GİRİŞ

Gelişen teknoloji dünyası ile birlikte hukuk alanının da kendini geliştirmek zorunda kalıyor olması kaçınılmaz bir gerçektir. Bu kapsamda uzaya gidiş çalışmalarının başladığı zamandan günümüze kadar uzay hukuku alanı da kendini geliştirmekte ve yapılan keşifler neticesinde uzay hukuku kendine has bir hukuki organizasyon oluşturmaktadır. Devletlerin ve tüzel kişiliklerin girişimiyle gelişen uzay endüstrisi uluslararası düzlemde yeniliklere açık bir hukuk alanı oluşturmakta ve diğer hukuk dallarından ayrılmaktadır. Uzay hukuku uluslararası alanda çift taraflı akitler, dünya ülkelerinin katıldıkları ve üye oldukları organizasyon kuralları kapsamında gelişen hukuk alanı olup, keşfedilen veya yapılan yeni deneyimlerle daha da gelişme göstermektedir. Yapılan bu uzay keşifleri neticesinde uzay hukuku ve uzay keşfi neticesinde elde edilen yapılara ilişkin de uzay mülkiyeti kavramı ortaya çıkmıştır. Bu yazımızda öncelikle uzayın hukuki boyuttaki tanımlamaları, tarihsel gelişimi ve uzay hukuku kapsamında uluslararası andlaşmalara ve uluslararası düzlemde uzay hukuku kararlarına değineceğiz.

I. Uzay Hukukunun Tarihsel Gelişimi

Uzay denildiği zaman ilk akla gelen sınırsız ve idrakimizi zorlayan büyüklükte uzay boşluğu olsa da uzay hukuku uluslararası hukuk kapsamında, yalnız uzay boşluğunu değil aynı zamanda ay ve öteki gök cisimlerini kapsamaktadır. 1 Uzayın tanımına bakıldığında ise dünyanın ötesinde ve gök cisimleri arasında var olan, sonsuz olduğu düşünülen fakat sonsuz olduğu konusunda kesin yargılara varılamayan genişliktir. Bu kapsamda uzay tanımında belirtilen tüm bu genişlik içerisinde yer alan cisimler uzay hukukunun konusunu oluşturmaktadır.

Uzay hukuku kavramının tarihsel oluşumuna bakıldığında ise ilk uzay hukuku tabiri Rusya’nın 04.10.1957 tarihinde Sputnik-I adı verdiği bir uyduyu uzayda yörüngeye yerleştirmesiyle karşımıza çıkmıştır. 2 Bu yapay uydunun uzaya gönderilmesi ile birlikte insanoğlu, uzayı kendi üretim araçları aracılığı ile doğrudan kullanmaya ve keşifler yapmaya başlamıştır. Rusya’nın Sputnik I’i uzayda bir yörüngeye yerleştirmesinden kısa bir süre sonra, 29 Ekim 1957 tarihinde, ABD Hava Kuvvetleri, geleceğin “hava-uzay araçları” (air/space vehicles) hakkında bir bildiri göndermiş ve hava sahası ile uzayı adeta tek bir çevre olarak tanımlayarak yeni bir kavramın geliştirilmesini sağlamıştır. Yine, 1958’de Woodward Agee Heflin tarafından hazırlanan ve Maxwell Hava Kuvvetleri Üssü (Alabama) Hava Üniversitesi (Air University) tarafından yayımlanan “Interim Glossary: “Aero-Space Terms” isimli sözlükte “hava-uzay” (aero-space) kavramı kapsamında, hava araçlarının uçuşunda, uyduların ve yönlendirilebilir uzay araçlarının fırlatılmasında, bu araçların idaresinde ve kontrolünde Yerküre’nin hava örtüsü ile onun ötesindeki uzay tek bir faaliyet alanı olarak kabul edilmiştir. 3 Burada uzay hukukunun kapsamını belirlerken ortaya çıkan ana mesele uzayın sınırlarının nerde başlayacağıdır. Ancak uzay araştırmaları hala gelişme aşamasında olduğu için bu sınırın tam olarak ne olacağı net bir şekilde belirlenebilmiş ve hukuki düzleme taşınabilmiş değildir.

Uzay hukuku çerçevesinde uzay tanımlamalarına ilişkin ilk düzenleme çalışması olan “Uzayın Barışçı Kullanımı Sorunu” isimli karar çerçevesinde 12 Aralık 1959 yılında “Uzayın Barışçıl Amaçlarla Kullanımı Komitesi” (United Nations Committee on the Peaceful Uses of Outer Space-COPUOS) kurulmuştur. Türkiye’nin de üyesi olduğu bu komitenin çalışmaları sırasında uzay hukukuna ilişkin önemli kararlar alınmıştır. COPUOS’un görev tanımı, “dış uzayın barışçıl kullanımında uluslararası iş birliğinin kapsamını incelemek, Birleşmiş Milletler himayesinde bu alanda programlar planlamak, dış uzay hakkında sürekli araştırmaları ve bilginin yayılmasını teşvik etmek ve dış uzayın keşfedilmesinden doğan hukuki problemleri incelemek” olarak belirlenmiştir.

