6502 Sayılı Kanun Kapsamında Ayıplı Mal ve Hizmet Kavramları ile Tüketicilerin Sahip Olduğu Hakların Değerlendirilmesi
Giriş
Ticari faaliyetler ile tüketimin günden güne gelişerek sıklaşması ve dolayısıyla tüketici işlemlerinin sayısında da bu doğrultuda bir artışın meydana geldiğinin söylenebilmesi mümkün olup anılan yöndeki bir artışın tüketici işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklara da aynı doğrultuda etki gösterdiği açıktır. Bu çalışmamızda, tüketici işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların artıyor olması göz önünde bulundurularak ayıplı mal ve hizmet kavramı açıklanacak ve akabinde tüketici sıfatına haiz kişilerin ayıplı mal ve hizmet karşısında sahip olduğu haklar özellikle 6502 Sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun” göz önünde bulundurularak tespit edilip açıklanacaktır.
I. Tüketici, Ayıplı Mal ve Ayıplı Hizmet Kavramları
MilÇalışmamızın odak noktalarından birini teşkil eden ve Kanununda, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” 1 denmek suretiyle tanımlanan tüketici işlemleri irdelendiğinde açıkça görülecektir ki meydana getirilen hukuki ilişkinin temel öznesini “tüketici” oluşturmakta olup öncelikle kimlerin “tüketici” sıfatına haiz
olduğunun tespiti gerekmektedir. 6502 Sayılı Kanunda, “Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi” 2 denmek suretiyle gerçek ve tüzel kişilerin ticari veya mesleki olmamak şartıyla hareket etmesi halinde tüketici sıfatına haiz olabileceği ortaya konulmuş olup her alıcının tüketici olmadığı gibi ticari kar amacı taşıyan gerçek veya tüzel kişiler de tüketici tanımının dışında tutulmuştur. 3 Dolayısıyla tüketiciler; ticari yahut mesleki olmamak şartıyla bir istek yahut ihtiyaçlarına hitap edebilmesi için meydana getirdikleri işlemlerde, tüketici işleminin diğer tarafını teşkil eden satıcı, kredi veren ve sağlayıcı sıfatına haiz kimseler ile sözleşme akdederek hukuki bir işem meydana getirmektedir. Tüketici işlemi gerçekleştirilerek meydana getirilen sözleşmelerde; tüketici ile sözleşmenin karşı tarafını teşkil eden satıcı, kredi veren yahut sağlayıcı karşılıklı olarak çeşitli haklar kazanmakta ve yükümlülükler altına girmektedir. İlgili sözleşmelerden kaynaklanan “Tüketici Hakları Kavramı” bugün ifade etmekte olduğu anlamı ile on sekizinci yüz yılın ikinci yarısından itibaren kullanılmaya başlanmışsa da doktrinde, tüketici haklarının dayanağını; Magna Carta ile M.S 1296 yılına ve hatta Hammurabi Kanunları ile M.Ö. 1760 yılına tarihleyen görüşler bulunmaktadır. 4 Temel hukuk norm ve ilkeleri göz önünde bulundurulduğunda iradi olarak sözleşme akdederek hukuki işlem meydana getiren tarafların eşit olarak kabul edilmesi beklenmekte olsa dahi tüketici işlemlerinde olduğu gibi sözleşmenin bir tarafı diğerine göre daha zayıf konumda olabilmektedir. 5 Dolayısıyla da ulusal mevzuatımızda da uluslararası mevzuatta olduğu gibi tüketiciyi korumaya dönük bir tutum ile hukuk kaidelerinin belirlenmesi yoluna gidilmiş olup bu durum sözleşme serbestisi ilkesinin uygulanabilirliğinin azalması üzerine Türk Borçlar Kanununun tüketicileri korumakta yetersiz kalması neticesinde gerçekleşmiştir. 6 Nitekim Anayasamızın, “Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder.” hükmünü havi yüz yetmiş ikinci maddesi ile bu durum açıkça ortaya konulmuştur. Ayrıca tüketici işlemlerinin sıklaşması ve yaygınlaşması nedeniyle çalışmamızdaki pergelin sabit ayağını temsil eden 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun yürürlüğe girmiştir. Anılan Kanun ile tüketici işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların büyük kısmını meydana getiren ayıplı mal ve ayıplı hizmet
