Anonim Şirket Genel Kurulu ve Genel Kurul Kararlarının Geçersizliği
1. ANONİM ŞİRKET TANIMI VE ŞİRKETİN İŞLEYİŞİ
Anonim şirket; bir veya birden çok kişinin iktisadi amaç için belirlenen bir ya da birden fazla konuda faaliyette bulunmak üzere yazılı sözleşme ile kurdukları, esas sermayesi belirli ve paylara bölünmüş, borçlarından dolayı sadece malvarlığı ile sorumlu tüzel kişiliğe haiz bir şirket türüdür. Anonim şirket, tüzel kişiliği haiz bir ticaret şirketi olarak hukuki yapı bakımından en iyi örgütlenmiş ve örgüt sistemi de en fazla geliştirilen ortaklıktır.
Asgari bir sermayeyle kurulması mümkün, ortakların sorumluluğu sınırlı ve payların devri şahsi şirketlerine oranla daha kolay olduğu için çok sayıda kişinin bir araya gelmesine ve dolayısıyla çok daha büyük sermayelerin toplanmasına elverişlidir. Anonim şirketin yapısı gereği yatırımcılar sadece taahhüt ettikleri sermayeyi kaybetme riski altındadırlar.
Sorumluluğun bu şekilde sınırlanmış olması güvenle yatırım yapılmasına olanak sağlamaktadır.
Bununla birlikte Anonim Şirket yapısının iyi niyetli olmayan kişilerin elinde kötüye kullanılması da mümkündür.
Ortaklar tarafından getirilen sermayenin denetimsiz şekilde şirketi yönetenlerin eline bırakılması, büyük sermaye gücünün kötüye kullanılmasına sebep olabilmektedir.
Anonim ortaklıklarda organ denildiğinde, “gerçek kişilerden oluşan kurul” akla gelmektedir. Bu ortaklığı borç altına sokan, hak sahibi kılan ve tüm işleri yürüten iki organ bulunmaktadır. Bunlar;
- Genel Kurul (karar organı)
- Yönetim Kurulu (yönetim ve temsil organı) olarak ikiye ayrılır.
2. GENEL KURUL
Anonim ortaklıklarda genel kurul; pay sahiplerinin veya temsilcilerinin usulüne uygun çağrı üzerine belirli bir gündemi görüşüp karara bağladığı ve ortaklık işlerine ilişkin bazı hakların kullanıldığı bir kuruldur.
Dolayısıyla ortaklığın karar ve irade organı olarak nitelendirilir. Hukuki sonuç doğuran bir irade beyanı olması nedeniyle genel kurul kararı, bir hukuki işlem niteliğindedir.
İşlemlerin oluşumu, geçerlilik şartları ve etkilerine ilişkin olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. Maddesinde düzenlenen hükümlere tabidir.
Genel kurul; kanunda ve esas sözleşmede kendisine yetki verilmiş konularda karar almakla birlikte, bu kararlar şirketin işleyişine ilişkin olmaktan çok genel ve temel konulardadır. Genel kurulda alınan kararlar, TTK Md. 423 gereği toplantıya katılıp olumsuz oy veren ve katılmayan ortakları da bağlar.
Bu sebeple kararların hukuka aykırı olması halinde ayrı bir iptal davası düzenlenmiştir.
Genel kurul bir karar organı olması nedeniyle anonim şirketin faaliyetine doğrudan ve dolaylı olarak hâkim bulunmaktadır. Ancak devamlı çalışan bir organ niteliğinde değildir.
En az yılda bir defa olağan veya gerektiğinde olağanüstü toplanır. Dolayısıyla arızî bir organdır.
Genel Kurul, iki farklı şekilde toplanmaktadır.
1. Olağan Genel Kurul 2. Olağanüstü Genel Kurul 1. Olağan Genel Kurul
Anonim şirket genel kurulu TTK Md. 409/1 gereği her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde ve yılda en az bir defa toplanır.
Buna olağan genel kurul toplantısı denir.
Genel Kurulu toplantıya kural olarak yönetim kurulu çağırır. TTK Md. 410 ve 411 gereği de şirket sermayesinin en az onda birine; halka açık şirketlerde ise yirmide birine sahip pay sahibi veya sahiplerinin talebi ile de genel kurul toplantıya çağırılabilir.
Olağan genel kurul; ortaklığın normal faaliyet devresi sonunda toplanıp, ortaklığın tüm işlem ve hesaplarına ait işleri müzakere ve tasdik etmektedir. Ayrıca bu toplantıda kanunen toplantı gündeminde bulunması gereken hususlar müzakere edilerek karar alınır.
