olmak üzere farklı coğrafyalara yayılmıştır. Söz konusu süreç, transatlantik ölçekte örgütlenen reformist ağlar ve bu ağlar bünyesinde kurulan dernekler aracılığıyla ilk uluslararası sözleşmelerin akdedilmesini mümkün kılmış ve bu şekilde ilerleyen süreç; emeğin korunmasına ilişkin düzenlemelerin ulusal sınırları aşan bir normatif çerçeveye kavuşturulması ve uluslararası çalışma mevzuatı fikrinin ortaya çıkışını sağlanmıştır. 11
Bu yaklaşım doğrultusunda, 1919 yılında dokuz kurucu devlet tarafından kurulan Uluslararası Çalışma Örgütü, işçi–işveren ilişkilerinin salt sözleşmesel düzlemde ele alınmasının yetersiz kaldığı kabulünden hareketle; işçi-işveren ilişkilerinde devletlere de uluslararası sözleşmeler ve bağlayıcı normatif araçlarla sorumluluklar yükleyen, tripartist temsile dayalı uluslararası bir düzenleme ve denetim mekanizması olarak yapılandırılmıştır.12
Makalemiz kapsamında Uluslararası Çalışma Örgütü’nün madenlerde iş sağlığı ve güvenliği bağlamındaki faaliyetlerini incelediğimizde ilk olarak karşımıza 31 Nolu Çalışma Saatleri (Kömür Madenleri) Sözleşmesi’dir.13 İlgili sözleşme ile yeraltı kömür madenlerinde çalışan işçilerin günlük çalışma sürelerine üst sınır getirilmesi, madenciliğin ağır ve tehlikeli niteliği karşısında işçilerin fiziksel ve ruhsal bütünlüğünün korunması amaçlanmış; bu suretle uzun çalışma saatlerinin iş kazaları ve meslek hastalıkları üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılması hedeflenmiştir. Ancak, gerekli sayıda devlet tarafından onaylanmayan sözleşme, hiçbir zaman yürürlüğe girememiş ve 30 Mayıs 2000 tarihinde Örgüt tarafından geri çekilmiştir.14
Bir diğer çalışma olan 45 No’lu Yeraltı İşleri (Kadınlar) Sözleşmesi olup ilgili sözleşme ile kadınların fiziksel bakımdan daha ağır ve tehlikeli nitelik taşıdığı kabul edilen yeraltı çalışma koşullarına maruz bırakılmasının önlenmesi amaçlanmış; bu çerçevede kadın işçilerin madenler ve sair yeraltı işlerinde istihdam edilmesi, sınırlı ve istisnai hâller dışında, genel ve bağlayıcı bir yasak rejimine tâbi kılınmıştır.15 Kabul edildiği tarihten bu yana 98 tarafından onaylanan sözleşme, taraf devletler bakımından ulusal mevzuatın bu yasakla uyumlu hâle getirilmesini, etkin denetim ve yaptırım mekanizmalarının tesisini ve yeraltı işlerinde kadın istihdamına ilişkin açık bir hukuki sınırın çizilmesini zorunlu kılmıştır.16
1940’lı yılara gelindiğinde ise Uluslararası Çalışma Örgütü; madencilik alanında iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin uluslararası yaklaşımını, önleyici normlar geliştirmekten ziyade, iş kazaları ve meslek hastalıklarının kaçınılmazlığı varsayımı üzerinden telafi edici bir sosyal güvenlik rejimi inşa etmeye yönelterek meydana gelen iş kazaları ve meslek hastalıklarının sonuçlarının sosyal sigorta mekanizmaları aracılığıyla giderilmesini hedefleyen düzenlemelere ağırlık vermiştir. Bu bakımdan benimsenen sözleşmelere bakıldığında ise 81 No’lu İş Teftişi Sözleşmesi, doğrudan “maden” kavramını düzenleme konusu edinmemekle birlikte, madencilik gibi yapısal olarak yüksek risk barındıran sektörlerde çalışma koşullarının etkin, düzenli ve bağımsız bir kamu denetimi altında tutulmasını amaçlayan genel bir denetim rejimi öngörerek sözleşme tarafı devletlere, iş sağlığı ve güvenliği alanında asgari standartların uygulanmasını sağlamak üzere bağımsız ve teknik açıdan yetkin bir iş teftiş sistemi kurma şeklinde sorumluluklar yüklenmiştir.17
Sosyal güvenlik yaklaşımının getirildiği sözleşmeler incelendiğinde ise; 102 No’lu Sosyal Güvenliğin Asgari Normları Sözleşmesi, madencilik gibi yüksek risk barındıran sektörlerde iş kazaları ve meslek hastalıklarını sosyal risk olarak kabul ederek geçici ve sürekli iş göremezlik ile ölüm hâllerinde sağlanacak yardımlara ilişkin asgari standartlar kabul edilmiştir.18 Bu yönüyle Örgüt, kazaların ve meslek hastalıklarının önlenmesinden ziyade sonuçlarının giderilmesine odaklanan bir normatif çerçeve oluşturmuştur.19 Yine bir diğer sözleşme olan 121 No’lu İş Kazaları Yardımları Sözleşmesi ile sürekli iş göremezlik, ölüm ve hak sahiplerine bağlanacak yardımlara ilişkin daha yüksek standartlar getirilmiştir.20
İlgili dönemdeki önleyici sözleşmeler incelendiğinde ise 115 No’lu Radyasyondan Korunma Sözleşmesi ile uranyum ve benzeri cevherlerin çıkarıldığı madenlerde çalışan işçiler bakımından tıbbi gözetim ve sağlık kontrolleri yoluyla meslek hastalıklarının önlenmeye çalışılmış, 119 No’lu Makinaların Korunması Sözleşmesi ile işyerlerinde kullanılan makinelerin koruyucu donanımlarla güvenli hâle getirilmesi yükümlülüğü devletlere yüklenerek dolaylı olarak mekanize maden işletmelerinde meydana gelen iş kazalarının önlenmesi sağlanmıştır.21
Yine aynı dönemde Uluslararası Çalışma Örgütü, yeraltı madenlerinde çalışmanın taşıdığı yapısal riskleri dikkate alarak, özellikle çocuklar ve gençler gibi kırılgan grupların korunmasına yönelik yaş ve sağlık temelli sınırlamalar getirmeye yönelmiştir. Bu doğrultuda kabul edilen 123 No’lu Yeraltı İşlerinde Asgari Yaş Sözleşmesi22 ile yeraltı maden işlerinde çalıştırılabilecek asgari yaş belirnerek madenciliğin doğası gereği ağır ve tehlikeli koşullarına maruz kalabilecek çocuk ve genç işçilerin korunmasını amaçlamıştır. Anılan düzenlemeyi tamamlayıcı nitelikte kabul edilen 124 No’lu Yeraltı İşlerinde Çalışan Gençlerin Sağlık Muayenesine İlişkin Öneri ise, yeraltında çalışacak genç işçiler bakımından işe girişte ve belirli aralıklarla zorunlu sağlık muayenesi öngörülerek erken aşamada tespit edilmesini hedeflemiştir.23 Bu sözleşmelerle getirilen bağlayıcı yükümlülüklerin uygulamada etkinleştirilmesini desteklemek üzere kabul edilen 125 No’lu