I. Konu

Federal Mahkeme’de görülen bu davada tahkim şartı içeren bir sözleşmenin ifasına sürekli olarak katılan üçüncü bir tarafın, IPRG md. 178 ve New York Sözleşmesi md. II/2 kapsamında bu tahkim şartını zımni rıza ile kabul etmiş sayılıp sayılmayacağını ele alınmıştır. IPRG md. 178/1 1 ’e göre “Tahkim anlaşması yazılı veya metin şeklinde gösterilebilecek başka bir biçimde olmalıdır.” New York Sözleşmesi md. II/2’deki düzenlemeye göre ise “”Yazılı anlaşma” terimiyle karşılıklı olarak gönderilen mektup veya telgraflarda bulunan veya taraflarca imzalanmış mukaveleler içine konan hakem şartı veya bir hakem mukavelesi anlaşılır.”

II. Vakıalar

Ekim 2009’da Slovenya’da kurulmuş bir şirket olan ve merkez ofisi Ljubljana’da bulunan davacı A, tahkim şartı da içeren “Dağıtım Sözleşmesi” adlı bir sözleşme imzalamıştır. Bu maddeye göre, sözleşmeden doğan ihtilaflar Slovenya’da bir tahkim mahkemesi tarafından karara bağlanacaktır. Dağıtım Sözleşmesi, C tarafından B_X/Y AG adına ve hesabına imzalanmıştır. Aargau kantonunda bulunan davalı B_SA’nın 2006 yılından bu yana davacı A’dan tedarik ettiği gıda ürünlerini İsviçre pazarında satışa sunduğu ve bu iş ilişkisinin tartışmasız olduğu bilinmektedir. Bunun yanında B_SA, Basel merkezli B_X/Y AG ve Innsbruck, Avusturya merkezli B_X GmbH’yi de içeren B Şirketler Grubu’nun bir şirketidir. 2

Sözleşmede, sözleşme tarafının kim olduğu konusu, sözleşmenin, diğer taraf olan B_X/Y AG nam ve hesabına C tarafından imzalanması nedeniyle ihtilaflıdır. Çünkü C, o sırada hem B_X/Y AG’nin hem de davalı B_ Suisse SA’nın tek imza yetkisine sahip yönetim kurulu üyesidir. Dağıtım Sözleşmesi’nin süresi 31 Aralık 2014 tarihi ile sınırlı olduğu için 2014 yılının ikinci yarısında yeni bir anlaşma yapılması amacıyla müzakerelere başlanmış, ancak taraflarca bir anlaşma sağlanamamıştır. Buna rağmen taraflar iş ilişkilerini 2015 yılının sonuna kadar sürdürmüşlerdir. Söz konusu bedellerin ödenmemesi üzerine davacı A, 6 Mayıs 2016 tarihinde Aargau Kantonu Ticaret Mahkemesine davalı B_SA’ya karşı dava konusu bedellerin ödenmesi talebiyle dava açmıştır. 3

III. Yerel Mahkeme Kararı

Davacı A, Mayıs 2016’da B_SA’ya karşı Aargau Kantonu Ticaret Mahkemesinde yaklaşık 614.000 Euro ve faiz ödenmesi talebiyle dava açmıştır. Davalı ise 2009 tarihinde imzalanan sözleşmede yer alan tahkim şartını ileri sürerek tahkim itirazında bulunmuştur. Mahkeme, davacı ile B_X/Y AG arasında imzalanan 9 Ekim 2009 tarihli Dağıtım Sözleşmesi’nde davalının da bu sözleşmeye taraf olup olmadığını incelememiştir. Bunun yerine Mahkeme, davalının yıllar içindeki davranışlarını göz önüne alarak, tahkim şartını da içeren ana sözleşmeye, zımni bir sözleşme akdi ile katıldığını kabul etmiştir. Mahkeme, davalı tarafın, B_X/Y AG yerine Dağıtım Sözleşmesi’ni ilgili tarafların rızasıyla ifa ederek tahkim sözleşmesinin bizzat tarafı olduğuna kanaat getirmiştir. 4

