1. GİRİŞ

Ölüme bağlı tasarruflar, miras bırakanın ölümünden sonra hüküm ifade etmek üzere, tereksine ilişkin son dilek ve isteklerine dair irade açıklamalarını ihtiva eden hukuki işlemlerdir. Ölüme bağlı tasarrufların şekli hukuktan hukuka değişmekte olup Türk Medeni Kanunu m.514’de “Miras bırakan, tasarruf özgürlüğünün sınırları içinde, malvarlığının tamamında veya bir kısmında vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle tasarrufta bulunabilir” şeklinde belirtildiği üzere Türk hukukunda “vasiyetname” ve “miras sözleşmesi” olarak iki ölüme bağlı tasarruf şekli kabul edilmiştir.

Vasiyetname, karşı tarafa yöneltilmesi şartı aranmayan mirasbırakanın tek taraflı irade beyanıyla sonuç doğuran ölüme bağlı tasarruf olup Türk hukukuna göre resmi şekilde, el yazılı ya da sözlü şekilde yapılabilmektedir. Miras bırakan, düzenlemiş olduğu vasiyetnameyi ölümüne kadar fiziksel olarak yok ederek ya da yeni bir vasiyetname ile her zaman serbestçe geri alabilir ve değiştirebilir. Buna karşılık miras sözleşmeleri, iki taraflı ölüme bağlı hukuki işlemler olup, kanunda sayılan istisnai durumlar dışında miras bırakan bunlardan tek taraflı olarak dönemeyecek ve geri alamayacaktır.

Mirasbırakanın iradesini ortaya koyduğu bu gibi ölüme bağlı tasarruf işlemlerinde yabancılık unsuru bulunması halinde ise, Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisini ve ölüme bağlı tasarruflarda uygulanacak hukuku 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (“MÖHUK”) hükümleri tayin eder.

2. ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLARA UYGULANACAK HUKUK

a. Genel Olarak

Yabancılık unsuru taşıyan ölüme bağlı tasarrufların esasına uygulanacak hukukun tespitinde MÖHUK’ta özel bir hüküm yer almamakta olup MÖHUK m.20/1 hükmünde yer alan genel kural uygulama alanı bulacaktır.

MÖHUK m.20/1

“Miras ölenin millî hukukuna tâbidir. Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır.”

Buna göre, mirasçıların saklı paylarının bulunup bulunmadığı, saklı paylarının bulunması halinde saklı payların ihlal edilip edilmediği ve bununla ilgili olarak ölüme bağlı tasarrufun tenkisi konuları MÖHUK m.20/1 çerçevesinde değerlendirilecek ve ölenin milli hukuku uygulanacaktır.

Her ne kadar MÖHUK genel kural gereğince miras bırakanın terekesini ölenin milli hukukuna tabi tutmuşsa da, yabancı miras bırakanın Türkiye’de bulunan taşınmazları bakımından istisnai olarak lex rei sitae esasını benimsenmiş ve tek taraflı bağlama kuralı ile Türk hukukunun uygulanacağı kabul edilmiştir. Diğer bir deyişle, yabancı uyruklu miras bırakanın tüm menkul malları ile Türkiye dışındaki taşınmazları hakkında miras bırakanın milli hukuku uygulanacak olup, Türkiye’deki taşınmazları hakkında ise Türk hukuku uygulanacaktır. Yargıtay da vermiş olduğu 29.03.2011 tarihli kararıyla, Türkiye’de bulunan taşınmazlarla ilgili olarak yapılan vasiyetnamelerin geçerli olabilmesi için vasiyetnamenin Türk hukukuna uygun şekilde yapılmış olması şartını aramıştır.

“…Hukuki işlemler, yapıldıkları ülke hukukunun veya o hukuki işlemin esası hakkında yetkili olan hukukun maddi hukuk hükümlerinin öngördüğü şekle uygun olarak yapılabilir (MÖHUK.m.7).

Miras, ölenin milli hukukuna tabidir. Mirasın açılması sebeplerine, iktisabına ve taksimine ilişkin hükümler terekenin bulunduğu ülke hukukuna tabidir. Ölüme bağlı tasarrufun şekline 7’nci madde hükmü uygulanır. Ölenin milli hukukuna uygun şekilde yapılan ölüme bağlı tasarruflar da geçerlidir. Ölüme bağlı tasarruf ehliyeti, tasarrufta bulunanın, tasarrufun yapıldığı andaki milli hukukuna tabidir (MÖHUK.m.20) Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında Türk Hukuku uygulanır. Somut olayda; vasiyetname ile murisin oğlu davalı tüm servetin varisi tayin edilmiştir. Murisin serveti içinde Türkiye’deki taşınmaz mallar da bulunmaktadır. O halde, taşınmaz mal vasiyetinin geçerli olması için Türk Hukuk sistemindeki usul ile yapılmış olması gerekir. TMK’nun 532 ve takip eden maddelerine göre; resmi vasiyetname, iki tanık huzurunda resmi memur tarafından düzenlenir. Oysa, dava konusu vasiyetname bu şekle uygun düzenlenmiş değildir.