Yapılan görüşmeler ve antlaşmalar neticesinde uzay yer kürenin aksine, insanlığın ortak malı olarak kabul edilmektedir. Uluslararası hukukun bu konuda benimsediği ilke “uzayın serbestliği ilkesi” olmakla birlikte bu ilkeye getirilen tek sınır yukarıdaki Komitenin görev tanımından da anlaşılacağı üzere bu faaliyetlerin barışçıl amaçla yapılması zorunluluğudur. Bu kapsamda Komitenin kararları neticesinde uzay hukukunun ilkeleri şeklinde bir tanımlama yapıldığında ilk olarak “uzayın barışçıl kullanımı” esas olmaktadır. Aynı zamanda uzay ve gök cisimlerinin keşif ve kullanım özgürlüğü bulunmakta olup gök cisimleri dâhil uzay insanlığın ortak malı olarak kabul edilmekte ve insanlığın faydasına olacak şekilde geliştirilecek esası kabul edilmektedir. Uzay ve gök cisimlerinde mülkiyet iddiasında bulunulamamakta ancak ülkeler uzaya fırlattıkları cisimler üzerinde egemenlik haklarını muhafaza etmektedirler. Uzayın ve gök cisimlerinin keşfedilmesi ve kullanılması BM Antlaşmasına dâhil uluslararası hukukun temel prensiplerine göre inşa edilmektedir. Uzay cisimleri tarafından verilen zararların sorumluluğu da dâhil olmak üzere uzay faaliyetlerinin uluslararası sorumluluğu bulunmaktadır.

II. Uzay Hukukuna İlişkin Uluslararası Sözleşmeler

Yukarıda sayılan ilkeler dikkate alınarak bu zamana kadar uzay hukukunun rejimini belirleyen 5 temel uluslararası anlaşma yapılmıştır. Bu antlaşmalar uzay hukukunun mihenk taşı niteliğinde olup uluslararası uzay hukukunun ilkelerine yön vermiştir.

A. “Dış Uzay Andlaşması” Resmi Adıyla; 10 Ekim 1967 Tarihli “Ay ve Diğer Gök Cisimleri Dâhil, Uzayın Keşif ve Kullanılmasında Devletlerin Faaliyetlerini Yöneten İlkeler Hakkında Antlaşma” (Treaty on Principles Governing the Activities of States in the Exploration and Use of Outer Space, including the Moon and Other Celestial Bodies), 4

Uluslararası uzay hukukunun temelini oluşturan Andlaşma 27 Ocak 1967’de ABD, Birleşik Krallık ve Sovyetler Birliği’nde imzaya açılmış ve 10 Ekim 1967’de yürürlüğe girmiştir. Türkiye ise bu Andlaşmaya 27 Mayıs 1968 tarihinde taraf olmuştur. 1967 tarihli Dış Uzay Andlaşmasının 1. maddesinde dış uzayın keşfinin ve kullanımının tüm ülkelerin yararı ve çıkarları gözetilerek yürütüleceği, 2. ve 3. maddesinde de dış uzayın keşfi ve kullanımı hususunda tüm ülkelerin özgür olduğu, bu bakımdan üzerinde egemenlik, işgal ve benzer iddialarda bulunulamayacağı belirtilmiştir. Yine devamında Andlaşmaya taraf devletler, nükleer silâhlar veya diğer çeşit kütlesel tahrip silâhları taşıyan cisimleri dünya etrafındaki bir yörüngeye oturtmamayı, bu gibi silâhları gök cisimlerine yerleştirmemeyi ve bu gibi silâhları diğer herhangi bir şekilde uzaya yerleştirmemeyi taahhüt etmişlerdir. Andlaşmaya taraf bütün devletler ay ve diğer gök cisimlerini münhasıran barışçı amaçlarla kullanacaklarını kabul etmişler ve gök cisimleri üzerinde askerî üs ve tesisler kurulması ve tahkimat yapılması, her tip silâhın denenmesi ve askerî manevralar yapılmasının yasak olduğunu imza altına almışlardır. Andlaşmaya taraf devletler uzay adamlarını insanlığın uzaydaki temsilcileri addedecekleri ve onlara kaza, zaruret veya diğer bir Taraf Devlet ülkesine veya açık denize mecburî iniş halinde, mümkün olan her yardımı yapacaklarını kabul etmişlerdir. İniş yapan uzay adamları salimen ve süratle uzay gemilerinin tescil edilmiş olduğu Devlete iade edilmelidirler.