Her ne kadar mevcut durum New York Sözleşmesinin II/2 maddesinde yer alan şartları karşılamasa da davacının davranışı çelişkili ve dolayısıyla dürüstlük ilkesine aykırı görünmektedir. Çünkü davalı bir yandan imzası olmamasına rağmen sözleşmeyi yıllarca ifa etmiş, diğer yandan davacı, sözleşmenin B_X/Y AG yerine davalı B_SA tarafından ifasına sadece göz yummakla kalmamış, ifaya aktif olarak katılmıştır. Öte yandan, davacının çelişkili davranışları mevcut yargılamada da kendini göstermiştir. Davada taraflar, 9 Ekim 2009 tarihli Dağıtım Sözleşmesi’ni kayıtsız şartsız akdettiklerini beyan etmelerine rağmen, davalı tahkim itirazını ileri sürdükten sonra davacı bir tahkim anlaşmasının bulunmadığını iddia etmiştir. Davacının şekil eksikliğine dayalı itirazı bu nedenle dikkate alınmamıştır. Ayrıca mahkeme, sözleşme süresinin sona ermesinin ardından 2015 yılında da sözleşmenin karşılıklı olarak yerine getirilmesi nedeniyle Dağıtım Sözleşmesi’nin devam ettirildiğine ve zımnen uzamış olduğuna kanaat getirmiştir. Ekim, Kasım ve Aralık 2015’te mal siparişleri ve teslimatlarına ilişkin olarak davacı tarafından ileri sürülen iddialar böylece tahkim sözleşmesi kapsamında olacaktır.

IV. Tarafların İddiaları

Davacı A, yerel mahkeme kararını temyiz etmiştir. Davacı, temyiz sebebi olarak, Dağıtım Sözleşmesi’nde yer alan tahkim şartının şekil ekikliğine ilişkin itirazın hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı olmayacağını ve yerel mahkemenin New York Sözleşmesi md. II/ 2’de yer alan yazılılık şartının değerlendirmeye almadığını ileri sürmüştür. Davalı B_SA ise, kendi adına, tarafların açık iradelerine göre, ayrı ayrı imzaya yetkili temsilcisi C tarafından Ekim 2009’da imzalanan Dağıtım Sözleşmesi’ne zaten kendisinin de taraf olduğunu ileri sürmüştür. Bu nedenle burada yer alan tahkim sözleşmesi zaten taraflarca akdedilmiş olup ayrıca tahkim şartının sözleşmenin ifasına katılım nedeniyle teşmiline başvurulmasına gerek yoktur. Ayrıca, Dağıtım Sözleşmesi B_ SA tarafından imzalamamış olsa bile tahkim şartının kendisine de teşmil edeceğini, çünkü bu durumda da tahkim şartı içeren “yabancı” bir sözleşmeye katılmış olduğunu ileri sürmüştür.

V. Federal Mahkeme Kararı

Federal Mahkeme tarafından yapılan incelemede, öncelikle davalının temyiz sebeplerinin kabul edilemez olduğu ve taraflar arasında imzalanan Dağıtım Sözleşmesi’nde “Dağıtıcı” ifadesinin davalı B_SA’yı değil, B_X/Y AG’yi ifade ettiği ve davalı B_SA’nın tahkim şartını içeren sözleşmeye hiçbir zaman taraf olmadığı ve taraf olma iradesiyle bu sözleşmeye yazılı onay vermediği tespit edilmiştir. Yerel mahkeme kararında, sözleşmenin akdedildiği sırada tarafların, davalının da Dağıtım Sözleşmesi’nin bir tarafı olduğunu kabul etmiş olmaları gerektiğine karar vermiştir. Federal Mahkeme, C’nin tek imza yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi sıfatıyla hem B_X/Y AG’nin hem de davalı B_ SA’nın bir organı olarak Dağıtım Sözleşmesi’ni imzaladığını, ancak davalının sözleşmedeki tahkim şartına rıza gösterdiğine dair yazılı beyanda bulunmadığı tespit edildiğinden itiraz edilen yerel mahkeme kararını çelişkili bulmuştur. “Dağıtıcı B_X AG” ifadesinin davalıyı kastettiği konusunda akit tarafları arasında anlaşma varken, tarafın yanlış veya eksik belirtilmesi tahkim sözleşmesinin geçerliliğini değiştirmeyecektir. Ancak kimlerin bu tahkim şartı ile bağlı olduğu bir yorum meselesi olup, tahkim sözleşmelerinde yazılılık şartının bir geçerlilik şartı olması bunu etkilemez. Dolayısıyla tahkim şartının teşmili ancak yorum yoluyla değerlendirilebilir. 5

