Yapı Denetim Görevlilerinin Depremde Meydana Gelen Ölüm ve Yaralanmalardan Kaynaklı Cezai Sorumluluğu
1. Giriş
Bilindiği üzere Türkiye, geçmişten bugüne birçok doğal felaket ile karşı karşıya kalmış bir ülkedir ve bu felaketlerin başında da ülkemiz açısından maddi-manevi oldukça yıkıcı sonuçları olan deprem felaketi gelmektedir. Öyle ki başta ülkemizin doğal afetler tarihine acı bir şekilde kazınan 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş merkezli son deprem felaketi olmakla birlikte, tarih boyunca yaşadığımız depremler nedeniyle yüz binlerce canımızı kaybetmiş ve ülkece geri dönüşü olmayan zararlar ile karşı karşıya kalmış bulunmaktayız. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin 2021 yılında hazırladığı rapora göre “Türkiye en etkin deprem kuşaklarından biri olan Akdeniz/Alp/ Himalaya üzerinde yer almakta olup bu kuşakta dünyadaki depremlerin beşte biri meydana gelmektedir. Bu kuşak birbirine karşıt olarak uzanan kırıkların oluşturduğu bir ağ görünümü ile Türkiye’yi, Kuzey, Güney ve Batı’dan üç asli kırık sistemiyle kat etmekte, bu asli sistemlere, yerel kırık zonları da eklenmektedir. Deprem haritası ve bu haritaya esas sismisite verilerine göre, Türkiye topraklarının %93’ü deprem bölgeleri içinde yer almaktadır”. 1 Dolayısıyla şunu açıkça söyleyebiliriz ki; çoğu zaman etkileri çabuk unutulsa da depremin, son yaşadığımız felaketin üstümüzde bıraktığı yaraları da anımsayarak, ülkemizin acı bir gerçeği olarak her an kapımızı çalabileceğini unutmamalıyız. Bu açıdan istatistiki verilere baktığımızda Türkiye’de 2020 yılında 33824, 2019 yılında 23481, 2018 yılında 22899 ve 2017 yılında 38287 tane deprem meydana gelmiştir. 2 Ülkemiz ile aynı kaderi paylaşmakta olan birçok deprem ülkesinde de görebileceğimiz gibi zamanla deprem hukuku fazlasıyla üzerinde konuşulan ve tartışılan bir alana doğru evrilmekte ve yaşadığımız her yeni deprem felaketi güncel deprem hukuku mevzuatına yeni düzenlemeler getirmektedir. Deprem, bir doğal afet olmakla birlikte deprem sonucunda yaşamını yitiren insanlar bakımından her zaman tek başına bir ölüm sebebi değildir. Çünkü bilindiği üzere “deprem değil bina öldürür”. Buna en çarpıcı örnek olarak adını sık sık büyük şiddetli deprem felaketleri ile andığımız Japonya’yı gösterebiliriz. Öyle ki tarih boyunca çok yıkıcı etkileri olabilecek binlerce deprem yaşamasına rağmen, teknoloji, bilim ve hukuk önderliğinde tarihten ders çıkartarak ilerledikleri bu yolda tüm deprem kuşağı ülkelerine örnek teşkil edecek bir seviyeye ulaşmış bulunmaktalar. Bu seviyeye ulaşmadaki en önemli etkenlerden biri de şüphesiz deprem mevzuatının caydırıcılığı ve buna bağlı olarak yapı denetim görevlilerinin sorumluluklarını olması gerektiği gibi yerine getirmelidir.