Devamla, Andlaşmaya taraf devletler, ay ve diğer gök cisimleri dâhil, uzayda gerek Hükümet teşekkülleri gerek Hükümetler-dışı teşekküller tarafından yürütülen millî faaliyetlerde ve millî faaliyetlerin işbu Andlaşmada yer alan hükümler uyarınca yürütülmesinde milletlerarası sorumluluk taşırlar. Hükümetler-dışı teşekküllerin ay ve diğer gök cisimleri dâhil, uzaydaki faaliyetleri ilgili Devletin müsaadesine ve devamlı nezaretine tabi olmalıdır. Ay ve diğer gök cisimleri dâhil, uzaydaki faaliyetlerin bir milletlerarası teşkilât tarafından yürütülmesi halinde, işbu Andlaşma hükümlerine riayetten doğan sorumluluk milletlerarası teşkilât ile söz konusu teşkilâta mensup bulunan bu Andlaşmaya taraf devletlere ait olacaktır.

Uzaya fırlatılan bir cisim tescil edilmiş bulunduğu Andlaşmaya taraf bir devlet, söz konusu cisim ve bu cismin personeli üzerindeki yargı hakkı ve denetlemesini, bu cisim uzayda veya bir gök cisminde bulunduğu sırada da muhafaza edecektir. Bir gök cismine indirilmiş veya bu cisme yerleştirilmiş bulunanlar da dâhil olmak üzere, uzaya fırlatılan cisimler ve bunları meydana getiren parçalar üzerindeki mülkiyet hakkı, bu cisimlerle bunların parçalarının uzayda veya diğer bir gök cisminde bulunmaları veya yeryüzüne geri dönmüş olmaları dolayısıyla haleldar olmayacaktır. Tescil edilmiş bulundukları Andlaşmaya taraf devletin sınırları dışında bulunan bu gibi cisimler ile bunları meydana getiren parçalar bu devlete iade olunacak ve bu devlet, vaki talep üzerine, iadelerinden önce, söz konusu cisimler ve bunları meydana getiren parçaların teşhisine yarayacak bilgileri vermekle mükellef olacaktır. Sözleşmeye taraf devlet, uzaya fırlatılan bir cisim tescil edildiğinde, tescil edilen uzay cismi ve bu cismin personeli üzerinde yargı ve denetim hakkına sahip olup, cisim üzerinde mülkiyet hakkı bulunmaktadır. 5

B. 3 Aralık 1968 Tarihli “Astronotların Kurtarılması, Astronotların ve Uzaya Fırlatılmış Olan Cisimlerin Geri Verilmesi Andlaşması” diğer adıyla “Kurtarma Andlaşması” (Agreement on the Rescue of Astronauts, the Return of Astronauts and the Return of Objects Launched into Outer Space),

Kurtarma Anlaşması, BM Genel Kurulunun 19 Aralık 1967 tarihli ve 2395(XXII) sayılı kararına Ek olarak hazırlanmıştır. 10 maddeden oluşan Andlaşma 22 Nisan 1968 tarihinde imzaya açılmış, 3 Aralık 1968 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu antlaşmaya göre akit taraflar, kaza, tehlikeli durum veya zorunlu iniş hallerinde, astronotlara mümkün olan her türlü yardımın yapılmasını, astronotların derhal ve güvenlik içerisinde dönüşlerinin sağlanmasını ve uzaya fırlatılmış araçların geri verilmelerini öngören Ay ve Diğer Gök Cisimleri Dâhil, Uzayın Keşfi ve Kullanılmasında Devletlerin Faaliyetlerini Yöneten İlkeler Hakkında Andlaşma’nın büyük önemini kaydederek, bu yükümlülükleri geliştirmeyi ve bunlara daha somut anlam vermeyi arzu ederek, uzayın barışçı amaçlarla keşfi ve kullanılması konusunda uluslararası işbirliğini geliştirmeyi isteyerek, insancıl düşüncelerden hareketle bu andlaşmayı imzalamışlardır. Kaza, tehlikeli durum, acil veya istek dışı iniş sonucunda, bir uzay aracı mürettebatının akit taraflardan birisinin egemenliği altındaki bir bölgeye inmesi halinde, bu akit taraf, derhal kurtarılmalarını ve kendilerine gerekli her türlü yardımın yapılmasını sağlamak üzere mümkün olan bütün tedbirleri alacaktır. Akit taraf, aldığı tedbirlerden ve bunların sonuçlarından, fırlatan makamı ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ni haberdar edecektir. Eğer fırlatan makamın yardımı, acil bir kurtarmayı kolaylaştırabiliyor veya arama ve kurtarma çalışmalarının etkinliğine kayda değer derecede katkıda bulunabiliyor ise, fırlatan makam söz konusu arama ve kurtarma işlemlerinin etkinlikle sürdürülmesi amacıyla akit taraf ile işbirliğinde bulunur. Bu çalışmalar, fırlatan makam ile yakın ve sürekli bir danışma içerisinde hareket edecek olan akit tarafın yönetimi ve kontrolü altında yapılmaktadır.