Yerel mahkeme, tahkim şartı içeren Dağıtım Sözleşmesi’nin akdedildiği tarihte davalının bir irade beyanının mevcut olup olmadığına dair nihai bir inceleme yapmaktan kaçınarak hatalı bir değerlendirme yapmıştır. Ekim 2009’da davacı ve davalı Dağıtım Sözleşmesi’ni akdetmiş olsaydı, her ikisi de bu sözleşmeye taraf olmak istedikleri konusunda anlaştıklarından ve sözleşme, davalının imza yetkilisi tarafından imzalanmış olacağından taraflar artık yazılı bir sözleşmeye dayanacaktı. Netice itibariyle itiraz edilen kararın aksine New York Sözleşmesi md. II/2’ye göre geçerli bir tahkim anlaşması mevcut olacaktı. 6

Federal Mahkeme, yerel mahkemenin gerekçesinden farklı bir gerekçe ile, Dağıtım Sözleşmesi’nin B_X/Y AG yerine davalı B_SA tarafından baştan itibaren ve tüm tarafların muvafakati ile yıllarca ifa edilmiş olduğu gerçeğine dayanarak tahkim anlaşmasının Ekim 2009’da taraflarca akdedilmemiş olsa bile ilgili tarafın tahkim anlaşmasıyla bağlı olduğu sonucuna varmıştır. Sözleşmeden doğan yükümlülüklerin nisbiliği ilkesine göre, bir sözleşmedeki tahkim şartı sadece sözleşme taraflarını bağlar. Bununla birlikte, Federal Mahkeme kararında, belirli koşullar altında, bir tahkim şartının sözleşmeyi imzalamamış ve sözleşmede adı geçmeyen üçüncü kişileri de bağlayabileceğine karar vermiştir. Bir üçüncü kişinin sözleşmenin ifasına müdahale etmesi durumunda, zımni eylemle tahkim şartına rıza gösterdiği varsayılır. Federal Mahkeme, ana sözleşme tarafları arasında yazılı olarak akdedilen bir tahkim anlaşmasının, öngörülen şekle uyulmasa dahi üçüncü kişilere teşmil edebileceğini karar vermiştir. Mahkemeye göre New York Sözleşmesi md. II/2’de getirilen “taraflarca imzalanmış” olma şartı, tahkim anlaşmasının akit taraflarınca imzalanması gerektiği anlamına gelir. Bu nedenle, örneğin, bir sözleşmeden doğan haklar ve yükümlülükler üçüncü bir kişiye devredildiğinde, üçüncü kişi, burada yer alan tahkim şartıyla bağlı olmak için başka herhangi bir şekil şartını yerine getirmek zorunda değildir. IPRG md. 178/1’deki şekil şartı yalnızca sözleşmenin orijinal taraflarının irade beyanları için geçerli olup, tahkim anlaşmasının üçüncü şahısları bağlayıcılığı maddi hukuka tabidir. 7