Tavsiye Kararı ile de genç işçilerin çalışma süreleri, dinlenme hakları ve gözetim koşullarına ilişkin teknik ve idari esaslar belirlenmiş; böylece yeraltı madenciliğinde kırılgan grupların korunmasına yönelik yaş, sağlık ve çalışma koşullarını birlikte ele alan tamamlayıcı bir normatif çerçeve oluşturulmuştur.24 1970 sonrasında ise Uluslararası Çalışma Örgütü madencilik alanına ilişkin normatif yaklaşımı, çevresel ve teknik risklerin düzenlenmesi şeklinde ele alarak daha bütüncül bir iş sağlığı ve güvenliği rejiminin inşasına yönelmiştir.25 Bunların ilk örneklerinden olan 148 No’lu Çalışma Ortamında Hava Kirliliği, Gürültü ve Titreşim Sözleşmesi, çalışma ortamında maruz kalınan fiziksel ve çevresel etkenlerin işçi sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini sınırlandırmayı amaçlamış; madencilik gibi hava kirliliği, gürültü ve titreşimin yoğun olarak görüldüğü sektörler bakımından asgari koruma standartları getirmiştir.26
1980’li yıllarda ise, iş sağlığı ve güvenliği, yalnızca belirli risk türleri üzerinden değil, tüm çalışma ilişkilerini kapsayan genel ve sistematik bir çerçeve içinde ele alınmıştır. Bu doğrultuda kabul edilen 155 No’lu İş Sağlığı ve Güvenliği ve Çalışma Ortamına İlişkin Sözleşme, iş sağlığı ve güvenliği alanında tüm sektörler bakımından geçerli bir çatı düzenleme niteliği taşımış; devletlere ulusal politika oluşturma, işverenlere ise riskleri kaynağında önleme ve güvenli çalışma koşullarını sağlama yükümlülüğü yüklemiştir. 27 Aynı doğrultuda işyerlerinde iş sağlığı hizmetlerinin kurulması ve sürdürülmesi, işçilerin sağlık durumlarının düzenli olarak izlenmesi amaçlanarak imzalanan 161 No’lu İş Sağlığı Hizmetleri Sözleşmesi, madencilik sektöründe meslek hastalıklarının yaygınlığı ve uzun süreli maruziyetin yarattığı sağlık riskleri dikkate alındığında, bu düzenleme periyodik sağlık gözetimi yoluyla risk değerlendirmesi, erken teşhis ve koruyucu sağlık anlayışının kurumsallaşması bakımından özel bir önem taşımaktadır.28 Yine 155 ve 161 No’lu sözleşmelere tamamlayıcı nitelikte kabul edilen 164 No’lu Tavsiye Karar ise risk değerlendirmesi, işçi katılımı ve denetim mekanizmalarına ilişkin ayrıntılı ilkeler ortaya koyarak, özellikle madencilik gibi tehlikeli iş kollarında önleyici güvenlik kültürünün kurumsallaştırılmasına yönelik bir çerçeve sunmuştur.29
Tüm bu genel kapsamlı kararlarla beraber Uluslararası Çalışma Örgütü, belirli maddelere ve maruziyet türlerine özgü riskleri de düzenleme yoluna gitmiştir. Bu kapsamda kabul edilen 162 No’lu Asbestin Güvenli Kullanımı Sözleşmesi, asbest madenleri ile asbestle temas riski bulunan madencilik faaliyetlerinde işçilerin korunmasını hedeflemiştir.30 Anılan düzenlemeyi tamamlayan 172 No’lu Tavsiye Karar ise asbest minerallerinin çıkarılması ve diğer faaliyetler gerçekleştirilirken maruziyetin izlenmesi, işçilerin eğitimi ve kişisel koruyucu donanımların kullanımı gibi hususlarda ayrıntılı teknik öneriler getirmiştir.31
1990’lı yıllardan itibaren ise Uluslararası Çalışma Örgütü, madencilik alanına ilişkin normatif yaklaşımında belirgin bir yön değişikliğine giderek, madenciliği genel iş sağlığı ve güvenliği rejimi içerisinde ele alınan bir faaliyet alanı olmaktan çıkarıp, ayrı ve kendine özgü riskler barındıran özel bir düzenleme alanı olarak değerlendirmeye başlamıştır. İlk örneklerden olan 176 No’lu Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi ile normatif düzeyde somutlaşmıştır. Bu sözleşmeyle ilişkili olarak kabul edilen 183 No’lu Tavsiye Karar ise, bağlayıcı bir norm niteliği taşımamakla birlikte; risklerin önlenmesi, işçilerin eğitimi ve yeterliliği, kazaların bildirilmesi, acil durum ve kurtarma düzenlemeleri ile maden işletmelerinin teknik ve örgütsel yapısına ilişkin ayrıntılı yönlendirmeler getirerek, madencilik faaliyetlerinde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin uluslararası standartların çerçevesini çizmiştir. 32
Bu normatif çerçeve, 2000’li yıllarda da genel iş sağlığı ve güvenliği rehber ve sözleşmeleriyle şekillenmiştir. Bunlardan biri olan ILO-OSH 2001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemleri Rehberi, maden işletmeleri dâhil olmak üzere işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemlerinin kurulmasına yönelik bütüncül bir model sunarak, risk değerlendirmesi, sürekli izleme ve işçi katılımına dayalı önleyici yaklaşım hedeflemiştir.33 Son olarak kabul edilen 187 No’lu İş Sağlığı ve Güvenliğini Geliştirme Çerçevesi Sözleşmesiile de iş sağlığı ve güvenliği alanında sürekli iyileştirme ilkesi benimsenmiş; madencilik sektörü yüksek riskli faaliyet alanları arasında öncelikli bir konuma yerleştirilerek, ulusal politika ve programların sürekliliği vurgulanmıştır.34
Tüm bu süreç bir bütün olarak incelendiğinde, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün madencilik alanına ilişkin normatif yaklaşımının, başlangıçta çalışma süreleri ve belirli gruplara yönelik yasaklayıcı düzenlemelerle sınırlı bir korumadan zaman içerisinde iş kazaları ve meslek hastalıklarının sosyal güvenlik mekanizmaları yoluyla telafisine dayalı bir modele evrildiği anlaşılmaktadır. Bu yönüyle söz konusu düzenlemeler, yalnızca teknik güvenlik önlemlerinin standartlaştırılmasını değil; aynı zamanda devletlerin düzenleme, denetim ve politika oluşturma yükümlülüklerinin kapsamını genişleten bütüncül bir madencilik hukuku perspektifinin inşasına da zemin hazırlamıştır.35
3. Madencilik Alanında Türk Mevzuatının Uluslararası Çalışma Örgütü Standartlarıyla Uyumunun İncelenmesi