2. Olağanüstü Genel Kurul
Genel kurulun belirli zamanların dışında toplanması halinde söz konusu olmaktadır.
TTK Md. 409/2 gereği; olağanüstü toplantıya çağrıyı yönetim kurulu “gerektiği takdirde” yapar veya azınlık pay sahipleri “geciktirici sebepleri ve gündemi belirterek” yönetim kurulundan genel kurulu toplantıya çağırmasını veya Genel Kurul zaten toplanacaksa karara bağlamak istedikleri konuları gündeme koymasını isteyebilirler.
3. GENEL KURULUN TOPLANMASI
Genel Kurul, bütün ortakların katılmaya hakkının olduğu ve önemli konuların karara bağlandığı bir organdır. Elbette bunun için belli bir prosedüre uyulması gerekmektedir. Yani genel kurulun oluşumu için ortakların çağırılması, belli bir yer ve zamanda toplanılması, gündemdeki konuların görüşülmesi ve nihayet karar verilerek şirkete ait kararların ortaya çıkmasının belli bir usulü vardır. Bu usul ve prosedürlere uyulursa alınan kararlar da geçerli olacak ve dolayısıyla şirketin iradesi ortaya çıkmış olacaktır.
Genel Kurul toplantısına katılmaya yetkili olanlar; pay sahipleri, temsilciler, intifa hakkı sahipleri, yönetim kurulu üyeleri, denetçiler, bakanlık temsilcisi ve sermaye piyasası kurulu gözlemcisidir.
1. Genel Kurul Toplantısı ve Karar Yetersayıları
İstisnai haller dışında genel kurulun toplanabilmesi için şirket sermayesinin en az dörtte birine sahip olan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığı yeterli olmaktadır.
Kanunda veya esas sözleşmede daha ağır bir yetersayı öngörülmemiş ise, genel kurul şirket sermayesinin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin katılımı ile toplanacaktır.
Toplantı yetersayısının sadece genel kurul toplantısının açılışı sırasında değil, toplantı süresince de bulunması gerekir. Toplantıda bahsedilen toplantı yetersayısı sağlanamazsa pay sahipleri yeniden genel kurul toplantısına çağırırlar ve yapılacak olan bu ikinci toplantı için nisap aranmaz.(TTK m.418)
2. Genel Kurul Kararlarının Tescil ve İlanı
Genel Kurulda alınan kararların geçerli olabilmesi için yönetim kurulu, toplantıda tutulan tutanağın noterce onaylanmış bir suretini derhal ticaret siciline vermek ve bu tutanakta yer alan tescil ve ilana tabi hususları tescil ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan ettirmekle yükümlüdür. Bununla birlikte genel kurul tarafından verilen kararlar toplantıda hazır bulunmayan veya olumsuz oy veren pay sahipleri hakkında da geçerli olmaktadır. (TTK m.423)
3. Genel Kurul Kararlarının Geçersizliği
Genel Kurulun toplanması ve karar alması ve böylelikle şirketin iradesini ortaya çıkarması belli koşul ve prosedürlere bağlanmıştır.
Bu prosedüre göre; pay sahiplerine hiç çağrı yapılmadan toplantı yapılmış ve karar alınmışsa veya toplantı ilan edilen gün ve yerde yapılmamış da başka yer ve günde yapılmışsa veya toplantıya bakanlık temsilcisi katılmamışsa yahut toplantıya gelen pay sahiplerinin bir kısmı toplantı salonuna girmesine müsaade edilmemişse yahut oy hakkı olmayan bir takım kimseler oy kullanmışsa ve buna benzer hususlar varsa, toplantı usulüne ve kanuna aykırılık vardır. Bu durumlarda genel kurulun aldığı kararlar hukuken sakat olup, geçersizdir. Bu geçersizlik durumları bütünsel olarak aynı yaptırıma tabi değildir. Bir kısım geçersizlik halleri hükümsüzlük yaptırımına maruz kalır, diğerleri ise iptal yaptırımı ile karşılaşır.
4. Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü
Geçersizlik hallerinden hükümsüzlük iki ayrı durumu ihtiva eder. Bunlar yokluk ve butlandır.
Yokluk Bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu nitelikteki emredici hükümlere aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi “yokluk” ile sakatlar. Yok sayılan işlem, şeklen meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir. Ayrıca yokluk, hâkim tarafından da re’sen dikkate alınmaktadır.
Emredici hükümlere göre, genel kurul kararlarının oluşabilmesi için iki kurucu unsur gereklidir. Birincisi genel kurul toplantısı yapılması, ikincisi de toplantıda karar alınmasıdır.
Bunların birisindeki eksiklik durumunda, işlem hiç doğmamış sayılır.
Yani baştan itibaren yoktur. Dolayısıyla bir toplantı yapılmadan elden karar dolaştırılması şeklinde yapılan işlem yoklukla sakattır.
Benzer olarak karar alınmadığı halde alınmış gibi gösterilirse, karar yokluk yaptırımına tabi olur. Bakanlık temsilcisinin de toplantıda bulunmaması kararın yoklukla sakat olması sonucunu doğuracaktır.
Butlan Bir hukuki işlem; kurucu nitelikteki hükümlere aykırılık taşımadığından varlık kazanmış olabilir. Fakat işlem, konusuna ilişkin emredici hükümlere aykırı ise, yani konusu kanuna, ahlaka, adaba, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı ya da imkânsız ise bu işlem batıldır. Yokluktaki gibi, butlanda da kesin geçersizlik söz konusu olur, Hâkim bu durumu da re’sen göz önünde bulundurur ve herkes bu geçersizliği, iptal davasında öngörülen üç aylık süreye bağlı olmaksızın ileri sürebilir ve tespit ettirebilir.
Yokluk ve butlan arasında sonuçları değil sebepleri bakımından farklılık bulunmaktadır.
Kararların hükümsüzlüğü durumunda yani yokluk ve butlan halinde, genel kurul kararları baştan itibaren hüküm doğurmazlar ve daha sonra sağlığa kavuşturulamazlar.
Mahkemece re’sen dikkate alınırlar ve def’i olarak ileri sürülebilecekleri gibi süreye bağlı olmaksızın bir tespit davasının konusunu da oluşturabilirler. Şirketin bir kararının, kararın alınmasından yıllar sonra bile butlanının ileri sürülebilmesi tehlikesi ve tehdidi, şirket yönetiminde pay sahiplerinde, alacaklılarda ve sermaye piyasasındaki potansiyel yatırımcılarda büyük tedirginliğe sebep olabilir. Yıllar sonra hükümsüzlüğün mahkemece tespiti ise o kararın kurduğu birçok ilişkiyi çoğu kez geriye etkili olarak ortadan kaldırır. Bu sakıncası sebebiyle mahkemelerin hükümsüzlük kararlarını ayrıntılı ve çok yönlü değerlendirmeler sonucu sakınarak vermeleri yanında, kanun koyucunun da iptal ile hükümsüzlüğün sınırlarını açıkça belirlemesi gerekir.
İptal Edilebilir Kararlar Genel Kurul kararının geçersizlik hali baştan itibaren sakatlık doğurmayacak nitelikte ve ancak belli süre içinde ileri sürülebilecek ise iptal yaptırımından söz edilir. Kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilecektir. (TTK m.445) Kanuna aykırılık, esas sözleşmeye aykırılık, dürüstlük kuralına aykırılık hallerinde iptal nedenleri oluşmaktadır. İptal davası açmaya yetkili kişiler ise; pay sahipleri, yönetim kurulu, yönetim kurulu üyeleri, intifa hakkı sahibi, sermaye piyasası kuruludur..İptal davası süreye bağlıdır. Dava, karar tarihinden itibaren üç ay içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü süredir. Kaçırılması halinde iptal davası açma hakkı düşmektedir. Yetkili ve görevli mahkeme ise şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesidir
SONUÇ
Yönetim kurulu iptal veya butlan davasının açıldığını ve duruşma gününü usulüne uygun olarak ilan eder ve şirketin internet sitesine koyar. İptal davasında üç aylık hak düşüren sürenin sona ermesinden önce duruşmaya başlanamaz. Birden fazla iptal davası açıldığı takdirde davalar birleştirilerek görülür. Genel Kurul kararı aleyhine iptal veya butlanın davası açıldığı takdirde mahkeme; yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Genel Kurul kararının iptaline veya butlanına ilişkin mahkeme kararı, kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade eder. Yönetim Kurulu bu kararın bir örneğini derhal ticaret siciline tescil ettirmek ve internet sitesine koymak zorundadır.
Genel Kurulun kararına karşı, kötü niyetle iptal veya butlan davası açıldığı takdirde, davacılar bu sebeple şirketin uğradığı zararlardan müteselsilen sorumludurlar.
KAYNAKÇA
- Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi
- Türk Ticaret Kanunu
- Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Genel Esaslar, 4. Baskı, Ocak 2016
- Ayşe Sarıca, Ticaret Hukuku, 10. Baskı, 2016
- Fatih Bilgili, Ertan Demirkapı, Şirketler Hukuku Dersleri, 1. Baskı, Şubat 2013