I. Yapı Denetim Görevlilerinin Görev ve Sorumlulukları
Yapı denetim görevlileri, yapıların bilime ve fenne uygunluğunun ve kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması için denetlenmesi noktasında görev almaktadırlar. Bu görevleri esnasında yapılmaması gereken bir şeyin yapılması, örneğin bir yapı inşasında kullanılmaması gereken dayanıksız bir malzemenin kullanılması veya yapılması gereken bir şeyin eksik yapılması veya hiç yapılmaması, örneğin bir binayı ayakta tutan temel yapı taşlarından olan kolonların eksik inşası sebebiyle kişilerin can ve mal güvenliği tehlikeye girmektedir. Olası bir deprem felaketi sonrasında, böylesi ağır bir görev ihmalinin sonuçlarının da hukuki açıdan oldukça ağır olması muhtemeldir. Ülkemizde ruhsatsız yapıların inşası özellikle denetimin zor ve buna binaen daha az olduğu kırsal kesimde oldukça yaygın olması, bu durumun Sayıştay raporlarına dahi konu olmasına sebebiyet vermiştir. Sayıştay tarafından 2002 yılında 2002/2 sayılı İstanbul Depreme Nasıl Hazırlanıyor? konu başlıklı rapordaki sayısal verilere göre: “17 Ağustos depreminde İstanbul’un en fazla hasar gören ilçesi olan Avcılar’da, gerek deprem anında gerekse ağır hasar görmesi nedeniyle sonradan yıkılan toplam 52 binanın imar durumu şöyledir: 23’ü ruhsatlı ve kullanma izinli, 13’ü kullanma izni olmayan, 2’si tamamen kaçak, 14’ü hakkında ise ruhsat ve eklerine aykırılık nedeniyle yapı tatil tutanağı düzenlenmiştir.” 3 Görüldüğü üzere bir yapının depremde hasar görmesinin tek sebebini o yapının kaçak olmasına bağlamak oldukça güçtür, depremin şiddeti önceden bilinemediğinden ve beklenenden çok daha şiddetli depremler de yaşanabildiğinden mevzuata uygun olacak şekilde inşa edilen ve kullanma izni bulunan birçok yapı da depremde hasar görebilmektedir. Dolayısıyla deprem mevzuatına uygun olacak şekilde inşa edilen ruhsatlı bir yapının beklenenden çok daha büyük şiddetli bir depremde hasar görmüş olması, yapı denetim görevlilerinin ceza hukuku bakımından sorumluluğuna gidilmesine imkan vermeyecek olup, o yapının ruhsat denetiminin gereken titizlikte yapılmaması, yapı denetim görevlilerinin ceza hukuku bakımından sorumluluğuna gidilmesini mümkün kılabilecektir.
II. Yapı Denetimi Hakkında Kanun
Yaşanan bir deprem felaketi sonrası ihmali bulunanların cezai açıdan sorumluluğuna gitmenin yanı sıra, henüz yaşanmamış bir depremin olası sonuçlarının önlenmesine yönelik tedbirler alınması da hayati önem arz etmektedir ve bu tedbirlerin başında 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun gelmektedir. 4 İş bu kanun kapsamında, proje aşamasından iskan izninin alınması aşamasına kadar olan tüm bu süreçte yapıların sağlıklılık ve güvenlilik açısından mevzuata uygunluğunun denetimi amaçlanmış olup, bireylerin can ve mal güvenliğini hiçe sayacak şekilde söz konusu denetimin eksik yapılması veya hiç yapılmaması ise ilgili Kanunun 9. maddesi ile suç sayılmıştır. Buna göre; “Bu Kanun hükümlerinin uygulanması sırasında, yapı denetim kuruluşunun icraî veya ihmalî davranışla yeni iş almaktan men cezası uygulanmasını gerektiren fiiller nedeniyle görevini kötüye kullanan ortakları, yöneticileri, mimar ve mühendisleri, yapı müteahhidi, şantiye şefi, proje müellifi gerçek kişiler ile laboratuvar görevlileri, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 5 Yapı denetim kuruluşunun ortak ve yöneticileri, mimar ve mühendisleri ile laboratuvar görevlileri bu Kanun hükümleri çerçevesinde yapmaları gereken denetimi yapmadıkları hâlde yapmış gibi veya yapmalarına rağmen gerçeğe aykırı olarak belge düzenlemeleri hâlinde Türk Ceza Kanunu’nun resmî belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümlerine göre cezalandırılır.
Yapı denetim kuruluşunun izin belgesi alma aşamasında gerçeğe aykırı belge düzenlendiğinin izin belgesi verildikten sonra anlaşılması hâlinde, izin belgesi derhal iptal edilir. Bu Kanuna aykırı fiillerden dolayı hükmolunan kesinleşmiş mahkeme kararları, Cumhuriyet başsavcılıklarınca Bakanlığa ve mimar ve mühendislerin bağlı olduğu meslek odalarına bildirilir. Yapı denetim kuruluşu ile denetçi mimar ve mühendisleri; eylem ve işlemlerinden 3194 sayılı İmar Kanunu’nun fenni mesul için öngörülen hükümlerine tabidirler.” Bir yapının çökmesi sonucu insanların hayatını kaybetmesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.170’te düzenlenen genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunu oluşturacaktır. Yine m.171’de düzenlenen genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması suçları ile m.85’te düzenlenen taksirle öldürme ve m. 89’da düzenlenen taksirle yaralama suçları oluşabilecektir. 6 Ayrıca yukarıda da değinildiği üzere Yapı Denetimi Hakkında Kanun m.9/1’de düzenlenen denetim görevinin kötüye kullanılması suçu oluşacaktır. İş bu maddeye göre, ilgili suç tipinin failleri “…yapı denetim kuruluşunun … ortakları, yöneticileri, mimar ve mühendisleri, yapı müteahhidi, şantiye şefi, proje müellifi gerçek kişiler ile laboratuvar görevlileri…” olabilecektir. Yine bu suç tipi, hem icrai hem de ihmali hareketle işlenebilen suçlardan olup yapı denetiminin eksik veya hatalı bir biçimde yapılması icrai hareket, yapı denetiminin hiç yapılmaması ise ihmali hareketten kaynaklanmaktadır.
