Giriş

Tıp hukukundaki en temel konulardan biri malpraktis ve komplikasyon ayrımıdır. Bunlardan doğan sorumluluk farklı olduğundan bu ayrım da titizlikle incelenmelidir. Her tıbbi müdahale, belirli ölçüde risk taşır. Bunun sebebi hekimlerin yaptıkları işin, insanların yaşamıyla olan doğrudan bağlantısıdır. Hekimler tıbbi müdahalede bulunurken gereken özeni gösterme yükümlülüğü altındalardır. Malpraktis yani tıbbi uygulama hatası sebebi ile hekimler ve sağlık çalışanları sorumlu tutulurken komplikasyon oluşumunda aynı sorumluluk söz konusu olmamaktadır. Malpraktis, Türk Tabipler Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kuralları m. 13 gereğince; bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi “hekimliğin kötü uygulaması” olarak tanımlanmaktadır. Komplikasyon kavramı ise, Türk Dil Kurumunun Bilim ve Sanat Terimleri Sözlüğünde; “Bir hastalığın devamı sırasında oluşan başka patolojik olaylar veya hastalıklar, ardıl sorun, karmaşıklık” şeklinde tanımlanmıştır ve özen ve dikkat yükümlülüğünün yerine getirilmesine rağmen ortaya çıkan istenmeyen sonuçtur. Bu çalışmada ‘malpraktis’ ve ‘komplikasyon’ kavramları ve bu iki kavramın tıp hukuku bakımından ayrımı ile somut vaka üzerinde yapılacak hakkaniyetli ayrımın ortaya konma şekli hukukçuların perspektifinden ele alınacaktır.

I. Malpraktis Kavramı

Tıbbi malpraktis kavramı, Türk Tabipler Birliği, Hekimlik Meslek Etiği Kuralları (HMEK) m. 13’te “Hekimliğin Kötü Uygulaması (Malpractice): Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik sebebiyle bir hastanın zarar görmesi, hekimliğin kötü uygulaması anlamına gelir.” olarak tanımlanmıştır. 1992 yılında ise Dünya Tabipler Birliği “hekimin tedavi sırasında uygun müdahaleyi yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedavi vermemesi sebebiyle oluşan zarar” tanımlamasını yapmıştır.

Tıbbî uygulama hataları; yargı hatası, mekanik hatalar, teknik hatalar, beklenti hataları ve sistem hataları olmak üzere beş grupta incelenebilmektedir. Bilgi eksikliği, kast ve ihmale bağlı hatalar yargı hatasıdır. Ekipmanla ilgili hatalar mekanik hatalar olarak adlandırılır. Tekniğin uygulaması sırasında oluşan hatalar teknik hatadır. Hastayı bilgilendirirken olacakları saptırarak veya saklayarak farklı beklenti oluşturmak beklenti hatasına yol açar. Kurumdan veya uygulama şeklinden kaynaklanan kişiden kaynaklanmayan hatalar ise sistem hatasıdır.

Malpraktis tedavi aşamasında gerçekleşebildiği gibi teşhis aşamasında da gerçekleştirilebilir. Ancak bu aşamalarda gerçekleşebilecek her hata malpraktis olarak nitelendirilemeyecektir. Zira doktorluk mesleği bir çok inceliği olan çok yönlü bir meslektir. Bu sebeple, malpraktis tıp bilimince genel kabul görmüş ilke ve kurallara uygun olmayan, mevcut bilimsel düzeyden uzak, tıp bilimince kabul edilemeyecek dikkat ve özen eksiklikleridir.

Malpraktisten bahsederken sorumluluktan bahsetmek kaçınılmazdır. Tüm detaylarıyla incelenmesi gerekmekte olup bu makalenin konusunu oluşturmayan sorumluluk bakımından ise bir tıbbi işlemin malpraktis olarak nitelendirilmesi halinde, tıbbi işlemi gerçekleştiren tıp mesleği mensubunun hukuki ve hatta zaman zaman da cezai sorumluluğu doğar.

