GENEL OLARAK

Sigortacılık Kanunu'nun yasalaşması akabinde,1 önceki kanun olan 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu yürürlükten kaldırılmış (m. 45); aynı zamanda, mülga kanunda hiç değinilmemiş olan usul yönünden yeni bir imkana, düzenlemede yer verilmiştir. Kanun’un sekizinci bölümü, tek bir maddeden ibaret olup “Sigortacılıkta Tahkim” başlığını taşımaktadır.2

Bu çalışmada kısaca tahkimden bahsedilecek olup akabinde üç ana başlık altında, öncelikle sigorta tahkiminin ortaya çıkışı üzerinden tahkimin gerekliliğine değinilecek (II), ardından özellikle sigorta ettiren açısından sigorta tahkiminin faydalarından bahsedilecek (III), son olarak da tahkim sürecinde yargı yolları, usul ve esaslar anlatılacaktır (IV). Tahkim anlaşmasının tahkimi düzenleyen mevzuatın ışığında tanımı yapılacak olursa; tahkim, kanunun tahkim yoluyla çözülmesine izin verdiği konularda, taraflar arasında doğmuş veya doğabilecek olan uyuşmazlıkların devlet yargısıyla çözülmesi yerine, tarafların mutabık kalarak çözümü hakem adı verilen kişilere bırakmasıdır. Başka bir ifadeyle, bir hak üzerinde uyuşmazlığa düşmüş olan iki tarafın, bu uyuşmazlığın özel kişiler tarafından incelenip karara bağlanması konusunda anlaşmalarına tahkim denir.3 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Yeni Hukuk Muhakemeleri Kanun’una Avrupa Birliği ile uyum yasaları kapsamında giren tahkim, bahsettiğimiz Yasanın on birinci kısım 407. ve 444. Maddeleri arasında düzenlenmiştir. Tahkim sözleşmesi, uyuşmazlığın taraflarına devlet mahkemelerine giden yolu kapatarak zamandan ve masraftan tasarruf etme imkanını sunmakla birlikte, tahkim yargılamasının yapılacağı yer, yargılamada uyulacak tüm usul kuralları gibi birçok hususu belirleme serbestisi sağlar. Tahkim isteğe bağlı ve zorunlu olmak üzere iki türlüdür. İsteğe bağlı tahkimde taraflar, uyuşmazlığın çözümü noktasında kendi aralarında belirledikleri hakeme başvurabilirler. Resmi sıfata haiz olmayan bu hakemler, tıpkı bir mahkeme gibi, taraflar arasındaki uyuşmazlığı inceleyip karara bağlarlar. İsteğe bağlı tahkim sözleşmesine ancak tarafların iradesine tabi uyuşmazlıklarda başvurulması mümkündür. Literatürde “tahkime elverişlilik” olarak adlandırılmakta olup, alacak talepleri veya eser sözleşmeleri örnek verilebilir. Zorunlu tahkim ise özel yasalarla belirlenmiştir. Bunlardan biri 2822 Sayılı Yasada yer alan toplu iş uyuşmazlıkları, diğeri ise Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un ilgili maddeleri olup, bu konularda taraflar mahkemelerde dava açamazlar. Uyuşmazlığın çözümü için özel yasalarda yargılama usulü ve nitelikleri belirlenmiş hakemlere başvurmak zorundadırlar. Tahkim hakkında özellikle belirtilmesi gereken husus, sadece çekişmeli yargıya giren uyuşmazlıklarda başvurulabilmesidir. Ayrıca uyuşmazlık hakkında tüketici hakem heyetine başvurulmuş olması ya da mahkemede dava açılmış olması durumunda tahkim komisyonuna da, aynı anda başvuru yapılamaz. Hakemlerde görülmekte olan bir davanın incelenmesi ve sonuçlanması, genel mahkemelerin görevine giren bir hususun çözümüne bağlı ise, hakemler, mahkemede açılan davanın sonuçlanmasını bekletici sorun yaparlar.