kavramları tanımlanmış ve çalışmamızın bir sonraki bölümünde izah edileceği üzere ayıplı mal ve/ve ya ayıplı hizmet karşısında tüketicinin hangi haklara sahip olduğu ortaya konulmuştur. 6502 Sayılı Kanunda ayıplı mal, “Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır.” şeklinde tanımlanmaktadır. 7 Ayrıca tüketici işlemine konu mal; ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, çeşitli reklam kanalları ile gerçekleştirilen tanıtımlarında ve ilanlarında belirtilen niteliklere aykırı olması yahut tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya tamamen ortadan kaldıran bir nitelikte olması halinde de ayıplı olarak kabul edilir. Malın ayıplı olmasına sebebiyet veren maddi bir neden olabileceği gibi hukuki yahut ekonomik bir neden de olabilir. Dolayısıyla ayıp; maddi, hukuki ve ekonomik ayıp türleri ile tüketicinin karşısına çıkabilmektedir. 8 Ayıplı hizmet kavaramı da ayıplı mal kavramına benzer şekilde; “Ayıplı hizmet, sözleşmede belirlenen süre içinde başlamaması veya taraflarca kararlaştırılmış olan ve objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan hizmettir.” şeklinde tanımlanmıştır. Bunun yanı sıra sağlayıcı tarafından bildirilen, çeşitli reklam kanalları ile gerçekleştirilen tanıtımlarında ve ilanlarında belirtilen niteliklere haiz olmayan hizmetin ayıplı kabul edileceği gibi tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya tamamen ortadan kaldıran bir nitelikte olması halinde de hizmet ayıplı olarak kabul edilir. Ayrıca ayıplı mal ve ayıplı hizmet kavramlarında ayıbın nitelendirilmesi yönünden esaslı – esaslı olmayan ayıp kavramları karşımıza çıkmakta olup esaslı ayıp, tüketicinin sözleşme konusu hizmetle beraber sunulan maldan beklediği elverişliliği kaldıran veya önemli ölçüde azaltan eksiklikler olarak tanımlanırken 9 ; esaslı olmayan ayıp, tüketicinin maldan beklediği faydaları kaldırmayan veya esaslı şekilde azaltmayan ayıplar esaslı olmayan ayıp şeklinde tanımlanmaktadır.
II. Ayıplı Mal ve Hizmet Karşısında Tüketicinin Sahip Olduğu Haklar
Kanunun gerek ayıplı mala ilişkin dokuzuncu maddesinde 10 gerekse de ayıplı hizmete ilişkin on dördüncü maddesinde 11 satıcının yahut sağlayıcının sözleşmesi konusu mal yahut hizmeti sözleşmede kararalaştırılan şartlara ve tarihe uygun düşecek şekilde temin ve teslim etmekle sorumlu olduğu açıkça belirtilmiştir. Öncelikle satıcı sıfatına haiz kişilere yüklenen sorumluluğa aykırı davranılması nedeniyle meydana gelen ayıplı maldan kaynaklanan hakların ortaya konulması gerekmektedir. Nitekim tüketicinin ayıplı bir mal ile karşılaşması ve zarara uğraması neticesinde; tüketicinin haksız fiil hükümlerine gidebilmesi mümkün olduğu gibi, yanılma ve aldatma hükümlerine, sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesi sebebi ile sözleşmeye aykırılık
hükümlerine ve ayıptan doğan sorumluluğa ilişkin özel hükümler olan TKHK hükümlerine gidebilmesi mümkün olup 12 çalışmamızda TKHK özelinde tanınan haklar irdelenecektir. Kanunun on birinci maddesinde ayıplı mal karşısında tüketicinin sahip olduğu haklar sayılmış olup “Tüketicinin seçimlik hakları” başlığından anlaşılabileceği üzere sahip olunan hakların hukuki nitelendirmesi seçimlik hak olarak gerçekleştirilmiştir. İlgili Kanun maddesinde; satılanın geri verilmeye hazır olduğunu bildirmek suretiyle sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme ve imkan varsa satılanın ayıpsız misli ile değiştirilmesini isteme hakları tüketiciye tanınan seçimlik haklar olarak