VI. Doktrin ve İçtihat

Federal Mahkeme tarafından ele alınan konu tahkim anlaşmasının nispiliği sorunu ile ilgilidir. Bir tahkim anlaşmasının nispiliği, kimlerin tahkim anlaşmasıyla hem aktif hem de pasif olarak bağlı olduğunu, yani hem davacı sıfatıyla tahkim yargılamasına başvurma hem de davalı sıfatıyla tahkim yargılamasında yer alma zorunluluğunun bulunduğunu ifade eder. 8 Kural olarak tahkim anlaşması, şekil şartına uygun olarak ona taraf olan herkesi bağlar. Ancak bu kuralın da bazı istisnai halleri mevcuttur. İstisnai haller IPRG md. 178/2 ve aynı yönde düzenlemeler içeren New York Sözleşmesi md. II/2’de yer alan şekil şartına ilişkindir. Federal Mahkeme, yazılılık şartının istisnasını teşkil eden hallerde de çoğu zaman diğer tarafın rızasının mevcudiyetini aramaktadır. 9 Rıza, üçüncü kişiler lehine sözleşmelerde, kanuni halefiyet hallerinde, hukuki görünüş ve hakkın kötüye kullanılması durumunda farklı şekillerde değerlendirilmektedir.

Sözleşmeden doğan yükümlülüklerin nispiliği ilkesine göre tahkim anlaşması sadece bu sözleşmeye taraf olanları bağlayacaktır. 10 Tahkim sözleşmesine taraf olma rızası, bir irade beyanı veya zımni bir davranış yoluyla açıkça verilebilir. 11 Tarafın bu rızası başlangıçta mevcut olabileceği gibi sonradan da olabilir. 12 Bu halde tahkim anlaşmasına taraf olabilmek için dört farklı hal olduğu söylenebilir. Taraflar başlangıçta açıkça beyan ettikleri iradeleri ile IPRG md. 178/1’de yer alan şekil şartını sağlayan tahkim anlaşmasını imzalamak suretiyle tahkim anlaşmasının tarafı olabilecektir. Yahut ilgili taraf, hâlihazırda kurulmuş bir tahkim anlaşmasına muvafakat ederek sonradan bu sözleşmenin tarafı haline gelebilecektir. Zımni davranış yoluyla tahkim sözleşmesine taraf olunması halinde ise tarafın iradesi açıkça beyan edilmemiştir, ancak başka bir davranıştan, kendisini tahkim anlaşmasıyla bağlamak istediği sonucuna varılabilmektedir. 13

Bir tahkim anlaşmasında, diğer tarafın rızasının varlığının kanun veya hukuk sistemi tarafından varsayıldığı haller de mevcut olabilir. Bir tarafın, yalnızca bir şirketler grubuna dâhil olması, bir tedarik zincirinde aktif rol alması veya mülkiyet hakkı sahibi olması gibi koşulların mevcudiyeti halinde tahkim anlaşmasına da taraf olduğu durumlar söz konusu olabilir. Ancak İsviçre hukukunda taraflardan birinin konumu veya davranışı doğrudan o tarafı bir tahkim sözleşmesine veya onunla bağlantılı olarak asıl sözleşmeye bağlamaz. Federal Mahkeme, bu nedenle Grup Şirketler Doktrini (group of companies doctrine) varsayımını da kabul etmemektedir.

Mahkeme kararlarına göre tahkim anlaşmasının teşmili için üçüncü kişinin müstakil ve şeklen geçerli tahkim iradesi bulunmalıdır. Aksinin kabulü, üçüncü kişinin tahkim iradesi bulunmadığı halde bir kimsenin rızası hilafına doğal hâkim yargılamasından mahrum bırakılamayacağını öngören İsviçre Anayasası md. 58’e aykırılık doğuracaktır. 15 Federal Mahkeme’ye göre birden fazla bağlantılı sözleşme zincirleri (taraflar arasında akdedilen sözleşmeler ve bu sözleşmelerden doğan yükümlülükler arasında bağlantı bulunması) söz konusu olduğunda da ihtilaf çözüm mekanizmalarının tespiti için bireysel sözleşme ilişkileri ayrı ayrı ele alınmalı ve incelenmelidir. 16 Tarafların, sözleşmelerin yürütülmesinde, yapılacak işlerin planlanmasında ve örneğin şantiyede fiilen birbirleriyle temasa geçmesi veya çeşitli sözleşmelerin birbiriyle koordine edilmiş olarak kurulmuş olması hallerinde bile sözleşmelerin birinde yer alan tahkim şartı, tüm sözleşmelerde tahkim şartının varlığına ilişkin bir varsayıma yol açmayacaktır. 17

