Giriş

İstinaf, ilk derece mahkemelerince verilen son kararların gerek maddi ve gerekse hukuksal açıdan üst bir mahkeme (Bölge Adliye Mahkemesi – BAM) tarafından denetimini sağlayan ikinci derece bir denetim muhakemesi yoludur. İstinafta, ilk derece mahkemesince yapılan maddi tespitler ve uygulanan normun yerindeliğinin denetlenmesiyle yetinilmemekte, maddi olay ve uygulanan norma ilişkin sorunlar yeni baştan ele alınmaktadır. Bunun sonucu olarak istinafta, yeni olgu ve deliller de ileri sürülebilir. İkinci derece olarak istinafta, ilk derece mahkemesi kararının hukuksal açıdan denetlenmesinin yanı sıra yeni olgu ve delillere veya delillerin farklı biçimde ele alınmasına ve değerlendirilmesine dayanarak ilk derece mahkemesinin tespitlerinin düzeltilmesi de söz konusu olmaktadır. İstinafta olaya ilişkin kararı da bizzat istinaf mahkemesi vermekte, ilk derece mahkemesine gönderme ancak istisnai durumlarda gündeme gelmektedir. 1 Gerçekten de istinaf yargılaması sonucunda kararın bozularak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi ancak kanunda sınırlı sayıda belirtilen sebeplerin varlığı halinde mümkün olabilmektedir. Buna karşın uygulamada bir süredir bölge adliye mahkemeleri kanuna açıkça aykırı bir şekilde temyiz incelemesine özgü bozma kararları vererek dosyaları ilk derece mahkemelerine göndermektedirler. Bu durum hem istinaf kanun yolunun düzenlenme amacına aykırılık teşkil etmekte hem de direnme yasağı sebebiyle ilk derece yargılama sürelerinin uzamasına ve dolayısıyla ceza davalarının yıllar boyunca devam etmesine neden olmaktadır.

I. Bölge Adliye Mahkemelerinin Bozma Kararı Verebileceği Haller

A. Genel Olarak

BAM, ilk derece mahkemesinin kararında CMK’nın 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması halinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verir (CMK m.280/1-e). Yine soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde de bölge adliye mahkemesince hükmün bozulmasına karar verilir (CMK m.280/1-f).

B. CMK m.280/1-e (Hukuka Kesin Aykırılık Halleri)

Bu kapsamda öncelikle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Hukuka Kesin Aykırılık Halleri” başlıklı 289 uncu maddesini incelemek gerekir. İşbu maddeye göre hukuka kesin aykırılık halleri şu şekildedir; a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması. (Madde gerekçesi: Mahkemenin kanunun belirttiğinden çok veya eksik veya yetkili olmayan hâkimin katılmasıyla oluşması; böylece kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması) b) Hakimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması. (Madde gerekçesi: 23 ve 24’üncü maddelerde açıklanan hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması) c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu halde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması. (Madde gerekçesi: 25 inci ve izleyen maddelerde belirtilen geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi ileri sürülmüş ve kabul edilmiş olan veya bu konudaki istem kanuna aykırı olarak reddedilmiş hâkimin hükme katılması) d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi. (Madde gerekçesi: Mahkemenin, davaya bakmak kendi görevini aştığı veya dışında kaldığı (örneğin; davaya özel görevli mahkemenin veya adlî yargı dışında bir yargı yerinin bakması gerektiği) hâlde kendisini görevli kabul etmesi veya süresinde yapılmış yetkisizlik iddiasını yasaya aykırı olarak ret ve kendini yetkili saymış bulunması) e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması. (Madde gerekçesi: Sulh ceza mahkemeleri hariç Cumhuriyet savcısı, 194 üncü maddede belirtilen zabıt kâtibi, kanunun kabul ettiği durumlarda zorunlu avukat ile yasanın olanak sağlamadığı hâllerde sanığın yokluğunda duruşma yapılması) f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlal edilmesi. (Madde gerekçesi: Duruşmanın kapalı yapılabileceği ve hükmün de kapalı duruşmada açıklanabileceği belirtilen hâller ve uyulması gereken kurallar dışında, gerek yargılamada gerek hükümde açıklık kuralına aykırı davranılması) g) Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi. h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması. i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması.