SİGORTA TAHKİMİNİN ORTAYA ÇIKIŞI

Yukarıda açıklamış olduğumuz tahkim düzenlemesinin pratikte en çok karşımıza çıkan uygulaması, vatandaşlarla sigorta şirketleri arasında ortaya çıkan uyuşmazlıklarda kendini gösterir. Sigorta sözleşmeleri, karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla kurulmalıdır.4 Diğer sözleşmelerden farklı olarak, sigorta sözleşmeleri önceden hazır hale getirildiği için iki tarafın istek ve arzularının alınmasına çok sık rastlanmamaktadir. Bu nedenle bu sözleşme türünde çok sayıda hukuki uyuşmazlık ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde sigortacılık alanında özel ihtisas mahkemelerinin bulunmaması, yargılamanın uzun sürmesi ve masrafların fazla olması gibi sonuçları doğurması nedeniyle miktar bakımından küçük olan uyuşmazlıkların yargıya taşınmadığı gözlenmektedir. Bu durum ise sigorta şirketi karşısında zayıf durumda olan sigortalının aralarındaki eşitliğin daha da bozulmasına yol açmaktadır. Sigorta ettirenin sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkları daha kolay çözebilmesi amacıyla, mehaz ülke hukuklarında uzun süreden beri uygulanmakta olan “ombudsmanlık”5 sisteminden esinlenilmiştir.6 Buna dayalı olarak sigorta tahkim sistemi oluşturulmuş bu sayede sigorta şirketlerine karşı olan güvenin de artması sağlanmıştır. Uygulamanın merkezinde yasal dayanağını 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinden alan, uyuşmazlıkların inceleme makamı Sigorta Tahkim Komisyonu sigorta ettirene ve sigortalıya adil ve hızlı bir çözüm sunmaktadır. Söz konusu kurum Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na bağlı olarak kurulmuştur. Kurumun bünyesinde bir baş denetçi ile beş denetçi bulunmaktadır.7 Kanun’un 30. Maddesine dayanılarak Hazine Müsteşarlığı tarafından çıkarılan “Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik” ile de tahkim müessesesine ilişkin hususlar düzenlenmiştir. Sigorta tahkim sözleşmesi zorunlu olmayan, isteğe bağlı tahkim yolu olup, Hukuk Usulü Yasası’nda düzenlenen isteğe bağlı tahkimden ayrı olarak, uyuşmazlık konusuna bakacak olan hakemi taraflar kendi aralarında belirlemeyip, komisyon tarafından hakem listelerinde sırası gelenler arasından atanır. Uygulamada meydana gelen birtakım aksaklıkların giderilmesine yönelik olarak 6327 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile bazı değişiklikler yapılmıştır.

SİGORTA TAHKİMİNİN YARARLARI

Tahkim müessesesini cazip kılan sigorta tahkiminin faydalarından aşağıda kısaca bahsedilmiştir.

Yargılama süresinin kısa olması

Genel mahkemelerin iş yükünün ağır olması ve hakimlerin sigorta hukuku noktasında özel bir uzmanlığının olmaması hasebiyle yargılama sürecinin uzun bir zamana yayılmasına karşın, tahkim sisteminin alanında uzman kişiler tarafından, ağır iş yükü altında bulunmadan yürütülmesi nedeniyle yargılama sürecinde önemli sayılacak bir tasarruf sağlanmaktadır. Genel mahkemelerin aksine hakem davaları çok daha kısa sürede sonuçlanmaktadır. HMK'nın 427. maddesine göre hakem davaları bir yıl içinde karara bağlanmak zorundadır. Sigorta Tahkim Yargılamasında ise, görevlendirilen ilk hakem/hakemler, uyuşmazlık hakkında dört ay içinde, alınan karara itiraz edilmesi halinde ise, itiraz hakemleri itirazları iki ay içinde karara bağlamakla yükümlüdürler.8 Hukuk Muhakemeleri Kanun’unda tahkime ilişkin azami süre, istisnai haller dışında, bir yıl olarak tespit edilmiştir (m. 427). Sigorta tahkiminin de ise bu süre dört ay olarak belirlenmiştir.9