Bir uzay aracının veya bunu oluşturan parçaların, yeryüzünde kendi egemenliği altında bulunan bir ülkeye veya açık denize veya bir devlet egemenliği altında olmayan herhangi bir yere düştüğü bilgisini alan veya saptayan her akit taraf, fırlatan makamı ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterini haberdar eder. Egemenliği altında bulunan bölgede bir uzay aracı veya bunu oluşturan parçalar tespit edilen her akit taraf, fırlatan makamın isteği üzerine ve talep edilmiş ise bu makamın yardımı ile araç veya bunu oluşturan parçaları bulup kurtarmak için uygulanabilir bulduğu tedbirleri alır. Fırlatan makamın sınırları dışında bulunan uzaya fırlatılmış araçlar veya bunları oluşturan parçalar, fırlatan makamın talebi üzerine kendisine geri verilecek veya kendisinden istenmesi halinde, bulunanların geri verilmelerinden önce teşhislerini sağlayacak bilgiler fırlatan makamın temsilcilerinin tasarrufuna hazır tutulacaktır. Akif tarafların egemenliği altındaki bir bölgede bulunan veya başka herhangi bir yerde bulup kurtarmış olduğu bir uzay aracının veya onu oluşturan parçaların, nitelikleri itibariyle, tehlikeli veya zararlı olduklarına inanması için nedenler bulunan her akit taraf, bundan fırlatan makamı haberdar edecek ve fırlatan makam söz konusu akit tarafın yönetimi ve kontrolü altında muhtemel zarar tehlikesini ortadan kaldırmak üzere derhal etkin tedbirler alacaktır.

Sonuç olarak Andlaşma, çeşitli sebepler sonucu meydana gelen kazalarda uzay araçları ve onları oluşturan parçalar atmosfere girmiş ve fırlatan devletin yetkisi altında olmayan bir bölgeye inmiş ise bu parçalara karşı ülkelerin alması gereken tutumlarını düzenlemektedir. 6

C. “Sorumluluk Sözleşmesi”: 1 Eylül 1972 Tarihli “Uzay Cisimlerinin Verdiği Zarardan Dolayı Uluslararası Sorumluluk Hakkında Sözleşme” (Convention on International Liability for Damage Caused by Space Objects)

1967 tarihli Dış Uzay Andlaşması ile getirilen sorumluluk kurallarını genişleten 1972 tarihli andlaşmadır. Sorumluluk Sözleşmesi BM’nin 29 Kasım 1971 tarihinde aldığı 2777 (XXVI)134 kararın Eki’dir. Sözleşme 29 Mart 1972 tarihinde imzaya açılmış, 1 Eylül 1972 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu sözleşmeye taraf devletler, uzayın keşfini ve barışçı amaçlarla kullanımını geliştirmenin tüm insanlığın ortak çıkarına olduğunu kabul ederek, Ay ve Diğer Gök Cisimleri Dâhil, Uzayın Keşif ve Kullanılmasında Devletlerin Faaliyetlerini Yöneten İlkeler Hakkında Andlaşmayı hatırlayarak, uzay cismi fırlatma faaliyetinde bulunan devletler ve hükümetler arası uluslararası kuruluşlarca alınacak tedbirlere rağmen, bu cisimlerin zarara sebebiyet vermelerinin ihtimal dâhilinde olduğunu hesaba katarak, uzay cisimlerinin sebep olduğu zarardan dolayı sorumluluk hakkında etkin uluslararası kurallar ve usuller hazırlamanın ve özellikle, bu Sözleşme çerçevesinde zarar görenlere adil, tam ve zamanında tazminat ödenmesini sağlamanın gerekliliğini kabul ederek, bu kurallar ve usullerin tesisinin, uzayın barışçı amaçlarla kullanılması ve araştırılması konusundaki uluslararası işbirliğini kuvvetlendirdiğine inanarak anlaşmışlardır.