Federal Mahkeme kararında da belirtildiği üzere üçüncü kişinin tahkim sözleşmesinin tarafı haline gelmesinin asıl sebebi, üçüncü kişinin sözleşmenin asıl taraflarının muvafakati ile sözleşmeye katılmasıdır. Sözleşmeye katılma halinde, eğer ana sözleşmede adı geçmeyen bir üçüncü kişi, tahkim şartı bulunan ana sözleşmeye ilişkin eylemleriyle sözleşmenin asıl tarafı yerine veya onun yanında tahkim şartıyla bağlı olduğu izlenimini verirse, artık tahkim şartı ile bağlı olacaktır. 18 Üçüncü kişinin davranışlarından tahkim sözleşmesine taraf olmak istediği sonucuna varılabilmesi için, en azından tahkim sözleşmesinin varlığı hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Buna karşılık, üçüncü kişinin tahkim anlaşmasını fiilen bilmesi gerekli olmayıp bilmesi gerektiği hallerin varlığı yeterlidir. Bu durum hukuki güven sorumluluğuna dayanmaktadır. 19 Sözleşmeye katılım halinde artık üçüncü kişi, ana sözleşme ve tahkim sözleşmesi kapsamında asıl tarafla aynı yükümlülüklere sahip kabul edilir. 20

Sonuç

Federal Mahkeme ilk kez, daha klasik olan temlik, halefiyet veya vekâlet örneklerinin yanı sıra tahkim şartının teşmilinin, bir anlaşmanın ifasına sözleşmede imzası olmayan birinin katılımı nedeniyle de mümkün olabileceğini açıklığa kavuşturmuştur. Karar, New York Sözleşmesinin II. maddesinin, tarafların davranışlarıyla bir tahkim şartının zımni olarak teşmiline herhangi bir engel oluşturmadığı görüşü açısından önemlidir. Genel olarak, Federal Mahkeme’nin mevcut kararı, İsviçre yargısının her düzeyde devam eden tahkim yanlısı duruşunun bir başka göstergesidir. Tahkim sözleşmesi ile kimlerin bağlı olduğu sorusu maddi hukuka ilişkin bir yorum meselesidir. Tahkim sözleşmesinin şekil şartlarına tabi olması, bu tür anlaşmaların yorumlanabilmesine engel teşkil etmez. Bu nedenle, kimin sözleşmeye taraf olduğu yorum yoluyla değerlendirilmelidir.

New York Sözleşmesi madde II/2’nin lafzının, “tarafların” bir tahkim anlaşması imzalamasını veya karşılıklı mektup veya telgraf göndermesini gerektirmesi, tahkim şartının üçüncü şahısları da kapsayacak şekilde genişletilmesini engellemez. Aksine, “taraflarca imzalanmış” tahkim anlaşmasının, sözleşmenin akdedilmesi sırasında (orijinal) akit taraflarınca imzalanması gerektiği anlamına gelir. Bu nedenle, örneğin, bir sözleşmeden doğan hak ve yükümlülükler üçüncü bir kişiye devredildiğinde, üçüncü kişi, burada yer alan tahkim şartıyla bağlı olmaya ilişkin başkaca herhangi bir şekil şartını yerine getirmek zorunda değildir.

Bir kişinin önceki davranışları, daha sonraki hak kullanımlarına prensip olarak etki etmemesi gerekir. Ne var ki, karşı tarafta güven uyandırdıktan sonra davranışını değiştirmek veya yeni ve öncekinden tamamen farklı bir davranışta bulunmak suretiyle karşı tarafın hukuken elverişsiz bir konuma sokulmasını, hukuk düzeni himaye etmez. Zira karşı tarafın güvenini boşa çıkarmak, sonraki davranışı ile önceki davranışını ve bunun hukukî sonuçlarını tamamen ortadan kaldırmak hakkın kötüye kullanılması teşkil eder.