II. Komplikasyon Kavramı

Komplikasyon, hukukçular tarafından, tıbbi standarda uygun bir müdahale yapılmasına rağmen, ortaya çıkabileceği tıp çevreleri tarafından kabul edilen ve her türlü tedbir alınmasına rağmen kaçınılmaz olarak meydana gelen zararlar olarak tanımlanmaktadır. Aynı kavram tıp mesleği mensupları bakımından ise “yapılan tıbbi uygulama sonunda oluşan olumsuzluk, klasik tıp bilgilerinde (uluslararası kitaplarda ve yayınlarda) “komplikasyon” olarak nitelendiriliyorsa, bu müdahale, tıbbın kabul ettiği normal risk ve sapmalar çerçevesinde yapılmışsa, kötü sonuçlar meydana gelse bile hekime sorumluluk yükletilemeyen olumsuzluklar” olarak tanımlanmaktadır. Yargıtay’ın bir kararında yapmış olduğu komplikasyon tanımı ise, “Komplikasyon hekimin tıbbî müdahaleyi gerçekleştirirken her şeyi doğru yapmasına rağmen yine de istenmeyen bir sonucun meydana gelmesidir ve komplikasyonun iyi ve doğru yönetilmiş olması kaydıyla, istenmeyen sonucun ortaya çıkmasında tıp ilminin genel kurallarının kusurlu ihlâli söz konusu olmadığından hekimin sorumluluğu doğmayacaktır.” şeklindedir.

Görüldüğü üzere komplikasyon kavramının birçok farklı çevrede birbirinden farklı tanımlamaları vardır. Bu tanımlamaların kimi sorumluluk üzerinde dururken kimi yalnızca sonuç üzerinde durmaktadır.

Yine bu makalenin konusu olmamakla ve ayrıca detaylarıyla incelenmesi gerekmekle beraber, eğer bir tıbbi işlem komplikasyon olarak nitelendiriliyorsa, bu işlemden tıp mesleği mensuplarının sorumluluğu doğmayacaktır. Çünkü komplikasyon oluşması her tıbbi müdahalenin taşıdığı riskin organik bir sonucudur.

III. Malpraktis ve Komplikasyon Ayrımı

Malpraktis ve komplikasyon ayrımı, her somut olaydaki tıbbî koşullara göre yapılır. Kural olarak hekimin tıbbî standarda aykırı müdahaleleri malpraktis teşkil eder. Komplikasyon ise tıp bilimi çerçevesinde öngörülebilen ancak kaçınılmaz ve rastgele olarak meydana gelen istenmeyen sonuçlardır. Bazı tipik olgular komplikasyon hali olarak sayılmaktadır. Somut olaydaki durum ve koşullar, tıbbî müdahalenin yaratabileceği riskler, gerçekleşme yoğunluğu ile öngörülebilirlik ve önlenebilirlik yüzdeleri çerçevesinde malpraktis veya komplikasyon olarak nitelendirilebilirler. Bu ayrımı bu denli önemli kılan ise tıp mesleği mensuplarına yüklenmesi söz konusu olabilecek hukuki ve cezai sorumluluktur. Bu ayrımda belirleyici olacak olan şey ise kuşkusuz kusurun tespitidir. Bu ayrımın mahkeme huzurunda görülen bir davada tespitinin hakimler ve hukukçular tarafından gerçekleştirilmesi ise çoğunlukla mümkün olmamaktadır. Genellikle malpraktis ve komplikasyon ayrımının belirlenmesi için bir bilirkişi incelemesine gerek doğmaktadır. Bu bilirkişi genelde Adli Tıp kurumu olmakla beraber, zaman zaman üniversitelerde görev yapan hocalar da dosyaya bilirkişi olarak atanabilmektedirler.

