Giriş

Anonim ortaklıklar iktisadi ve ekonomik belirli bir amaca dayanarak kurulurlar. Bu amaçlarının gerçekleşmesi de ortaklığın iktisadi varlığını korumasına ve devamlılığına bağlıdır. Bu nedenle de Anonim Şirketlerin hisse devirleri o şirket için önem arz etmekte olup, Nama yazılı pay senetlerinin devri ve sınırlandırılması yazımızda ele alınacaktır.

Nama yazılı pay senetleri, belli bir kişinin adına yazılı ve Anonim Ortaklıktaki payı açıklayıcı nitelikte olup, bu senetlerinin hukuki işlemle devri, ciro edilmiş senedin zilyetliğinin devralana geçmesiyle gerçekleşir. Kural olarak devir serbestisi olduğundan, TTK 490. Maddesi gereğince, kanunda ve esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı pay senetlerinin herhangi bir sınırlamaya bağlı olmaksızın devredilirler.

Nama yazılı pay senedinin devrinde arka yüzüne “….paydan doğan tüm hak ve yükümlülüklerimi …….devir ve temlik ediyorum” yazılarak devri gerçekleştirilir.

Bu devir Anonim Ortaklık pay defterine kayıt ile de hüküm ifade eder. Ancak bu işlem, kurucu bir etkiye sahip olmayıp, sadece açıklayıcı bir etkiye haizdir. Başka bir ifade ile pay defteri pay sahipliği için sadece bir karine teşkil eder. Pay defterine kayıt henüz gerçekleşmemişse, pay sahibi başka araçlarla payın maliki olduğunu kanıtlayabilir. Pay senetlerinin devrinde senetlerin devralana teslimi şart olup, ciro ya da temlik şeklinde olması fark etmez.

Senetlerin devri ve teslimi ile mülkiyet devralana geçer.

Kanunda veya esas sözleşmede yer alan ve nama yazılı payların devrini bazı şartlara bağlayan veya herhangi bir şarta tabi tutmadan kısıtlayan veya tamamen yasaklayan hükümlere “ bağlam” denilmektedir. Bağlamın; mali gücü zayıf olanları ortaklığa almamak, ortaklığın özgün yapısını korumak ve yabancılaşmayı önlemek gibi çok çeşitli amaçları bulunmaktadır.

TTK’nu bağlamı kanuni ve esas sözleşmeyle öngörülen bağlam şeklinde iki farklı kategoride düzenlemiş olup, pay senedi devrinin kanuni sınırlandırılması TTK’nın 491.

maddesinde, esas sözleşme ile devrin sınırlandırılması 492. maddesinde düzenlenmiştir. Red sebepleri ise madde 493’de belirtilmiş, pay devirlerinin esas sözleşme ile sınırlandırılabilmesine olanak sağlanmış, devrin keyfi olarak veya istenildiği şekilde sınırlandırılamayacağı da düzenlenmiştir.

1. KANUNI SINIRLAMALAR

TTK’na göre, nama yazılı pay devirlerinin şirket yönetim kurulu tarafından pay defterine işlenmekten kaçınılması, kanunda öngörülen iki koşulun birlikte mevcudiyeti halinde söz konusu olur: (1) devre konu olan nama yazılı payların bedellerinin tamamen ödenmemiş olması; (2) devralanın ödeme yeterliliğinin şüpheli olması halinde şirketçe istenen teminatın verilmemesi.

1. Devre Konu Olan Nama Yazılı Payların Bedellerinin Tamamen Ödenmemiş Olması

Nama yazılı payların yasal olarak devir sınırlamasına tabi olabilmesi için, karşılıklarının tamamen ödenmemiş olması gerekir.

Bedeli tamamen ödenmemiş bulunan nama yazılı çıplak veya senede bağlanmış payın devri ancak Yönetim Kurulunun onayı ile mümkündür. Bu hükmün konuluş amacı, ortaklık esas sermayesinin tamamen ödenmesini sağlamak ve hem ortaklığın hem de ortaklık alacaklarının çıkarlarını korumaktır. Pay bedelinin küçük bir bakiyesinin kalması durumunda, bu hükmün uygulanabilirliği pek yoktur. Çünkü pay bedellerinin tamamının devir esnasında ödenmesi talebi, aslında sermayenin tamamının ödenmesini temin etmek amacını taşımaktadır. Az miktarda bakiye pay bedeli için ödenmediğinin şirketçe ileri sürülerek pay devrine karşı çıkılması veya verilen teminatın yetersiz bulunması MK 2. Hükmü gereğince hakkın kötüye kullanılmasını teşkil etmektedir.

sözleşmeye eklenebilir.

