Bu yazıda, icraya konulan ilamların icrasının ertelenmesi için İcra İflas Kanunun 36’ıncı maddesinde düzenlenen tehiri icra kurumuna ilişkin pratik bilgilere yer verilecektir. Yazının girişinde ilamlı icraya değinilecek, akabinde tehiri icra kararı alma usulü ve etkisi izah edilecek, en son kanun yolu incelemesi sonucu verilecek kararların tehiri icra kararına etkisi açıklanacaktır.

1. İLAMLARIN İCRA EDİLMESİ (İLAMLI İCRA)

Taraflardan her biri esas hakkında kural olarak yerel mahkemenin vermiş olduğu nihai kararın/hükmün (ilamlı icraya konu edilebilecek ilamı) icra edilmesini isteme hakkına sahiptir. İlamda lehine hüküm verilen taraf, icra müdürlüğüne ilamın icra edilmesi için başvurabilir. Başvuru, peşin harç yatırarak takip talebine ekli ilam ile icra müdürlüğüne yapılır. İcra müdürlüğü de icra emri düzenleyerek borçluya gönderir. İlamlı icrada borçlu süresi içerisinde itiraz etse dahi itirazı icrayı durduramaz. Borçlunun yapmış olduğu itirazın icrayı durdurmaması ilamlı icra ile ilamsız icra arasındaki en büyük farklardandır. Borçlu, ilamlı icranın uygulanmasını engelleyebilmesi için 2004 sayılı İcra İflas Kanunu (İİK) m.33 (ve m.33/a) maddesi uyarınca icra hukuk mahkemesinden icranın geri bırakılmasını talep etmeli ya da İİK m.36 uyarınca tehiri icra kararı alarak icranın ertelenmesi sağlamalıdır.

İşbu yazıda sadece İİK m.36 uyarınca tehiri icra kararının icrayı ertelemesi ve kanun yolunda verilecek hükümlerin tehiri icraya etkisi incelenmeye çalışılacaktır.

2. TEHİR-İ İCRA KARARI

Yerel mahkemelerin vermiş olduğu hükümlerin (ilam) icra edilmesi için kural olarak kesinleşmiş olması aranmamaktadır. (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu[HMK] m.350 f.1, m367 f.1) Meğerki mevzuat ilamın icra edilebilmesi için kesinleşmesi şart koşulsun. Mevzuatta ilamın icrası için kesinleşmesi aranan ilamlar kişiler hukukuna, aile hukukuna ve taşınmaz mal ile ilgili aynî haklara ilişkin hükümlerdir. (HMK m.350 f.2, m367 f.2) Dolayısıyla bu üç hukuk dalının kapsamı dışında verilmiş ilamlar verilmesiyle icraya konu edilebilirlik vasfına sahip olmaktadırlar.

Mahkemeler genelde duruşmada davanın esasına ilişkin kararını (hükmünü) vermekle birlikte gerekçesini daha sonra yazdırmaktadır. İcra müdürlükleri ilamlı icranın takibine başlanılabilmesi için gerekçeli kararın müdürlüğe sunulmasını aradığından dolayı ilamın icraya konulabilmesi için mahkemenin gerekçeli kararını yazmasının beklenilmesi gerekmektedir. Gerekçeli kararın yazılmasına müteakip lehine hüküm verilen taraf, takip talebi ve gerekçeli kararın icra müdürlüğüne sunmak suretiyle ilamlı yalnızca peşin harç ödeyerek takip başlatabilir. Kararın haksız olduğunu kanaatinde olan ve kanun yoluna başvuran borçlu ancak tehiri icra kararı alarak kararın kanun yolu incelemesinden geçmesine kadar geri bıraktırabilir.

Tehiri icra kararının alınması için yerine getirilmesi gereken aşamalara aşağıda sırasıyla yer verilmiştir;

1) Hükme karşı tehiri icra talepli olarak kanun yoluna başvuru dilekçeyi mahkemeye sunmak, 2) Mahkemeden tehiri icra kararlı olarak hükme karşı kanun yoluna başvurulduğuna dair derkenar almak, 3) Alınan derkenarı ilamlı icra takibini yapan icra müdürlüğüne sunmak, 4) Tehiri icra kararının alınabilmesi için gerekli olan teminat tutarın hesaplanmasını için müdürlüğe talep dilekçesi sunmak, 5) Talep üzerine hazırlanan kapak hesabı tutarının teminat olarak icra müdürlüğüne teslim etmek, (Uygulamada genelde bankalardan temin edilen kesin ve süresiz teminat mektupları teminat olarak icra müdürlüğüne sunulmaktadır.), 6) İcra müdürlüğü yatırılan teminatın kabulü hakkında karar verilmesi için icra hukuk mahkemesinin onayına sunmaktadır, 7) İcra mahkemesinin teminatı uygun bulması üzerine icra müdürlüğü tarafından borçluya genelde 3 ay içerisinde başvurulan kanun yoluna göre Yargıtay ya da bölge adliye mahkemesinden tehiri icra kararının getirilmesi üzere teminatı yatırana mehil vesikası düzenleyerek mehil (süre) vermektedir İcra müdürlüğü tarafından düzenlene mehil vesikası ile ilamlı icra süreli olarak ertelenmiş olur. 8) Mehil vesikasını alan borçlu bu vesikayı başvurduğu kanun yoluna gönderilmek yerel mahkemeye sunar. 9) Kanun yolu başvurusunu esastan inceleyecek Yargıtay ya da bölge adliye mahkemesi tehiri icra hakkında karar verir. 10) Yargıtay ya da bölge adliye mahkemesi teminatı ve tehiri icra talebini uygun bulması halinde tehiri icra kararı verir. Bu tehiri icra kararının mehil vesikası düzenleyen icra müdürlüğüne, müdürlük tarafından verilen mehil içerisinde sunulması gerekir.