Yeryüzünden başka bir yerde, bir fırlatan devletin uzay cismine veya uzay cisminin içinde bulunan insanlar ve mallara, başka bir devlet uzay cismi tarafından verilen zararlarda ve bu zarar nedeniyle bu üçüncü devlete veya üçüncü devletin hakiki ve hükmi şahıslarına zarar verilmesi halinde, ilk iki devlet, üçüncü devlete karşı, aşağıda belirtilen sınırlar içinde müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklardır: • Üçüncü devlete yeryüzünde ve üçüncü devletin uçuş halindeki uçağına zarar verilmesi halinde, bu iki devletin üçüncü devlete karşı sorumlulukları mutlaktır. • Eğer bir üçüncü devletin uzay cismine veya uzay cisminin içinde bulunan insanlar ve mallara yeryüzünden başka bir yerde zarar verilmişse, bu iki devletin üçüncü devlete karşı sorumlulukları her birinin veya her birinin hareketlerinden sorumlu oldukları kişilerin kusuruna dayanır. • Bu maddenin birinci fıkrasında müşterek ve müteselsil sorumluluğun öngörüldüğü tüm durumlarda, verilen zarardan dolayı tazminat yükümlülüğü ilk iki devlet arasında kusurlu oldukları oranda paylaştırılacaktır. Bu devletlerden her birinin kusurunun ne kadar olduğu belirlenemezse, tazminat yükü eşit olarak paylaştırılır. Bu paylaşım, üçüncü devletin, müştereken ve müteselsilen sorumlu olan fırlatan devletlerden herhangi birisinden veya fırlatan devletlerin tümünden Sözleşme’de öngörülen tazminatın tamamını istemesine engel teşkil etmeyecektir. 7 Bu sözleşme Uzay çalışmaları sırasında ortaya çıkabilecek herhangi bir zararın tam ve hakkaniyetle zarar görene ödenmesini sağlamak maksadıyla hazırlanmıştır.

D. 15 Eylül 1976 Tarihli “Dış Uzaya Fırlatılan Cisimlerin Tescili Hakkında Sözleşme” ya da “Tescil Sözleşmesi” (Convention on Registration of Objects Launched into Outer Space)

Tescil Sözleşmesi BM’nin 12 Kasım 1974 tarihinde aldığı 3235 (XXIX) sayılı kararının Eki’dir. 14 Ocak 1975 tarihinde imzaya açılmış ve 15 Eylül 1976 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bir uzay cismi dünya etrafında bir yörüngeye girmek veya daha uzağa gitmek üzere fırlatıldığında, cismi uzaya fırlatan devlet, kayıtların tutulduğu tescil sistemine kaydettirmek suretiyle cismin tescil işlemini yapacaktır. Uzaya cisim fırlatan her devlet, böyle bir tescil işlemi yapıldığını Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine bildirecektir. Bir uzay cismi ile ilgili olarak, cismi fırlatan iki veya daha fazla devlet söz konusu olduğunda, Ay ve Diğer Gök Cisimleri Dâhil, Uzayın Keşif ve Kullanılmasında Devletlerin Faaliyetlerini Yöneten İlkeler Hakkında Andlaşma’nın VIII. Maddesi hükümleri göz önüne alınarak ve uzaya cisim fırlatan devletler arasında uzay cisminin ve ilgili personelin yetki ve kontrolüne ilişkin yapılmış veya yapılacak ilgili anlaşmalara herhangi bir halel getirilmeksizin, cismin tescil işlemini kimin yapacağını, bu devletler müştereken belirleyecektir. Her bir tescil işleminin kapsamı ve hangi şartlar altında sürdürüleceği, tescili yapan ilgili devlet tarafından belirlenecektir.

Sözleşme hükümlerinin uygulanması esnasında bir taraf devlet, kendisine veya hakiki veya hükmi şahıslarına zarar veren veya tehlikeli veya zararlı olabilecek mahiyetteki bir uzay cismini teşhis edemez ise, diğer taraf devletler, özellikle uzayı gözleme ve izleme tesislerine sahip devletler, ellerindeki imkânları en iyi şekilde kullanmak suretiyle, o taraf devlet veya onun adına Genel Sekreter aracılığı ile yapılacak istek üzerine, cismin teşhisi için adil ve makul şartlarla yardım sağlayacaklardır. Böyle bir talepte bulunan taraf devlet, imkânların elverdiği ölçüde, talebe neden olan olayların zamanı, mahiyeti ve ayrıntıları ile ilgili bilgileri sunacaktır. Bu tür yardımların ne şekilde yapılacağına ilişkin düzenlemeler, ilgili tarafların anlaşmalarına bağlı olacaktır. 8

E. 11 Temmuz 1984 Tarihli “Devletlerin Ay ve Diğer Gök Cisimlerindeki Faaliyetlerini Yöneten Andlaşma” ya da “Ay Andlaşması” (Agreement Governing the Activities of States on the Moon and Other Celestial Bodies) 9

