Ülkemizde ve Dünyada Kira Artışlarının Kira Denetim Politikaları ile Sınırlandırılması
1.Giriş
1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu’nun ikinci kısmının dördüncü bölümünde düzenlenen kira sözleşmesi, Kanunun 299. maddesinde “Kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşme” olarak tanımlanmıştır. İşbu makalede söz konusu kanunun kira sözleşmelerine ilişkin “kira bedeli” başlıklı 343. maddesi ve devamındaki maddelerle düzenlenen konut ve çatılı işyeri kiralarının artışına ve kira bedellerine getirilen sınırlamalardan bahsedilecek, sınırlamaların ülkemizde ve dünyada nasıl denetlendiğine ilişkin açıklamalarda bulunulacaktır.
Barınma veya konut hakkı anayasal zeminde de düzenlenmiş olan temel bir insan hakkıdır. Bununla birlikte insan yaşamının da temel gereksinimlerindendir. Sosyal hukuk devletlerinde kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak ise devletin temel görev ve sorumluluklarındandır. Kentleşme ile birlikte artan konut ve barınma ihtiyacı karşısında bireylerin ve toplumun konut ihtiyacı sorunu ve barınma hakkının güvence altına alınabilmesi için devletin harekete geçmesi gerekmektedir. Dolayısıyla devletin kamu yararıyla sınırlı olmak üzere bu noktada kira ilişkilerinde bazı sınırlamalar yapabileceği ve kira denetim politikaları geliştirebileceği kabul edilmektedir.
I. Kira Denetimi Nedir?
Kentbilim Terimleri Sözlüğü kira denetimini, “Konut bunalımlarının sonucu olarak, tutmanlardan (kiracılardan) çok yüksek tutmanlık (kira) parası istenmesini ya da bunların topluca evden çıkarılmalarını önlemek üzere, tutmalıkların (kiraların) yükseltilmesini belli bir düzene bağlamak, evden çıkarmayı belli koşullara bağlayarak güçleştirme ve tutman (kiracı)-iye (malik) ilişkilerini denetlemek” şeklinde tanımlamaktadır. 1 Çağdaş ve sosyal hukuk devletleri kentleşmeyle birlikte artan konut ihtiyacının karşılanması noktasında bireyin korunması ve sosyal adaletin gerçekleşmesi amacıyla, mülkiyet hakkının özüne halel gelmemek şartıyla, konut kiralarına ilişkin birtakım yasal sınırlandırmalar getirmektedir. Amaç ise taşınmazın malikine kıyasla daha zayıf ve zor durumda olan kiracının korunmasından başka bir şey değildir. Kira sözleşmesinde her ne kadar sözleşme serbestisi geçerliyse de sosyal devlet daha güçsüz durumda olanı korumalı ve adaletsizlikleri men etmeye yönelik politikalar geliştirmelidir. Aksi takdirde kiraya veren ve kiracıyı tamamen baş başa bırakmak başka bir deyişle kiracıyı sırtını mülkiyet hakkına dayayan kiraya verenin ellerine bırakmak sosyal adaleti ve hakkaniyeti zedeleyecek nitelikte olacağından pek çok ülkede bununla ilgili önlemler alınmış ve alınmaya da devam etmektedir.
Kira ilişkilerindeki dengesizliklerin önüne geçmek adına yapılan denetimler tek tip değildir. Literatürde bu denetimler en yaygın olarak iki şekilde sınıflandırılmaktadır. Bunlar, birinci kuşak denetimler ve ikinci kuşak denetimlerdir. Birinci kuşak denetim, kira bedelinin belirli bir seviyede sabitlenmesidir. Örneğin kirası on bin TL olan bir evin kirası beş yıl boyunca aynı kalıyorsa burada bir sabitlemeden dolayısıyla birinci kuşak bir denetimden bahsedebiliriz. Diğer taraftan kira bedellerinde belirli bir “artış oranı” belirlenmesi ikinci kuşak denetim olarak kabul edilir. Yani denetimler kendisini sabitleme veyahut da artış oranı belirleme ile gösterebilmektedir.