sayılmaktadır. Ayrıca Kanunda sayılan haklardan ücretsiz onarım ve ayıpsız misli ile değişim isteme yalnızca malın satıcısına karşı değil üretici yahut ithalatçıya karşı da kullanılan haklar olarak karşımıza çıkmakta ve bu suretle kanun koyucu tarafından tüketicinin hak iddia edebileceği tarafların sayısı artırılarak tüketicinin hakkını temin etmesi kolaylaştırılmaktadır. Bununla birlikte bir ayıp varlığının iddia edilmesi halinde ispat yükünün kimde olacağının saptanması da önem arz eden bir husus olarak karşımıza çıkmaktadır. Keza satın alınmasından itibaren ilk altı ay içerisinde meydana gelen ayıpların malın teslim anında da var olduğu kabul edilecek ve ispat yükü malın ayıplı olmadığını ileri süren satıcı üzerinde olacaktır. Anılan zaman dilimi dışında ise kanaatimizce, hukukumuzun ispat yüküne ilişkin temel kuralını teşkil eden; aksine düzenleme bulunmadıkça ileri sürülen vakaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ve dolayısıyla satım sözleşmesine konu malın ayıplı olduğunu iddia eden tüketiciye ispat yükünün yüklenebileceğinin söylenebilmesi isabetli olacaktır. Bununla birlikte ilk altı ay içerisinde dahi olsa mobilyada sigara yanıklarının meydana gelmesi yahut doğası gereği çabuk bozulabilecek bir ürünün satım sözleşmesine konu edilmesi şeklindeki bir takım örneklerde olduğu gibi tüketici kullanımından kaynaklanan ayıpların da söz konusu olabileceği gözardı edilmemeli ve ayıp ile ilgili karar verici mercilerin, ayıbın ve malın niteliğine göre ayıbın teslim anında var olduğu konusundaki ispat yükünün satıcıda mı yoksa tüketicide mi olması gerektiği kararlaştırılırken silahların eşitliği ve adil yargılanma hakkı göz önünde bulundurulmalıdır. Kanunda tüketiciye tanınan haklardan ilki olan sözleşmeden dönme hakkı; taraflar arasındaki ilişkinin sözleşme öncesi duruma gelmesini sağlayan ve dolayısıyla geçmişe etkili tasfiye ilişkisi meydana getiren bozucu yenilik doğuran bir hak olarak karşımıza çıkmaktadır. Anılan hakkın kullanılabilmesi için ayıbın esaslı olması gerekmekte 13 olup aynı zamanda tüketicinin sözleşme konusu ayıplı malı satıcıya iade etmeye hazır olduğunu bildirmesi gerekir. Bildirimin yapılması ve malın geri verilmesinin akabinde satıcının sözleşme konusu bedeli faizi ile birlikte tüketiciye iade etmesi, tüketicinin satılan için yaptığı masrafları, varsa uğradığı zararları
14 ve hakkın kullanımından kaynaklanan masraflar ile yargılama giderlerini karşılaması gerekmektedir. Buna karşın tüketici ise maldan elde etmiş olduğu semereleri satıcıya iade etmekle yükümlüdür. Keza çalışmamızda belirtmiş olduğumuz üzere sözleşmeden dönme ile sözleşme öncesi duruma gelinmesi amaçlanarak bir tasfiye sürecine girilmektedir. 15 Kanunda sayılan seçimlik haklardan ikincisi olan ayıp nispetince bedelde indirim talep edilmesi hakkı da tıpkı sözleşmeden dönme gibi satıcıya yöneltilecek tek taraflı bir irade beyanı ile meydana gelecektir. Nitekim tüketici tarafından bu iradenin açıklanmasının akabinde derhal ayıp nispetinde bedel indirimi gerçekleştirilmesi gerektiği aksi takdirde tüketicinin faiz talebinide bulunabilmesine ilişkin imkan doğacağı kabul edilmiştir. 