Kambiyo senetleri hukukumuzda ayrı senet türleri olarak düzenlenmiş ve gerek geçerlilik şartları gerekse takip hukuku bakımından farklı özelliklere sahip kılınmıştır. Kanunumuzda çek, poliçe, bono olmak üzere üç çeşit kambiyo senedi bulunmaktadır. Çek, bir bankaya hitaben yazılmış ve TTK’da 780 vd. düzenlenmiş ödeme emri niteliğindeki kıymetli evraktır. Ödeme emri niteliğinde olan çekin bu amacına matuf olabilmesi için kanunda belirtilen sürelere riayet edilerek süresinde bankaya ibraz edilmesi gerekir. Aksi halde çekin kambiyo hukukundan kaynaklanan hakları yitirilir. Süresi içinde ibraz edilmeyen çekin hukuken nasıl nitelendirilmesi gerektiği hususu kıymetli evrak hukukunda olduğu gibi borçlar hukuku, usul hukuku ve icra hukuku gibi farklı hukuk dallarında da incelenmesi gereken bir konu haline gelmiştir.

Kambiyo senetleri kıymetli evrak olarak tanımlanan, kanunen emre yazılı olarak düzenlenen, içerdikleri hak bakımından mutlaka bir para alacağını konu edinen Türk Ticaret Kanunu’nda özel olarak düzenlenmiş evraklardır. Kanunda özel olarak düzenlenen kambiyo senetlerinden biri de çektir.

TTK 780 ve devamında düzenlenen çek, bankaya hitaben yazılmış ödeme emri niteliğinde olan bir kıymetli evraktır. Çek, hukuki niteliği itibariyle poliçe gibi bir havaledir. Fakat poliçeden farklı olarak çekte muhatap daima bir bankadır. Bankadan ne anlaşılacağı ise Bankacılık Kanunu’nda düzenlenmiştir. Banka, mevduat bankaları ve katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarını ifade eder. Çekin muhatabı banka olduğundan ödeme için muhatap bankaya ibrazı zorunludur. Çekin bankaya ibrazında kanun koyucu belli süreler öngörmüş ve bu sürelere ödeme yapılabilmesi için uyulmasını zorunlu tutmuştur. Aksi halde çek, süresinde ibraz edilmediğinden kambiyo taahhüdüne bağlanan sonuçlar uygulama alanı bulamayacaktır. Örneğin ödeme yapılmaması durumunda kambiyo taahhütlerine mahsus icra takibi yolu kapalı olacaktır ve ilamsız icra takibi yapmak durumunda kalınacaktır. Bunun gibi süresinde ibraz edilmeyen çekin birçok farklı sonucu ortaya çıkmaktadır. Yazının devam eden bölümünde süresinde ibraz edilmeyen çekin hukuki niteliği, ispat ve maddi hukuk bakımından sonuçları incelenecektir.

Çekte İbraz Sürelerinin Geçirilmesinin Hukuki Sonuçları

Belirttiğimiz üzere çek bir ödeme aracı olup ödeme için bankaya ibraz edilmesi gerekir. Bunun yanında kanun ibraz için birtakım süreler öngörmüştür. Doğal olarak bu sürelere uyulmadığı takdirde süresinde ibraz edilmeyen çek ortaya çıkacaktır ve bunun da belli başlı sonuçları olacaktır (H. Ülgen/M. Helvacı/A. Kendigelen/A. Kaya: Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 2004, s.214).

Bu sonuçlardan en önemlisi, süresi içerisinde çeki muhatap bankaya ibraz etmeyen hamilin, tüm sorumlulara, hatta keşideciye karşı da kambiyo hukukuna dayalı müracaat hakkını kaybetmesidir (TTK, m. 720). Öte yandan süresi içinde ibraz edilmeyen bir çek hakkında Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’da (Çek K.) öngörülen cezai hükümlerin uygulanması da mümkün olmayacaktır (Çek K, m.16). Bu olasılıkta hamil, tarafı olmak kaydı ile asıl borç ilişkisine dayanabileceği gibi, TTK’nın 730/1-14 hükmü yollaması sebebiyle çekler hakkında da uygulanacak kambiyo hukukuna özgü sebepsiz zenginleşme davasına da başvurabilir (TTK, m. 644).