Türkiye’nin 1932 yılında Uluslararası Çalışma Örgütü’ne üyeliği ve 1952 yılında “Yakın ve Orta Doğu İnsan Gücü Saha Ofisi” adıyla İstanbul’da açtığı ofisle beraber hükümet, işveren ve işçi örgütlerinin yanı sıra diğer ulusal ve uluslararası ortaklarla etkin iletişim kurulması sağlanmış ve böylece Çalışma Örgütü’nün benimsediği ilke ve değerlerin mevzuatlarla desteklenmesi mümkün hale gelmiştir.36
Nitekim, 1930’ların sonunda devlet tarafından onaylanan sözleşmeler ile mevzuat şekillenmeye başlamış ve sözleşmeler gibi iş sağlığı ve güvenliği mevzuatlarında genel iş hukuku rejiminden kısmen ayrışan, koruyucu ve telafi edici unsurların bir arada bulunduğu erken dönem bir normatif yapı tesis edilmeye başlanmıştır. Yukarıda detaylı olarak açıkladığımız sözleşmelerin yanı sıra günümüze kadar örgütün temel çalışma haklarına ilişkin sekiz sözleşmenin de bulunduğu uluslararası çalışma sözleşmelerinden 55’ini onaylayarak mevzuatı ilgili sözleşmelere uyumlu bir biçimde şekillendirmektedir.37
Bu gelişmeler doğrultusunda oluşturulan 1475 sayılı İş Kanunu ile 7/7583 sayılı İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü, günümüzdeki iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının da şekillenmesinde temel rol oynamış; 31 yılı geçkin süre boyunca uygulamaya yön veren başlıca mevzuat metinleri arasında yer almıştır.38 İlgili Kanun ile birlikte önceki kanunlarda olduğu gibi sözleşmeye uygun bir şekilde maddeler düzenlenmeye çalışılmış ve ayrıca, madencilik için önem arz eder nitelikte Maden ve Taş Ocakları İşletmelerinde ve Tünel Yapımında Alınacak İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Önlemlerine İlişkin Tüzük, Tekel Dışı Bırakılan Patlayıcı Maddelerle Av Malzemesi Benzerlerinin Üretimi, İthali, Taşınması, Saklanması, Depolanması, Satışı, Kullanılması, Yok Edilmesi, Denetlenmesi Usul ve Esaslarına İlişkin Tüzük ve Maden ve Taşocakları İşletmelerinde ve Tünel Yapımında Tozla Mücadeleyle İlgili Yönetmelik yayımlanarak maden işçilerinin sağlık ve güvenlikleri ile çalışma koşullarının Örgüt standartlarına uygun bir biçimde düzenlenmesi amaçlanmıştır.39
Ancak, ilgili kanun, tüzük ve yönetmeliklerle işverene yüklenen sorumlulukların kapsamının dar ve belirleyici ölçütlerden yoksun kaldığı anlaşılmaktır. Örneğin, ilgili dönemde mülga kanun m. 73, “Her işveren, işyerinde işçilerinin sağlığını ve işgüvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları araçları noksansız bulundurmakla yükümlüdür.” şeklinde düzenlenmiş olup ilgili kanun ile Uluslararası Çalışma Örgütü standartları gereği işverenin yükümlülüğünü ilke düzeyinde kabul etmekle birlikte, hangi önlemlerin ‘gerekli’ sayılacağına ilişkin objektif, somut ve denetlenebilir kriterler öngörmemiştir.40 Bu durum, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin koruyucu yükümlülüklerin uygulamada büyük ölçüde işverenin değerlendirmesine ve teknik takdirine bırakılmasına yol açmış; özellikle madencilik gibi yapısal olarak yüksek risk barındıran sektörlerde, önleyici bir güvenlik rejiminin etkin biçimde tesis edilmesini güçleştirmiştir.
İlgili düzenlemelerde ortaya çıkan muğlaklıklar ve yapısal eksiklikler, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün yıllık raporları ve tavsiye kararlarında eleştirilere konu edilmiş; söz konusu eleştiriler, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyelik başvurusu sonrasında başlatılan müzakere süreciyle birlikte hükümet; iş koşulları, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanlarında Avrupa Birliği direktiflerine uyum sağlanması yönünde yeni kanun metinlerinin hazırlanmasını gündeme getirmiştir.41
İlgili kapsamda oluşturulan güncel mevzuatımız 4857 sayılı İş Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu oluşturulmuşsa da gerek iş sağlığı ve güvenliği gerekse çalışma koşulları bakımından madencilik sektörünün taşıdığı özgül ve yüksek risklerin sonuçlarından uygulamada yeterince korunulamadığı görülmektedir.42 Nitekim Kozlu, Karadon, Soma, Ermenek, Şirvan ve Amasra’da meydana gelen büyük ölçekli maden faciaları, mevcut düzenlemelerin kimi zaman eksik kimi zaman ise uygulamada önleyici işlevini etkin biçimde yerine getiremediğini açıkça ortaya koymuştur.43
İlgili mevzuatın maden faaliyetlerindeki yeri tek tek incelendiğinde; 2005 yılında onaylanan 161 No’lu İş Sağlığı Hizmetleri Sözleşmesi ile devletlere yüklenen iş sağlığı hizmetlerinin kurulması ve risklerin sistematik biçimde değerlendirilmesi yükümlülüğünün, Türk hukukunda 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4/1(a) maddesi ile işverenin risk değerlendirmesi yapma ve gerekli önleyici tedbirleri alma borcu kapsamında pozitif bir yükümlülük hâline getirildiği; bu yönüyle anılan düzenlemenin Uluslararası Çalışma Örgütü’nün önleyici iş sağlığı ve güvenliği standartlarıyla uyumlu bir normatif çerçeve ortaya koyduğu görülmektedir.44
Bir diğer önlem olan olan işçilere kişisel koruyucu donanım verilmesi hususunda ise Çalışma Örgütü’nün 2004 yılında onaylanan 155 No’lu İş Sağlığı ve Güvenliği ve Çalışma Ortamına İlişkin Sözleşmesi gereği risklerin önlenmesi gibi önlenemeyen riskler bakımından işçilere uygun ve ücretsiz kişisel koruyucu donanım sağlama yükümlülüğünü işverenlere ancak 2013 yılında çıkarılan Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmelik ile yüklemiştir.45 Ancak, 2014 yılında meydana gelen ve cumhuriyetin en büyük maden facialarından olan Soma Maden faciası, işçilere kişisel koruyucu donanımların düzenli ve yeterli biçimde sağlanmadığını; sağlanan donanımların ise bakım, uygunluk ve kullanım denetimi bakımından ciddi eksiklikler içerdiğini ortaya koyarak mevzuatın yetersiz ve caydırıcı olmadığını bu sebeple fiili uygulamada iş sağlığı ve güvenliği bakımından etkin bir koruma sağlayamadığını açık bir biçimde göstermiştir.46 İlgili eleştirileri