Giriş

Deniz yolu taşımacılığı, küresel ticarette en çok tercih edilen taşımacılık türlerinden biridir. Bunun nedeni ise mal sevkiyatının en verimli ve en ekonomik yollarından biri olmasıdır. Dünya ticaretinin yaklaşık %80’inin deniz yolu ile gerçekleştirildiği göz önüne alındığında denizyolu taşımacılığı, küresel ekonomik faaliyetlerin sürdürülmesinde hayati bir rol oynamaktadır. Ancak, deniz yolu taşımacılığında karşılaşılan en büyük sorunlardan biri, deniz haydutluğudur. Geçmişten günümüze, deniz haydutları, gemi taşımacılığını tehdit eden önemli bir sorundur ve bu sorun, günümüzde de deniz yolu taşımacılığının güvenliğini tehlikeye atmaya devam etmektedir. Bu makalede, deniz haydutluğu suçunun uluslararası hukukta nasıl tanımlandığı ve düzenlendiği ele alınacaktır. Ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen benzer suçlarla karşılaştırmalar yapılarak, deniz haydutluğunun ülkemizdeki yasal çerçevede nereye oturtulabileceği değerlendirilecektir. Son olarak, farklı ülkelerde deniz haydutluğu suçuna karşı uygulanan hukuki düzenlemelerin üzerinde durulacaktır. Böylece, deniz haydutluğunun küresel ve yerel düzeyde nasıl ele alındığına dair değerlendirme yapılacaktır.

I. Deniz Haydutluğu Suçunun Uluslararası Hukuktaki Tanımı ve Düzenlenmesi

Uluslararası hukukta deniz haydutluğu suçu, en geniş anlamıyla, denizdeki herhangi bir taşıma aracını yasa dışı bir şekilde ele geçirme, gemi mürettebatına zarar verme, soygun yapma ve buna benzer faaliyetlerin birleşiminden oluşan bir suç türüdür. Genel olarak öğretide deniz haydutluğu, “özel şahısların herhangi bir devlet bağlantısı olmaksızın kendilerine ait gemilerle diğer gemilere, bu gemilerdeki insanlara ya da yüke karşı kendi çıkarları doğrultusunda saldırmaları” olarak tanımlanır. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (“BMDHS”), United Nations Convention on

katılma fiili; c) a ve b fıkralarında tanımlanan fiillerin işlenmesini teşvik eden veya böyle bir fiili bilerek kolaylaştırmak üzere gerçekleştirilen herhangi bir fiil. Deniz haydutluğu, uluslararası sularda gerçekleşen bir suç olup, bu eylemlerle uluslararası deniz yolu taşımacılığı güvenliği tehdit altına girmektedir. BMDHS, deniz haydutluğu suçunu, devletlerin egemenlik alanları dışında, yani uluslararası sularda meydana gelen suçlar olarak kabul etmektedir. Devletlerin ilgili suç faaliyetlerinin önünü kesebilmek için uluslararası iş birliği içinde hareket etmeleri gerekmektedir . Deniz haydutluğu, belirli bir gemiye yönelik olarak yapılan saldırılarla da sınırlı değildir. Ayrıca gemi kavramının kapsamına gemilerin yolcuları, yükleri veya mürettebatına yönelik tehditler ve soygunlar da girmektedir. Law of the Sea (UNCLOS), 100–107 maddelerinde deniz haydutluğu suçu ve suçla bağlantılı hususlar düzenlenmiştir. 101. madde metni şu şekilde kaleme alınmıştır: “Aşağıda sayılan fiillerden herhangi biri deniz haydutluğu sayılır. a) Özel bir geminin veya uçağın mürettebatı veya yolcuları tarafından özel amaçlar doğrultusunda gerçekleştirilen: (i) Açık denizde diğer bir gemi veya uçağa ya da bunlardaki şahıslara veya mallara yöneltilmiş, (ii) Herhangi bir devletin yargı yetkisi dışında bulunan bir gemiye, uçağa, şahıslara veya mala yöneltilmiş her tür gayri meşru şiddet, alıkoyma ve yağma fiili. b) Bir gemi veya uçağı, deniz haydudu gemi veya uçak yapan olayları bilerek böyle bir geminin veya uçağın kullanılmasına isteyerek

