Teknik Direktör Sözleşmelerini Diğer İş Görme Sözleşmelerinden Ayıran Farklar
I. Teknik Direktör ve Teknik Direktörlük Sözleşmesi
A. Teknik Direktör
Teknik direktör, sporcuların gelişimini gözlemleyen, performanslarının artmasına yönelik olarak ekibindeki diğer antrenörlerle fikir alışverişinde bulunan ve aynı zamanda sporculardan en fazla verimi alabilmek adına doğru oyun taktik ve stratejisini belirmekle görevli kişidir. 1 Teknik direktörler teknik ekibin en üst kademedeki üyeleri olmakla birlikte daha çok ortaya konulacak oyunun taktik yönüyle ilgilenen ve bunu yaparken bir çok farklı unsuru değerlendirmesi gereken, gerek psikolojik gerekse de fiziksel olarak sporculardan müsabakalarda en fazla verimi alması gereken bir pozisyonda yer almaktadırlar.
B. Teknik Direktörlük Sözleşmesi
Teknik direktörlük sözleşmesi ise kulüp ile teknik direktör arasında imzalanan bir iş görme sözleşmesidir. Bu iş görme sözleşmesinin taraflarını ise kulüp ve teknik direktör oluşturmaktadır.
Teknik direktör sözleşmelerinin İş Kanunu kapsamında veya Türk Borçlar Kanunu kapsamında mı değerlendirilmesi gerektiği tartışması geçmişten günümüze güncelliğini korumaktadır. Bu durumun sebebini ise İş.K.m.4/1-g düzenlemesi oluşturmaktadır. Bilindiği üzere İş.K.m.4 “İstisnalar” alt başlığıyla İş Kanunun uygulanmayacağı iş ve iş ilişkilerini düzenlemiştir. Bu noktada tartışmaların odak noktasını ise teknik direktörlerin de yaptıkları iş ve iş sözleşmelerinin benzerliği sebebiyle Kanunun geniş yorumlanması yoluyla İş.K.m.4/1-g’de düzenlenen “Sporcular” istisnası kapsamına alınıp alınamayacağıdır.
İş Kanunu m.8’de iş sözleşmesinin tanımı yapılmıştır. İş sözleşmesinin unsurlarının büyük oranda kanun koyucu tarafından ortaya konulduğu madde de yine İş.K.m.8’dir. Yine İş.K.m.2’de, “Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi…denir” ifadesiyle işçinin tanımı yapılmıştır. Bu bakımdan İş.K.m.1/2’de “Bu Kanun, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine ve işçilerine faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır.” düzenlemesi ile aslında İş.K.m.4’deki istisnaların dar yorumlanması gerektiği ortaya konulmuştur.
Teknik direktörleri sporcu olmadığı aşikardır ve genel hukuk kuralı niteliğinde olan “istisnaların dar yorumlanması gerekliliği” de düşünüldüğünde bu istisna kapsamında teknik direktörlerin değerlendirilemeyeceği ve aynı zamanda sözleşmenin iki tarafından diğerini oluşturan “spor kulübü” karşısında güçsüz konumu düşünüldüğünde ve iş hukukuna hakim ilke olan “işçinin korunması ilkesi”nin teknik direktörler bakımından da uygulanması hakkaniyete uygun olacağından teknik direktörün de İş Kanunu kapsamına alınması daha doğru olacaktır. 2
II. Teknik Direktör Sözleşmesinin Diğer İş Görme Sözleşmelerinden Farkları
A. Eser Sözleşmesinden Farkı
1. Gerçekleşmesi Beklenen Sonuç Bakımından Farkı
Eser sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu m.470 vd. düzenlenmiştir. TBK m.470 aynen şöyledir: “Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” Buna göre taraflardan birisi ücret ödeme borcu altındayken diğer taraf ise beş duyu organından en az birisiyle algılanabilecek nitelikte bir şey meydana getirme borcu altındadır. Eser sözleşmesinin iş sözleşmesinden en büyük farkı ise sürekli olarak iş ilişkisindeki işçi gibi iş sahibinin emir ve talimatlarıyla mutlak bağlılığı olmamasıdır, yüklenici baştan anlaşıldığı şekilde borcunu yerine getirecek fakat bunu yaparken de gereken önlemleri almak ve iş sahibinin zarara uğramasına sebep olmadan borcunu yerine getirecektir.