Yukarıda belirtildiği gibi CMK.md.280/1e’ye göre; 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması halinde BAM hükmün bozulmasına karar vererek dosyayı ilk derece mahkemesine gönderecektir. Ancak aşağıda yer vereceğimiz bazı örnek bölge adliye mahkemesi kararlarında, kanundaki sınırlı sayıda düzenlenmiş nedenlerin dışına çıkılarak bozma kararlarının verildiği görülmektedir.

C. CMK m. 280/1-f

Bu madde fıkrasında, ilk derece yargılaması aşamasında soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin (Örneğin; şikayete tabi bir suçta şikayet yokluğuna rağmen nihai karar verilmiş olması veya yargılanması izne tabi bir memur hakkında ilgili kamu kurumundan izin alınmadan hüküm verilmiş olması hali gibi) veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması (Örneğin; çevrenin taksirle kirletilmesi suçunda ön ödeme usulünün uygulanmadan nihai karar verilmesi veya konut dokunulmazlığının ihlali suçunda uzlaşma prosedürünün uygulanmadan hüküm verilmiş olması gibi) ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde (Örneğin; birden fazla sanığın olduğu bir suçta her nasılsa ayrı davalar açılıp bu davalardan birisinde hüküm verilip istinaf yargılaması aşamasına geçilirse, bölge adliye mahkemesi dosyanın ilk derece mahkemesinde diğer sanıklar açısından devam eden dosya ile birleştirilmesi için bozma kararı verebilir.) bölge adliye mahkemesince hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verileceği belirtilmektedir.

D. Direnme Yasağı (CMK m. 284)

CMK.md. 284’e göre; itiraz ve temyize ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine karşı direnilemez; bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez.

Ayrıca bölge adliye mahkemesi kararına karşı itiraz ve temyiz saklı kalmak üzere, direnme ve diğer kanun yolları kapatılmış ise de, bölge adliye mahkemesinin kararı bozma kararı ise temyiz de edilemez (CMK 286/1). 2 Dosya kendisine gönderilen mahkeme, BAM’ın bozma kararına karşı direnemeyecek ve bozma kararı doğrultusunda yeni bir hüküm kuracaktır. Ancak uygulamada karşılaşılacak bir sorun, ilk derece mahkemesinin, aslında BAM kararına uymuş görünmesine rağmen, bozma kararının dışına çıkarak yeni bir hüküm kurmuş olmasıdır (fiili direnme). Böyle bir durumda bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince yeniden yapılacak yargılama sonucunda verilen karara karşı da istinaf yoluna gidilebilir. 3 İstinaf yolu ile başvurulan bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesinin kararını bozması üzerine, aynı davaya ilişkin görevlendirilen yeni mahkeme, davayı baştan görerek yeni hüküm tesis etmek durumundadır. 4 Bu nedenle bahse konu direnme yasağı sebebiyle, yukarıda belirtilen bozma nedenleri dışında başkaca gerekçelerle verilen bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı ilk derece mahkemeleri çaresiz bir şekilde tekrardan yargılama yapmak zorunda bırakılmaktadır.

E. Örnek BAM Kararları

İşbu çalışmaya konu değerlendirmeye örnek olabilecek birtakım BAM kararlarını aşağıda aynen aktarmakla yetiniyoruz.