Burada pay devrinin kısıtlanmasının maddi sebeplerinin mevcut ve güdülen amaca uygun olacak şekilde, pay sahipleri arasında eşit işlem ilkesinin gözetilerek gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Ancak esas sözleşmede yer alan bağlam hükümleri, bazı hallerde ortaklık için faydasız, gereksiz veya ortaklığın gelişmesini engelleyen niteliğe bürünmüş ise, konulması kadar kaldırılması da ortaklık için gereklidir.

Esas sözleşmede pay devri sınırlaması öngörülmüş olması halinde kanun bu sınırlamanın önemli bir sebebe dayanmasını arar. Şirket, nama yazılı payların devrinde, yalnızca esas sözleşmede öngörülmüş “önemli bir sebebi” ileri sürerek veya devir işleminin konusu payların gerçek değerleriyle kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı öngörerek onay istemini reddedebilir.

1. Önemli Sebep Kavramı

Esas sözleşmede pay senetlerinin devrini kısıtlayan sebeplerin özel olarak belirtilmesi, somutlaştırılması gerekmekte olup, kanun ana sözleşmeye pay devrini kısıtlayan sebepleri yazmakta herhangi bir serbesti tanımamıştır. Yönetim kurulu şirket esas sözleşmesinde açıkça gösterilmeyen bir sebebi ileri sürerek pay devrini onaylamaktan imtina edemez. Esas sözleşmede çeşitli sebeplerin önemli sebep sayılmış olması, bu sebepleri kendiliğinden “önemli” saymamakta, TTK md. 493 kapsamında önemli kabul edilmesi gerekmektedir. Aksi halde öngörülen kısıtlamanın geçersiz

2. Devralanın Ödeme Gücünün Şüpheli Olması

Bedellerin tümü ödenmemiş bulunan payları devralan kişinin ödeme yeterliliği şüpheli olduğu takdirde Şirket Yönetim Kurullarınca teminat istenebilir, teminatın verilmemesi halinde pay devrine onay verilmeyebilir. Teminat miktarını Yönetim Kurulu belirlediğinden, istenen teminatın miktarı fahiş ise, devralan bu işleme karşı mahkemeye başvurabilir.

Teminat türünün ne olacağı hususunda kanunda hiçbir açıklık yoktur.

Ancak genel olarak denilebilir ki, şirketin belirli bir türde teminatı değil de, aksine payı devralan tarafından gösterilen ve bakiye esas sermaye borcunu karşılayan her türlü teminatın kabulü gerekir. Teminatın ayni ya da şahsi olması önemli değildir. Önemli olan esas sermaye borcunu karşılayacak nitelikte olmasıdır.

2. ESAS SÖZLEŞMEYLE SINIRLAMALAR

Kanuni sınırlama koşulları dışında, nama yazılı payların devri şirket esas sözleşmesinde düzenlenecek hükümlerle de şirket onayına tabi tutulabilir. Buna asli bağlam denilir. Bu nitelikteki bağlam hükümleri, hem her pay sahibine hem de gelecekte payı iktisap edenlere karşı bağlayıcılık teşkil eder.

Ancak pay devine ilişkin kısıtlamalar, tüm hissedarların çıkarlarının göz önüne alınarak denkleştirilmesi ve orantısallık ilkesinin korunması durumunda sonradan da esas örnek gösterilebilir.

  • Devrin bir meslek veya yöreden olan kişilere yapılması: Uygulamada sıklıkla karşılaşılan bu tür bağlam hükümlerinin anonim ortaklığın işletme konusuyla yakın ilişki içinde olduğu kabul edilmektedir. Ancak bu durumda önemli olan, söz konusu meslek veya yöreye mensup kişilerin şirketin işletme konusu özel bilgi ve tecrübeye sahip olmasıdır. Aksi halde şirketin devre onay vermemekte menfaati bulunduğu kabul edilemeyeceğinden, böyle bir düzenleme önemli sebep oluşturmaz.

2. Önemli Sebep Haricinde İleri Sürülebilecek Sınırlama Sebepleri

Şirket, pay devrini onaylamaktan, payları gerçek değeriyle kendi bünyesine, diğer pay sahipleri veya üçüncü kişiler hesabına almayı önererek de kaçınabilir. Payların gerçek değerinin ödenmesi önerilerek pay devrinin reddedilmesi halinde ise devreden ve devralan “payların gerçek değerini” birlikte belirleyebilecekleri gibi; bu yönde anlaşamamaları halinde devralan payların gerçek değerinin belirlenmesini mahkemeden isteyebilir.