göğüsleyen Türkiye, 4 Aralık 2014 yılında 176 No’lu Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi’ni imzalayıp onaylamışsa da günümüze kadar mevzuat bakımından eleştirileri engeller herhangi bir değişiklik gerçekleşmemiştir.47 Maden işçilerinin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin bir diğer önemli husus ise maden işyerlerinde İş Güvenliği Uzmanı, İşyeri Hekimi ve diğer sağlık personelinin görevlendirilmesi olup Çalışma Örgütü’nin 2004 yılında onaylanan 155 No’lu Sözleşme ve 161 No’lu Sözleşmesi kapsamında 29116 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun m. 16 ile ile yapılan değişiklikler ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m. 6’ya eklenen hükümler ile on veya daha fazla çalışanı olan çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde işverenler iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi dışında diğer sağlık personellerini de görevlendirme yükümlülüğüne yer verilmiştir.48 Ancak, on veya daha az çalışanı olan maden gibi yüksek riskli iş yerleri için ilgili zorunluluğa yer verilmemesi doktrinde eleştirilere konu olmaktadır.49 Ayrıca, 4857 sayılı İş Kanunu ile iş güvenliği uzmanı ile birlikte madenlerde ayrıca bir daimi nezaretçi görevlendirilmesi zorunluluk haline getirilmiş olup kanaatimizce işbu düzenleme olası iş kazalarını önlemek amacıyla pozitif nitelik taşımakladır.50
Madenlerde işçilere iş sağlığı ve güvenliği eğitimi hususunda 155 ve 176 No’lu Sözleşme gibi 183 No’lu Tavsiye Kararı gözeten Türkiye, 5510 sayılı Kanun’un 17. maddesi ile işverenin çalışanlara iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini verilme yükümlülüğüne yer verdiği gibi Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıfta Yer Alan İşlerde Çalıştırılacakların Mesleki Eğitimlerine Dair Yönetmelik ve 28770 sayılı Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği ile mesleki eğitim verilmesi, belgelendirilmesi ile ilgili geçerli belgeler ve denetlenmesi hukuki bir yükümlülük hâline getirilmesini amaçlamıştır.51 Ancak, her ne kadar Tavsiye Karar ile eğitimin; çalışılan madenin teknik özellikleri, kullanılan ekipmanlar, karşılaşılan gaz, yangın ve göçük riskleri ile acil durum ve kurtarma senaryolarını kapsayacak şekilde işe ve işyerine özgü olarak planlanması aranmaktaysa da Türk mevzuatında eğitim bir bütün olarak tüm tehlikeli işler için düzenlenmiş ve ağırlıklı olarak mesleki eğitim alma ve bu eğitimi belgelendirme yükümlülüğünden ibaret derece soyut ve sınırlı niteliğe sahiptir.
Son olarak önleyici çevreye ilişkin koruyucu hükümlerden olan Havalandırma ve Çıkış Tünelleri bulundurma, 17 No’lu Söleşme’nin 6. maddesi ile devletlere sorumluluk olarak yüklenmiş ve 183 No’lu Tavsiye Karar ile “işçilerin erişim sağladığı tüm yer altı maden kazı alanlarının ve diğer alanların, patlama riskinin ortadan kaldırıldığı veya asgariye indirildiği, çalışma koşullarının kullanılan çalışma yöntemi ve işçilere yüklenen fiziksel performans açılarından yeterli düzeyde olduğu bir atmosferin muhafaza edilmesi için uygun şekilde havalandırılması, gaz, toz, radyasyon ve iklim koşullarına ilişkin ulusal standartlara da riayet edilmesi gerektiği” yönünde tavsiyeler verilmişse de ilgili husus yalnızca, yine eğitimlerin de atıf yapıldığı, Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik ve “Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği ile düzenlenmişse de öngörülen idari yaptırımların düşük düzeyde kalması ve uygulamada yeterince etkin denetim sağlanamaması nedeniyle, söz konusu yükümlülüklerin caydırıcı bir önleyici güvenlik rejimi oluşturmakta yetersiz kaldığı görülmektedir.52
İlgili eksiklikler gözeten Örgüt, Uluslararası Çalışma Standartlarına Uyulması Yoluyla Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliğinin Geliştirilmesi projeleri ile projeleri ile, iş sağlığı ve güvenliği alanında uluslararası normların iç hukuka aktarılmasını ve uygulanmasını desteklemeyi; kurumsal kapasitenin güçlendirilmesini, denetim mekanizmalarının etkinliğinin artırılması amacıyla üç taraflı toplantılar hazırlamaktaysa da mevcut durumda madenlerde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin yapısal sorunların büyük ölçüde varlığını koruduğu görülmektedir.
Sonuç
Barbar topluluklar arasında olduğu gibi, yazılı tarih devirlerinin en eski toplumlarından günümüze varlığını koruyan maden sektörü; üretim ilişkilerinin ve teknolojik imkânların dönüşümüne paralel olarak kimi değişiklikler göstermişse de insan sağlığı ve yaşamı bakımından taşıdığı yapısal riskler nedeniyle olası riskleri önlemek amacıyla devletlerin her zaman özel düzenlemelerine konu olmuştur.
İlgili çalışma ile de ilk bölümde Türkiye’de maden güvenliği politikalarının Örgüte üyelik öncesi tarihsel gelişimi incelenmiş, ikinci bölümde Çalışma Örgütü’nün madenciliğe ilişkin tarihsel konjonktürde tutumu ve sözleşmelerine yer verilmiş ve üçüncü bölüm ile Türk mevzuatında maden güvenliğine ilişkin düzenlemeler, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün başta 155, 161 ve 176 No’lu sözleşmeleri olmak üzere ilgili standartlarıyla karşılaştırmalı olarak incelenmiş; normatif düzeyde sağlanan uyum ile fiilî uygulama arasındaki kopuş noktaları ortaya konulmuştur. Bu inceleme neticesinde ulaşılan sonuç, Türkiye’de maden güvenliğine ilişkin mevzuatın önemli ölçüde Uluslararası Çalışma Örgütü standartlarını esas alan bir normatif çerçeveye kavuştuğunu; ancak bu çerçevenin özellikle denetim, yaptırım ve uygulama boyutlarında kanundan ziyade yönetmelik gibi üçüncü ve dördüncü derece mevzuatlarla şekillenerek yeterince bütüncül, öngörülebilir ve caydırıcı bir koruma rejimi oluşturamadığını ortaya koymaktadır.