  1. “(…) Oluşa ve dosya kapsamına göre, sanık M. Ata’nın, katılan Y.’a “……….” şeklinde mesaj göndermek biçimindeki eyleminin 5237 Sayılı Kanun’un 106. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun vasfında yanılgıya düşülerek, hakaret suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,…. ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede oranında uygulanması gerektiğine ilişkin kararları da gözetilerek sonucuna göre sanık TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,… Hukuka aykırı görülmüş olmakla hükmün bozulmasına…” 5 2. “…Suça sürüklenen çocuğun 25/06/2018 tarihinde işlediği iddia olunan hakaret suçunun hukukî anlam ve sonuçlarını algılayacak durumda olup olmadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği, buna göre TCK’nın 31/2. maddesi kapsamında ceza sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususunda rapor aldırılması için, suça sürüklenen çocuğun uygun görülecek Üniversite Hastanesi, tam teşekküllü devlet-şehir hastanesinden birisine dava dosyasındaki tüm evrak ile birlikte mevcutlu olarak sevk edilerek Sağlık Kurulu raporu aldırılması gerektiğinin gözetilmemesi, 2-)Kabule göre de ; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141, 5271 Sayılı CMK’nın 34/1 ve 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının denetime imkan verecek biçimde açık ve gerekçeli olması gerekir. Kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ile mağdur ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin, hangi anlatımın ne gerekçeyle diğerine üstün tutulduğunun açık olarak hükmün gerekçesine yansıtılması ve mahkemece ulaşılan vicdani kanı sonucunda suça sürüklenen çocuğun hangi fiillerinin suç oluşturup oluşturmadığı açıklandıktan sonra kabul edilen bu fiillerin hukuki nitelendirilmesinin yapılması gerektiği halde, olayın tek tanığı C. G.’in dinlenilmesi ile tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi suretiyle CMK’nın 210. maddesine aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş olup… Hükmün 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 289/1-e ve 280/1-e maddeleri uyarınca bozulmasına,” 6 3. “…Sanığın vermiş olduğu istinaf dilekçelerinde ruhsal hastalığının olduğunu ve tedavi gördüğünü belirtip hastane evrakları ibraz etmiş olması karşısında sanığın eyleminin kamu kurumu olan Tapu Sicil Müdürlüğü’nü de araç olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturması ihtimali karşısında nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçları yönünden suç tarihi itibarıyla üzerine atılı suçların hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığının tespiti bakımından, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinden ya da Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’nden kurul raporu aldırılıp sanığın 5237 Sayılı TCK’nın 32/1 veya 32/2. maddeleri kapsamında akıl hastalığının bulunup bulunmadığının tespit edilip sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması, Hukuka aykırı olup, sanık ve o yer cumhuriyet savcısının istinaf istemleri bu nedenle yerinde görülmekle, CMK’nın 280/1-e ve 289/1 maddeleri uyarınca karşı istinaf bulunmadığından 5271 Sayılı CMK’nın 283. maddesi gereğince sanığın ceza süresi yönünden kazanılmış hakkı da saklı tutulmak suretiyle hükmün bozulmasına,” 7 4. “…etkin pişmanlığın hükümlerinin uygulanması gerektiğinin değerlendirilmemesi, ayrıca sanıkların ve suça sürüklenen çocukların yakalandıklarında müşteki Ferit Y.’a karşı işlenen hırsızlık eylemi ve katılanların çalınan keçilerin ele geçirildiği eylemler dışında kalan eylemler açısından sanıklar ve suça sürüklenen çocukların suçlamaları kabul etmedikleri diğer eylemler nedeniyle suç isnadı şeklinde olan sanık H. Ersöz’ün beyanı dışında mahkumiyetleri için hangi delillere üstünlük tanındığı konusunda gerekçe gösterilmemesi, dosyada mevcut katılanların beyanlarından da anlaşılacağı üzere her birine ait keçilerin kendilerine ait ağıllardan farklı günlerde çalındığı, hangi eylemin hangi sanıklar tarafından nasıl gerçekleştirildiği konusunun irdelenerek, her bir sanığın ve suça sürüklenen çocuğun her bir müştekiye karşı işlendiği kabul edilen hırsızlık suçundan ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, bu husus belirtilmeden istinaf incelemesine olanaklı olmayacak şekilde sanıkların ve suça sürüklenen çocukların toptan 5 kez hırsızlık suçundan cezalandırılmalarına karar verilmesi; usul ve yasaya aykırı kabul edilmekle,…CMK’.nun 280/1-e. maddesi gereğince bozulmasına,” 8