Anonim şirketler kendi menfaatini ve istikrarını korumak amacıyla hâkimiyetin el değiştirmemesi için; satın alınması uygun görülmeyen ve özellikle küçük hisselere tekabül edilen payların devrine onay vermeyip, ilgili kişilere gerçek değeri ile satın almayı teklif olduğu kabul edilir.

Şirketin ileri sürebileceği önemli sebepler TTK’da: (i) pay sahipleri çevresinin korunması; (ii) şirketin işletme konusunun korunması; (iii) işletmenin ekonomik bağımsızlığının muhafaza edilmesi; veya (iv) devralanın payları kendi adına ve hesabına aldığını açıkça beyan etmekten kaçınması şeklinde örneklendirilmiş ancak bu konuda sınırlayıcı bir sayım yapmaktan kaçınılmıştır.

Uygulamada genellikle pay sahipleri çevresinin bileşimiyle ilgili sınırlamalar getirildiği görülür. Doktrinde savunulan görüşler ışığında, uygulamada sıklıkla rastlanan bazı örneklerin aşağıdaki şekilde yorumlanması mümkündür.

  • Devrin şirketin rakibi olan kişilere yapılması halinde şirketin böyle bir devre onay vermemesi için önemli sebep varlığı kabul edilir. Rakibin ve rakibe yakın kişilerin pay sahibi olmaları mevcut pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunması bakımından haklı bir durum oluşturmaz ve bu kişilerin Anonim Ortaklıklara kabul edilmesi, ortaklığın ekonomik bağımsızlığını etkileyen sonuçlar doğurur.
  • Devralan kişinin yabancı uyruklu olması bazı hallerde önemli sebep teşkil etmektedir. Bunun nedeni ortaklığın işletme konusunun yabancı ortaklığa müsaade etmemesidir. Mesela Savunma sanayiinde çalışılması bu duruma edebilirler. Bu husus pay sahiplerinin çevresinin bileşiminin veya işletme konusunun veya işletmenin ekonomik bağımsızlığının korunması bakımından önemlidir. Çünkü bu şekilde satılan payların şirketin genelince talep edilmeyen kişilerin eline geçmesi halinde, şirketin ekonomik ve işletmesel anlamda geleceğini tehlikeye düşürebilir. Ancak Şirket Yönetim kurulunun payların gerçek değerinin ödenmesini önererek pay devrini reddedilmesi hakkı, bazı hallerde hâkim pay sahibinin lehine iken, diğer pay sahiplerinin aleyhine olabilir. Finansal durumu zayıf bir pay sahibi, finansal anlamda etkin ve güçlü bir pay sahibi karşısında pek şansı olmayabilir. T.C. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 5.4.2018 tarih E. 2016/8960 K. 2018/2472 sayılı kararında; “devralan, paylarının gerçek değerinin belirlenmesini, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir; bu hâlde mahkeme şirketin karar tarihine en yakın tarihteki değerini esas alır. Değerleme giderlerini şirket karşılar. Devralan, gerçek değeri öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde bu fiyatı reddetmezse, şirketin devralma önerisini kabul etmiş sayılır. Esas sözleşme devir edilebilirlik şartlarını ağırlaştıramaz.” hükmü düzenlenmiş olup, anonim şirketlerin nama yazılı payların devrini reddedebileceği haller gösterilmiştir. Buna göre nama yazılı payların devri, esas sözleşmede öngörülen önemli sebeplere dayanılması, şirketin devir konusu payları kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına satın alma teklifinde bulunması, devralanın payları kendi adına ve hesabına aldığını açıkça belirtmemesi hallerinde reddedilebilecektir. Davalı şirket ana sözleşmesinde önemli bir sebep gösterilmediği gibi devralanın payları kendi adına ve hesabına aldığını belirtmemesi durumu da söz konusu olmamakla madde hükmündeki “şirketin devir konusu payları kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına satın alma teklifinde bulunması” açısından red kararı değerlendirilmelidir” yönünde görüş belirtmiştir. Anonim şirket tarafından satın alma önerisinin yapılabilmesi için esas sözleşmede nama yazılı payların devrinin anonim şirketin onayına bağlı olduğuna dair bir hüküm bulunmalıdır. TTK 493/6. Maddesi gereğince, anonim şirket satın alma önerisi yaparken paya/paylara ödeyeceği bedeli açıklamalıdır. Yoksa sadece payları alacağını bildirmesi yeterli değildir. Devreden açıklanan bedeli yeterli bulmazsa, teklifi öğrendiği andan itibaren aynı maddenin

5. Fıkrası gereğince mahkemeye başvurur.

Mahkemenin belirlediği veya Anonim şirketin önerdiği bedeli öğrenen devralan ya payları alır ya da payları devralmaktan vazgeçer. 1 ay içinde kararını bildirmeyen devralan, mahkemenin kararını kabul etmiş sayılır. TTK’nin 493. maddesinin 5 ve 6 fıkralarında belirtilen tüm mekanizma ancak Anonim Şirket bedeli önermişse işleyebilir.