II. Deniz Haydutluğunun Ceza Hukuku Bakımından Unsurlarının Değerlendirilmesi

BMDHS’nin 101. maddesindeki deniz haydutluğu tanımına göre, ilgili suçun oluşması için kişilere veya mallara karşı, özel amaçlarla işlenen her türlü hukuka aykırı şiddet, alıkoyma veya yağma fiilinin varlığı gerekmektedir. Yani ilgili suç hukuka aykırı fiil, özel amaç, iki geminin varlığı, açık deniz olmak üzere dört ana unsuru içermesi halinde işlenebilmektedir.

A. Hukuka Aykırı Fiil Unsuru

Tanımda geçen “hukuka aykırı şiddet, alıkoyma veya yağma fiilinin varlığı” ilgili suçun hukuka aykırı fiil unsurunu oluşturmaktadır. Şiddet, alıkoyma ve yağma fiillerinin tanımının sözleşmede yapılmamış olmasının nedeni sözleşmenin genel bir çerçeve sunmayı amaçlamasından kaynaklanmaktadır. Böylece her ülkenin kendi iç hukukunda bu tanımları daha ayrıntılı düzenlemesine olanak tanınmıştır. Türk Adalet Bakanlığınca şiddetin tanımı, “bireyin fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik yönden zarar görmesiyle ya da acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfi engellenmesini de içeren, fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranıştır. Şiddet, özel veya kamusal alanda (evde, aile bireyleri arasında, sokakta, iş yerinde) meydana gelebilir.” şeklinde yapılmıştır. Alıkoyma ise Türk Ceza Kanunu’nda kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu olarak düzenlenmiştir. 109. maddenin 1. fıkrasına göre; “Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmak” şeklinde suç tanımlanmıştır. Yağma suçu Türk Ceza Kanunu’nun 148 ve 150. maddeleri arasında düzenlenmiştir. TCK’nın 148. maddesinin birinci fıkrasında yağma, “Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak” şeklinde tanımlanmıştır. Tanımda geçen “özel amaçlarla işlenen” ifadesi deniz haydutluğu suçunun saik unsurunu oluşturmaktadır. Fakat madde metninde veya başka herhangi bir ekte özel amaçların de olduğuna dair bir açıklama yapılmamıştır. Öğretideki çoğu görüş, buradaki saikin ekonomik kazanç sağlama olduğunu kabul etmiştir.

C. İki Geminin Varlığı

Deniz haydutluğu suçu bir gemi tarafından başka bir gemiye ve/veya içindeki şahıslara veya mallara karşı gerçekleştirilmelidir. Yani bu suçun faillerinin suç konusunu teşkil eden gemiden farklı bir gemiye sahip olması gerekmektedir.

D. Açık Denizde Gerçekleşme

Tanımda da yer verildiği üzere deniz haydutluğu suçu mekânsal olarak açık denizlerde (on high seas) işlenebilir. Açık Deniz Sözleşmesi taslak metni ve yorumlarında, deniz haydutluğunun bir devletin ülkesinde ya da karasularında işlenemeyeceği belirtilmiştir. Bunun nedeni ise karasularında devletlerin kendi yargılama yetkisine sahip olmasıdır.

III. Deniz Haydutluğu ve Türk Ceza Kanunu’ndaki Benzer Suçlarla Karşılaştırılması

Deniz haydutluğu suçu Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmemekle birlikte TCK’da düzenlenen farklı suç türleriyle yakından ilişkilidir. Bu suçlar arasında, korsanlık, terör suçları, köle ticareti ve yağma gibi suçlar bulunur. Ancak, bu suçlar ve deniz haydutluğu suçu arasında belirgin farklar bulunmaktadır.