Devletlerin Ay’da ve Diğer Gök Cisimlerindeki Faaliyetlerini Düzenleyen Andlaşma 1972 yılından 1979 yılına kadar alt komitelerde değerlendirilmiş, 18 Aralık 1979 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilerek imzaya açılmış, 11 Temmuz 1984 tarihinde yeterli imzaya ulaştıktan sonra yürürlüğe girmiştir. 10 Bu Andlaşmanın Ay ile ilgili hükümleri, dünya hariç; güneş sistemi içindeki bütün diğer gök cisimleri için de, bu gök cisimlerinden herhangi biri için özel yasal kurallar yürürlüğe girmedikçe, geçerli olacaktır. Bu Andlaşmanın amaçları doğrultusunda Ay hakkında yapılan atıflar; Ay’a gidiş için izlenen yollar ve onun etrafındaki diğer yörüngeleri de içerir. Bu anlaşma, yerötesinden yeryüzüne doğal yollardan ulaşan yerötesi maddelere uygulanmaz. Ay üzerinde keşif ve kullanma faaliyetleri dâhil bütün faaliyetler, diğer taraf devletlerin çıkarları gerektiği biçimde dikkate alınmak suretiyle, uluslararası barış ve güvenliğin korunmasındaki çıkarlara uygun olarak ve uluslararası işbirliği ve karşılıklı anlayışı desteklemek amacıyla, 24 Ekim 1970’te Genel Kurul tarafından kabul edilmiş olan Birleşmiş Milletler Şartı Uyarınca Devletler Arasında İşbirliği ve Dostane İlişkiler Hakkında Uluslararası Hukuk İlişkilerine Dair Bildiriyi hesaba katarak ve uluslararası hukuk, özellikle Birleşmiş Milletler Şartı uyarınca yürütülür.

Ay, bütün taraf devletlerce yalnızca barışçı amaçlarla kullanılacaktır. Ay üzerinde herhangi bir tehdit, güç kullanımı veya diğer bir düşmanca hareket veya düşmanca hareket tehdidi yasaklanmıştır. Benzer şekilde Ay’dan böyle bir hareketi gerçekleştirmek için yararlanmak veya Dünya’ya, Ay’a, uzay araçlarına, bu araçların personeline veya insan yapısı uzay cisimlerine ilişkin olarak benzer hareketler için kullanma tehdidinde bulunmak da yasaklanmıştır. Taraf Devletler, Ay etrafında bir yörüngeye veya Ay yönünde veya etrafında diğer bir yola, nükleer silah veya diğer her tür kitle imha silahı taşıyan hiçbir araç koyamazlar, Ay toprakları içinde veya yüzeyine böyle silahlar yerleştiremezler veya kullanamazlar. Ay üzerinde askeri üsler ve tesisler kurmak ve tahkimat yapmak, her tür silah denemeleri ve askeri manevralar yapmak yasaklanmıştır. Bilimsel araştırma amaçlarıyla veya diğer her türlü barışçı amaçla askeri personel kullanılması yasaklanmamıştır. Ay’ın barışçı amaçlı keşfi ve kullanımı için gerekli her türlü donatım veya tesisatın kullanılması da yasaklanmamıştır.

III. Uzay Hukuku Kapsamında Uyuşmazlıklar ve Tahkim Kararları

Uzay hukuku ve uzay hukukunda yer alan anlaşmazlıklar kavramının 1957 yılında başlayan uzay çağından sonra ortaya çıktığı düşünüldüğünde, bu uyuşmazlıkların çözümünde çeşitli fikirler ve uzay çağının gelişimiyle örgütlenen organizasyonlar arasında uyuşmazlıkların çözümünde tahkimi bir seçenek olarak sunan kurullar mevcuttur. 11 Uzay faaliyetlerinin artması ile birlikte uzay faaliyetlerinden doğan ya da doğabilecek uyuşmazlıkların nasıl çözüme kavuşturulacağı da büyük bir önem arz etmiştir. Uzay faaliyetleri sadece devletlerin değil tüzel şirketlerin de kullanmasıyla artmış dolayısıyla uzay faaliyetlerinden doğan uyuşmazlıklar sonucunda sadece devletlerin değil şirketlerin de tahkim yoluna dâhil edilmesini gerektirmiştir. 12 Devletler bu uyuşmazlıklar sonucunda diplomatik yollara başvurabilmektedir. Ancak uzay faaliyetleriyle ilgilenen şirketler/tüzel kişiler de artık uzay faaliyetlerinde aktif rol alması sebebiyle devlet-tüzel kişi ya da tüzel kişi-tüzel kişi arasında doğan ya da doğabilecek uyuşmazlıkların çözümü için çözüm yolu arayışına girişilmiştir.