Yargıtay da bir kararında; “Hekimin kusurlu bulunup bulunmadığını tespit için uzman kişilerden teşkil edilecek bir bilirkişi kurulu ile inceleme yaptırılmak, gerektiğinde Adli Tıp Meclisi’nin düşüncesine de başvurmak zorunludur. Bu şekilde bir inceleme yaptırılmadan sırf resmi mercilerden bilgi isteme niteliğinde Ankara Tıp Fakültesi göz hastalıkları profesörlerinden iki kişinin ayrı ayrı düşüncesine başvurup gelen cevaplara dayanılarak davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirir.” şeklinde karar vermiştir. 6 Bu ayrımın teşkil ettiği önem azımsanamayacak kadar büyüktür zira tıp mesleği mensuplarının hukuki ve cezai yargılamalara ve tazminatlara maruz kalmalarına sebebiyet vermenin yanı sıra bir tıp mesleği mensubunun mesleğini kaybetmesine dahi sebep olabilmektedir. Dolayısıyla bu ayrımın tüm incelikleriyle ve hatasız olarak yapılması zaruridir.

Sonuç

Tıp mesleğinde risk kaçınılmaz olmakla beraber riskin zarara dönüşmesi durumunun kaçınılabirliği malpraktis ve komplikasyon arasındaki çizginin çizileceği yeri belirler. Eğer ortaya çıkan bir zarar, risk dahilinde ve tıp mesleği mensubunun tüm özen yükümlüğünü göstermesine rağmen gerçekleşmişse ve kaçınılmaz ise bu durumda komplikasyondan söz edilirken; kaçınılabilir bir zarar, tıp mesleği mensubunun hata, bilgisizlik veya özensizliğinden doğmuşsa malpraktisten söz edilir. Komplikasyon söz konusu olduğunda tıp mesleği mensubunun hukuki ve cezai sorumluluğu doğmazken, malpraktisin söz konusu olduğu durumlarda tıp mesleği mensuplarının hukuki ve cezai sorumluluğu doğmaktadır. Bu incelikli ayrım hem hasta hakları hem de tıp mesleği mensuplarının hakları bakımından büyük önem teşkil etmektedir. Zira bu ayrımın hatalı yapılması bir hastanın yaşama hakkının elinden alınmasına sebep olacağı gibi, bir meslek mensubunun cezai yargılanmasına ve hatta mesleğinden tamamen men edilmesiyle sonuçlanabilmektedir. Birçok detayı ve inceliği olan bu ayrım hakkında genel bir bilgi sahibi olmak adına yazılan bu makalede de bu ayrımın önemi vurgulanmak istenmiştir.

DİPNOT

  1. Demir M. / Kirit E. (2022/1), “Komplikasyon – Malpraktis Ayrımının Tıbbi Özel Hukuk Sorumluluğuna Etkisi”, ÇÜHAD, (1), s.58-91.
  2. Hakeri H. (2014), “Tıp Hukukunda Malpraktis-Komplikasyon Ayrımı”, Toraks Cerrahisi Bülteni, (5)1, s. 23-28.
  3. Hakeri, s. 23-28.
  4. Yargıtay H.G.K., T. 07.07.2021, E. 2017/2244, K. 2021/961.
  5. Demir M. / Kirit E. s.58-91.
  6. Yargıtay 13. H.D., 14.10.1974 Tarih ve 2637/2492.

KAYNAKÇA

  • ÖZCAN Z. (2020), “Yargıtay İçtihatları Işığında Malpraktis Komplikasyon Ayrımına Bağlı İspat Sorunları”, Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, (8)16, s. 289-315.
  • HAKERİ H. (2014), “Tıp Hukukunda Malpraktis-Komplikasyon Ayrımı”, Toraks Cerrahisi Bülteni, (5)1, s. 23-28.
  • DEMİR M. / KİRİT E. (2022/1), “Komplikasyon – Malpraktis Ayrımının Tıbbi Özel Hukuk Sorumluluğuna Etkisi”, ÇÜHAD, (1), s.58-91.