Mahkeme kararında da özellikle vurgulandığı üzere davacı, öncelikle hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı davranışlar sergilemiştir. Dağıtım Sözleşmesi’nin tarafı olduğuna ilişkin beyanına rağmen daha sonra tahkim şartının şekil şartı eksikliğinden dolayı geçersizliğini ileri sürmüştür. Diğer taraftan davalı, sözleşme taraflarının muvafakati ile yıllarca sözleşmeden doğan yükümlülükleri yerine getirmiştir. Bu süreçte davacı herhangi bir itirazda bulunmadığı gibi kendi edimlerini de ifa etmiştir. Böylelikle artık sözleşmeye davalının da katılımından bahsetmek gerekeceğinden, davalı da, ana sözleşme ve tahkim sözleşmesi kapsamında asıl tarafla aynı yükümlülüklere sahip olacaktır. Bu nedenle tahkim sözleşmesi artık davalı tarafı da bağlamalıdır.

DİPNOT

1 IPRG Art. 178/1: “Die Schiedsvereinbarung hat schriftlich oder in einer anderen Form zu erfolgen, die den Nachweis durch Text ermöglicht…”.

2 Bundesgericht, I. zivilrechtliche Abteilung, 4A_646/2018, Urteil vom 17. April 2019, A.

3 Bundesgericht, I. zivilrechtliche Abteilung, 4A_646/2018, Urteil vom 17. April 2019, B4 ÇELİKEL / ERDEM, s.496.

4 Bundesgericht, I. zivilrechtliche Abteilung, 4A_646/2018, Urteil vom 17. April 2019, B.b.

5 Bundesgericht, I. zivilrechtliche Abteilung, 4A_646/2018, Urteil vom 17. April 2019, 2.3.

6 Bundesgericht, I. zivilrechtliche Abteilung, 4A_646/2018, Urteil vom 17. April 2019, 2.3.

7 Bundesgericht, I. zivilrechtliche Abteilung, 4A_646/2018, Urteil vom 17. April 2019, 2.4.

8 GABRIEL, Simon / LANDBRECHT, Johannes, Berner Kommentar, Bundesgesetz über das Internationale Privatrecht (IPRG) – Internationale Schiedsgerichtsbarkeit, Art. 176-194 IPRG sowie Art. 7 und 196 IPRG, Stämpfli Verlag, Bern, 2023, Art. 178 IPRG / III. Materielle Gültigkeit (Art. 178 Abs. 2 IPRG) / 4. – 5. N. 362; BERGER, Bernhard/ KELLERHALS, Franz: International and Domestic Arbitration in Switzerland, 4. Aufl., Stämpfli Verlag, Bern 2021, N. 537.

9 GIRSBERGER, Daniel / VOSER, Nathalie: International Arbitration, 4. Aufl., Schulthess Verlag, Zürich, 2021, N. 398.

10 BERGER/ KELLERHALS, N. 538; GÖKSU, Tarkan, Schiedsgerichtsbarkeit, Dike Verlag, Zürich/St.Gallen, 2014, N. 654; PFISTERER, Stefanie, Ausdehnung von Schiedsvereinbarungen im Konzernverhältnis, Schulthess Verlag, Zürich, 2011, N. 33; MÜLLER-CHEN, Markus / LÜCHINGER, Corinne Widmer Zürcher Kommentar zum IPRG, 3. Aufl., Schulthess Verlag, Zürich, 2018, Art. 178, N. 138.

11 GAUCH, Peter / SCHLUEP , Walter R / SCHMID ,Jörg, Schweizerisches Obligationenrecht Allgemeiner Teil, 11. Aufl., Schulthess Verlag, Zürich 2020, N. 178 vd.; GROLIMUND, Pascal / LOACKER, Leander D. / SCHNYDER, Anton K. (Hrsg.), Basler Kommentar zum Internationalen Privatrecht, 4. Aufl., Basel 2021, Art. 178, N. 79.