Böylece ilamın icrası kanun yolu başvurusu yapılan mahkemenin davanın esasına ilişkin vereceği karara kadar ertelenmiş olur. Yargıtay ya da bölge adliye mahkemesi tarafından tehiri icra kararı verilmemesi veya icra müdürlüğü tarafından verilen mehil içerisinde müdürlüğe sunulmaması halinde icranın ertelemesi sona ermiş olur ve alacaklı ilamlı icraya devam edebilir. Yargıtay/Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davanın esasına ilişkin verilen kararın ilamlı icraya etkisi aşağıda incelenmiştir.

3. KANUN YOLLARINDAN VERİLEN KARARIN TEHİRİ İCRA KARARLARINA ETKİSİ

İİK’nın 36. maddesinin 5. fıkrasında kanun yoluna başvuran ve tehiri icra kararı alan tarafın kanun yolu başvurusunun kabul edilmesi hali şu şekilde düzenlenmiştir: “Bölge adliye mahkemesince başvurunun haklı görülmesi hâlinde teminatın geri verilip verilmeyeceğine karar verilir. Yargıtayca hükmün bozulması hâlinde borçlunun başvurusu üzerine, bozmanın mahiyetine göre teminatın geri verilip verilmeyeceğine[yerel] mahkemece kesin olarak karar verilir.” Kanun koyucu istinaf ile temyiz başvurularına ilişkin farklı hüküm tesis etmiştir. Tehiri icra kararını veren mahkemenin bölge adliye mahkemesi olması halinde, davanın esası hakkında karar veren bölge adliye mahkemesi teminatın akıbeti hakkında da karar vereceği düzenlenirken, tehiri icra kararını veren mahkemenin Yargıtay olması halinde teminatın akıbetine ilişkin kararın yerel mahkeme tarafından verilmesi düzenlenmiştir. Yerel mahkeme Yargıtay’ın bozma kararına uyma kararı alması halinde ilam bozulmuş olacağından ve yargılamaya yeni esas ile devam edileceğinden mahkeme teminatın iadesine karar verir. Yerel mahkeme Yargıtay’ın bozma kararına karşı direnmesi halinde ise teminatın iade edilmemesi yönünde karar tesis edebilir. İİK’nın 36. maddesinin 6. fıkrasında kanun yoluna başvuran ve tehiri icra kararı alan tarafın kanun yolu başvurusunun reddedilmesi hali şu şekilde düzenlenmiştir:

“Bölge adliye mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmesi veya Yargıtayca hükmün onanması hâlinde alacaklının istemi üzerine başkaca işleme gerek kalmaksızın teminata konu olan para alacaklıya ödenir. Mal ve haklar ise, malın türüne göre icra dairesince paraya çevrilir…”

Kanun koyucu yerel mahkeme tarafından verilen kararın kesinleşmesini aramaksızın istinaf başvurusunun reddedilmesi veya Yargıtayca hükmün onanması halinde teminat alacaklının talebi üzerine başka bir işleme, karara gerek kalmaksızın alacaklıya ödenmesi gerekliliğini düzenlemiştir. Böylece teminatı yatıran aleyhine olan istinaf kararına karşı Yargıtay’a taşısa dahi veya Yargıtay’ın vermiş olduğu onama kararına karşı karar düzeltme yoluna başvursa dahi icrayı artık ertelenemeyeceği gibi yatırmış olduğu teminat da alacaklıya talebi üzerine ödenecektir. Yatırılan teminat eksik kalmışsa alacaklı eksik kalan kısım için icra işlemlerine devam etme hakkına sahiptir.

4. SONUÇ

Kanun koyucu kural olarak mahkeme tarafından verilen hükmün icrası için kararın kesinleşmesini aramamakla birlikte ilk kanun yolu incelemesine kadar kararın aleyhine çıkan tarafa kararın icrasını geri bıraktırma imkânı tanımıştır. Borçlu/aleyhine hüküm verilen taraf yukarıda belirtilen usulle tehiri icra kararını alabilir ve böylece ilamlı icrayı erteleyebilir.

İlk kanun yolu incelemesi sonucunda, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilen karara göre, icra dosyasına yatırılan teminat, teminatı yatırana iade edilebileceği gibi alacaklının talebi üzerine başkaca bir işleme gerek kalmaksızın da ödenebilir. Borçlu tarafından istinaf kararı Yargıtay’a taşınsa veya Yargıtay’ın onama kararına karşı karar düzeltme yoluna gidilmiş olsa dahi bu teminatın alacaklıya iade edilmesine engel olmadığı gibi icra müdürlüğüne yatırılan teminatın eksik kalması halinde borçlu haciz işlemlerine girişilmesine de engel olamayacaktır.