İbraz süresinin geçirilmesinin bir diğer sonucu da, keşidecinin geçerli bir biçimde çekten cayabilmesidir (TTK, m. 711/1). Çekten cayılmadığı sürece muhatap, ibraz süresinin geçmesinden sonra da karşılığı bulunan çek bedelini ödeme yetkisini haizdir (TTK, m. 711/II). Çekin karşılığının bulunmaması hâlinde ise, banka herhangi bir ödeme yapamayacağı gibi, ödenmeme sebebi olarak sadece ibraz süresinin geçirildiğini yazmakla yetinmek zorundadır. İbraz süresinin geçmesinden sonra yapılan bir ciro da, artık sadece alacağın temliki hükümlerini doğurabilecektir (TTK, m. 705). İbraz süresinin geçirilmesinin diğer bir sonucu da Çek K.’da düzenlenen cezai ve idari yaptırımların uygulanmasının mümkün olmamasıdır (Çek K. m. 5 f. 1).

Süresi İçinde İbraz Edilmeyen Çekin İspat Hukuku Açısından Hukuki Niteliği

İspat hukuku açısından süresinde ibraz edilmeyen çekin hukuki niteliği noktasında güncel Yargıtay kararları incelendiğinde ağırlıklı görüşün yazılı delil başlangıcı olarak nitelendirildiği göze çarpmaktadır.

Bilindiği gibi medeni usul hukukunda senet alınmasının imkânsız olduğu hallerde kanun koyucu senetle ispat zorunluluğuna bazı istisnalar getirmiştir.1 Senetle ispat zorunluluğunun istisnalarından biri de delil başlangıcıdır.2 HMK m. 202/1’de “Senetle ispat zorunluluğu bulunan hallerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.” denilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında delil başlangıcını “Delil başlangıcı iddia konusu hukuki işlemin ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.” şeklinde tanımlamıştır. Bu şekilde süresinde ibraz edilmeyen çek, delil başlangıcı olarak kabul edildiği takdirde ödeme için tek başına yeterli olamamakta, ancak başka delillerle desteklenmesi halinde ödemenin gerçekleşmesi sağlanabilmektedir.

Nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin E.2016/3395 sayılı kararında şu şekilde ifade etmiştir:

Mahkemece, davacının aradaki temel ilişkiye dayanarak alacak talep ettiği, kambiyo vasfını kaybetmiş çekin ispat hukuku açısından yazılı delil başlangıcı olduğu, çek haricen ödendiğinde çek aslının alacaklıdan iade alınması gerektiği veya ödemenin yapıldığının yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiği, davalının ticari defterlerine göre taraflar arasında ticari ilişkinin varlığının mevcut olduğu, benimsenen bilirkişi raporuna göre, çek bedeli kadar davacının davalıdan alacaklı olduğu ancak talebin çek bedelinden düşük olduğu, icra takibinde çek tazminatı ve komisyon talep edilmiş ise de çekin kambiyo senedi vasfını kaybetmesi sebebiyle bu taleplerin kabul edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle kısmen reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir.

Yargıtay’ın süresinde ibraz edilmeyen çekin kambiyo senedi vasfını yitirdiğine dair verdiği kararların yanında bazı kararlarında, hatta Yargıtay Genel Kurulu’nun vermiş olduğu E.2017/11-106 esas nolu kararda, çekin kambiyo senedi vasfını taşımaya devam edeceği yönünde kararları da mevcuttur.

