Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Çerçevesinde İnternet Sansürü
I. Sansür ve İnternet Sansürü Kavramları
TSansür kelimesi, Eski Roma’da “sayım ve ahlak işlerinden sorumlu görevli ve ayıplama” anlamına gelen “censor” sözcüğüne dayanmakta, Fransızca “censure” kelimesi aynı anlama gelmekte ve günümüzde ise her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserinin yayınının ve gösterilmesinin önceden denetlenmesi ve izne bağlı olması ile sıkı denetim anlamında kullanılmaktadır. Değişen ve gelişen teknoloji çağı ile birlikte geleneksel medyanın yanı sıra, yeni yayın yollarının ve platformların ortaya çıkması ile birlikte sansürün tanımı ve kapsamı genişlemiş, yeni sansür çeşitleri ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda, internet ve sosyal medya platformlarında uygulanan yasaklar ve kısıtlamalar internet sansürü olarak adlandırılmaya başlanmıştır. İnternet sansürünü ise; suç oluşturan yayın ve paylaşımların engellenmesi ve kaldırılması ile devlet ve hükümetlerin, denetim altında tutmak amacıyla vatandaşlarının çevrimiçi aktivitelerini kontrol etme ve serbest bilgi akışını kısıtlama ve bu bağlamda çevrimiçi kullanıcıların temel özgürlükler çerçevesinde belli haklarını ihlal etme ve kısıtlama uygulamaları olarak tanımlayabiliriz.
II. Yasal Düzenlemesi
Teknolojinin gelişmesi ve teknolojiye ulaşım imkanının artması ile doğru orantılı olarak internet kullanım oranı da artmıştır. Hayatımızın birçok alanına giren ve bizlere erişim imkanı sağlayarak hayatımızı kolaylaştıran internetin, faydaları bulunduğu gibi zararları da bulunmaktadır. İnternetin olumlu yönleriyle beraberinde getirmiş olduğu olumsuz yönlerini ortadan kaldırmak veya azaltmak amacıyla çalışmalar yapılmaya başlanmış ve konu ile ilgili düzenlemeler ortaya çıkmıştır. Pek tabii ki internet ile ilgili yapılan düzenlemeler ülkeler arasında farklılıklar göstermektedir.
2000’li yılların başı itibariyle ülkemizde internet kullanımının artması ve yaygınlaşması ile birlikte, her ülkede olduğu gibi ülkemizde de bu konuda bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmaya başlanmıştır. Bu kapsamda; içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı, erişim sağlayıcı ve toplu kullanım sağlayıcıların yükümlülük ve sorumlulukları ile internet ortamında işlenen belirli suçlarla içerik, yer ve erişim sağlayıcıları üzerinden mücadeleye ilişkin esas ve usulleri düzenlemek amacıyla “İnternet Kanunu” olarak da adlandırılan 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” 04.05.2007 tarihinde TBMM tarafından kabul edilmiş ve 23.05.2007 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
İşbu Kanuna göre; içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi kararı, soruşturma evresinde sulh ceza hakimi, kovuşturma evresinde ise mahkeme tarafından verilmektedir. Soruşturma evresinde gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise, Cumhuriyet savcısı tarafından 24 saat içerisinde hakimin onayına sunulmak koşulu ile içeriğin çıkarılmasına veya erişimin engellenmesine karar verilebilmektedir. Ancak 5651 sayılı Kanunun 8. maddesinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda yer alan intihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik, fuhuş ve kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçları katalog suç olarak belirlenmiş ve bu suçları oluşturan yayınlara ilişkin içeriğin çıkarılmasına veya erişimin engellenmesine karar verme yetkisi Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanına verilmiştir.
Aynı Kanunun 9. maddesinde kişilik haklarını ihlal eden içerikler, 9/A maddesinde ise özel hayatın gizliliğini ihlal eden içerikler hakkında içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi uygulaması düzenleme altına alınmıştır. Ancak internet kanunu olarak da adlandırılan 5651 sayılı sayılı Kanunun kamuoyu nezdinde en çok tartışılan ve tepkilere yol açan maddesi “Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi” başlıklı 8/A maddesi olmuştur. İşbu maddeye göre; yaşam hakkı ile kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması, milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması sebeplerinden bir veya birkaçına bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, Cumhurbaşkanlığı veya ilgili bakanlıkların talebi üzerine Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı tarafından içeriğin çıkarılmasına ya da erişimin engellenmesine karar verilebilmektedir. Fakat BTK Başkanı tarafından verilen karar, yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulması ve hâkim tarafından da nihai kararın kırk sekiz saat içinde açıklanması gerekmektedir. Aksi hâlde, söz konusu erişimin engellenmesi kararı kendiliğinden kalkmaktadır.
5651 sayılı Kanun üzerinde 2014 ve 2020 yıllarında yapılan değişiklikler ile birlikte, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yargı organının görevi idari kurumlara devredilmiş bulunmaktadır. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde idarenin vermiş olduğu karar her ne kadar hakim onayına tabi olsa da, 72 saate kadar idarenin söz konusu kararının uygulanmasına yol açabilmektedir. 5651 sayılı Kanun bu yönüyle kamuoyu nezdinde birçok eleştiri ve tartışmaya yol açmış, temel hak ve hürriyetlerin idare tarafından da kısıtlanabilecek olması tepki çekmiştir.
III. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Çerçevesinde İnternet Sansürü
Günümüzde toplumun çoğunluğu tarafından haber alma, bilgi edinme, ifadelerini dile getirme, düşüncelerini açıklama ve yayma amacıyla internet sayfaları, forumlar, sözlükler ve sosyal medya platformları kullanılmaktadır. Bu nedenle internet üzerinden yayınlanan bir içeriğin veya paylaşımın kaldırılması ya da erişiminin engellenmesi halinde, akıllara ilk gelen soru Anayasa ve AİHS tarafından güvence altına alınmış temel hak ve hürriyetlerin kısıtlanıp kısıtlanamayacağıdır.
Anayasamıza göre; herkes haberleşme, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla açıklama ve yayma özgürlüğüne sahiptir. Bireylerin haberleşmesi, bilgi edinmesi, fikir ve düşüncelerini dile getirmesi izne ve denetime bağlı tutulamaz ve engellenemez. Ancak Anayasamıza göre temel hak ve hürriyetlerin kısıtlanmasının belli başlı istisnaları bulunmaktadır. Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçının bulunması halinde, yargı organı ve istisnai olarak yetkilendirilmiş kamu kurum ve kuruluşları tarafından söz konusu temel hürriyetlerin sınırlandırılabileceği ve kısıtlandırılabileceği belirtilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine göre de; kamu makam ve kurumlarının müdahalesi olmaksızın, herkes düşünce ve kanaatini dile getirme, bilgi edinme ve haberleşme hakkına ve özgürlüğüne sahiptir. Ancak Anayasamızda olduğu gibi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde de, söz konusu temel hak ve özgürlüklerin belli koşullar altında sınırlamalara ve yaptırımlara tabi tutulabileceği belirtilmiştir. Bu doğrultuda; ulusal güvenlik, toprak bütünlüğü, kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi, kişisel hakların korunması, kişisel ve gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi konularında devletler tarafından bireylerin temel özgürlüklerinin sınırlandırılabileceği ve yaptırımlara tabi tutulabileceği ifade edilmiştir.
IV. Sonuç ve Değerlendirme
Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesince bireylere tanınan temel hak ve özgürlükler, aynı zamanda bireylere birtakım görev ve sorumluluklarda yüklemektedir. Bireyler kendi hak ve özgürlüklerini yaşarken, başkalarının haklarını ihlal etmemelidirler. Ancak Anayasa ve AİHS tarafından bireylere yüklenen asıl görev ve sorumluluk, kamu düzeni ve huzurunu bozacak veya suç teşkil edebilecek söylem ve eylemlerde bulunulmamasıdır. Zira hem Anayasamızda hem de AİHS’de temel hak ve özgürlüklerin bireylerce dilediğince yaşanması esas, kısıtlanması ise istisna olarak düzenlenmiştir. Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması bu istisnalar kapsamınadır. Bu istisnaların biri veya birkaçı bulunması halinde devletler tarafından kişilerin hak ve özgürlükleri kısıtlanabilir, ancak bu istisnalar haricinde kişilerin güvence altına alınan temel hak ve hürriyetleri kesinlikle kısıtlanamaz. Ancak ne yazık ki, hem toplumlar hem de devletler tarafından bu durum iki taraflı olarak suiistimal edilmektedir. Toplumlar açısından; kişiler ifade ve düşünce özgürlüğü adı altında başkaca kişilerin temel hak ve özgürlüklerini ihlal edebilmekte, insanları karalayabilmekte ve kamu düzenini bozabilecek gerçeğe aykırı bilgiler yayabilmektedir. Özellikle internet platformlarının ve sosyal medyanın kişilere vermiş olduğu “tanınamazlık” güvenine dayalı olarak kişiler anonim ve bot hesaplardan birçok suç içerikli paylaşımlar yapabilmektedir. Devletler açısından ise; kişilerin ifade, düşünce ve haberleşme hakkı çerçevesinde yapmış olduğu suç içermeyen veya kamu güvenliği açısından tehlike bulundurmayan paylaşımlarında dahi, otoritenin aleyhine olması halinde siyasi ve politik nedenlerle veyahut muhalif düşüncelerin bastırılması amacıyla, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması adı altında kişilerin temel hak ve hürriyetleri kısıtlanabilmektedir. Sonuç itibariyle; internet çağı olarak adlandırdığımız günümüzde, bireyler tarafından daha özgür bir ortam olarak görülmesi sebebiyle haberleşme, bilgi edinme, düşünce ve kanaat paylaşımı çoğunlukla internet platformları üzerinden gerçekleştirilmektedir. Ancak bu özgür ortamında bir sınırının olduğunun ve sansüre maruz kalınabileceğinin unutulmaması gerekmektedir. Kişilerin bireysel hak ve özgürlükleri ile kamu düzeni ve huzuru arasında bir denge gözetilmeli, somut duruma ve ana göre hareket edilerek temel hak ve özgürlükler yarıştırılmalıdır. Kişilerin internet platformları üzerinden gerçekleştirmiş oldukları eylem ve söylemlerin; ulusal güvenlik, toprak bütünlüğü, kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi, kişisel hakların korunması, kişisel ve gizli bilgilerin yayılması istisnalarını ihlal etmesi halinde, devletin yargı organları ve yetkili kılınmış kurum ve kuruluşları ile sansürlenebilecektir.
KAYNAKÇA
- Anayasa
- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
- Bayzan, Ş., Türkiye Ve Dünyada Internet Yasakları Ve Sansür Kavramı İle Zararlı İçeriğe Karşı Yaptırım Ve Uygulamalara Genel Bir Bakış, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı.
- İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun
- Serdar Tekeli, E. (2021), “Özgürlük ve Sansür Tartışmaları Çerçevesinde İnternet ” Düzenlemeleri ve Gözetim”, Yeni Medya E-Dergi, S. 10.