Maliyetin düşük olması

Tüketicinin korunması maksadına yönelik olarak ihdas edilen özel hukuk tahkim sistemlerinde, tarafların maliyeti oldukça düşük tutulmuştur. Sadece sistemin kötüye kullanılmasının ve gereksiz başvuruların engellenmesi amacıyla düşük bir başvuru ücreti öngörülmüştür.10 Bununla birlikte yöntemin maliyetinin her zaman düşük olduğu söylenemez.11 Çünkü genel mahkemelerden farklı olarak hakemlerin her dosya için ayrı ücret almaları ve sürecin tamamen taraflarca finanse edilmesi, masrafların artmasına sebep olmaktadır.

Tahkim, genel mahkemelerden farklı olarak hakemlerin her dosya için ayrı ücret almaları ve sürecin tamamen taraflarca finanse edilmesi, masrafların artışına sebebiyet vermektedir. Bunun yanında özellikle tüketicinin korunmasına yönelik olarak ihdas edilen özel hukuk tahkim sistemlerinde, tarafların maliyeti oldukça düşük bir ücret öngörülerek tüketicinin korunmasıyla birlikte gereksiz başvuruların önüne geçilmiştir.

Yargılama sürecinin hakemler tarafından yürütülmesi

Tahkimin genel yapısında olduğu gibi sigorta tahkiminde de hakemler uzman kişiler arasından seçilmektedir.

Hakem kararlarının kesin olması

Hakem kararları kural olarak temyizi kabil kararlar olmakla birlikte, sigorta tahkiminde, hakem kararlarının 40.000 TL'yi aşmayan kısmının temyiz edilemeyeceği hükme bağlanmıştır.

Hakem kararlarına karşı izlenecek hukuk yolu

Hakem heyeti kararlarına karşı açılacak iptal davalarında Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 410. Maddesi, daha sonra yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 45. Maddesi ve değişik 5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanun’un 5. maddesinin 2. fıkrasında görevli mahkeme konusunda düzenlemeler bulunmaktadır. HMK'nın 410. maddesinde hakem heyeti kararlarına karşı açılacak davada Bölge Adliye Mahkemelerini görevli sayılmıştır.

SİGORTA TAHKİMİNDE YARGILAMA USUL VE ESASLARI

Sigortacılığa ilişkin uyuşmazlıkların çözümüne yönelik tahkim yargılamasının usulüne ilişkin sigortacılık mevzuatının yanı sıra, yapılan atıf dolayısıyla HMK bazı hükümlerinin de uygulanması imkanı söz konusu olacaktır.

Tahkimin Kapsamı

Sigortacılık alanında meydana gelen uyuşmazlıkların tahkim yoluna götürülebilmesi için Sigortacılık Kanunu’nun 30'uncu maddesinde, sigorta sözleşmesi çerçevesinde özel sigortadan doğan uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümlenebileceği hükme bağlanmış. Bu bağlamda ülkemizde sigortacılık yapma ehliyetine sahip bir sigortacı ile yapılan sigorta sözleşmesi çerçevesinde ortaya çıkan uyuşmazlıklar tahkime elverişlidir. Mezkur Kanun maddesindeki ifadesi ile “Sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar” sigorta tahkiminin kapsamına dahil edilmiştir.