Ancak payların kanunen miras, eşler arası mal rejimi, malların cebri icra ile iktisap edilmesi hallerinde Anonim Şirket esas sözleşmedeki önemli sebeplere dayanarak payların devrini onaylamayı reddedemez.

Ancak TTK 493/1. Maddesi gereğince, satın alma teklifinde bulunarak reddetme hakkı bulunmaktadır.

Anonim ortaklığın payları devralan kişiden payları kendi nam ve hesabına aldığını açıkça belirtmesini talep etme hakkı bulunmaktadır.

Bu talep için esas sözleşmede bir hüküm bulunmasına gerek olmayıp, devralanın şirket paylarını başkasının hesabına aldığına ilişkin ihbar ya da ciddi şüphenin bulunması yeterlidir. Ancak yapılacak olan işlemler 492/1 e uygun olmalıdır. Amaç anonim ortaklığın bileşiminin bozulmasına ve şirketin ekonomik bağımsızlığının korunmasını sağlayıcı bir şekilde uygulanmalıdır.

TTK 493/7.

Maddesi gereğince, esas sözleşmeyle devredilebilirdik şartlarının ağırlaştırılmasını kesin bir dille engellenmiştir. Bu hüküm gereğince TTK’nın 493. Maddesine aykırı olan esas sözleşme hükümleri geçersizdir.

3. ŞIRKETIN ONAY VERMEYI REDDETMESI DURUMUNDA HUKUKI YOLLAR

TTK 499. Maddesinde, nama yazılı pay devirlerinin pay defterine kaydı ya payın usulüne uygun olarak devrinin ya da üzerinde intifa hakkı kurulduğunun ispatı halinde pay defterine kaydın gerçekleşebileceği düzenlenmiştir. Başka bir ifade ile pay defterine gerekli kaydın yapılabilmesi için geçerli bir talebin varlığı ve payın usulüne uygun devredilmesi, ortaklığında bu devri onaylaması gerekmektedir. Pay defterine kayıt işlemi, ortaklığın vereceği onay ile gerçekleşmektedir. Bunun için de TTK 499. Maddesindeki şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması ve araştırma sonucuna göre de karar verilmesi gerekir.

Anonim Şirket Yönetim Kurulu; Şirket esas sözleşmesinde nama yazılı payların devrine ilişkin bir sınırlama mevcut ise, TTK 499. Maddedeki şartların gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin yapacağı araştırmanın yanında esas sözleşmedeki ret sebepleri bakımından da araştırma yapmak zorundadır. Araştırma sonucuna göre de ret ya da onay verir.

TTK md. 493/3 uyarınca, şirket; devralanın pay defterine devraldığı payların kayıt talebini öğrendiği andan tarihten itibaren üç ay içerisinde reddetmezse veya red sebebi haksızsa, devre onay vermiş sayılır. Buna karşılık, şirketin esas sözleşmede yer alan hükümlere dayanarak devre onay vermemesi halinde, söz konusu devrin iptali ve pay defterine kayıt için şirkete karşı, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açılması mümkündür.

Böyle bir ihtilaf halinde esas sözleşmede yer alan red sebeplerinin geçerliliği hâkim tarafında değerlendirilecek olup, sebeplerin geçersiz kabul edilmesi halinde mahkeme devrin onayına ve devralan pay sahibinin, pay defterine kaydına karar verecektir.

İptal davasının kabulü halinde, reddin haksızlığının tespitinin geriye etkili olduğu savunulmaktadır.

Yani devralan pay defterine kayıt istem tarihinden itibaren pay sahibi sıfatını kazanır. Bu durumda, haksız yere nama yazılı payın devrinin engellenmesi halinde devreden payların üzerinde tasarruf etme hakkından hukuka aykırı şekilde mahrum bırakılmış ve devralanın da pay sahipliğini kazanması yine hukuka aykırı şekilde engellenmiş olacağından her iki tarafında menfaatlerinin ihlal edilmesine bağlı olarak, şirketten zararının tazmini talep edilebilir.

KAYNAKÇA

  • POROY, TEKİNALP, ÇAMOĞLU, Ortaklıklar Hukuku II, yeniden yazılmış 13. Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2017
  • PULAŞLI, Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt 3, 3. bası, Adalet Yayınevi, Ankara 2018
  • UZEL Necdet, Anonim Ortaklıkta Esas Sözleşmesel Bağlam, 1. Bası, On İki Levha, İstanbul 2013