DİPNOT
- Türk Dil Kurumu, “Maden”, Güncel Türkçe Sözlük, https://sozluk.gov.tr, (Erişim Tarihi: 20.02.2025).
- Uluslararası Çalışma Örgütü 123 No’lu Asgari Yaş (Yeraltı İşleri) Sözleşmesi (Kanun Tarih ve Sayısı: 8.5.1991 / 3729; Resmî Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 21.5.1991 / 20877).
- Çiçek Öçal / Mehmet Öçal, “Dünyada ve Türkiye’de İş Sağlığı ve İş Güvenliğinin Tarihsel Gelişimi”, Hak İş Uluslararası Emek ve Toplum Dergisi, C. 5, S. 11, 2016, s. 125.
- Ereğli Havzai Fahmiyesi Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun (Kanun No: 151, Kabul Tarihi: 10.09.1921, Yürürlüğe Giriş Tarihi: 10.09.1921).
- Özkan Demir, “Cumhuriyet Döneminde Maden İşletmelerinde İşçi Haklarını Belirlemeye Yönelik Bazı Düzenlemeler (Ergani Bakır İşletmesi ve Ereğli Kömür İşletmesi Örnekleri)”, Mt Bilimsel, 2020, s. 45.
- II. Dünya Savaşının patlak vermesiyle yürürlüğe giren Millî Korunma Kanunu kapsamında Koordinasyon Kurulu Kararı ile 16 yaşından büyük erkek çocuklarının maden işlerinde çalıştırılmasına cevaz verilmiştir (22.2.1941 tarih ve 106 numaralı KKK [MAKAL, Ahmet. “65. Yılında Koruma Kanunu: Çalışma İlişkileri ve İş Mükellefiyeti”, AÜ SBF Gelişme ve Toplum Araştırmaları Merkezi Tartışma Metinleri, No: 76, 2004 s. 1’den naklen])
- Demet Cansız, “İlk İş Kanunu Öncesi Dönemde Çalışma Hayatı ve Türk İşçilere Tahsis Edilen Hizmet Grupları”, Türk Dünyası Araştırmaları, C. 123, S. 243, 2019, s. 450; Demir, s. 46.
- Umumi Hıfzıssıhha Kanunu (Kanun No: 1593, Kabul Tarihi: 24.04.2930, Yürürlüğe Giriş Tarihi: 06.05.1930); İş Kanunu (Kanun No: 3330, Kabul Tarihi: 15.06.1936, Yürürlüğe Giriş Tarihi: 08.06.1936); Ereğli Kömür Havzası Maden Ocaklarında Çalışan İşçiler Sıhhi İhtiyaçlarımızı Teminine Dair Nizamname (Kanun No: 181/192/1015, Kabul Tarihi: 28.07.1942, Yürürlüğe Giriş Tarihi: 25.08.1942); Maden İşletmelerinde Alınacak Emniyet Tedbirleri Hakkında Nizamname (Kanun No: 915-1-1/2694, Kabul Tarihi: 28.05.1953, Yürürlüğe Giriş Tarihi: 18.08.1953); İş Kazaları ile Meslek Hastalıkları ve Analık Sigortaları Kanunu (Kanun No: 4772, Kabul Tarihi: 27.06.1945, Yürürlüğe Giriş Tarihi: 07.07.1945); Maden Kanunu (Kanun No: 6309, Kabul Tarihi: 10.06.1954, Yürürlüğe Giriş Tarihi: 24.06.1954); Ağır ve Tehlikeli İşler Tüzüğü (Kararname No: 3/7896, Yürürlüğe Giriş Tarihi: 1948); İş Kanunu (Kanun No: 931, Kabul Tarihi: 08.06.1967, Yürürlüğe Giriş Tarihi: 12.08.1967). İlgili kanun, yürürlükte olan diğer yasaların tekrarı olması ve bazı yürürlükteki maddelerle uyuşmazlık olduğundan Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir (Anayasa Mahkemesi, E. 1967/40 K.1970/26 T.:14/5/1970 RG. 11.5.1971/13833); Sosyal Sigortalar Kanunu (Kanun No: 506, Kabul Tarihi: 17.07.1964, Yürürlüğe Giriş Tarihi: 01.08.1964).
- Orhan Koçak / Nazlıhan Koray, “İş Sağlığı ve Güvenliği Konusunda Avrupa Birliği Uygulamaları ve Türkiye’ye Yansımaları”, OPUS Uluslararası Toplum Araştırmaları Dergisi, C. 8, S. 15, 2018, s. 1779; Mihrican Zorlu, “Millî Korunma Kanunu Versus 3008 Sayılı İş Kanunu: Emeği Denetim Altına Alan ve Sermaye Birikimini Destekleyen Bir Kanun”, Sosyal Güvenlik Dergisi, C. 4, S. 1, 2014, s. 123; Murat Kara, “Ereğli Kömür Havzası’nda II. Mükellefiyet Zorunlu Çalıştırma (1940–1947)”, Uluslararası Yönetim İktisat ve İşletme Dergisi, C. 7, S. 14, 2011, s. 414.
- Özal Çiçek / Mehmet Öçal, “Dünyada ve Türkiye’de İş Sağlığı ve İş Güvenliğinin Tarihsel Gelişimi”, Hak-İş Uluslararası Emek ve Toplum Dergisi, C. 5, S. 11, 2016, s. 110; Tarja Halonen / Ulla Liukkunen, The ILO and Transformation of Labour Law, Springer International Publishing AG, Switzerland, 2021, s. 2; Dorothea Hoehtker, “L’OIT, les normes et l’histoire”, Revue internationale de droit économique, C. 33, S. 4, 2019, s. 479; Jeffrey V. Johnson / Jane Lipscomb, “Long Working Hours, Occupational Health and the Changing Nature of Work Organization”, American Journal of Industrial Medicine, C. 49, S. 11, 2006, s. 921–922.
- Uluslararası Çalışma Örgütü’nün öncülü olarak kabul edilen İşçilerin Hukuki Korunması için Uluslararası Derneği (AIPLT) başkanlığında yürütülen konfernaslar ile sanayide kadınların gece çalışmasının yasaklanmasına ve kibrit üretiminde beyaz fosfor kullanımının yasaklanmasına ilişkin ilk iki uluslararası sözleşme 1906 yılında kabul edilmiştir (Hoethker, s. 480’den naklen).; Halonen / Liukkunen, s. 3; Hoehtker, s. 480; Recep Kapar, “Adil Bir Küreselleşme İçin Sosyal Adalet Uluslararası Çalışma Örgütü Bildirgesi”, Çalışma ve Toplum Dergisi, C. 4, S. 23, 2009, s. 62-63.