Başvuruya Yetkili Olanlar

Sigorta tahkimine başvuracak kişilerin nitelikleri bakımından ayrı bir sınırlama söz konusu değildir. Bu bağlamda başvuru sahibinin gerçek veya tüzel kişi olması arasında bir fark bulunmamakla birlikte, sigorta tahkiminden yararlanabilmek için gerekli olan ön şart, özel hukuka ilişkin sigorta sözleşmesinin bulunması ve bu sözleşmeden dolayı hukuki uyuşmazlığın çıkmasıdır. Buna bağlı olarak tahkime başvurma yetkisine haiz olanlar, sigortalı, sigorta ettiren ya da sigorta sözleşmesi ile menfaattar olarak belirlenmiş gerçek veya tüzel kişilerdir. Bunun yanında kanun koyucunun sigorta türleri için koyduğu hükümlerde sigorta ettiren ve sigortalı konumunda bulunmayan bazı üçüncü kişilere de sigortacıya talepte bulunma imkanı verdiği ortadadır.12

Tahkim Başvurusu ve Yargılama Usulü

Sigorta tahkiminde başvuru doğrudan tahkim komisyonuna yapılmaktadır.13 Yazılı şekilde yapılacak başvuru yanında hakkında bilgi sahibi olunması için gerekli olan belgelerin yanı sıra başvuru ücretinin yatırıldığına dair belgelerin de hazır bulunması zorunludur.14 Başvuruya ilişkin yönetmelikte, başvurunun doğrudan Sigorta Tahkim Komisyonunun merkezine veya başvuruyu yapan kişinin yerleşim yerinin bulunduğu ya da rizikonun gerçekleştiği yerdeki büroya yapılabilmesi mümkündür. Sigorta tahkimi ile ilgili son olarak, başvuru sahibinin tahkimden önce aynı uyuşmazlıkla ilgili olarak genel mahkemelerde dava açmamış, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümleri uyarınca Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvuru yapmamış olması gerekmektedir.15 Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvurunun ardından komisyon yetkilileri, başvuru konusu uyuşmazlığın ön incelemesinin yapılması için raportör görevlendirir ve yönetmelikte sayılan ön şartların varlığının tetkiki sağlanır.16 Raportörlerin on beş gün içinde yapacakları tetkikin ardından dosya, raportörün hazırlayacağı ön rapor ile birlikte seçilen hakeme veya hakem heyetine intikal ettirilir. Hakemler, komisyon tarafından görevlendirildikleri tarihten itibaren dört ay içinde yargılamayı tamamlamak olmakla birlikte; söz konusu sürenin tarafların yazılı muvafakatleri alınmak suretiyle uzatılması mümkündür.17

Hakem Kararlarına Karşı Kanun Yolu

Hakem kararlarının (gerekçeli olarak yazılmasının ardından komisyon müdürü tarafından taraflara tebliğ edilmesi ve ardından mahkemeye gönderilmesi ile kanun yoluna başvurma imkanı ortaya çıkmaktadır.18