Sonuç

İstinafın son kararlar bakımından söz konusu olması temyiz ile benzer noktasını oluşturmaktadır. Ancak temyiz incelemesinde yalnız hukuki inceleme yapılırken istinafta hem maddi hem hukuki inceleme yapılmaktadır. 9 İstinaf kanun yolunun bu niteliğinden dolayı bölge adliye mahkemelerinin kanuna uygun olarak hareket etmeleri, bu kapsamda yasada sayılan bozma nedenlerine bağlı kalarak temyiz makamı gibi hareket etmemeleri hem kanun yolunun düzenleniş amacına uygun düşecek hem de ceza yargılamalarının sürelerini kısaltacaktır. Haliyle bu durum, adil ve makul sürede yargılanma hakkı ile masumiyet karinesi gibi hukuki temel ilkelere hizmet edecektir.

DİPNOT

  1. Öztürk, B. / Tezcan, D. / Erdem, M. R. / Sırma Gezer, Ö. / Saygılar, Y. F. / Alan, E. / Erden Tütüncü, E. / Özaydın, Ö. / Altınok Vıllemın, D. / Tok, M. (2022), Ana Hatlarıyla Ceza Muhakemesi Hukuku, 9. Baskı, Ankara: Seçkin Yayıncılık s. 476.
  2. Yenisey, F. / Nuhoğlu, A. (2022), Ceza Muhakemesi Hukuku, 10. Baskı, Ankara: Seçkin Yayıncılık, s. 973.
  3. Öztürk vd., s. 505.
  4. Özbek, V. Ö. / Doğan, K. / Bacaksız, P., (2022), Ceza Muhakemesi Hukuku Temel Bilgiler, 12. Baskı, Ankara: Seçkin Yayıncılık, s. 524.
  5. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13.CD. E.2021/1943, K.2023/475,28.04.2023.
  6. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6.CD. E.2022/244, K.2023/1577, 10.04.2023.
  7. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8.CD. E.2019/1346, K.2020/810, 22.09.2020.
  8. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8.CD.E.2020/1379,K.2020/1290,14.09.2020(Kazancı İBB)
  9. Şahin, C. / Göktürk, N. (2022), Ceza Muhakemesi Hukuku, 13. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, s. 624

KAYNAKÇA

  • Kazancı İçtihat Bilgi Bankası (https://www.kazanci.com.tr/).
  • ÖZBEK, V. Ö. / DOĞAN, K. / BACAKSIZ, P., (2022), Ceza Muhakemesi Hukuku Temel Bilgiler, 12. Baskı, Ankara: Seçkin Yayıncılık.
  • ÖZTÜRK, B. / TEZCAN, D. / ERDEM, M. R. / SIRMA GEZER, Ö. / SAYGILAR, Y. F. / ALAN, E. / ERDEN TÜTÜNCÜ, E. / ÖZAYDIN, Ö. / ALTINOK VILLEMIN, D. / TOK, M. (2022), Ana Hatlarıyla Ceza Muhakemesi Hukuku, 9. Baskı, Ankara: Seçkin Yayıncılık.
  • ŞAHİN, C./ GÖKTÜRK, N. (2022), Ceza Muhakemesi Hukuku, 13. Baskı, Ankara: Seçkin Yayıncılık.
  • YENİSEY, F./ NUHOĞLU, A. (2022), Ceza Muhakemesi Hukuku, 10. Baskı, Ankara: Seçkin Yayıncılık.