- Belçika, Küba, Çekoslovakya, Fransa, İtalya, Japonya, Polonya, Birleşik Krallık ve ABD’nin kurucusu olduğu örgütün mevcut durumda 187 üye devleti bulunmaktadır. Daha fazla bilgi için inceleyiniz: https://www.ilo.org/tr/resource/ilonuntarihcesi#:~:text=ABD’deki%20Amerikan%20%C4%B0%C5%9F%C3%A7i%20Federasyonu,Polonya%2C%20Birle%C5%9Fik%20Krall%C4%B1k%20ve%20ABD, https://www.ilo.org/tr/ilo-hakk%C4%B1nda/h%C3%BCk%C3%BCmetler; Halonen / Liukkunen, s. 3.
- Uluslararası Çalışma Örgütü, Çalışma Saatleri (Kömür Madenleri) Sözleşmesi (Sözleşme No: 31, Kabul Tarihi: 1931). https://normlex.ilo.org/dyn/nrmlx_en/f?p=NORMLEXPUB:12100:0::NO:12100:P12100_INSTRUMENT_ID:312176:NO.
- Daha fazla bilgi için inceleyiniz:https://normlex.ilo.org/dyn/nrmlx_en/f?p=1000:11300:0::NO:11300:P11300_INSTRUMENT_ID:312176
- Uluslararası Çalışma Örgütü, Yeraltı İşleri (Kadınlar) Sözleşmesi (Sözleşme No: 45, Kabul Tarihi: 1935); Dilek Şenel, “4857 Sayılı İş Kanunu Çerçevesinde Dezavantajlı Gruplara Yönelik Düzenlemeler ve Dezavantajlı Grupların İşgücü Piyasasındaki Görünümü”, Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 15, S. 1, 2025, s. 668.
- Daha fazla bilgi için inceleyiniz: https://normlex.ilo.org/dyn/nrmlx_en/f?p=NORMLEXPUB:11300:0::NO:11300:P11300_INSTRUMENT_ID:312190:NO.
- Uluslararası Çalışma Örgütü, İş Teftişi Sözleşmesi (Sözleşme No: 81, Kabul Tarihi: 1947). https://www.ilo.org/tr/resource/102-nolu-sosyal-guvenlik-asgari-standartlar-sozlesmesi; Kaan Koçali, “Workplace Inspections in Turkey Conducted Within the Scope of ILO Labor Inspection Convention”, Asya Studies, C. 8, S. 27, 2024, s. 242; Merve Kutlu, “81 Sayılı Sanayi ve Ticarette İş Teftişi Hakkındaki Uluslararası Çalışma Sözleşmesi ve Türkiye’de İş Denetimi”, Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 5, S. 1, 2020, s. 2309.
- Uluslararası Çalışma Örgütü, Sosyal Güvenlik (Asgari Standartlar) Sözleşmesi (Sözleşme No: 102 , Kabul Tarihi: 1952). https://www.ilo.org/tr/resource/102-nolu-sosyal-guvenlik-asgari-standartlar-sozlesmesi
- Guy Standing, “The International Labour Organization”, New Political Economy, C. 15, S. 2, 2010, s. 310.
- Uluslararası Çalışma Örgütü, Sosyal Güvenlik (Asgari Standartlar) Sözleşmesi (Sözleşme No: 121, Kabul Tarihi: 1952). https://normlex.ilo.org/dyn/nrmlx_en/f?p=NORMLEXPUB:55:0::NO::P55_TYPE%2CP55_LANG%2CP55_DOCUMENT%2CP55_NODE:CON%2Cen%2CC121%2C%2FDocument
- Uluslararası Çalışma Örgütü, Radyasyondan Korunma Sözleşmesi (Sözleşme No: 115, Kabul Tarihi: 1960). https://www.ilo.org/tr/resource/115-nolu-radyasyondan-korunma-sozlesmesi; Uluslararası Çalışma Örgütü, 119 No’lu Makinaların Korunma Tertibatı ile Teçhizi Sözleşmesi (Sözleşme No: 119, Kabul Tarihi: 1963). https://www.ilo.org/tr/resource/119-nolu-makinalarin-korunma-tertibati-ile-techizi-sozlesmesi
- Uluslararası Çalışma Örgütü, Asgari Yaş (Yeraltı İşleri) Sözleşmesi (Sözleşme No: 123, Kabul Tarihi: 1965). https://www.ilo.org/tr/resource/123-nolu-asgari-yas-yeralti-isleri-sozlesmesi.
- Uluslararası Çalışma Örgütü, Asgari Yaş (Yeraltı İşleri) Sözleşmesi (Sözleşme No: 124, Kabul Tarihi: 1965). https://normlex.ilo.org/dyn/nrmlx_en/f?p=NORMLEXPUB:12100:0::NO:12100:P12100_INSTRUMENT_ID:312269:NO.
- Uluslararası Çalışma Örgütü, Conditions of Employment of Young Persons (Öneri No: 125). https://normlex.ilo.org/dyn/nrmlx_en/f?p=NORMLEXPUB:12100:0::NO:12100:P12100_INSTRUMENT_ID:312463:NO; H. T. Dao, “ILO Standards for the Protection of Children”, Nordic Journal of International Law, C. 58, S. 1, 1989, s. 58; İlke Gürsel, “Çalışan Çocuk ve Gençlerin Korunması”, Journal of Istanbul University Law Faculty, C. 74, S. 1, 2016, s. 420.
- Ali Kemal Nurdoğan, “Uluslararası Çalışma Örgütünün (UÇÖ-ILO) Yüzüncü Yıl Dönümü ve Türkiye İlişkileri”, Bitlis Eren Üniversitesi Akademik İzdüşüm Dergisi, C. 3, S. 4, 2018, s. 82.
- Uluslararası Çalışma Örgütü, Çalışma Ortamında Hava Kirliliği, Gürültü ve Titreşim Sözleşmesi (Sözleşme No: 148, Kabul Tarihi: 1977). https://normlex.ilo.org/dyn/nrmlx_en/f?p=NORMLEXPUB:12201:0::NO:12201:P12201_INSTRUMENT_ID:312293:NO.
- Uluslararası Çalışma Örgütü, Sağlık Hizmetlerine İlişkin Sözleşme (Sözleşme No: 161, Kabul Tarihi: 1985). https://www.ilo.org/tr/resource/161-nolu-saglik-hizmetlerine-iliskin-sozlesme.
- Uluslararası Çalışma Örgütü, İş Sağliği ve Güvenliği ve Çalışma Ortamına İlişkin Sözleşme (Sözleşme No: 155, Kabul Tarihi: 1981). https://www.ilo.org/tr/resource/155-nolu-sagligi-ve-guvenligi-ve-calisma-ortamina-iliskin-sozlesme.