12 GROLIMUND/ LOACKER/ SCHNYDER, Art. 178, N. 79.

13 GAUCH/ SCHLUEP/ SCHMID, N. 181.

14 Bundesgericht, I. zivilrechtliche Abteilung 4A_128/2008, Urteil vom 19.08.2008; BERGER/ KELLERHALS, N. 575; GIRSBERGER/ VOSER, N. 409; GÖKSU, N. 667; KAUFMANN-KOHLER, Gabrielle / RIGOZZI, Antonio, International Arbitration, Law and Practice in Switzerland, Oxford, 2015, N. 3.177; MÜLLER-CHEN/ LÜCHINGER, Art. 178, N. 165.

15 HANOTIAU, Bernard: “Problems Raised By Complex Arbitrations Involving Multiple Contracts-Parties-Issues- An Analysis”, Journal of International Arbitration, Vol. 1, No. 2, 1984, 127-360, s. 282.

16 GIRSBERGER/ VOSER, N. 410a.

17 Bundesgericht, I. zivilrechtliche Abteilung 4A_124/2020, Urteil vom 13.11.2020, E. 3.3.2; PFISTERER, Stefanie /GROSS, Balz, “Ausdehnung einer Schiedsklausel auf einen Dritten aufgrund dessen Einmischung in den (Haupt-)Vertrag”, Aktuelle juristische Praxis, 2021, 515-523, s. 515.

18 GROLIMUND/ LOACKER/ SCHNYDER, Art. 178, N. 84; GÖKSU, N. 665; MÜLLER-CHEN/ LÜCHINGER, Art. 178, N. 160.

DİPNOT

19 BGE 147 III 107 E. 3.3; GABRIEL/ LANDBRECHT, Art. 178 IPRG / III. Materielle Gültigkeit (Art. 178 Abs. 2 IPRG) / 4. – 5. N. 434.

20 GABRIEL/ LANDBRECHT, Art. 178 IPRG / III. Materielle Gültigkeit (Art. 178 Abs. 2 IPRG) / 4. – 5. N. 434.

KAYNAKÇA

  • BERGER, Bernhard/ KELLERHALS, Franz: International and Domestic Arbitration in Switzerland, 4. Aufl., Stämpfli Verlag, Bern 2021.
  • GABRIEL, Simon / LANDBRECHT, Johannes, Berner Kommentar, Bundesgesetz über das Internationale Privatrecht (IPRG) – Internationale Schiedsgerichtsbarkeit, Art. 176-194 IPRG sowie Art. 7 und 196 IPRG, Stämpfli Verlag, Bern, 2023.
  • GAUCH, Peter / SCHLUEP , Walter R / SCHMID ,Jörg, Schweizerisches Obligationenrecht Allgemeiner Teil, 11. Aufl., Schulthess Verlag, Zürich 2020.
  • GIRSBERGER, Daniel / VOSER, Nathalie: International Arbitration, 4. Aufl., Schulthess Verlag, Zürich, 2021.
  • GÖKSU, Tarkan, Schiedsgerichtsbarkeit, Dike Verlag, Zürich/St.Gallen, 2014.
  • GROLIMUND, Pascal / LOACKER, Leander D. / SCHNYDER, Anton K. (Hrsg.), Basler Kommentar zum Internationalen Privatrecht, 4. Aufl., Basel 2021.
  • HANOTIAU, Bernard: “Problems Raised By Complex Arbitrations Involving Multiple Contracts-Parties-Issues- An Analysis”, Journal of International Arbitration, Vol. 1, No. 2, 1984, 127-360.
  • KAUFMANN-KOHLER, Gabrielle / RIGOZZI, Antonio, International Arbitration, Law and Practice in Switzerland, Oxford, 2015.
  • MÜLLER-CHEN, Markus / LÜCHINGER, Corinne Widmer Zürcher Kommentar zum IPRG, 3. Aufl., Schulthess Verlag, Zürich, 2018.
  • PFISTERER, Stefanie / GROSS, Balz, “Ausdehnung einer Schiedsklausel auf einen Dritten aufgrund dessen Einmischung in den (Haupt-)Vertrag”, Aktuelle juristische Praxis, 2021, 515-523.
  • PFISTERER, Stefanie, Ausdehnung von Schiedsvereinbarungen im Konzernverhältnis, Schulthess Verlag, Zürich, 2011.