II. Kira Bedeli ve Kiracı Aleyhine Düzenleme Yasağı İlişkisi
Türk Borçlar Kanunu’nun “Sözleşme Özgürlüğü” başlıklı 26. maddesi “Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler.” hükmünü amirdir. Kira sözleşmesi bir tarafın bir şeyi kullandırtması ve yararlandırması diğer tarafın ise bunun karşılığında kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği yine tarafların özgür iradeleriyle kurdukları tipik bir sözleşmedir. Her ne kadar ilk bakışta bu sözleşme sınırsız ve mutlak bir serbesti ile yapılabiliyormuş gibi gözükse de kira sözleşmesi de diğer sözleşmeler gibi başta Anayasa ve Borçlar Kanunu olmak üzere bazı yasal sınırlamalara tabidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” der. Buna göre bir kişi hakkını ancak kanuni sınırlar içerisinde, hakkın veriliş amacından şaşmadan ve bir başkasına zarar vermeden kullanabilir. Aksi takdirde bir haktan bahsedilemez. Hakkın başkasına zarar vermek amacıyla açıkça kötü niyetle kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Hakkın kötüye kullanılması yasağının kira hukukundaki yansıması “kiracı aleyhine düzenleme yasağı”dır.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Kiracı Aleyhine Düzenleme Yasağı” başlıklı 346. maddesinde, “Kiracıya, kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemez. Özellikle, kira bedelinin zamanında ödenmemesi hâlinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmalar geçersizdir.” denilmiştir. TBK m.343’te, “Kira sözleşmelerinde kira bedelinin belirlenmesi dışında, kiracı aleyhine değişiklik yapılamaz” denilerek bu yasağa kira bedelinin belirlenmesi bakımından bir istisna getirilmiştir. TBK’nın 346. maddesine dönecek olursak bu madde kamu düzenine ilişkin olup emredici bir hukuk kuralıdır. Dolayısıyla kiracı aleyhine düzenleme yasağı ihlal edilerek bir anlaşma yapılsa dahi sözleşme hükmü değil emredici kanun hüküm uygulanacak ve taraflar emredici hükme aykırı dolayısıyla da hükümsüz bir sözleşmeye dayalı olarak talepte bulunamayacaktır. Bu da yine kira sözleşmesini sınırlandırıcı ve zayıf konumda olduğu kabul edilen kiracıyı korumaya yönelik düzenlemelerden biridir.
Özetle aslında kira sözleşmesinin başında taraflar kira bedelini serbestçe tayin edebilir. Bu belirlemeye müdahale etmek kural olarak mümkün değildir ve kiracı kira sözleşmesi akdedilirken belirlenen kira bedelini ödemekle yükümlüdür. Ancak kira sözleşmeleri toplumun bütününü ilgilendiren bir sözleşme olduğundan, zaman zaman devletin ve yargının bu alana müdahale etmesi gerekir. Gerek sözleşmenin başındaki kira bedelinin tespiti gerekse de bu belirlemeden sonraki kira artışlarının hangi oranda, nasıl ve neye göre yapılacağı mevzusu, ki uyuşmazlıklar daha çok bu alanda yoğunlaşır, ülkelerin adalet anlayışı ve siyasi politikalarına göre değişkenlik gösterebilmektedir.
III. Farklı Ülkelerde Kira Denetimler ve Alınan Önlemler
A. İngiltere
Tarih boyunca yaşanan savaş, doğal afet gibi olaylardan sonra konut oranlarında azalma olması hasebiyle konut fiyatlarının arttığı görülmüştür. Nitekim İngiltere’de Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra mevcut konutların büyük bir kısmının kullanılamaz hale gelmesiyle kira bedellerinde meydana gelen artışların engellenmesi için kira bedellerine birtakım yasal sınırlamalar getirilmiştir. 1915 yılında çıkarılan “Increase of Rent and Mortgage Interest Act” ile birlikte kira bedellerinin artık kanunda belirtilen miktarı geçemeyeceği kabul edilmiş ve kiracılar tahliyeye karşı korunmuştur. Halen yürürlükte bulunan 1988 tarihli Konut Kanunu (Housing Act) ile de günümüzde kira artışlarına ve kiracının tahliyesine ilişkin sınırlamalar devam etmektedir.