SONUÇ: Mahkemece, şekil şartlarına uygun düzenlenmediği gerekçesiyle vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi gerekirken, davalının murise baskısı ve verdiği korku sonucu düzenlendiğinden bahisle iptale karar verilmiş olması doğru değil ise de; sonucu itibariyle iptale ilişkin hüküm doğru bulunduğundan hükmün gerekçesi yukarıda açıklandığı biçimde değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, 1,25 TL bakiye temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, 2,80 TL bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, 29.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

(Yargıtay 3. HD, E.2010/14495, K.2011/5219, T.29.3.2011)

b. Ölüme Bağlı Tasarruflarda Şekil

MÖHUK m.20/4 gereğince ölüme bağlı tasarrufların şekli bakımından, birbirlerine alternatif teşkil edecek şekilde tatbik edilmek üzere, hukuki işlemin yapıldığı ülke hukuku (locus regit actum), hukuki işlemin esasına uygulanacak hukuk (lex causae) ve miras bırakanın milli hukuku yetkili kılınmıştır.

Buna göre bunlardan birinin şekil kurallarına uygun yapılan ölüme bağlı tasarruf, Türk hukukuna göre de şeklen geçerli kabul edilecektir.

MÖHUK m.20/4

“Ölüme bağlı tasarrufun şekline 7 nci madde hükmü uygulanır. Ölenin milli hukukuna uygun şekilde yapılan ölüme bağlı tasarruflar da geçerlidir.”

MÖHUK m.7

“Hukukî işlemler, yapıldıkları ülke hukukunun veya o hukukî işlemin esası hakkında yetkili olan hukukun maddi hukuk hükümlerinin öngördüğü şekle uygun olarak yapılabilir.” Ancak ölüme bağlı tasarrufların şekline dair hüküm olan MÖHUK 20/4 maddesinin uygulama alanı Türkiye’nin de taraf olduğu ve mütekabiliyet şartı aranmaksızın tüm vasiyetnamelere uygulanabilmesiyle loi uniforme niteliktaşıyan Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusunda 1961 tarihli La Haye Sözleşmesi ile daraltılmıştır. Dolayısıyla vasiyetname dışındaki ölüme bağlı tasarruflarda MÖHUK m.20/4 uygulama alanı bulabilecektir.

17.01.1983 tarihinde Türkiye’de yürürlüğe giren Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusunda 1961 tarihli La Haye Sözleşmesi, favor testamenti ilkesi gereğince mirasbırakanın son iradesini ayakta tutabilmek amacıyla birden fazla saymış olduğu, vasiyetnamelerin şekli bakımından yetkili kıldığı hukuklar şunlardır:

  • Vasiyetin yapıldığı ülke hukuku,
  • Vasiyetçinin vasiyet tasarrufunu yaptığı anda veya ölümü anında vatandaşı bulunduğu devlet hukuku,
  • Vasiyetçinin vasiyet tasarrufunu yaptığı veya ölümü anında ikametgâhının bulunduğu yer hukuku,
  • Vasiyetçinin vasiyet tasarrufunu yaptığı veya ölümü anında mutad meskeninin bulunduğu yer hukuku,
  • Taşınmazlar söz konusu ise taşınmazların bulunduğu yer hukuku.

Bununla birlikte 1961 tarihli Sözleşme’nin 3. maddesi gereğince, akit devletlerin yukarıda sayılanlar dışında farklı bir hukuku yetkili kıldığı mevcut ve gelenekteki kuralları da uygulama alanı bulabilecektir.

Dolayısıyla yukarıda sayılmış olanlardan birinin hukukuna uygun şekilde düzenlenmiş olan vasiyetnameler, Türk hukuku bakımından da şeklen geçerli sayılacaklardır. Nitekim Yargıtay da 12.03.2015 tarihinde vermiş olduğu kararla, miras bırakanın milli hukuku olan Türk hukukuna uygun şekilde yapılmamış olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin 1961 tarihli Sözleşme nazara almadan vermiş olduğu vasiyetnamenin iptali kararını bozmuştur.

“Somut olayda, tarafların murisi Türk vatandaşı olup, vasiyetnamede Almanya’da düzenlenmiştir….Ölüme bağlı tasarruflarda şekil konusu menkul miras, gayrimenkul miras ayrımı yapılmadan düzenlenmiştir. (Nomer/Şanlı Devletler Hususi Hukuku, s.288). Bu kapsamda 5718 sayılı MÖHUK 20/4.maddesine göre, ölüme bağlı tasarrufun şekli, tasarrufun yapıldığı yer hukukuna veya işlemin esasına uygulanan hukuka veya ölenin milli hukukuna tabidir. Bu üç seçimli şekil kuralından amaç, ölenin son arzularının sonucu olan işlemin geçerliliğini sağlamaktır. Bu kural gereğince bir Türk vatandaşı yabancı ülkede yapıldığı yer hukukuna ya da Türk Hukukuna uygun bir vasiyetname yapılabilir. (Bkz. Milletler Arası Özel Hukuk Aysel Çelikel s.294) Kaldı ki; vasiyetnamelerin geçerliliğini sağlamak amacı ile “Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusundaki 05.10.1961 tarihli La Haye Sözleşmesine Türkiye’de 1983 yılında taraf olmuştur….31.08.2005 tarihi itibariyle bu sözleşmeye Almanya da taraf olmuştur.