16 Satıcının yanı sıra ayıplı malın ithalatçısı ile üreticisine karşı da ileri sürülebilecek olan seçimlik haklar ise satılanın ücretsiz onarılması ve satılanın ayıpsız misliye değiştirilmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Anılan haklardan ücretsiz onarımın kullanılabilmesi için onarım maliyetlerinin aşırı bir masraf gerektirmemesi gerekmekte olup onarımın aşırı bir masrafa sebep olacağı hallerde ise tükecinin diğer seçimlik haklarını kullanabilmesi mümkündür. Yine benzer şekilde ayıpsız misli ile değişim hakkının kullanılabilmesi için de her somut olay özelinde değerlendirme yapılması ve hakkın kullanımın orantısızlık meydana getirip getirmediğinin tespiti gerekmektedir. Ayıplı mala ilişkin 6502 Sayılı Kanunda sayılan tüm seçimlik haklar yönünden ayrım yapılmaksızın iki yıllık zamanaşımı 17 süresi öngörülmüşse de ayıbın ağır nitelikte olması yahut hile ile gizlenmesi hallerinde ise zamanaşımı süresine ilişkin hükümler uygulanmayacaktır. Sağlayıcı tarafından sunulan hizmetin ayıplı olması halinde de ayıplı mal karşısında tüketiciye tanınan haklar ile benzer şekilde; sözleşmeden dönme, hizmetin yeniden görülmesini isteme, ayıp oranında bedel indirimi isteme ve hizmet sonucunda ortaya çıkan eserin ücretsiz onarımını isteme şeklindeki seçimlik haklar tüketiciye tanınmıştır. Tüketici tarafından ileri sürülen ve bozucu yenilik doğurucu hak olan sözleşmeden dönmenin söz konusu olduğu hallerde sağlayıcının sözleşmeye konu bedeli faizi ile birlikte tüketiciye iade etmesi ve varsa tüketici tarafından yapılan masraflar ile hakkın kullanımından dolayı meydana gelen yargılama gideri gibi masrafları karşılaması gerekmektedir. Buna karşın tüketici ise sözleşmeden dönmeye ilişkin hakkını kullanması ile birlikte hizmetten elde ettiği semereleri tıpkı ayıplı mala ilişkin hükümlerde yer verildiği gibi sağlayıcıya iade etmekte yükümlüdür. Keza sözleşmeden dönme hakkının kullanılması ile birlikte tarafların sözleşme öncesi durumuna geri dönmesi amaçlanan bir tasfiye sürecine girilmektedir. Hizmetin yeniden görülmesi istemi karşısında sağlayıcı açısından orantısız
Sonuç
doğuracak bir hususun söz konusu olmadığı sürece hizmetin yeniden görülmesine ilişkin seçimlik hakkın tüketici tarafından ileri sürülebilmesi
mümkündür. Hakka ilişkin bildirimin sağlayıcıya ulaşmasının akabindeki otuz günlük içerisinde hizmette meydana gelen ayıbın giderilmesi gerekmektedir. Bunlarla benzer şekilde ayıp oranında bedelden indirim isteme ile hizmet neticesinde ortaya çıkan malın ücretsiz onarımını isteme hakları da ayıplı mallara ilişkin sorumluluk hükümleri ile doğru orantılıdır. Keza zamanaşımı ve ispat yükü açısından da ayıplı mallara ilişki olarak belirlenen hususlar ayıplı hizmet hususunun varlığı halinde de kendilerine uygulama alanı bulacaktır. Sonuç Ayıplı mal ve hizmet ile karşı karşıya kalan tüketiciye birden fazla seçimlik hak tanınması suretiyle kendi ihtiyaçlarına en uygun hukuki çözümün sağlanmasına ilişkin hususun gözetilmesi, tüketici sıfatına haiz kişilerin korunmasına ilişkin ödevin devlete Anayasa ile yüklenmiş olması ve bunun yanı sıra tüketicilerin taraf olduğu sözleşmelere ilişkin Borçlar Kanunu ile sınırlı kalınmayarak 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun yürürlüğe konulması, anılan Kanunda ispat yükü açısından tüketici lehine hükümlere yer verilmesi ve ayrıca sürelerin hak düşüm süresi olarak değil zamanaşımı süresi olarak düzenlenmesi hususları bir arada değerlendirildiğinde kanun koyucnun tüketici sıfatına haiz kişileri korumaya dönük bir tutum içerisinde olduğu açıkça görülmektedir. Bu durumun uluslararası mevzuata uygun olmasının yanı sıra satıcı, sağlayıcı ve kredi veren sıfatına haiz kişilerin haklarınıntümden gözardı edilmemesi, salt tüketici haklıdır gibi bir bakış açısı ile uyuşmazlıklara yaklaşılmaması ve adil yargılanma hakkı gözetilerek her somut olay özelinde ayrıca değerlendirme yapılması hususlarının ticari faaliyetlerinin aksamaması açısından önemle gözetilmesi gerektiği kanaatindeyiz.