Somut uyuşmazlık bakımından davacı süresi içerisinde çeki muhatap bankaya ibraz etmemiştir. Bunun sonucu, tüm sorumlulara, hatta bu arada keşideciye karşı da kambiyo hukukuna dayalı müracaat hakkını kaybetmesidir (TTK, m. 720). Bu olasılıkta hamil, tarafı olmak kaydı ile asıl borç ilişkisine dayanabileceği gibi, TTK m. 730/1-14 hükmü yollaması sebebiyle çekler hakkında da uygulanacak kambiyo hukukuna özgü sebepsiz zenginleşme davasına da başvurabilir (TTK, m. 644). Dolayısıyla ilk derece mahkemesi karar gerekçesinin aksine davaya konu çek muhatap bankaya ibraz edilmediği halde kambiyo senedi vasfını taşımaya devam etmektedir.

Dava konusu senet kambiyo vasfını taşımaktadır. O hâlde, kaybedilen çeklere dair olarak uygulanması gereken TTK’nın 704’üncü maddesi uyarınca eldeki çek istirdadı davasının değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekir.

Süresinde İbraz Edilmeyen Çekin Maddi Hukuk Bakımından Sonuçları

Süresi içinde ibraz edilmeyen çekin hukuki niteliğini maddi hukuk açısından değerlendirecek olursak, aslında nitelikli bir havale olan çek, ibraz süresi içerisinde ödenmek üzere ibraz edilmediği zaman, kambiyo senedi vasfını yitirdiği ve artık adi havaleye dönüştüğü görüşü ağır basmaktadır. Böyle bir durumda çek artık bir “adi havale” hükmündedir. Yargıtay’ın da bu doğrultuda birçok kararı bulunmaktadır.

Şöyle ki; Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 19.01.2016 tarih ve E. 2015/31415, K. 2016/1213 sayılı kararında, “… O halde, takip dayanağı çekin muhatap bankaya ibraz edilmemesi nedeniyle kambiyo senedi vasfını taşımadığından (adi havale), icra mahkemesince İİK’nın 170/a maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, şikâyetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.” şeklinde karar verilerek ibraz süresi geçirilmiş çek “adi havale” olarak nitelendirilmiştir.

Ayrıca Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 20.12.2005 tarih ve E. 22376, K. 25548 sayılı bir başka kararında da, “İcra takibinin dayanağı olan çeklerin yasal süresi içinde muhatap bankaya ibraz edilmediği ve alacaklının müracaat hakkını kaybettiği, böylece takip dayanağı belge ile kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile takip yapılamayacağı anlaşılmaktadır. Ayrıca, dayanak belge adi havale niteliğinde olup, borç ikrarını içermediğinden İİK’nın 68. maddesinde sayılan belgelerden olmadığı için genel haciz yolu ile takibe de dayanak yapılamaz” şeklinde karar verilmiştir.

Nitekim ispat hukuku açısından, Yargıtay ve doktrin böyle bir çekin “(yazılı) delil başlangıcı” olduğu yönünde görüş birliğine varmıştır. Delil başlangıçları da İİK m. 68, f. 1 açısından imzası ikrar edilmiş adi senet olarak kabul edilmemektedir (Kuru, İcra Hukuku, s. 122; Kuru, İstinaftan Sonra İcra Hukuku). Diğer bir ifadeyle, süresi içerisinde çeki muhatap bankaya ibraz etmeyen hamil, elindeki bu çek ile İİK m. 68 hükmünden yararlanamayacaktır. Yargıtay’ın birçok başka kararında da, süresi içerisinde muhatap bankaya ibraz edilmeyen çekler “adi havale” olarak kabul edilmiştir.

Netice itibariyle bir ödeme aracı olan çekin ibraz edilebilmesi için kanunda belli başlı süreler takdir edilmiştir. Bu sürelere riayet edilmediğinde süresinde ibraz edilmeyen çek söz konusu olacaktır. Süresinde ibraz edilmeyen çekin hukuki olarak durumunun ne olacağı kanunda açık olarak düzenlenmemiş olmakla birlikte Yargıtay kararları ve doktrin ışığında yukarıda açıklanan sonuçlara varılacağını söyleyebiliriz.

Referanslar

  1. Kuru, Baki, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, s.363.
  2. Bkz. HMK m.202’ye ilişkin hükmün gerekçesi.