Uyuşmazlıkların çözümünde uzun yıllardır alternatif yollar aranmıştır. Buna göre 1972 yılında imzalanan ve yukarıda bahsedilen “Uzay Cisimlerinin Verdiği Zarardan Dolayı Uluslararası Sorumluluk Hakkında Sözleşme” (Kısacası Sorumluluk Sözleşmesi) ile alternatif uyuşmazlık çözüm yolu oluşturulmuştur. İşbu çözüm yolunda, Sözleşmenin 14. maddesinde tarafların bir anlaşmaya varamaması halinde “İddia Komisyonu” oluşturulmasından bahsedilmektedir. Ancak tarafların karşılıklı anlaşamaması halinde başvurulabilecek bu tahkim yolu sadece bir kez uygulanmış olup Cosmos 954 adlı Rus nükleer uydusunun Kanada ülke sınırları içerisine düşmesi neticesinde tarafların diplomatik girişimlerinin sonuç vermemesi üzerine denenmiştir. Söz konusu uydunun nükleer uydu olması ve radyoaktif elementler taşıması sebebiyle Kanada Hükümeti, Sovyetler Birliğinden 3 milyon Kanada Doları tazminat almaya hak kazanmıştır. 13 Yargılama sonucunda uydu sahibi zarardan sorumlu tutulmuş ancak Sovyetler Birliği yapılan yargılamada, Cosmos 954’ün zamanla bozulup, kırıldığını ve yörünge dışına çıktığını, bu sebeple uydu statüsünde yer alamayacağını iddia etmiştir.

A. Appalachian Ins. Co. v. McDonnell Douglas Corp. (1989)

Bu dava, Western Union Telegraph Company’ye (Western Union) ait bir telekomünikasyon uydusunun istenilen yörüngeye ulaşamamasıyla ilgilidir. Western Union, uydusu Westar VI’yı uzay mekiğinden yörüngeye fırlatmaya çalışmıştır. Western Union, uzay mekiğinden istenilen yörüngeye ulaşmak için McDonnell Douglas Corporation’dan (McDonnell Douglas) satın aldığı bir üst aşama roket kullanmıştır. McDonnell Douglas, üst aşama roketinin unsurlarını üretmek için Morton Thiokol ve Hitco ile taşeronluk yapmıştır. Bu roketin arızalanması nedeniyle Westar VI uydusu, telekomünikasyon amaçlarına uygun olmayan bir yörüngede kalmıştır. 14 Davacılar, McDonnell Douglas ve taşeron şirketlerinin, uydularını ihmalkâr şekilde tasarladıklarını ve katı motor çıkış bölmelerine güvenilir malzeme kullanmadıklarını, ayrıca sözleşmeden doğan sorumluluklarını da yerine getirmediklerini ve iki taşeron şirketle örtbas ettiklerini iddia etmiştir.

Yerel Mahkeme, ticari kuruluşlar ve bir iş kaybı söz konusu olduğunda kusurlu ürünlere ilişkin sorumluluğun, garantilerin reddedilmesine izin veren Kaliforniya Tekdüzen Ticaret Kanunu’na ve tarafların anlaşmasına tabi olduğundan, kusurlara ilişkin sorumluluk reddedilebilir; kusursuz sorumluluğa ilişkin haksız fiil teorisi geçerli değildir ve bu nedenle feragatnameyi engellemez şeklinde karar vermiştir. Yine ilk derece mahkemesi kararını inceleyen temyiz mahkemesi, Western Union/ McDonnell Douglas sözleşmesindeki katı sorumluluk reddi beyanlarının etkili olduğuna karar verdiğini belirtmiştir. Temyiz kararında aynı zamanda “Davalıların davacıya verdiği herhangi bir teyit veya taahhüt olmaması durumunda, davacı açık garanti ihlali teorisi kapsamında zararları tazmin edemez. Açık bir garanti oluşturmak için davacı, davalıların beyanlarının veya görüşlerinin anlaşmanın temeli olduğunu kanıtlamalıdır. Davacı, bu tür beyanların yapılmadığını kabul etmektedir. Bu nedenle, açık uygunluk garantisinin ihlali iddiasına ilişkin özet karar usulüne uygun olarak verilmiştir.” demiştir. 15 Sonuç olarak söz konusu kararda; ticari uzay faaliyetleri girişimlerinin en geniş ölçütlerle sınırlandırılması gerektiği ifade edilmiştir.

B. American Satellite Co. v. US Government

Davacı, American Satellite Company, Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) sözleşmeye bağlı olarak uydularından birini Mekik’e fırlatmakla yükümlü olduğunu ve Mekik Challenger’ın kaybının ardından Başkan’ın eylemlerinin tek taraflı olduğunu iddia etmiştir. Bu hakları diğer Shuttle müşterileri lehine feshetmiştir. Sonuç olarak, Amerika Birleşik Devletleri’nin, özel bir fırlatma aracında yaklaşık 70 milyon dolar olan yeniden tedarik maliyeti için, sözleşmenin ihlali veya anayasal bir el koyma nedeniyle kendisine karşı sorumlu olduğunu iddia etmektedir. Dava, özet karar için çapraz önergeyle mahkemenin önüne gelmiş, yargılama sonucunda davacının talebi reddedilmiş, davalının talebi kabul edilmiştir.