B. İtalya
İtalya’da 1947 yılından beri kira kontrolü uygulanmaktadır. Bunun için sık sık kira hukuku mevzuatında değişiklikler yapılmaktadır. Kira denetimi için kira sürelerinin uzatılması, kira bedellerinin sabitlenmesi ve kiralanan taşınmazların tahliyesine ilişkin yargı kararlarının uygulanmasının hükümet tarafından çıkartılan kanun hükmünde kararnameler ile ertelenmesi veya durdurulması gibi yollara başvurulabilmektedir.
Ev satın alma ve ev sahibi olma kültürünün oldukça yaygın olduğu ülkenin %75’i ev sahibi olup kendi evinde otururken kalan %25’i ise kiracı olarak hayatlarını sürdürmektedir. İtalya’da kiralar diğer Avrupa ülkelerine göre daha yavaş artmaktadır. 2 Bu yavaş artışın sebebi, ülkenin ekonomik durumu dışında, kiracı haklarının korunması, bu alanda istikrarlı olunması ve uyuşmazlıkların daha doğmadan önüne geçmek adına güçlü kanunlara sahip olmasıdır.
Ev sahiplerinin kira sözleşmesi boyunca kirayı arttırması yasaktır. Bunun tek istisnası ise kira sözleşmesinde yer alan yıllık artış maddesidir. Sözleşmede böyle bir madde bulunması halinde, ev sahibinin İtalyan Ulusal İstatistik Enstitüsü (Istituto nazionale di statistica) tarafından paylaşılan yaşam maliyeti verilerine dayalı olarak kirayı yılda bir kez artırmasına izin verilmektedir. 3
C. Almanya
Almanya’da sözleşme özgürlüğüne müdahale edilen alanların başında kira ilişkileri gelmektedir. Öyle ki İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra çıkartılan 1953 tarihli Meskenleri İdare Kanunu, Alman Anayasası’nın 13. maddesinde düzenlenmiş olan konut dokunulmazlığının geçici olarak kısıtlanmasına ve konutların kamu idaresinin altına sokulmasına neden olmuştur. O yıllarda kontrolün çoğunluğu kamu idaresindeydi. Konut üzerinde tasarruf hakkı olan kişiler kamu idarelerinin muvafakati olmadan kira sözleşmesi yapamamaktaydı. Hatta bazı durumlarda kamu idaresinin direkt olarak kiracıları belirleme hakkı vardı. Dahası kamu idaresince belirlenen kiracılar ile taşınmaz sahiplerinin anlaşamaması durumunda iskan makamları taşınmaz malikinin yerine geçerek sözleşme yapma hakkına sahipti. Bu sözleşme her iki tarafı da bağlayıcı bir sözleşme olup kira bedelini belirleme yetkisi de yine iskan makamlarındaydı. Yıllık kira artışları ise sabit belli oranlarla sınırlandırılmaktaydı.
1971 tarihli “Tenure Security Act”e göre de kira bedelleri yine ancak kamu makamlarınca belirlenen oranlarda arttırabilmekteydi. Bu Kanun yerini 1974 tarihli “Kira Paralarını Düzenleme Kanunu”na bırakmıştır. Bu Kanun da 1998 yılında kısmen değişikliğe uğramıştır. Önemli kısıtlamalar içeren bu Kanun uyarınca, kiraya veren taşınmazın kirasını taşınmazın bulunduğu yerdeki emsal kiralar seviyesine çıkarılmasını kiracıdan isteyebilmektedir. Ancak kiracı buna sessiz kalırsa veya kabul etmezse kira bedeli ancak mahkeme kararı ile arttırılabilir.
Almanya’da kira sözleşmelerine getirilen sınırlamaları, Konut Kanunu kapsamındaki düzenlemeler ve genel düzenlemeler şeklinde iki gruba ayrılarak incelenebilir.