- Uluslararası Çalışma Örgütü, İş Sağlığı ve Güvenliği Tavsiyesi (Karar No: 164, Tarihi: 1981). https://normlex.ilo.org/dyn/nrmlx_en/f?p=NORMLEXPUB:12100:0::NO:12100:P12100_INSTRUMENT_ID:312502:NO; Tuğçe Karakaya / Tuğba Tuna Çolak / Ali Naci Yıldız, “İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri”, İş Sağlığı ve Güvenliği Meslek Hastalıkları, Hacettepe Üniversitesi, 2020, s. 126.
- Uluslararası Çalışma Örgütü, İş Sağliği ve Güvenliği ve Çalışma Ortamına İlişkin Sözleşme (Sözleşme No: 162, Kabul Tarihi: 1986). https://normlex.ilo.org/dyn/nrmlx_en/f?p=NORMLEXPUB:12100:0::NO:12100:P12100_INSTRUMENT_ID:312307:NO.
- Uluslararası Çalışma Örgütü, Asbest Tavsiyesi (Karar No: 172, Tarihi: 1986). https://normlex.ilo.org/dyn/nrmlx_en/f?p=NORMLEXPUB:12100:0::NO:12100:P12100_INSTRUMENT_ID:312510:NO.
- Uluslararası Çalışma Örgütü, Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi (Sözleşme No: 176, Kabul Tarihi: 1995). https://www.ilo.org/tr/resource/176-nolu-madenlerde-guvenlik-ve-saglik-sozlesmesi-1995; Uluslararası Çalışma Örgütü, Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Tavsiyesi, (Tavsiye No: 183, Kabul Tarihi: 1995). https://normlex.ilo.org/dyn/nrmlx_en/f?p=NORMLEXPUB:12100:0::NO:12100:P12100_INSTRUMENT_ID:312521:NO; Kaj Elgstrand / Eva Vingård, Occupational Safety and Health in Mining: Anthology on the Situation in 16 Mining Countries, University of Gothenburg, 2013, s. 99.
- Uluslararası Çalışma Örgütü, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemleri Rehberi, (Rehber No: ILO- OSH, Kabul Tarihi: 2001). https://www.ilo.org/publications/guidelines-occupational-safety-and-health-management-systems-ilo-osh-2001.
- Uluslararası Çalışma Örgütü, İş Sağlığı ve Güvenliğini Geliştirme Çerçeve Sözleşmesi, (Sözleşme No: 187, Kabul Tarihi: 2006). https://www.ilo.org/tr/resource/187-nolu-sagligi-ve-guvenligini-gelistirme-cerceve-sozlesmesi.
- Hilgert, Jeffrey. “The ILO’s Safety and Health in Mines Convention: Reframing the Scope of Obligations for a Sustainable World”. Turkish Journal of International Relations, C. 14, S. 4, Y. 2016, s. 67-68.
- Daha fazla bilgi için lütfen inceleyiniz: https://www.ilo.org/tr/regions-and-countries/europe-and-central-asia/t%C3%BCrkiye#:~:text=T%C3%BCrkiye%2C%201932%20y%C4%B1l%C4%B1nda%20ILO’ya,%22ILO%20Ankara%20Ofisi%22%20a%C3%A7%C4%B1lm%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1r.
- Daha fazla bilgi için lütfen inceleyiniz: https://www.ilo.org/tr/regions-and-countries/europe-and-central-asia/ilo-turkiye-ofisi/turkiyenin-onayladigi-ilo-sozlesmeleri. Bakanlık, ilgili sözleşme sayısını 56 olarak bildirmektedir (T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Türkiye Tarafından Onaylanan ILO Sözleşmeleri (Yayın No: 08, Tarih: 2014)
- İş Kanunu (Kanun No: 1475, Kabul Tarihi: 25.08.1971, Yürürlüğe Giriş Tarihi: 19.09.1971); İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü (Kararname No: 1475, Kabul Tarihi: 04.12.1973, Yürürlüğe Giriş Tarihi: 11.01.1974); Berna Gür, Yeraltı ve Yerüstü Kömür Madenlerinde Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Algılarının Belirlenmesi: Çorum Örneği (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), İstanbul Rumeli Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2020, s. 5; Atanur Karaahmetoğlu, Maden İşçilerinin Çalışma Koşulları ve Madenlerde Alınması Gerekli Önlemler (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Bursa Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, 2019, s. 42.
- Maden ve Taş Ocakları İşletmelerinde ve Tünel Yapımında Alınacak İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Önlemlerine İlişkin Tüzük (Kararname No: 84/8428, Kabul Tarihi: 13.08.1984, Yürürlüğe Giriş Tarihi: 22.10.1984); Tekel Dışı Bırakılan Patlayıcı Maddelerle Av Malzemesi Benzerlerinin Üretimi, İthali, Taşınması, Saklanması, Depolanması, Satışı, Kullanılması, Yok Edilmesi, Denetlenmesi Usul ve Esaslarına İlişkin Tüzük (Kararname No: 87/12028, Kabul Tarihi: 14.08.1987, Yürürlüğe Giriş Tarihi: 29.09.1987); Maden ve Taş Ocakları İşletmelerinde ve Tünel Yapımında Tozla Mücadeleyle İlgili Yönetmelik (RG: 14.09.1990 / 20635); C. Cengiz Göztepe / Burhan Erdim / Selim Akyıldız, “İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatında Sağlık ve Güvenlik Dokümanı Hazırlanışı”, https://api.maden.org.tr/uploads/portal/resimler/ekler/7dece01b3cdd63a_ek.pdf.
- Gaye Burcu Seratlı, “4857 Sayılı İş Kanunu’na Göre İş Sağlığı ve Güvenliği”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 60, S. 2, 2004, s. 214.
- Celal Emiroğlu / Levent Koşar, “İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Üzerine”, TTB Mesleki Sağlık ve Güvenlik Dergisi, C. 12, S. 43, 2012, s. 2; Karaahmetoğlu, s. 210; Abdullah Önal / İzzettin As, “Uluslararası Çalışma Örgütü’nün Denetim Faaliyeti Bağlamında Türkiye’ye İlişkin Raporlarının Değerlendirilmesi”, Sosyal Siyaset Konferansları Dergisi, S. 81, 2021, s. 304.
- İş Kanunu (Kanun No: 4857, Kabul Tarihi: 22.05.2003, Yürürlüğe Giriş Tarihi: 10.06.2003); Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (Kanun No: 5510, Kabul Tarihi: 31.05.2006, Yürürlüğe Giriş Tarihi: 16.06.2006); İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (Kanun No: 6331, Kabul Tarihi: 20.06.2012, Yürürlüğe Giriş Tarihi: 30.06.2012).