Öyle ise mahkemece, Yargıtay bozma ilamına uyulduğu halde eksik inceleme ile ve vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte Türkiye’nin de taraf olduğu “Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanunun Uyuşmazlıkları” konusunda 1961 tarihli La Haye Sözleşmesi nazara alınmadan dava dilekçesindeki talepler yönünden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.” (Yargıtay 3. HD, E. 2015/2397, K.2015/4054, T.12.3.2015)

c. Ölüme Bağlı Tasarruflarda Ehliyet

Türk hukukunda, ölüme bağlı tasarrufta bulunabilme ehliyetinin tabi tutulacağı hukukun tespiti konusunda düzenlenmiş olan MÖHUK m.20/5 hükmü uyarınca, ölüme bağlı tasarruf ehliyeti bakımından mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufta bulunduğu andaki milli hukuku yetkili kılınmıştır.

MÖHUK m.20/5

“Ölüme bağlı tasarruf ehliyeti, tasarrufta bulunanın, tasarrufun yapıldığı andaki millî hukukuna tâbidir.”

Mirasbırakanın vatandaşlığının tasarruf işleminden sonra değişmesi ise bu durumu değiştirmeyecek ve tasarruf yapıldığı andaki mirasbırakanın milli hukukuna göre geçerli olarak yapılan işlem geçerliliğini korumaya devam edecektir. Mirasbırakanın tasarruf işleminin yapıldığı andaki milli hukukunun tespit edilemediği hallerde ise MÖHUK m.4 hükmü uygulama alanı bulacak ve buna göre yetkili hukuk belirlenecektir.

MÖHUK m.4

“(1) Bu Kanun hükümleri uyarınca yetkili olan hukukun vatandaşlık esasına göre tayin edildiği hâllerde, bu Kanunda aksi öngörülmedikçe;

a) Vatansızlar ve mülteciler hakkında yerleşim yeri, bulunmadığı hâllerde mutad mesken, o da yok ise dava tarihinde bulunduğu ülke hukuku, b) Birden fazla devlet vatandaşlığına sahip olanlar hakkında, bunların aynı zamanda Türk vatandaşı olmaları hâlinde Türk hukuku,

c) Birden fazla devlet vatandaşlığına sahip olup, aynı zamanda Türk vatandaşı olmayanlar hakkında, daha sıkı ilişki hâlinde bulundukları devlet hukuku uygulanır.”

3. SONUÇ

MÖHUK 20. maddesi uyarınca, yabancılık unsuru taşıyan ölüme bağlı tasarruflarla ilgili uyuşmazlıklarda kural olarak mirasbırakanın milli hukuku yetkili kılınmışsa da ilgili maddenin devamında bu kurala istisna getirilerek Türkiye’de bulunan taşınmazlar bakımından Türk hukukunun yetkili olacağı belirtilmiştir. Yargıtay da bu kurala uygun olarak verdiği kararla Türkiye’de bulunan taşınmazlar hakkında yapılan vasiyetnamenin Türk hukukuna göre şeklen geçerli yapılmamış olmasını vasiyetnamenin iptali sebebi olarak kabul etmiştir.

Ölüme bağlı tasarrufların şekli bakımından her ne kadar MÖHUK m.20/4 gereğince seçimlik olarak sayılan hukuki işlemin yapıldığı ülke hukuku, hukuki işlemin esasına uygulanacak hukuk veya mirasbırakanın milli hukuku yetkili kılınmış ise de, vasiyetnameler hakkında bu hüküm uygulanamayacak olup Türkiye’nin de taraf olduğu Vasiyet Tasarruflarının Biçimine İlişkin Kanun Uyuşmazlıkları Konusunda 1961 tarihli La Haye Sözleşmesi’nin 1. maddesi uygulanacak ve bu hükme göre yetkili mahkeme tespit edilecektir. Ölüme bağlı tasarruf ehliyeti hakkında ise MÖHUK 20/5. maddesi hüküm bulacak ve buna göre ölüme bağlı tasarrufta bulunma ehliyeti mirasbırakanın tasarruf işlemini yaptığı andaki milli hukukuna tabi olacaktır ve bu durumda da tasarrufun içeriği ehliyeti etkilemeyecektir.

KAYNAKÇA

  • 1- 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu
  • 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun,
  • Cemal ŞANLI, Emre ESEN, İnci ATAMAN-FİGANMEŞE; Milletlerarası Özel Hukuk, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2016 Kasım, 5. Bası