Konut Kanunu kapsamındaki konutlar üç gruba ayrılır. Bunlarda ilki kamu desteği almadan yapılan konutlardır ve bunlara herhangi bir kira bedeli sınırlaması uygulanmamaktadır. Vergi kolaylıkları ile finans edilen konutlarda ise Konut Kanunu ile belirlenen kira seviyesinin aşılmaması beklenmektedir. Kamu desteğiyle yapılan ve üçüncü grup konut olan konutlarda ise sadece dar gelirli kimselerin oturulmasına izin verilmektedir. Başkalarına kiralanması mümkün olmayan bu konutlarda yine yasalarla ve çeşitli düzenlemeler ile belirlenen kira düzeylerinin üzerine çıkılmasına izin verilmemektedir.
D. Polonya
Polonya’nın yasalarında da mülkiyet hakkını kısıtlayıcı ve kira artışlarını düzenleyici maddelerden bahsetmek mümkündür. Polonya’da da Almanya’dakine benzer şekilde kiralayanın taşınmaz üzerinde sınırsız bir hakkı ve yetkisi bulunmamaktaydı ve 1974 yılında yürürlüğe konulan Konut Kanunu ile kiracı ve kiralayanın sözleşme serbestisine müdahale edilerek kiracının belirlenmesi idareye bırakılmıştı.
Süregelen konut sıkıntısı nedeniyle idarenin müdahaleleri azalmamakla birlikte yeni bir düzen ortaya çıkmış ve kira sözleşmesinin düzenlenmesinde devletin müdahalesi önemli ölçüde azaltılarak kiracı ve kiraya verene bırakılmıştır. Fakat yine de kira bedellerinin kanunla sınırlandırılmasından vazgeçilmemiştir.
2001 yılında çıkarılan yeni bir kanun ile kira bedellerine uygulanacak kira artışlarına ilişkin önemli bir düzenleme yapılmıştır. Buna göre yıllık kira artışları konutun yeniden yapım maliyetinin % 1’ini geçmeyen kiralarda % 50’yi, konutun yeniden yapım maliyetinin % 1’i ile 2’si arasında olan kiralarda % 25’i, konutun yeniden yapım maliyetinin % 2’sinden yüksek olan kiralarda % 15’i geçemez denilmiştir.
E. Amerika
Amerika’da da, eyaletler arasında fark göstermekle birlikte, kira kontrolleri uygulanmaktadır. Örneğin Kaliforniya eyaletinde kira sözleşmelerini Kira Kurulu’na kaydettirme zorunluluğu vardır. Kira artışları ise iki şekilde yapılabilmektedir. Bunlarda ilki yine Kira Kurulu tarafından her yıl belirlenen kira artış oranlarının uygulanmasıdır. Bu oran her yıl değişmektedir. Ama ikinci bir yol olarak, eğer kiraya veren bu oranı uygulamak istemiyorsa Kira Kurulu’na bir dilekçe ile başvurarak yapmak istediği kira artışı için izin almak durumundadır.
F. Avusturya
Avusturya’da apartman daireleri dört sınıfa ayrılmış ve bu sınıflandırmaya göre metrekare fiyatlarına sınırlama getirilmiştir. Örneğin A sınıfındaki dairelerin metrekare kirası 20 Avusturya şilinini; B sınıfı dairelerin metrekare kirası 15 Avusturya şilinini geçememektedir.