Sonraki genel kanun olan HMK bakımından, hakem kararlarına karşı sadece iptal davası açılabilir (HMK m. 439). Oysa sigortacılık tahkiminde geçerli kılınan kanun yolu temyizdi. Daha sonra 6327 sayılı Kanun ile ilgili hükümde değişiklik yapan kanun koyucu bu değişikliğinin ardından yani sonraki genel kanundan da sonra, 13.6.2012 tarih ve 6327 s. K. ile ilgili özel hükümde değişikliğe gitmiş; bu değişiklik sonrası da temyize yönelik tercihinin arkasında durmuş; bu vesileyle yeni temyiz gerekçeleri eklemiştir. Aslında ekli temyiz gerekçeleri, mülga HUMK'un 533. maddesinde yazılı olanlardır. Bugün için hiç tereddüt yoktur ki, geçerli kanun yolu temyizdir. Kanun koyucunun bu tutumu tahkimin bu türünde, hükmün asıl olarak, esastan yani içerik yoluyla (HUMK m. 428/I, b. 1, 5) denetimi mümkün kılmıştır. Kanunda sigorta tahkiminin temyize gidebilmesi için belirli bir sınır öngörülmüştür. Bununla birlikte temyiz edilebilirlik sınırıyla ilgili olarak belirlenen ölçütün genel kanunlar içerisinde emsali yoktur: “…Hakemin verdiği kırk bin Türk Lirasına kadar olan kararlar her iki taraf için kesindir.19 Kırk bin Türk Lirasının üzerindeki kararlar için temyize gidilebilir” Oysa temyiz sınırı, en azından genel kanun içerisinde, kararla ne miktara hükmedildiğine göre değil; kararda geçen ve talebin kabul edilmeyen bölümünün belli bir miktarı geçip geçmemesine göre belirlenir. Başka bir deyişle; kararla haleldar olan menfaatin tutarının, yazılı sınırı geçip geçmediğine bakılır (HUMK m. 427/IV; HMK m. 341/IV; 362/II).20 Ayrıca uyuşmazlığa düşen taraflar arasında, açık ve yazılı şekilde yapılması gereken sözleşme ile daha yüksek bir tutar belirlenmemişse, hakemin verdiği kırk bin Türk Lirasına kadar olan kararlar her iki taraf için kesindir, kırk bin Türk Lirasının üzerindeki kararlar için temyize gidilebilir şeklinde düzenleme yapılmıştır. Sonuç olarak hukuk sistemimize farklı bir soluk getiren Sigorta Tahkimi, eksik yönleri de giderilerek daha fazla geliştirilebilir ayrıca farklı konulara örnek teşkil ederek tahkim açabilir. Tahkim sisteminin gelişmesi ise sisteminin gelişmesinin önünü adli yargılama sürecinde sıkça karşılaşılan sorunlardan olan yargılama sürecinin uzun olmasını ve yargılama giderlerinin fazla olmasının önüne geçecek bir çözüm yolu oluşturmaktadır.

Kaynakça

  1. 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu, Kabul Tarihi: 3.6.2007; RG 14.6.2007, S. 26552.
  2. Bkz. Sigortacılık Kanunu m. 30.
  3. Yavuz, Cevdet, Türk Hukukunda Tahkim Sözleşmesi ve Tabi Olduğu Hükümler, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu – Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi II. Uluslararası Özel Hukuk Sempozyumu: Tahkim, İstanbul, 2009, s. 133.
  4. Bkz. TBK m. 1; TTK m. 1401.
  5. Ombudsmanlık sisteminin tanımı ve mehaz ülke hukuklarında yürütülmesi için bkz. Özdamar, s. 309 vd., özellikle s. 324.
  6. Ombudsmanlık kurumunun özel hukuktaki ilk yansımasının sigortacılık alanında görüldüğüne ilişkin değerlendirmeler için bkz. Özdamar, Tahkim, s. 839.
  7. Bkz. 6328 sayılı Kanun m. 4.
  8. Taraflar aksini kararlaştırmadıkça tahkimde esas hakkında karar süresi bir yıldır; süre tarafların anlaşmasıyla veya mahkeme kararıyla uzatılabilir.
  9. Bkz. Sigortacılık Kanunu m. 30/16.
  10. Sigorta tahkiminde başvuru ücretleri düşük tutulmuş ve yargılama sırasında avukat zorunluluğu öngörülmemiştir.
  11. Finans alanında tahkim sistemine genel bakış için bkz. Ulusoy, s. 203 vd.
  12. Bkz. MK m. 879; 2918 sayılı Kanun m. 97; TTK m. 1478.
  13. Bkz. Sigortacılık Kanunu m. 30/13.
  14. Bkz. Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik m. 16/1.
  15. Bkz. Sigortacılık Kanunu m. 30/14.
  16. Bkz. Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik m. 16/2.
  17. Bkz. Sigortacılık Kanunu m. 30/16.
  18. Sigortacılık tahkiminde verilen hakem kararlarına karşı yargılamanın yenilenmesi yolu açıktır (HUMK m. 534; HMK m. 443).
  19. Bkz. Sigortacılık Kanunu m. 30/12.
  20. Temyiz sebepleri yönünden bkz. Kaleli/Yücel, s. 475; Ulaş, s. 262; Yılmaz, s. 46–47; Öztek, s. 244–247.