Objektif olarak bakıldığında meydana getirilmesi mümkün olan maddi veya maddi olmayan nitelikte her türlü sonucun meydana getirilmesi eser sözleşmesinin bir tarafı olan yüklenicinin borcunu oluşturabilir. Bir bakışla bakıldığında eser sözleşmesindeki yüklenici tarafı teknik direktör sözleşmelerinde teknik direktörün aldığı söylenebilir fakat bu noktada ortaya çıkarılan/çıkarılacak aradaki farkı belirlemektedir. 3 Zira alınacak galibiyet, mağlubiyet veya beraberlik bir sonuçtur fakat eser olarak tanımlanması da doğru olmaz. Çünkü performansı doğrudan sergileyen kişiler sporculardır ve sporcuların performansına veya beraber oynama kabiliyetine teknik direktör bir noktaya kadar etki edebilir. Sporcunun ve takımın göstereceği performans ise gerek psikolojik gerek fiziksel olarak birçok etki altındadır. Diğer taraftan bir müteahhidin yapacağı şey tamamen başta gerçekleştirmeyi vaat ettiği gibi olmalıdır; aksinin borca aykırılık olacağı ve müteahhidin bu aykırılığı telafi etmek zorunda kalacağı aşikardır. Oysaki teknik direktörün alınan başarısız sonuçlar sebebiyle sözleşmesi feshedilse de alınan sonuçlar sebebiyle ortaya çıkan zararı gidermek bir yana dursun tüm alacaklarına hak kazanacağı açıktır.
2. Süre Bakımından Farkı
Eser sözleşmesini teknik direktör sözleşmesinden ayıran bir diğer önemli fark ise süre bakımından karşımıza çıkmaktadır. Öğretide bir görüşe göre eser sözleşmesinde kararlaştırılan süre önemli değildir; sözleşmedeki kararlaştırılan süre sonucun yaratılmasına yönelik değil ancak yaratılan eserin teslimi için belirlenmiş bir süre olduğu belirtilmiştir. 4
B. Vekalet Sözleşmesinden Farkı
1. Bağımlılık Unsuru Bakımından
Vekalet sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu’nun 502.vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Türk Borçlar Kanunu m.502/1 aynen şöyledir: “Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir.” Vekalet sözleşmesi ile iş sözleşmesi arasındaki en büyük farkı oluşturan unsur vekil ile müvekkil arasındaki “bağımlılık unsuru” bakımından karşımıza çıkmaktadır. Teknik direktörlerin yaptıkları işin teknik nitelikte olduğu, bir eğitim ve tecrübenin olmazsa olmaz nitelikte olduğu açıktır. İfade edilmelidir ki ne kadar günümüz futbol başta olmak üzere spor dünyasında bu aranması gereken unsurların bazen günlük beklentiler, taraftar ve kamuoyu baskısı sebepleriyle aranmadan, teknik direktörlerin işbaşı yaptırılabildiğini görebiliyor olsak da yukarıda da açıklandığı üzere yapılan işin muhteviyatı ve teknik direktörlerin görev ve sorumlulukları düşünüldüğünde teknik direktörlüğün uzmanlık gerektiren ve belirli bir edinilmiş altyapıya dayanan bir iş olduğu gerçeği yadsınamaz.
Teknik direktör sözleşmelerinin teknik direktör dışındaki diğer tarafını oluşturan kulüplerin belirli bir idari kadrolarının olduğunu ve bu kadronun başındaki en üst kişinin ise kulüp başkanı olduğu gerçeği hem dernek statüsündeki hem de şirket statüsündeki kulüpler bakımından belirgin bir şekilde görülmektedir. Teknik direktör ve kulüp başkanı ilişkisi maalesef alt liglerde aksi şekilde olabilmekte ise de profesyonel ligler düzeyinde konumların belli olduğu ve bu konumların da vekalet sözleşmesindeki bağımlılık unsurundan ayırıcı nitelikte olduğunu ifade etmek gerekir. Vekalet sözleşmesinde vekilin, vekalet verenin talimatları çerçevesinde davranma yükümlülüğü vardır. TBK.m.505/1 aynen şöyledir: “Vekil, vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlüdür. Ancak, vekâlet verenden izin alma imkânı bulunmadığında, durumu bilseydi onun da izin vereceği açık olan hâllerde, vekil talimattan ayrılabilir.” Teknik direktör sözleşmelerinde ise yapılan işin gereği böyle bir düzenlemeye tabi olunamayacağı açıktır çünkü kulüp başkanının oyuncuların performanslarını veya takım içerisindeki durumlarını bilebilmesi ve bunun sonucu örneğin, oynayacak oyuncuya karar vermesi, takımın çalışma programını belirlemesi vb. durumların gerçekleşmesi özellikle profesyonel ligler düzeyinde hiçbir teknik direktörün kabul edilebileceği bir durum olmamakla birlikte bu emir-talimat bağımlılığının bir teknik direktör sözleşmesinde var olması bile dahi düşünülemez.