IV. Türkiye’deki Kira Denetim Uygulamaları
Konut meselesi, esasında evrensel bir sorun olmasına rağmen ülkelerin uyguladığı politikalar bakımından yukarıda da örnekleri görüleceği üzere birbirlerinden farklılık göstermektedir. 4 Türkiye’deki kira denetimlerine baktığımızda kira bedelindeki artışın yasal düzenleme ile belirlenmesi ve müdahale edilmesi düşüncesi bugün çoğu kişi tarafından benimsenmiş olsa da TBK’nın yürürlüğe girdiği dönemde oldukça eleştirilmiştir. Ancak bu eleştiriler kiracıların konut ihtiyacının hem bir hukuki problem hem de esasen bunun ötesinde sosyal bir problem teşkil etmesi gerçeğini değiştirmemiştir. 5 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu’na bakılacak olursa, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde kira sözleşmesinin başlangıcında kira bedeline müdahalede bulunulmasının mümkün olmadığı izahtan varestedir. Yenilenen kira dönemlerinde ise kira bedelinin ne olacağı kiranın ne miktarda veya hangi oranda arttırılacağı kiracı ve kiraya veren tarafından anlaşılarak belirlenebilir. Bu anlaşma 6098 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki Yüksek Mahkeme uygulamasının aksine sadece yenilenen ilk dönem için değil yenilenen her dönem için yapılabilmektedir. 6 Kira sözleşmesinin tarafları yenilenen dönemde kira bedeline uygulanacak artış oranını veya miktarını mutlak bir serbestiyle belirleyememektedir. Bu sınır yasa ile çizilmiştir. TBK m.344/1 uyarınca, “Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır.” Dolayısıyla tarafların belirlediği artış ancak bir önceki yılda üretici fiyat endeksindeki artışın sınırları içerisinde kaldığı sürece geçerli olacaktır. Bu oranın üzerindeki artış kısmi kesin hükümsüzlük yaptırımına tabidir.
Bunun anlamı endeksteki artışın üzerindeki artışların geçersiz olması ve tarafların kira bedelini endeksteki artış oranında arttırılacağı yönünde anlaştıklarının kabul edilmesidir. Bu oranın altında anlaşma yapılmasının önünde ise hiçbir engel yoktur. Bu durumda bu oran esas alınacaktır.
Kanun koyucu, toplumun yoksul ve dar gelirli kesiminin artan kira fiyatlarının altında ezilmemesi adına düzenlemeler yapar. Toplam gelirin içerisinde kira payının ne kadar olacağı/olması gerektiği konusunda herkesin üzerinde anlaştığı bir oran olmamakla birlikte bu oranın çok yüksek olmaması beklenir. 7 Bu oranların yükselmesi halinde devletin piyasalara müdahale etmesi ve piyasadaki başarısızlığı gidermesi beklenir. 8 Türkiye’de kira bedeline uygulanacak artış oranının, 17.01.2019 tarihli ve 7161 sayılı Kanunun 56. maddesi ile “üretici fiyat endeksindeki artışın” “tüketici fiyat endeksindeki artış” olarak değiştirilmesinin altında aslında yine kiracının korunması düşüncesi yatmaktadır. Çünkü bu değişiklik öncesinde yaşanan kur dalgalanmaları ve ekonomideki bazı önemli değişiklikler nedeniyle ÜFE oranı çok artmıştı ve TÜFE oranından düşük olması nedeniyle tercih edilen ÜFE oranında ısrarcı olmanın bir anlamı kalmamıştı. İşte bu nedenle ÜFE oranı yerini TÜFE oranına bırakmıştır.
11.6.2022 tarih ve 31863 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7409 sayılı Kanunun 4. maddesiyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununa Geçici 1. madde eklenmiştir. Bu maddeye göre, 11.6.2022 ilâ 1.7.2023 tarihleri arasında yenilenen konut kiraları bakımından kira artışlarına yönelik olan üst sınır, tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık değişim oranlarının ortalaması yerine yüzde 25’lik sabit bir oran olacaktır. Pandemi sonrasında kira bedellerinde yaşanan artışlar Devleti kira bedellerine müdahale etmeye zorlamış ve neticede TBK’ya geçici 1. Madde eklenmiştir. İşbu geçici maddenin mülkiyet hakkını ihlal edip etmediği ise tartışmalıdır. Henüz Anayasa’ya aykırılığı sabit olmamakla birlikte 2001 yılında kira artışlarına getirilen yüzde 10’luk benzer bir kanunî sınırlama, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olduğundan bu maddenin de ihlal bakımından tartışılabileceği açıktır.