Sonuç
Sonuç olarak, tarih boyunca Türkiye’nin başından geçen doğal felaketler de göz önüne alındığında deprem ve bu sebeple kimisi henüz daha başlamadan yitip giden hayatlar, ülkemizin yüzleşilmesi gereken temel meselelerinden bir tanesidir ve bu sebeple bugüne kadar yaşanılan acılar ve tecrübeler sonucu 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun kabul edilmiştir. Yapı denetim görevlilerinin asıl görevi, bir yapının proje aşamasından başlayıp iskan izni aşamasına kadar olan süreçte bireylerin can ve mal güvenliğinin olası bir deprem felaketine karşı korunması amacıyla denetlenmesidir. Depremler sebebiyle yaşanılan onca acı, edinilen onca tecrübe ve çıkarılan her ders, başta geleceğin yapı denetim görevlileri olmak üzere ülkemizin bireylerine bilime, fenne ve hukuka daha uygun hareket etmeyi gerekli kılmaktadır.
DİPNOT
- Türkiye’de Deprem Gerçeği ve TMMOB Makina Mühendisleri Odasının Önerileri Oda Raporu, s.1. http://www1.mmo. org.tr/resimler/dosya_ekler/8273773702779a0_ek.pdf (E.T. 10.05.2023).
- Daha önceki yıllara ait veriler ile aylık ve günlük istatistiki bilgiler için bkz. https://deprem.afad.gov.tr/genelistatistikler (E.T. 10.05.2023).
- https://www.sayistay.gov.tr/tr/Upload/62643830/files/raporlar/diger/%C4%B0stanbul%20Depreme%20Nas%- C4%B1l%20Haz%C4%B1rlan%C4%B1yor%20Performans%20Denetimi%20Raporu.pdf s. 38-39. (E.T. 10.05.2023).
- /7/2001 Tarih ve 24461 Sayılı Resmi Gazete. Bu Kanundan önce 3.2.2000 tarih ve 595 sayılı Yapı Denetimi Hakkında
- Kanun Hükmünde Kararname yürürlüğe konmuş olmasına karşılık Anayasa Mahkemesi 24.5.2001 tarih ve 2000/35 Esas,
- 1/90 Karar sayılı kararı ile iptal etmiştir. Mahkeme iptal kararının gerekçesini ise şu şekilde açıklamıştır: “Dava konusu yapı denetimine ilişkin kurallar, arazi üzerinde yapılan inşaata ve inşaatın sürecine ilişkin olması nedeniyle mülkiyet hakkıyla doğrudan ilgilidir. Yapının zorunlu olarak denetime bağlı tutulması, kullanılması için denetim sonucuna göre faaliyetlerin her aşamasında tutanak ve gerektiğinde rapor düzenlenmesi koşulu getirilmesi, asgari haddi kararnamede belirtilen parasal yükümlülüklerin öngörülmesi gibi hususlar gayrimenkul mülkiyetinin kullanılmasına ait düzenlemelerdir.// Bu durumda, dava konusu kurallar Anayasa’nın 91. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenmesi olanaklı bulunmayan ikinci kısım ikinci bölümünde yer alan mülkiyet hakkıyla ilgilidir.// Bu nedenlerle, itiraz konusu 595 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 4., 13., 14., 15. ve 25. maddeleri Anayasa’nın
- . maddesinin birinci fıkrasına aykırıdır. İptali gerekir”. Karar için bkz. https:// normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/ ND/2001/90?Donemler_id=2&KararNo=2001%2F90 (E.T. 10.05.2023).
- 14/2/2020 tarihli ve 7221 sayılı Kanunun 26. maddesiyle, bu fıkraya “davranışla” ibaresinden sonra gelmek üzere “yeni iş almaktan men cezası uygulanmasını gerektiren fiiller nedeniyle” ibaresi ve “yapı müteahhidi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “şantiye şefi,” ibaresi eklenmiştir.
- Kaplan, M. (2021), “Yapı Denetim Görevlilerinin Depremde Meydana Gelen Ölüm ve Yaralanmalardan Kaynaklı Cezai Sorumluluğu” Ulusal Ve Uluslararası Yargı Kararları Işığında Deprem Hukuku Sempozyumu, İstanbul, Türkiye.
KAYNAKÇA
- KAPLAN, M. (2021), “Yapı Denetim Görevlilerinin Depremde Meydana Gelen Ölüm ve Yaralanmalardan Kaynaklı Cezai Sorumluluğu” Ulusal Ve Uluslararası Yargı Kararları Işığında Deprem Hukuku Sempozyumu, İstanbul, Türkiye.