2.Ücret Bakımından
Teknik direktör sözleşmelerinde ücret en temel haliyle şöyle ifade edilebilir: Teknik direktör sözleşmenin bir tarafı olarak kendisinden bekleneni özenle ve teknolojik gelişmeler doğrultusunda ifa etmek borcu altındayken; spor kulüpleri ise teknik direktöre en salt haliyle ortaya konulan bu emek ve ayırılan zaman karşısında ücret ödeme borcu altındadır.
Ücret unsuru teknik direktör sözleşmeleri bakımından bölgesel amatör liglerdeki bazı istisnalar bir kenara bırakılırsa özellikle profesyonel ligler seviyesinde zorunlu bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. 5 Oysaki vekalet sözleşmeleri bakımından bunu söylemek mümkün değildir. Türk Borçlar Kanunu m.502/1 aynen şöyledir: “Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir.” Görüldüğü üzere kanun koyucu da vekalet sözleşmesinde kural olarak vekalet verenin bir borç altına girmesini öngörmemiştir. Aynı zamanda yine Türk Borçlar Kanunu m.502/3 düzenlemesi aynen şöyledir: “Sözleşme veya teamül varsa vekil, ücrete hak kazanır.” Yani ifade edilmelidir ki, vekil ancak sözleşmede aksi kararlaştırılmışsa ya da teamül olarak vekil yaptığı iş gereği ücret karşılığı bekleyebilecek durumdaysa bu halde vekalet veren bir ücret ödeme borcu ile karşı karşıya kalacaktır.
Sonuç
Teknik direktör sözleşmeleri yer yer ayırılan unsurları olsa ve öğretide uzun yıllar tartışmalı bir konu olarak kalsa da bir iş sözleşmesidir. 6 Bununla birlikte teknik direktör sözleşmesini bir atipik (sui generis) sözleşme olarak değerlendiren görüş ise bugün itibariyle öğretide azınlık görüşü haline gelmiştir.
DİPNOT
- Doğu, H.M. (2017), Teknik Direktörlük Sözleşmesi, 1.Basım, Ankara: Yetkin Yayınları, s.19.
- Orhan, Ü. (2013), Profesyonel Futbol Teknik Adam Sözleşmesi ve Uygulama Sorunları, İstanbul: Beta Basım Yayın, s.18.
- Orhan, s.22.
- Zevkliler, A. (2021), Özel Borç İlişkileri, 21.basım, İstanbul: Vedat Kitapçılık.
- Orhan, Ü. (2019/3), “Spor Kulübü ile Antrenör Arasındaki Sözleşmenin Hukuki Niteliği ve Ana Esasları”, İSGHD, 63(16), s.1006.
- Orhan, “Spor Kulübü ile Antrenör Arasındaki Sözleşmenin Hukuki Niteliği ve Ana Esasları”, s.1007.
KAYNAKÇA
- ORHAN, Ü. (2013), Profesyonel Futbol Teknik Adam Sözleşmesi ve Uygulama Sorunları, İstanbul: Beta Basım Yayın.
- ORHAN, Ü. (2019/3), “Spor Kulübü ile Antrenör Arasındaki Sözleşmenin Hukuki Niteliği ve Ana Esasları”, İSGHD, 63(16), ss. 993-1028.
- ZEVKLİLER, A. (2021), Özel Borç İlişkileri, 21.basım, İstanbul: Vedat Kitapçılık.