A. Korsanlık ve Deniz Haydutluğu Arasındaki Farklar

Korsanlık, deniz haydutluğu ile sıkça karıştırılsa da bu suçların arasında bazı önemli farklar vardır. Korsanlığın tarihsel geçmişine bakıldığında savaş zamanlarında düşman gemilerine yönelik olarak yapılan bir suç türü olduğu anlaşılmaktadır. Oysa deniz haydutluğu, herhangi bir gemiye karşı işlenebilir. Yani deniz haydutluğu, tarafsız veya dost gemileri de hedef alabilirken, korsanlık yalnızca düşman gemilerine yönelik işlenebilen bir suçtur.

B. Terörizm ve Deniz Haydutluğu

Terörizm suçları da deniz haydutluğuyla benzerlikler taşır, çünkü her ikisi de şiddet içerir ve mürettebatı veya gemileri tehdit eder. Ancak, terörizmin temel farkı, siyasi bir amaca dayanmasıdır. Teröristler, toplumsal bir değişiklik yaratmak veya siyasi amaçlarına ulaşmak için şiddet kullanırken, deniz haydutları sadece şahsi çıkarları için eylemlerini şahsi kazanç için işlenirken, terörizm suçları daha geniş toplumsal veya siyasal hedeflere yönelik olarak işlenen suçlardandır.

C. Köle Ticareti ve Deniz Haydutluğu

Köle ticareti, geçmişte deniz yolu taşımacılığı ile yakından ilişkili bir suçtu. 19. yüzyılda, köle ticareti yapan gemilere karşı müdahale etme yetkisi, uluslararası hukuktaki önemli düzenlemelerle verilmiştir. Bu suç, insan hakları ihlalleriyle doğrudan ilişkilidir ve çoğunlukla ekonomik kazanç sağlamak amacıyla yapılır. Ancak, köle ticareti ile deniz haydutluğu arasındaki fark, köle ticaretinin insanlık suçları kapsamında değerlendirilmesi ve deniz haydutluğunun daha çok maddi çıkarları hedef almasıdır.

D. Deniz Haydutluğu ve Yağma Suçu Arasındaki Farklar

Deniz haydutluğu ve yağma suçları, bazı benzerlikler taşır, çünkü her ikisi de şiddet içerir ve mülkiyeti başkasına ait bir eşyayı alıkoyma amacı güder. Ancak, bu suçlar arasında önemli farklar vardır.

Yağma suçu, genellikle bir yerdeki taşınır veya taşınmazın zorla alınması veya gasp edilmesi eylemi olarak tanımlanır. Bu suç, bir kişi veya grup tarafından işlenebilir ve genellikle belirli bir yerin veya mekânın hedef alınması söz konusudur. Yağma, genellikle kara üzerinde ve daha sınırlı bir coğrafi alanda işlenirken, deniz haydutluğu, uluslararası sularda işlenen bir suçtur ve geniş bir alanı kapsar ve gemilere yöneliktir. Yağma suçu, bireysel veya grup çıkarlarını hedeflerken, deniz haydutluğu, aynı şekilde maddi kazanç sağlamak amacıyla yapılır ancak bunun denizlerde gerçekleşmesi ve çoğunlukla gemilere yönelik şiddet içeren eylemleri barındırması, onu kara üzerindeki yağma suçlarından ayırır.

IV. Deniz Haydutluğunun Farklı Ülkelerdeki Düzenlemeleri

Deniz haydutluğu, küresel çapta önemli bir tehdit oluşturduğundan, farklı ülkelerin iç hukukunda nasıl düzenlendiği de önemlidir. Birçok ülke, uluslararası hukukla uyumlu bir şekilde, deniz haydutluğuna karşı kendi iç hukukunda düzenlemelere yer vermiştir.

A. Amerika Birleşik Devletleri

Amerika Birleşik Devletleri, deniz haydutluğu suçlarını Federal Ceza Kanunu çerçevesinde düzenler. U.S. Code Title 18-1651’e göre, deniz haydutluğu başka bir gemiye veya deniz aracına yönelik şiddet içeren eylemler olarak kabul edilir. Bu yasaya göre, deniz haydutluğu eylemleri ABD’nin egemenlik alanlarında veya uluslararası sularda işlendiğinde, suçlu kişi ABD mahkemelerine teslim edilip yargılanabilir. Yasa, deniz haydutluğunun suçlarını ağır bir şekilde cezalandırır. Haydutluk suçları işleyen kişilerin, uzun süreli hapis cezaları ile cezalandırılabilmelerini mümkün kıldığı için caydırıcı etkisinin olduğu söylenebilir.

B. İngiltere

İngiliz Hukuku’ndaki deniz haydutluğu düzenlemelerine bakıldığında geçmişten günümüze birçok yasal düzenlemenin yapıldığı görünmektedir. 17. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar yapılan düzenlemelerde, deniz haydutluğu suç olarak tanımış ve haydutlukla ilgili cezai yaptırımlar düzenlenmiştir. 1744’te çıkarılan yasa, deniz haydutluğunun cezalandırılmasına yönelik daha net düzenlemeler getirmiştir. Bu yasaların çoğu, 1993’te yürürlükten kaldırılmıştır. 19. yüzyılda çıkarılan yasalar ise deniz haydutluğuna karşı daha güçlü tedbirler almayı amaçlamıştır. Özellikle 1850 yılında çıkarılan yasa, deniz haydutluğunun cezai boyutunu artırmış ve uluslararası sularda bu tür suçlarla mücadeleye daha fazla odaklanmıştır. 2000 yılında düzenlenen ve 2016 yılında değişikliğe uğrayan Aviation Security and Piracy Order, deniz haydutluğu ile birlikte hava yolculuğundaki güvenlik olaylarına da yönelik hükümler içermektedir. Özellikle yurt dışındaki bölgelerde haydutlukla mücadelenin artması hedeflenmiş ve denizcilik güvenliği sağlanmaya çalışılmıştır.

C. Endonezya

Endonezya, dünyanın en büyük deniz yollarından birine sahip olup, deniz haydutluğu, özellikle Malakka Boğazı gibi önemli deniz yollarında ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturmuştur. Endonezya, deniz haydutluğu sorununu çözmek için iç hukukunda ve uluslararası düzeyde çeşitli önlemler almıştır. Endonezya iç hukukunda deniz haydutluğuna karşı ciddi yaptırımlar getirilmiş, haydutluk suçları için hapis cezaları ve para cezaları belirlenmiştir. Ayrıca, Endonezya Deniz Güvenlik Ajansı (“Bakamla”) , Indonesian Maritime Safety Agency, kurularak Endonezya karasularında ve Endonezya yargı yetkisi alanında hukuk ihlallerinin korunması, denetlenmesi, önlenmesi ve kovuşturulmasına katkı sağlanmıştır.

D. Somali

Somali’de deniz haydutluğuyla mücadele Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (“BMGK”) kararları öncülüğünde yürütülmekte ve uluslararası hukuk çerçevesinde çeşitli tedbirlerin alınmaktadır. Özellikle 1816, 1838, 1846 ve 1851 sayılı BMGK kararlarıyla Somali karasularında deniz haydutlarına karşı mücadeleye ilişkin tedbirler alınmış ve uluslararası deniz hukukuna uygun olarak hareket edilmiştir. Somali’nin ceza kanununda da deniz haydutluğu ve denizcilikle ilgili suçlar için ağır cezalar öngörülmektedir. Somali, deniz haydutluğuyla mücadelede Cibuti Kodu ve 2017 Cidde Değişikliği gibi bölgesel iş birliği anlaşmalarını da benimsemiştir. Cibuti Kodu, 2009 yılında Batı Hint Okyanusu ve Aden Körfezi’nde deniz haydutluğu ve gemilere yönelik silahlı soygunları önlemek amacıyla kabul edilmiştir. 2017 Cidde Değişikliği ise bu kodun kapsamını genişleterek insan ticareti, yasadışı balıkçılık ve diğer deniz suçlarını da içerecek şekilde düzenlemeler getirmiştir. Bu düzenlemeler, bölgesel iş birliğini güçlendirerek açık deniz sularında güvenliği sağlama amacı gütmektedir.

Sonuç

Sonuç olarak, deniz haydutluğu uluslararası sularda ciddi bir tehdit oluşturmaya devam eden bir suç türüdür. Uluslararası hukuk çerçevesinde, özellikle BMDHS’nin 101. maddesi ile tanımlanmakta ve ilerleyen maddelerinde düzenlenmektedir. Bu suç, deniz yolu taşımacılığına yönelik önemli bir tehlike arz ettiği için, farklı ülkeler BMDHS’nin yanı sıra bu suçu kendi iç hukuklarında da ele alarak cezai yaptırımlar uygulamaktadır. Türk Ceza Kanunu’nda deniz haydutluğuna özel bir düzenleme bulunmamakla birlikte, olası bir yargılamada benzer suçlara kıyasen yargılama yapılabileceği ortaya çıkmaktadır. Farklı ülkelerin yasal düzenlemeleri ve bölgesel iş birliği anlaşmaları, deniz haydutluğuyla mücadelede önemli rol oynamaktadır. Bu bağlamda, Türk mevzuatının da uluslararası iş birliği gücünü arttırabilmek için ulusal düzenlemelerin uyumlu hale getirilmesi, Türkiye’nin deniz güvenliğini sağlama çabalarının başarısını artıracaktır.

Kaynakça

  • Akçadağ, M. (2022). Dünya ve Türkiye taşımacılık verilerinin pazarlama faaliyetleri açısından değerlendirilmesi. Güncel Pazarlama Yaklaşımları ve Araştırmaları Dergisi, 3(2), 109–121
  • Adalet Bakanlığı. Şiddet nedir, ev içi şiddet. https://www.adalet.gov.tr/
  • Çalık, T. (2017). Uluslararası hukukta deniz haydutluğu ve Somali açıklarındaki deniz haydutluğu ile mücadele. Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, 7(1), 397–434.
  • Develi, E. İ. (2021). Lojistik türlerinden denizyolu taşımacılığı ve Türkiye pazarı özelinde bir durum (GZFT) analizi. İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 20(42), 1640–1661.
  • Doğru, S. (2017). Uluslararası hukukta deniz haydutluğu: Uluslararası toplumun mücadelesi ve Türkiye’nin katkıları.
  • Fenton, A. J., & Chapsos, I. (2019). Prosecuting pirates: Maritime piracy and Indonesian law. Australian Journal of Asian Law, 19(2), Article 4, 217–232.
  • İMEAK Deniz Ticareti Odası. (2023). Denizcilik sektör raporu. https://www.denizticaretodasi.org.tr/
  • Kızılsümer Özer, D. (2015). Uluslararası hukuk ve denizde yasadışı faaliyetlerin önlenmesi. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 17(2), 27–62.
  • Muran, H. (2022). Devletlerarası hukuk kapsamında deniz haydutluğu tanımı ve teknolojik gelişmeler. Piri Reis Üniversitesi Deniz Hukuku Dergisi, 1(2), 441–486.
  • Poyraz, Y., & Tabanlı, F. (2018). Deniz güvenliğinin sağlanmasında bölgesel bir düzenleme örneği: Cibuti Kodu. Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi (ERÜHFD), 13(2).
  • Topal, A. H. (2010). Uluslararası hukukta deniz haydutluğu ve mücadele yöntemleri. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi (AUHFD), 59(1), 99–130.
  • United Nations. (1982). United Nations Convention on the Law of the Sea (UNCLOS), Article 101. https://www.un.org/depts/los/convention_agreements/texts/unclos/unclos_e.pdf