Tanzimat Reformlarında Kadın Hakları
Giriş
Kadın hakları 19. yüzyılda büyük önem kazandı. Kadının hukuktaki yerinin birçok yerde birçok farklı yansımaları olmuştur. Roma’da kadın, kendi hukuki işlemlerini yönetemediğinden vasi atanması gerekli görülmüştür. Tutela mulierum denen bu vasiler veya kadının kocası hukuki işlerini yürütmekle yetkilendirilmiştir. Bu nedenle kadın toplumda cinsiyetinden ötürü kısıtlanmış ve erkek egemenliği altında yaşamaya mahkûm edilmiştir. Kadınların eğitim alması olağan karşılanan bir durum olmamasına rağmen imkânsız da değildi. Antik ve Orta Çağdan günümüze kadın bilgelerin anlatıları ulaşabilmiştir. Hint Hukukunda ise kadın kötü varlık olarak nitelendirildiğinden hiçbir hakka layık görülmemiştir. Budizm’e göre yılan ve kadın şeytan destekçisi olarak anılmıştır. Ulus devletlerde kadınaverilen hakların kadının insan olma hakkıyla ilişkilendirilmediği sadece kadının yeniden üretim sürecindeki kutsal hizmet rolünü üstlenmesinin resmileştirilmesidir. Tanzimat dönemi, Osmanlı İmparatorluğu’ nun 19. yüzyılda önemli bir reform sürecine girdiği, toplumsal, hukuki ve idari alanda köklü değişimlerin yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemde, özellikle kadın hakları ile ilgili önemli gelişmeler yaşanmış ve Osmanlı’da kadınların toplumsal statüsü tartışılmaya başlanmıştır. Tanzimat reformları ile birlikte, kadının yerinin ve rolünün yeniden şekillendirilmesi amaçlanmış, ancak bu süreç, toplumsal yapı ve geleneksel anlayışlarla sınırlı kalmıştır. Bu makalede, Tanzimat dönemi Osmanlı
İmparatorluğu’ nda kadın haklarına yönelik yapılan değişiklikleri, reformları ve toplumsal algıyı ele alıp, dönemin kadın hakları perspektifine dair bir inceleme sunmayı amaçlıyorum.
I. Tanzimat Dönemi’nin Toplumsal ve Hukuki Reformları
TTanzimat dönemi, Osmanlı İmparatorluğu’nda merkezi otoritenin güçlendirilmesi, adaletin sağlanması ve toplumun modernleşmesi amacıyla yapılan bir dizi reformu kapsamaktadır. 1839’da ilan edilen Tanzimat Fermanı ve 1856’da ilan edilen Islahat Fermanı, toplumun farklı kesimlerine yönelik çeşitli haklar ve eşitlikler vadetmiştir. Bu reformlar, özellikle erkekler için bir dizi hak tanırken, kadınlar açısından daha sınırlı kalmış, fakat kadınların hukuki durumunu değiştirecek bazı adımlar da atılmıştır. 19. yüzyılın ortalarında başlayan, modernleşme ve Batılılaşma hareketlerinin yoğun bir şekilde hissedildiği bir dönemdir. 1876’ya kadar devam eden bu dönemde yapılan hukukî reformlar, sadece devletin yapısını ve yönetimini değil, aynı zamanda toplumsal yapıyı ve bireylerin günlük yaşamlarını da derinden etkilemiştir. 1 Bu reformlar, özellikle Osmanlı’daki kadınların hakları, toplumsal rolleri ve yaşam biçimleri üzerinde çeşitli etkiler yaratmıştır. Tanzimat Fermanı, Osmanlı’daki tüm vatandaşların, din ve mezhep farkı gözetilmeksizin eşit haklara sahip olmasını öngördü. Bu, gayrimüslimlerin Osmanlı toplumunda daha fazla hakka sahip olmasını sağladı, ancak kadınlar için bu eşitlik oldukça sınırlı kaldı. Modern bir yargı sistemi kurulmaya çalışıldı. 2 Mahkemeler, şeriat hukukunun dışında da seküler bir hukuk anlayışını benimsemeye başladı. Bu, kadınların hukuki haklarını daha kolay savunabilmelerine olanak tanıyan bir adım oldu. Tanzimat reformları, vergi yükümlülüklerini, özellikle gayrimüslimler arasında adil bir şekilde dağıtmayı amaçladı. Aynı şekilde, Osmanlı topraklarında yaşayan bütün erkeklerin askere alınması ilkesi benimsendi. Bu durum, kadınların doğrudan etkilenmedikleri bir reform olsa da toplumsal yapıyı doğrudan etkiledi. Kadınların hukuki statüsünde bazı iyileştirmeler yapılmaya başlasa da bunlar sınırlı olmuştur. Özellikle boşanma, miras ve mal paylaşımı gibi konularda kadınların hakları, şeriat hukukunun etkisi altında olmaya devam etmiştir. 3 Bu dönemde: Kadınların boşanma hakkı, şeriat hukuku çerçevesinde oldukça sınırlıdır. Ancak Tanzimat Fermanı’ndan sonra boşanma, bazı durumlarda kadının lehine olacak şekilde düzenlenmiştir. Kadınlar, erkekler gibi eşit şartlarla boşanma talep etme hakkına sahip olmuştur. Bununla birlikte, uygulamada kadınların boşanma talepleri sıklıkla reddedilmiştir. Miras hukuku, şeriat yasalarına dayalı olarak, kadınlara erkeklerden daha az pay veriyordu. Tanzimat dönemi ile birlikte kadınların miras hakları biraz daha genişletilmiştir ancak bu genişleme, tam anlamıyla eşitlikçi bir düzeye ulaşmamıştır. Kadınların mal edinme ve mülk sahibi olma hakları, Tanzimat dönemi reformlarıyla daha güvence altına alınmaya çalışılmıştır. Ancak bu durum yine şeriat hukukunun etkisiyle
sınırlıdır. Tanzimat döneminde gelişen yeni fikirler yeni düşünceleri ortaya atmıştır. Önemli kırılma noktası Millî Mücadele’den sonra başlamıştır. 4 Şehirli kadınların ilk kez mitinglere katılıp baş göstermeleri bunu destekler niteliktedir. Kadınlar bu dönemde yapılan çalışmaların daha çok erkeklere yönelik olduğunu düşünüp kadının evlilik birliğini kurmakta daha çok söz sahibi olmaları gerektiğini savunmuştur. Bu nedenle görücü usulü evliliğe karşı çıkılmıştır. Tanzimat reformları, kadınların toplumsal hayatta daha fazla yer alması gerektiğine dair bir düşünceyi desteklemiş olsa da bu değişim yalnızca üst sınıf kadınları için geçerli olmuştur. Kadınların sosyal hayatta daha aktif rol almalarına yönelik hiçbir köklü adım atılmamıştır. Kadınların iş hayatına girmesi, kamu alanında aktif rol alması gibi değişimler, daha çok Batılılaşma hareketlerinin etkisiyle 19. yüzyılın sonlarına doğru görülecektir. Tanzimat dönemi hukuki reformları, kadınların toplumsal hayatta eşit haklara sahip olmaları yolunda önemli adımlar atmayı amaçlamış olsa da bu adımlar sınırlı kalmıştır. Kadınların aile içindeki rolü, hukuki haklarındaki eşitsizlikler ve toplumsal kısıtlamalar devam etmiştir. Kadınların toplumda daha fazla söz hakkına sahip olmalarını sağlamak için yapılan düzenlemeler genellikle yeterli olmamış, kadınların toplumsal hayatta daha aktif rol alması için köklü reformlar yalnızca sonraki yıllarda mümkün olmuştur.
II. Kadınların Eğitim Hakkındaki Değişiklikler
Tanzimat dönemi, Osmanlı’da kadınların eğitim hakları açısından bazı yeniliklerin yapıldığı bir dönemdir. Osmanlı İmparatorluğu’nda, özellikle kadınların eğitim alması genellikle sınırlıydı ve halk arasında kadınların eğitim görmesi pek hoş karşılanmazdı. Ancak Tanzimat ile birlikte, kadınların eğitimi, dönemin aydınları tarafından önemli bir mesele olarak ele alınmıştır. Medrese eğitimine alternatif olarak açılan okullar, kız çocuklarının eğitim alabilmesi için bazı imkanlar yaratmıştır. Özellikle saray çevresinde, kadınlar için özel okullar açılmaya başlanmış ve kadınlar için çeşitli kültürel etkinlikler düzenlenmiştir. Bununla birlikte, kadınların genel olarak erkeklerle eşit eğitim alma hakkı, hala sınırlıydı. Tanzimat öncesinde eğitim kurumu olarak Sıbyan ve Enderun mektepleri ile medreseler mevcuttur. Kızlar, sadece Sıbyan mekteplerinden faydalanabilmiş daha fazla eğitime ihtiyaç duyulmamıştır. Sadece saray mensubu ve aydın kesimden olan kişilerin kızları, ailelerinin desteği ile özel ders alabilmiştir. Bu sayede Tanzimat ile birlikte başlayan batılılaşmanın/modernleşmenin öncülüğünü dönemin aydını bazı erkeklerin yanında sarayda özel olarak yetişmiş kadınlar yapmıştır. Ancak eğitim almış kadınların sayısı toplumun ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktır. Hal böyleyken 1845 yılından itibaren daha detaylı şekilde Sıbyan ve Rüştiye mekteplerinin ıslah edilmesine başlanmıştır. 5 Nitekim 1856’da yayımlanan Islahat Fermanı’nın temelinde de eğitim yer almıştır.
III. Kadının Hukuki Durumunda Değişiklikler
Tanzimat dönemi ile birlikte kadınların hukuki durumu hakkında yapılan değişiklikler, Osmanlı hukukunun modernleşmesi adına atılan önemli adımlardan biri olmuştur. Ancak bu değişiklikler genellikle kadınların lehine olmayıp, daha çok erkeklerin haklarını düzenleyen ve güçlendiren bir nitelik taşımıştır. Medeni Hukuk ve Aile Hukuku açısından yapılan reformlar, kadının toplumsal ve ailevi rolünü belirleyen kuralların daha ayrıntılı hale gelmesini sağlamıştır. Kadınların miras hakkı, boşanma hakkı gibi meseleler, çeşitli hukuki metinlerde yer bulmuş, ancak bu haklar erkeklerin hakimiyetinde kalarak kadınların bağımsızlıklarını kısıtlayan bir biçimde uygulanmıştır. Osmanlıda yapılan evliliklerde çoğunlukla Şeriye sicillerine kaydolmuştur. Nikah, günümüzde olduğu gibi, akli iradesi yerinde olan erkekle kadın arasında kurulan bir akitti. Aynı zamanda aleni olması şartı koşulmuştur. Evlenme isteği olan kişilerin kadıdan izin alarak izinnameyle evlilik birliğini kurması beklenirdi. Bu usul tamamen örfidir. Aynı zamanda evliliklerin izinname ile yapılması ve sicile işlenmesi ilk kez Kanuni döneminde yapılan bir uygulamadır.
IV. Kadınların Toplumsal ve Ekonomik Hayatta Yeri
Tanzimat dönemi ile birlikte kadınların toplumsal hayatta daha görünür hale gelmeye başlaması, ekonomik alanda da bazı değişimlere yol açmıştır. Ancak bu değişim, kadınların sosyal ve ekonomik bağımsızlıklarını kazanması açısından sınırlı olmuştur. Kadınlar, özellikle şehir merkezlerinde bazı iş kollarında yer almış, ancak bu alanlar genellikle geleneksel kadın işlerinin (terzilik, iğnecik, dikiş-nakış) sınırlı olduğu alanlar olmuştur. Bunun dışında, kadınların ekonomik özgürlüklerini artıran herhangi bir reformdan bahsedilememektedir. Bu bakımdan ilk görüşü savunan hukukçular, bozmaya uyma kararı ile birlikte yeni bir davanın başladığını savunduklarından dolayı bozma ilamından önce ıslah hakkı kullanılmış olsa bile bozmaya uyma kararı ile başlamakta olan yeni davada ıslah hakkının bir kez daha kullanılmasında HMK m. 176/2 gereği bir beis bulunmadığını savunmaktadırlar. İkinci görüşü savunanlar ise, bozmaya uyma kararından sonra girişilen tahkikat evresi ile yeni bir davanın başlamadığını, dolayısıyla ıslah hakkı bozma ilamından önce bir kez kullanıldı ise bozmaya uyma kararı neticesinde başlayan yeni tahkikat evresinde bir kez daha kullanımının kanuna aykırılık teşkil edeceğini ifade etmektedirler. Tanzimat döneminde bunlardan bahsederken 1926 yılında kabul edilen Medeni Yasa ile kadın toplum içinde kimliğini elde etmiş, 1930 yılında da kadınlarımız, belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını yasayla kazanmıştır. Türk Kadınlar Birliği, aynı yıl 11 Nisan’da İstanbul’da büyük katılımlı bir miting düzenlemiştir. 1933 yılında kadınların, köy ihtiyar heyetlerine seçme ve seçilebilme, 1934 yılında ise, TBMM’ye girebilme haklarını elde etmeleri üzerine, 7 Aralık 1934 günü, Kadınlar Birliği ikinci büyük kadın mitingini düzenlemiştir. Türk Kadınlar Birliği 1935 yılında Cumhuriyetin ilk uluslararası Dünya
Kadınlar Birliği toplantısına da ev sahipliği yapmıştır. 7 1935 yılında yapılan 5. Dönem milletvekili seçimlerinde, Meclis’e 18 Kadın milletvekili girmiş ve Türk Kadınlar Birliği de, amaçlarını gerçekleştirdikleri düşüncesiyle, Dernek için fesih kararı almışlardır. Ancak 1949 yılında hakların, kazanılması için olduğu kadar, korunması ve geliştirilip, genişletilmesinin de gerekliliği karşısında Dernek, kurucularının başında Mevhibe İnönü’nün de yer aldığı Latife Bekir Çeyrekbaşı, Makbule Dıblan, Mebrure Aksoley, Kamile Erim, Neriman Sirer, Aliye Beyazıt, Lamia Refik Fenmen, Dr. Mediha Eldem, ve Necile Bilen’den oluşan aydın kadınlarımız tarafından, 13 Nisan’da yeniden kurulmuştur. Türk Kadınlar Birliği, 1954 yılında da Bakanlar Kurulu kararıyla “Kamu Yararına Çalışan Dernek” statüsünü kazanmıştır. 8 Türk Kadınlar Birliği 60’lı ve 70’li yıllarda, Ülkemizin kadın potansiyeline büyük bir ivme kazandırmış, yönlendirme ve geliştirme açısından önder rol oynamıştır.
V. Tanzimat Sonrası Kadın Hareketleri ve Toplumsal Tepkiler
Tanzimat dönemi sonunda kadın hakları konusunda tam anlamıyla köklü değişiklikler gerçekleşmemiş olsa da kadınların toplumsal haklarına dair tartışmalar başlamış ve bu tartışmalar, daha sonraki dönemlerde kadın hareketlerinin temelini atmıştır. Tanzimat sonrasında kadınların daha çok söz hakkı istemeleri ve toplumsal yaşamda daha etkin bir rol almak istemeleri, Osmanlı toplumunda belirgin bir şekilde kendini göstermeye başlamıştır. Kadınlar, çeşitli dergilere yazılar yazarak, kadın hakları ve eğitim hakkı gibi konuları gündeme getirmişlerdir. 9 Bu dönemin sonunda, kadınların eğitimde, iş yaşamında ve siyasette daha fazla söz sahibi olabilmesi için öncülük yapacak hareketler ortaya çıkmaya başlamıştır. Osmanlı Devleti’nde İslam hukukunun uygulandığı dönemde, kadınlar kamusal alana girmeye başlamış ve aile hukukundaki eşitsizliklerin giderilmesi için çeşitli çabalar sarf etmiştir. 1917 yılında çıkarılan Hukuk-ı Aile Kararnamesi ile kadınlar bazı haklar elde etmişlerse de aile hukukundaki eşitsizlikler tamamen ortadan kaldırılmamıştır. 1926’da yürürlüğe giren Medeni Kanun, kadınlara bazı haklar sağlamış olsa da erkeklerin aile içindeki üstünlüğünü tamamen ortadan kaldırmamıştır. Bu durum, toplumsal cinsiyet eşitliği açısından önemli bir tartışma konusudur.
Sonuç
Tanzimat dönemi, Osmanlı İmparatorluğu’nda kadın hakları açısından kısmi değişiklikler yaşanan, ancak bu değişikliklerin toplumsal yapıyı köklü şekilde dönüştüremediği bir dönemdir. Kadınların toplumsal hayatta daha fazla yer alabilmesi için bazı hukuki düzenlemeler yapılmış olsa da, kadının toplumdaki yerini tamamen değiştirecek reformlar hayata geçirememiştir. Bununla birlikte, Tanzimat dönemi, kadın hakları açısından gelecekteki gelişmelere zemin hazırlamış ve kadınların toplumsal hakları için atılacak adımların temelini atmıştır.
Kaynakça
- Altan, M. (2017). Türk hukukunda kadın ve aile: Hukuki reformlar ve toplumsal etkiler. Hukuk ve Toplum Dergisi, 12–29..
- Ataman, M. (2018). Türk hukukunda kadının hukuki statüsü. Ankara: Adalet Yayınları.
- Bütün, M. (2011). Osmanlı İmparatorluğu’nda kadın ve aile. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Yayınları.
- Cin, H. (1974). İslam ve Osmanlı hukukunda evlenme. Ankara.
- Kızılkaya, H. (2010). Türk hukukunda kadın hakları. Ankara: Seçkin Yayıncılık.
- Koç, İ. (2013). Kadının hukuki hakları: Tanzimat’tan günümüze kadın hakları reformları. Sosyal Bilimler Dergisi, 111–127.
- Koçak, Ü. (2020). Tanzimat dönemi kadın hareketlerinin eğitime etkisi. Ankara.
- Özdemir, A. (2015). Tanzimat’tan Cumhuriyet’e kadın hakları. Toplum ve Hukuk Dergisi, 35–50.
- Öztürk, A. (2019). Kadın haklarının hukuki gelişimi: Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet’e, 87–101.
- Tosun, S. (2014). Osmanlı’da kadın hakları: Tanzimat dönemi ve sonrası. İstanbul: Yedinci Sanat Yayınları.