- Atanur Karaahmetoğlu, “6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Bağlamında Soma Madenlerinin İş Sağlığı ve Güvenliği Açısından Değerlendirilmesi”, Sosyal Siyaset Konferansları Dergisi, C. 76, 2019, s. 111. Mevzuatın eksik olduğu eleştirisine aksi yönde fikir için inceleyiniz: Aziz Çelik, “Organize Bir Katliam: Soma”, TTB Mesleki Sağlık ve Güvenlik Dergisi, C. 13, S. 49, 2013, s. 5.
- Karaahmetoğlu, s. 102; K. Ahmet Sevimli, “Türk Borçlar Kanunu m.417 ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Işığında Genel Olarak İşçinin Kişiliğinin Korunması”, C. 1, S. 36, 2013, s. 123.
- Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmelik (RG: 28695/ 02.07.2013); Karaahmetoğlu, s. 102-103; İlayda Yılmaz, Türk İş Hukuku İle İş Sağlığı ve Güvenliği Hukuku Çerçevesinde Maden İşçileri (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, 2023, s. 151.
- Hilgert, s. 60; Yılmaz, s. 151-152.
- Çelik, s. 13.
- Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (Kanun No: 5510, Kabul Tarihi: 31.05.2006, Yürürlüğe Giriş Tarihi: 16.06.2006); Emiroğlu / Koşar, s. 8; Yılmaz, s. 143.
- Karamehmetoğlu, s. 104.
- Karamehmetoğlu, s. 104.
- Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıfta Yer Alan İşlerde Çalıştırılacakların Mesleki Eğitimlerine Dair Yönetmelik (RG: 28706/13.07.2013); Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği (RG: 28770/19.09.2013); Emiroğlu / Koşar, s. 11; Karamehmetoğlu, s. 106; Yılmaz, s. 154.
- Yılmaz, s. 157.
KAYNAKÇA
- Cansız, D. (2019). İlk İş Kanunu öncesi dönemde çalışma hayatı ve Türk işçilere tahsis edilen hizmet grupları. Türk Dünyası Araştırmaları, 123(243), 447–464.
- Çelik, A. (2013). Organize bir katliam: Soma. TTB Mesleki Sağlık ve Güvenlik Dergisi, 13(49), 1–8.
- Çiçek, Ö. & Öçal, M. (2016). Dünyada ve Türkiye’de iş sağlığı ve iş güvenliğinin tarihsel gelişimi. Hak-İş Uluslararası Emek ve Toplum Dergisi, 5(11), 106–129.
- Dao, H. T. (1989). ILO standards for the protection of children. Nordic Journal of International Law, 58(1), 45–72.
- Demir, Ö. (2020). Cumhuriyet döneminde maden işletmelerinde işçi haklarını belirlemeye yönelik bazı düzenlemeler. MT Bilimsel, 43–54.
- Elgstrand, K. & Vingård, E. (2013). Occupational safety and health in mining: Anthology on the situation in 16 mining countries. University of Gothenburg.
- Emiroğlu, C. & Koşar, L. (2012). İş sağlığı ve güvenliği kanunu üzerine. TTB Mesleki Sağlık ve Güvenlik Dergisi, 12(43), 2–15.
- Göztepe, C. C., Erdim, B. & Akyıldız, S. (t.y.). İş sağlığı ve güvenliği mevzuatında sağlık ve güvenlik dokümanı hazırlanışı. https://api.maden.org.tr/uploads/portal/resimler/ekler/7dece01b3cdd63a_ek.pdf
- Gür, B. (2020). Yeraltı ve yerüstü kömür madenlerinde çalışanların iş sağlığı ve güvenliği algılarının belirlenmesi: Çorum örneği [Yayımlanmamış yüksek lisans tezi]. İstanbul Rumeli Üniversitesi.
- Gürsel, İ. (2016). Çalışan çocuk ve gençlerin korunması. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, 74, 415–464.
- Halonen, T. & Liukkunen, U. (2021). The ILO and the transformation of labour law. Springer.
- Hilgert, J. (2016). The ILO’s safety and health in mines convention. Turkish Journal of International Relations, 14(4), 59–69.
- Hoehtker, D. (2019). L’OIT, les normes et l’histoire. Revue Internationale de Droit Économique, 33(4), 477– 500.
- Johnson, J. V. & Lipscomb, J. (2006). Long working hours, occupational health and the changing nature of work organization. American Journal of Industrial Medicine, 49(11), 921–929.
- Kapar, R. (2009). Adil bir küreselleşme için sosyal adalet: ILO bildirgesi. Çalışma ve Toplum (23), 61–77.
- Karaahmetoğlu, A. (2019a). 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu bağlamında Soma madenlerinin değerlendirilmesi. Sosyal Siyaset Konferansları Dergisi, 76, 89–128.
- Karaahmetoğlu, A. (2019b). Maden işçilerinin çalışma koşulları ve madenlerde alınması gerekli önlemler [Yayımlanmamış yüksek lisans tezi]. Bursa Uludağ Üniversitesi.
- Koçak, O. & Koray, N. (2018). İş sağlığı ve güvenliğinde AB uygulamaları. OPUS Uluslararası Toplum Araştırmaları Dergisi, 8(15), 1779–1811.
- Koçali, K. (2022). Workplace inspections in Turkey within the scope of ILO convention no. 81. Asya Studies, 8(27), 241–254.
- Kutlu, M. (2020). 81 sayılı ILO İş Teftişi Sözleşmesi ve Türkiye. Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 5(1), 2307–2333.
- Makal, A. (2004). 65. yılında Millî Korunma Kanunu (Tartışma Metinleri No: 76). AÜ SBF Gelişme ve Toplum Araştırmaları Merkezi.
- Nurdoğan, A. K. (2018). ILO’nun 100. yılı ve Türkiye. Bitlis Eren Üniversitesi Akademik İzdüşüm Dergisi, 3(4), 78–95.
- Önal, A. & As, İ. (2021). ILO denetim raporları çerçevesinde Türkiye. Sosyal Siyaset Konferansları Dergisi (81), 285–323.
- Seratlı, G. B. (2004). 4857 sayılı İş Kanunu’na göre iş sağlığı ve güvenliği. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 60(2), 227–254.
- Sevimli, K. A. (2013). TBK m.417 ışığında işçinin kişiliğinin korunması. Legal İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi, 107–148.
- Standing, G. (2010). The International Labour Organization. New Political Economy, 15(2), 307–318.
- Şenel, D. (2021). 4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde dezavantajlı gruplar. SDÜ Hukuk Fakültesi Dergisi, 15(1), 657–699.
- Yılmaz, İ. (2023). Türk iş hukuku ve iş sağlığı ve güvenliği hukuku çerçevesinde maden işçileri [Yayımlanmamış yüksek lisans tezi]. Süleyman Demirel Üniversitesi.
- Zorlu, M. (2014). Millî Korunma Kanunu versus 3008 sayılı İş Kanunu. Sosyal Güvenlik Dergisi, 4(1), 119–145.