Dipnot
- 7/11/2013 Tarihli ve 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun md. 3/1-l; “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi”
- 7/11/2013 Tarihli ve 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun md. 3/1-k; “Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”
- Aslan, Y. (2022). Tüketici hukuku dersleri (9. bası). Ekin Yayınevi, s. 29–30.
- Ergün, Ö. (2023). Tüketici haklarının uluslararası ve ulusal gelişim aşamaları. Dicle Üniversitesi Adalet Meslek Yüksekokulu Adalet Dergisi, s. 53.
- Center, E. (2022). Tüketici hukuku açısından taşınır satımında ayıplı mal kavramı. İzmir Barosu Dergisi, s. 100.
- Yücer Aktürk, İ. (2016). Tüzel kişi tacirin tüketici sıfatı. Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, s. 110.
- 7/11/2013 Tarihli ve 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun md. 8/1; “Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır.”
- Abdil, Ç. (2021). Tüketici satış sözleşmesinde satış konusu malın ayıplı olmasının sonuçları (4. bası). Yetkin Yayınları, s. 75–77.
- Zevkliler, A., & Gökyayla, E. (t.y.). Borçlar hukuku: Özel borç ilişkileri (11. bası). Turhan Yayınevi, s. 101.
- 7/11/2013 Tarihli ve 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun md. 9/1; “Satıcı, malı satış sözleşmesine uygun olarak tüketiciye teslim etmekle yükümlüdür.”
- 7/11/2013 Tarihli ve 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun md. 14/1; “Sağlayıcı, hizmeti sözleşmeye uygun olarak ifa etmekle yükümlüdür.”
- Aslan, s. 29-30
- Kutluhan, E. (2013). CISG gereğince alıcının sözleşmeden dönmesi (1. bası). On İki Levha Yayıncılık, s. 62–72.
- Zevkliler ve Gökyayla, s. 125-134.
- Korkmaz, G. S. (2023). Tüketici İşlemi Niteliğindeki Satış Sözleşmesinde Ayıplı İfa Durumunda Tazminat. İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 10(1), s. 244-245.
- Korkmaz, s. 245.
- 7/11/2013 Tarihli ve 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun md. 12/1; “Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda taşınmazın teslim tarihinden itibaren beş yıldır.”
Kaynakça
- Abdil, Ç. (2021). Tüketici satış sözleşmesinde satış konusu malın ayıplı olmasının sonuçları (4. bası). Yetkin Yayınları.
- Aslan, Y. (2022). Tüketici hukuku dersleri (9. bası). Ekin Yayınevi.
- Center, E. (2022). Tüketici hukuku açısından taşınır satımında ayıplı mal kavramı. İzmir Barosu Dergisi.
- Ergün, Ö. (2023). Tüketici haklarının uluslararası ve ulusal gelişim aşamaları. Dicle Üniversitesi Adalet Meslek Yüksekokulu Adalet Dergisi.
- Korkmaz, G. S. (2023). Tüketici İşlemi Niteliğindeki Satış Sözleşmesinde Ayıplı İfa Durumunda Tazminat. İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 10(1), 237-260.
- Kutluhan, E. (2013). CISG gereğince alıcının sözleşmeden dönmesi (1. bası). On İki Levha Yayıncılık.
- Yücer Aktürk, İ. (2016). Tüzel kişi tacirin tüketici sıfatı. Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi. 7/11/2013 Tarihli ve 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun
