Giriş

Bu yazımızda yasal ataması esnasında gözetilen ilkelere genel olarak değinildikten sonra hususi hallerde kısıtlı ile yasal temsilci arasında menfaat çatışması hali incelenmiş, yazının sonunda da kısıtlı ile yasal arasındaki çatışmasının ortaklıklar hukuku kapsamında ele alınmıştır.

Anahtar kelimeler: menfaat çatışması, kısıtlı, yasal temsilci, vasi, temsil kayyımı.

İlgili kanun maddeleri: Türk Medeni Kanunu m.426/f.2 2.bent, m.418/f.1 3.bent.

1. ATANACAK YASAL TEMSİLCİDE ARANAN ÖZELLİKLER

1.1. Kişilerin; başta1 küçüklük, akıl hastalığı, ağır hastalık olmak üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (“MK”) uyarınca kısıtlanması gerekebilir. Kişinin kısıtlanması üzerine MK m.403 f.1 uyarınca vesayet altındaki küçüğün veya kısıtlının kişiliği ile malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmek göreviyle vasi atanmaktadır.

Kayyımlar ise MK m.403 f.2 uyarınca, belirli işleri görmek veya malvarlığını yöneterek kısıtlının menfaatlerini korumak göreviyle atanmaktadır.

1.2. Kanun koyucu MK m.448’de vasiye vesayet altındaki kişiyi bütün hukuki işlemlerde temsil etme gibi geniş bir yetki verdiğinden dolayı, vasi olarak atanan kişinin kimler arasından seçileceğini, hangi işlemleri yapamayacağını da MK’da detaylıca düzenlenmiştir. Bu bağlamda MK’da vasi olarak atanamayacak kişiler şu şekilde belirtilmiştir: TMK m.418’e göre; kısıtlılar, kamu hizmetinden yasaklılar, haysiyetsiz hayat sürenler, menfaati kendisine vasi atanacak kişinin menfaati ile önemli ölçüde çatışanlar, kısıtlı ile vasi arasında aralarında düşmanlık bulunanlar, ilgili vesayet daireleri hâkimleri vasi olarak atanamayacakları belirtilmiştir.

Önemle belirtmek gerekir ki, atama kararı verildiğinde vasiliğe mani bir durum olmasa da vasinin sonradan yukarıdaki durumlardan birinin kapsamına girmesi vesayet hakkında karar veren mahkeme tarafından söz konusu kişinin vasiliği sona erdirilerek, şartlarını sağlayan başka kişi veya kişiler vasi olarak atanmasına karar vermesi gerekmektedir.

1.3. Kanun vasiye her ne kadar vesayet altındaki kişiyi bütün hukuki işlemlerde temsil etme gibi yetkisini vermiş olsa da bu yetkinin sınırlamasını da yapmıştır. Vasinin; vesayet altındaki kişi adına kefil olması vakıf kurması ve önemli bağışlarda bulunması yasaklanmıştır.2 Vasi kısıtlı adına bu işlemleri yapamayacağı gibi, bu işlemler dışında MK m.462’de sayılan iş ve işlemleri vesayet makamının (MK m.397 f.2 uyarınca, sulh hukuk mahkemesi), MK m.463’de sayımla sayılan iş ve işlemleri denetim makamının (MK m.397 f.2 uyarınca, asliye hukuk mahkemesi) izni olmaksızın yapamaz.

1.4. Yukarıda yapılan sınırlamalar tüm vasiler için geçerli olan sınırlamalardır.

Bununla birlikte kimi durumlarda vasinin yukarıda belirtilen sınırlamalar dışındaki iş ve işlemleri yapma yetkisi bulunmamaktadır.

Bu hallerde vasisi olan kişiye ayrıca söz konusu hususi durum için temsil kayyımı atanması gerekmektedir.

2. VASİSİ BULUNAN KISITLIYA TEMSİL KAYYIMI ATANMASINI GEREKTİREN HALLER

2.1. Yukarıda vasi olarak atanmanın şartlarına, vasinin yapabileceği işlemlere değinilmişti.

Bu başlık altında normal şartlar altında vasinin yapabileceği işlemlerden olan kimi işlemlerin kısıtlı ile vasi arasında menfaat çatışması bulunması halinde işletilecek süreç üzerinde durulacaktır. Kısıtlı ile vasi arasında menfaat çatışması bulunması halinde MK m.426 f.1 2. bent uyarınca temsil kayyımı atanması gerekmektedir: “Vesayet makamı, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hâllerde ilgilisinin isteği üzerine veya re’sen temsil kayyımı atar: (…) Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa,…”

2.2. Kanun açık hükmü uyarınca eğer bir yasal temsilcinin menfaat ile kısıtlının menfaati çatışmaktaysa bu halde kanun koyucu kısıtlının hakkının zarara uğramaması için söz konusu menfaat çatışmasının bulunduğu durumda yasal temsilcinin kısıtlı adına işlem yapma yetkisi kaldırmaktadır.

Böylesi bir halde kanun koyucu söz konusu menfaatin konu olduğu süreçte kısıtlıyı temsil edecek bir başka kişinin temsil kayyımının atanması gerektiği yönünde düzenleme yapılmıştır. Menfaat çatışması, miras paylaşımında olduğu gibi doğrudan olabileceği gibi, kısıtlı ile yasal temsilcinin diğer çocuğu arasında yapılacak işlemlerde olduğu gibi dolaylı menfaat çatışması şeklinde de olabilir.3

3. ORTAKLIKLAR HUKUKU BAĞLAMINDA KISITLI İLE YASAL TEMSİLCİ ARASINDA MENFAAT ÇATIŞMASI

3.1. Ortaklıklar hukuku bağlamda kısıtlı ile yasal temsilci arasında doğabilecek menfaat çatışması değerlendirildiğinde kısıtlı ile yasal temsilcinin aynı şirkette ortaklığı bulunması, yasal temsilcinin şirket yönetim kurulunda yer alması ilk akla gelen menfaat çatışması halleridir. Zira kısıtlı adına kullanılacak oy ile yönetim kurulu üyesi/müdür atamalarının yapılması, şirket yönetiminin ibra edilmesi, yönetim kurulu üyelerinin şahsi sorumluluğuna gidilmesi gibi kısıtlının ortaklıktan kaynaklanan haklarının hakkıyla kullanılabilmesi için aynı şirkette ortak, hatta üst düzey yönetiminde yer alan yasal temsilcinin arasında menfaat çatışması bulunmaktadır.

3.2. Örnek vermek gerekirse özellikle aile şirketlerinde, şirketin tek pay sahibi olan kişinin ölmesi üzerine mirasının eşi ve reşit olmayan çocukları arasında paylaştırılması sonrasında miras bırakanın eşi hem asaleten şirketin ortağı hatta duruma göre yönetim kurulu üyesi olmakta aynı zamanda reşit olmayan çocuğunun velisi olarak söz konusu küçükler adına pay sahipliğinden doğan hakları kullanmaktadır. Bu halde veli ile küçük arasında menfaat çatışma doğduğundan küçüğün haklarının temsil edilmesi hatta yönetilmesi için kayyım atanması gerekmektedir.

3.3. Nitekim Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2017/11336 Esas, 2018/1279 Karar sayılı ve 24.01.2018 Tarihli Kararında: “…Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; miras bırakan…’in vefatı ile geriye mirasçıları olarak eşi … ile 2014 doğumlu müşterek çocuk …’in kaldığı, anne …’in küçük …’e babasından miras yoluyla intikal eden şirket hisseleri üzerindeki haklarını kullanabilmesi için kayyım atanmasına karar verilmesini istediği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı, küçük…in velisi, dolayısıyla yasal temsilcisi ise de, aynı şirketin ortakları olmaları nedeniyle aralarında menfaat çatışması bulunduğundan, TMK’nun 426.

maddesi gereğince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.”4 İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi’nin 2018/1568 Esas, 2018/1035 Karar sayılı ve 06.06.2018 Tarihli Kararında: “…Yargılama konusu olayda; Davacı anne, eşinin hissedarı olduğu şirkette eşinin vefatı ile velayeti altındaki çocuklarıyla birlikte hissedar haline geldiklerini ve menfaat çatışması nedeniyle çocuklarına kayyım atanmasını talep ettiği, Mirasbırakan …’ın mirasçılık belgesinin dosya içerisine alındığı, davacı ve 2002, 2004 ve 2006 doğumlu küçük çocuklarının birlikte mirasçı olduklarının anlaşıldığı; Mirasbırakan ….’ın ortağı olduğu şirketin sicil kaydının dosya içerisine alındığı, mahkemenin, küçüklere ayrı ayrı temsil kayyımı atanmasına karar verdiği, ancak sonrasında 25/05/2018 tarihli tashih kararı ile hüküm fıkrasına yönetim ve temsil kayyımı olarak atama yapıldığı şeklinde düzeltme ve açıklama yapıldığı, TMK 426. maddede yasal temsilci olan veli ile küçük arasında menfaat çatışması olduğunda küçüklerin temsili için temsil kayyımı atanması gerektiği hususunun düzenlendiği, Tashih kararında TMK 427.

madde gereği yönetim kayyımı atandığı hususu belirtilmiş ise de, maddede sayılan yönetim kayyımı atanmasını gerektirir koşulların bulunmadığı, dolayısıyla tashih kararının hatalı olduğu, şirket yönetilirken alınacak kararlarda, yapılacak işlemlerde küçüklerin anneyle menfaatin çatıştığı her durumda kayyımın temsil edeceği, kayyımın görevinin küçükler reşit olana kadar devam edeceği, bu nedenle istinaf başvurusunun bu yönüyle yerinde olduğu, bu hususun düzeltilmesi gerektiği, …

Ancak; küçüklere temsil kayyımı atama kararı doğru olduğu halde ek kararla yönetim kayyımı yetkisinin verilmesinin yanlış olduğu bu yanlışlık duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte olduğundan HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile mahkeme kararının düzeltilmesi gerektiği …”

3.4. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2004/2052 Esas, 2004/3561 Karar sayılı 22.03.2004 tarihli kararında; “Davacılar müşterek çocukları 1995 doğumlu Yakup Kerim K.

adına ticari işletme açtıklarını; küçüğe işletmeyle ilgili menkul, gayrimenkul ve araç devri yapacaklarını belirterek kayyım tayini istemişlerdir. Çocuk ile ana veya baba arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılacak bir hukuki işlemle çocuğun borç altına girebilmesi, bir kayyımın katılmasına ve hakimin onayına bağlıdır. Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa vesayet makamı temsil kayyımı atar. … Davacılar anne ve baba küçüğün yasal temsilcisidir.

Dava dilekçesindeki açıklama nazara alındığında Türk Medeni Kanununun 426/2.

maddesi uyarınca küçük için temsil kayyımı atanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.”5 3.5. Yine yaşından dolayı geçirdiği hastalıklar ve rahatsızlıklardan dolayı kısıtlanan şirket ortağı olan kişiye atanan yasal temsilci eşinin, evlatlarının vasi olarak atanması halinde de bu kişilerle de vasi olarak atanan yasal temsilciler kişiler arasında menfaat çatışması bulunduğundan kısıtlanan kişiler için temsil (duruma göre yönetim) kayyımının atanması gerekmektedir.

3.6. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, 14. Hukuk Dairesi, 2017/1082 Esas, 2018/556 Karar sayılı, 24.5.2018 tarihli kararında; “Davacı 30/09/2015 tarihli olğanüstü genel kurul toplantısında 5, 6 ve 7 nolu gündem maddeleri ile alınan kararların iptalini talep etmiştir. Toplantıya İbrahim Arıkan vasisi aracılığıyla,…,… ve… ise asaleten katılmışlardır. Şirket ortaklarından ve yönetim kurulu üyelerinden….’ın vasisidir.

Gündemin 6 nolu maddesi ile, yönetim kurulu üyesi… 160.000 olumsuz oya karşılık 400.000 olumlu oyla ibra edilmiştir…. kendi ibrasında oy kullanmasa da yönetim kurulu üyesi… diğer yönetim kurulu üyesi… lehine kendi hissesi oranında ayrıca vasisi olduğu … adına olumlu oy kullanmıştır. Yönetim kurulu üyesi… ise davacının 160.000 olumsuz oyuna karşı diğer yönetim kurulu üyesi…’ın olumlu oyu ile yönetim kurulu üyesi olmayan…ın vasi aracılığıyla kullandığı olumlu oyla ibra edilmiştir…..’ın vasisi olduğundan… kendi ibrasında, kendisi lehine vasi sıfatıyla oy kullanmıştır.

TTK 436/2.maddesi gereğince, şirket yönetim kurulu üyeleri ile yönetimde görevli imza yetkisine haiz kişiler yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamazlar. Bu hüküm emredici nitelikte olması nedeniyle bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar geçersizdir. Bu durumda… ile…

yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullanamayacaklardır.

Yönetim kurulu üyelerinin olumlu oyları düşüldüğünde yönetim kurulu üyeleri… ve… 240.000 adet kısıtlı…’ın oyu ile ibra edilmişlerdir.

Şirket ortaklarından… İstanbul 13.Sulh Hukuk Mahkemesinin 18/11/2014 tarih, 2014/591 E. 2014/1072 K. sayılı ilamı ile kısıtlanmasına ve kızı…’ın vasi olarak atanmasına, hükmün 9. bendi ile de şirket toplantıları ile diğer tüm işlemlerde kısıtlının vasi tarafından temsil edilmesine karar verilmiştir. Ancak mahkeme vesayet makamı, 21/01/2016 tarihli ara karar ile, kısıtlının hissedar olduğu şirketlerde genel kurul toplantılarında vasinin kısıtlı adına oy kullanamayacağına ve kısıtlının bu toplantılarda kayyumla temsili gerektiğine dair karar almış, bu konuda vasiye ve davalı şirkete tebligat yapmıştır…

Yukarıda da ifade edildiği gibi,… davalı şirketin yönetim kurulu üyesi ve…’ın vasisidir.

Yönetim kurulu üyesi, diğer yönetim kurulu üyesinin ibrasında oy kullanması mümkün olmamasına rağmen, kendi ibrasında vasi sıfatıyla kendi lehine veya vasi sıfatıya diğer yönetim kurulu üyesinin ibrasında oy kullanıp kullanamayacağının tartışılması gerekir.

TMK’nin 426/2. maddesi gereğince, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile kısıtlının menfaati çatışıyorsa, istek üzerine veya resen o işle sınırlı olmak üzere kısıtlıya temsil kayyumu atanabilir.

TMK 418.madesi gereğince de vasi atanacak kişinin menfaati ile kısıtlının menfaatinin çatışmaması zorunludur.

TMK 448. maddesi gereğince, vasi vesayet altındaki kişiyi bütün hukuki işlemlerde temsil eder. TMK 462 ve 463.maddelerindeki izin gerektiren haller saklıdır.

Bu açıklamalar ışığında şirket ortaklarından herhangi birisinin kısıtlanması halinde, vasi şirket ortağı değilse genel kurul toplantılarına katılarak oy kullanmasına engel bir durum yoktur.

TTK 436/2.bendinde, yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında ve diğer yönetim kurulu üyelerinin ibralarında oy kullanamayacakları düzenlenmiştir. Bu bent emredici nitelikte olduğuna göre yönetim kurulu üyesi ve vasi olan ortağın da yönetim kurulu üyesi olarak kendisinin ibrasında vasi adına oy kullanamayacağı gibi yine diğer yönetim kurulu üyesinin de ibrasında vasi olarak oy kullanamayacaktır. Bu olayda yönetim kurulu üyesi olan vasi ile kısıtlı arasında menfaat çatışması bulunmaktadır. Şirket ortağı kısıtlı …’ın, yönetim kurulu üyelerinin ibrasında ancak tmk 426/2.maddesi gereğince atanacak kayyum aracılığıyla oy kullanabilir.

Yönetim kurulunun üyelerinin ibrasında kısıtlının kayyumla temsil edilmesi gerekir.

Bu sebeple yönetim kurulu üyesi olan… ‘ın vasisinin yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullanamayacağı göz önüne alındığında, gündemin 6.maddesi ile alınan kararda, davacının oyu dikkate alındığında, ibra kararı alındığından söz edilemez. Bu nedenle, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına dair 6 nolu kararın iptali gerekir. Bu sebeplerle gündemin 6.maddesi ile alınan kararın iptaline karar verilmesi gerekirken reddine dair ilk derece mahkemesi kararı yerinde olmadığından, davacının bu konudaki istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.

… Davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 30/09/2015 tarihli olağan genel kurul toplantısında 6 nolu gündem maddesi ile alınan yönetim kurulu üyelerinin ibrası ile ilgili kararın… İptallerine, [karar verildi]” 3.7. Yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2014/6548 Esas, 2015/4982 Karar sayılı, 9.4.2015 tarihli kararının karşı oy yazısında; “1-) Dava, anonim şirket genel kurul toplantısında oy kullanmaması gereken kişilere alınan kararlarda ve şirket yöneticilerinin ibrasında oy kullandırılıp kullandırılmadığı ve bu sebeple alınan kararların yok hükmünde olup olmadığı veya iptalinin gerekip gerekmediği hususuna ilişkindir.

2-) Davalı şirket, baba… ile çocuklarının hissedarı olduğu bir aile şirketidir. Baba … 10.615/38.600, davacı ise 4439/38600 hisse sahibidir. Yönetim kurulu üyelerinden … 6.369/38.600 ve… de 6.369/38.600 hisse sahibidir.

3-) Şirketin 2007 ve 2008 yıllarına dair “Olağan Genel Kurul Toplantısı” 10.12.2009 tarihinde yapılmıştır. Toplantı tutanağından genel kurul toplantısına “…” adına,… Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kararıyla kayyum olarak atanan şirket mali müşaviri “…” katılmıştır.

4-) Dava dışı hissedar…’in kısıtlanmış bir kişi olduğu ve kendisine, şirket yönetici ortağı …’in vasi olarak atandığı, bu kişinin kendi ibrasında genel kurul toplantısında kısıtlı adına oy kullanamayacağı için… Sulh Hukuk Mahkemesi’ne mürcaatla, şirket yeminli mali müşaviri…’yı, kısıtlı…’e temsil kayyımı olarak atattığı ve bu kişinin genel kurul toplantısına katılarak oy kullandığı sabittir.

5-)Fiil ehliyeti bulunmayan ve genel kurula katılması yönünden vasisinin yasal engeli bulunan…’e TMK 426 maddesi uyarınca şirket genel kurul toplantısına onun adına katılması ve alınacak kararlarda oy kullanması için “temsil kayyımı” atanmasında hukuki bir engel bulunmamaktadır. Temsil kayyımını atayacak organ vesayet makamı yani sulh hukuk mahkemesidir. Yasal temsilci…’in, vesayet makamına, kısıtlı…’e temsil kayyımı atanması için Sulh Hukuk Mahkemesine başvurduğu, ancak temsil kayyımının hangi iş için atanması gerektiğini belirtmediği gibi, Manavgat sulh hukuk mahkemesi’nin kayyım atama kararında da,…’nın hangi iş ve işlemler için kayyım atandığı belirtilmemiştir. Hatta anılan kişinin yönetim kayyımı olarak mı, yoksa temsil kayyımı olarak mı atandığı dahi belirsizdir. Belli bir iş için görevlendirilmiş temsil kayyımı, o işi kendisini görevlendiren vesayet makamından alacağı talimata göre yürütmek zorundadır. (Ömer Uğur Gençcen, Vasi-Kayyım Yetkin. Yayınları sh.

690). Diğer bir anlatımla kayyımın yapacağı işi (genel kurula kısıtlı… adına katılma) vesayet makamına bildirerek bu makamın talimatına göre hareket etmesi gerekirken talimat almaksızın toplantıya katılmıştır.

Dolayısıyla, davalı şirketin 10.12.2009 tarihli toplantısına, dava dışı kayyım…yetkisiz olarak katılmıştır.

6-) Öte yandan TMK’nın 418/3. maddesi uyarınca, menfaati, kayyım olarak atandığı kişiyle çatışan kişinin kayyım olarak da atanması hukuka aykırıdır. Dava dışı kayyım … davalı şirketin mali müşaviri olup, şirket bilançolarının oylandığı genel kurula esas tüm mali belgeleri ve hesap tablolarını kendisi hazırlamıştır. Anılan mali müşavir, kayyım olarak genel kurula katılıp, kendisi ile hizmet/vekalet sözleşmesi yaparak iş sağlayan yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullanması, temsil olunan kısıtlı yönünden önemli bir menfaat çatışması doğuracaktır. Bir başka deyişle, somut olayda bağımsız ve tarafsız olarak hareket edemeyecek bir kişi kayyım tayin edilmiştir. Bu sebeple, anılan kişinin kayyım olanak atanmasına yasal engel bulunmaktadır.

(Yargıtay 11 HD, 03.07.2006 T.,2005/7885- 2006/7883). Anılan kararda da zikredildiği üzere, menfaat çatışması bulunan kayyımın yaptığı hukuki işlemlerin hukuki geçerliliği yoktur.

7-) 6762 Sayılı TTK’nın 361/3. maddesi uyarınca yetkisiz kişilerin genel kurul toplantısına katılması ayrı bir iptal sebebi olarak öngörülmüştür. Toplantı hazirun cetvelinde toplantıya yönetici ortaklar…,… ile kayyım…’dan başkasının katılmadığı da gözetildiğinde söz konusu katılımın genel kurul kararlarının oluşumunda önemli ölçüde müessir olduğu anlaşılmakla, yerel mahkemenin genel kurul kararların iptaline yönelik kabulü son derece yerinde olduğundan Dairemiz sayın çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum.”

3.8. Sonuç olarak; kısıtlının da ortağı olduğu bir şirkette yasal temsilci de şirket ortağı veya yönetim kurulu üyesi ise kısıtlı ile arasında menfaat çatışması bulunduğu, kısıtlı ile yasal temsilcinin arasında menfaat çatışması söz konusu hallerde kısıtlıya ayrıca temsil kayyımının atanması gerekmektedir. Eğer temsil kayyımı atanması gereken hallerde temsil kayyımı atanmamış ve menfaat çatışması bulunan yasal temsilci kısıtlı adına işlem yapmışsa yapılan işlem geçersizdir. Ortaklıklar hukukunda da söz konusu işlem iptal davasına konu olabilecektir.

KAYNAKÇA

DİPNOT

  1. Vesayeti gerektiren diğer haller için bkz. MK m.404 ila 408.
  2. MK m.449.
  3. Ömer Uğur GENÇCAN, İstinaf Hükümlerine Göre Hazırlanmış Vasi, Kayyım, Yasal Danışman ve Vesayet Daireleri, Yargıtay Uygulaması, Bilimsel Açıklama ve En Son İçtihatlar, Yetkin Yayınları, 3. Baskı, Ankara 2019, s.878.
  4. GENÇCAN, Vesayet (2019), s.872-873.
  5. GENÇCAN, Vesayet (2019), s.873.