Sonuç
Sonuç itibarıyla görüleceği üzere Türk kira hukukundaki denetim türü ikinci kuşak denetim türleri içerisinde yer alır. Diğer ülkelerde olduğu gibi kiraların belli bir düzeyde sabitlenmesinden çok kira bedelindeki artış oranlarının belirlenmesi yoluna gidilmiştir. Kanun koyucu mülkiyet hakkını ihlal etmeme ile konut ve barınma hakkına halel gelmemesi arasındaki ince çizgiyi yakalamak mecburiyetindedir. Başını sokacak bir yer arayan kiracının zayıf ve güçsüz konumda olduğu kira ilişkilerinde zaman zaman devletin müdahalesi gerekir. Kiraların sabitlendiği birinci kuşak kira denetimleri ile kira artış oranlarının belirlendiği ikinci kuşak kira denetimlerini ortak gayesi kamu düzeni ve kiracıların korunmasıdır. Bir taraftan kiracıların desteklenmesi ama aynı zamanda konut sektörünün teşvik edilmesini mümkün kılan bir kira denetimi şeklinin bulunması halinde; kira denetimlerinin istenir bir siyasi tercih olacağında kuşku yoktur. 9 Kanaatimizce sosyal adaletin gerçekleşmesi için kira denetimleri kesin çözüm değildir. Sorunun altında ahlaki, ekonomik, kültürel, sosyolojik sebepler yatmaktadır. Aslında sorun, gelir adaletsizliği ile iktisadî gelişmenin dengelenmesi konusunda değil, bu dengenin nasıl sağlanacağı konusunda; bir başka ifadeyle, iktisadi gelişme uğruna, gelir adaletsizliğinin ne ölçüde hoş görülebileceği üzerinde yaşanmaktadır. 10
DİPNOT
- Keleş, R. (1998), Kentbilim Terimleri Sözlüğü, 2. Baskı, Ankara: İmge Kitabevi.
- “Renting a property in Italy”, söz konusu Kanun için bkz. https://www.expatica.com/it/housing/renting/rent-in-italy-79637/ (E.T. 10.06.2023).
- İtalya ev kiraları hakkında bilgi almak için bkz. https://wise.com/tr/blog/italya-ev-kiralari (E.T. 10.06.2023).
- Bulut, D. S. (2020), “Milli Koruma Kanunu Çerçevesinde Türkiye’de Kira Denetimi Meselesi (1940-1960)”, Belgi Dergisi, (2), s. 2627-2656.
- Öktem Çevik, S. (2022) “Türk Borçlar Kanunu m. 344 Uyarınca Kira Bedelinin Belirlenmesine İlişkin Temel Esasların Değerlendirilmesi”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, (24) s. 39-77.
- Özen, B. (2016), “Rent Increase Provisions in the Lease Agreements and Distinguishing Contractually Agreed Rent Increase from the Rent Increase Resulting from Filing a Lawsuıt for Declaratory Judgment”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, (22)3, s. 2033-2062.
- Şahin, Y. (2005), “Kira Denetim Politikası Üzerine Bir Değerlendirme”, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, (60), s. 213-237.
- Şahin, s. 213-237.
- Şahin, s. 213-237.
- Şahin, s. 213-237.
KAYNAKÇA
- BULUT, D. S. (2020), “Milli Koruma Kanunu Çerçevesinde Türkiye’de Kira Denetimi Meselesi (1940-1960)”, Belgi Dergisi, (2), s. 2627-2656.
- KELEŞ, R. (1998), Kentbilim Terimleri Sözlüğü, 2. Baskı, Ankara: İmge Kitabevi.
- ÖKTEM ÇEVİK, S. (2022) “Türk Borçlar Kanunu m. 344 Uyarınca Kira Bedelinin Belirlenmesine İlişkin Temel Esasların Değerlendirilmesi”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, (24) s. 39-77.
- ÖZEN, B. (2016), “Rent Increase Provisions in the Lease Agreements and Distinguishing Contractually Agreed Rent Increase from the Rent Increase Resulting from Filing a Lawsuıt for Declaratory Judgment”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, (22)3, s. 2033-2062.
- ŞAHİN, Y. (2005), “Kira Denetim Politikası Üzerine Bir Değerlendirme”, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, (60), s. 213-237.