Sonuç

Gelişen teknoloji ile birlikte yaşadığımız bu uzay çağında yapılan tüm keşifler beraberinde uzay hukukuna ilişkin yeni uygulamaların yapılmasına sebebiyet vermektedir. Uzaya ilk ayak basılmasından itibaren hukuk alanına giren uzay hukuku uluslararası antlaşmalar ile varlığını devam ettirmektedir. 1957 yılından itibaren taraf ülkeler ile yapılan antlaşmalar ile korunan uzay hukuk düzlemi yeni yapılan keşiflerle de güncelliğini yitirmekte olup yeni hukuki sorunları da beraberinde getirmektedir. Tüzel kişilerin uzay yolculuğuna ticari olarak girişmeleri ve devletlerin ileride yaşam alanı olarak gördükleri uzay senaryosuna geçiş sürecinde uzay hukukunun temellerinin atılması şart gibi görünmektedir. Kapsam olarak çok geniş bir yelpazeyi kapsayan uzay kavramı bu sebeple uzay hukukunda da belirli açıkları beraberinde getirmiştir.

DİPNOT

  1. İlgili tanım için bkz. United Nations Office for Outer Space Affairs, www.unoosa.org/oosa/en/SpaceLaw/spacelaw.html (E.T. 10.06.2023).
  2. Bkz. Flynn G. J. (2002), “Sputnik”, in: Tracy Irons-Georges (ed.), Encyclopedia of Flight, Salem Press, s. 630-632; Haulman D. L. (2003), One Hundred Years of Flight: USAF Chronology of Significant Air and Space Events 1903-2002, Air University Press, s. 81.
  3. Bkz. Cooper J. C. (1968), “Aerospace Law: Subject Matter and Terminology”, in: Ivan A. Vlasic (ed.), Explorations in Aerospace Law selected essays by John Cobb Cooper 1946-1966, McGill University Press, s. 44; Bilimsel bir sözlükte “hava-uzay” kavramı, Yerküre’nin yüzeyinden atmosfer boyunca ve evrenin gözlemlenebilir en uzak kısımlarına kadar uzayan sınırsız bütünü; hem hava araçlarına hem de uzay nesnelerine aitliği; hava-uzayda donanım oluşturma ve/veya işletme aktivitesini ifade etmek üzere kullanılmaktadır. Bkz. Gunston Bill, (2009), The Cambridge Aerospace Dictionary,
  4. . Baskı, Cambridge University Press, ilgili madde. Kısa bir tanıma göre ise, “hava-uzay” kavramı, yeryüzünün atmosferi ile onun ötesindeki boşluğu ifade eder. Bkz. Oxford Dictionary of Science, 5. Baskı, Oxford University Press, 2005, ilgili madde.
  5. http://www.ubak.gov.tr/BLSM_WIYS/HUTGM/tr/Belgelik/20150612_111053_74840_1_74897.pdf (E.T. 10.06.2023)
  6. https://www.resmigazete.gov.tr/arsiv/12732.pdf (E.T. 10.06.2023)
  7. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2006/10/20061007-5.htm (E.T. 10.06.2023).
  8. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2006/12/20061220-1.htm (E.T. 10.06.2023)
  9. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2006/05/20060511-1.htm#:~:text=Bir%20uzay%20cismi%20d%C3%BCnya%20 etraf%C4%B1nda,suretiyle%20cismin%20tescil%20i%C5%9Flemini%20yapacakt%C4%B1r. (E.T. 10.06.2023).
  10. United Nations, Office for Outer Space Affairs, ‘Space Law Treaties’
  11. https://www.unoosa.org/oosa/en/ourwork/spacelaw/treaties/intromoon-agreement.html (E.T. 11.06.2023).
  12. White, I. (1970), Decision Making For Space, Indiana, s. 27.
  13. https://space-arbitration.com/space-law-and-arbitration-new-horizons/ (E.T. 11.06.2023).
  14. Listener, M. (2012), New Paradigm For Arbitration Disputes İn Outer Space, ABD,
  15. https://law.justia.com/cases/california/court-of-appeal/3d/214/1.html (11. 06.2023).
  16. https://caselaw.findlaw.com/court/ca-court-of-appeal/1775639.html (11. 06.2023).

KAYNAKÇA

  • ABEYRATNE RUWANTİSSA, (2004), “ICAO’s Involvement in Outer Space Affairs: A Need for Closer Scrutiny?”, Journal of Space Law, Vol. 30.
  • BAL A. (2006), Devletin Uluslararası Sorumluluğunun Doğması, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü.
  • CHENG BİN, (1997), Studies in International Space Law, Oxford University Press.
  • COOPER J. C., (1968), “Legal Problems of Upper Space”, in: Ivan A. Vlasic (ed.), Explorations in Aerospace Law selected essays by John Cobb Cooper 1946-1966, McGill University Press.
  • DİEDERİKS-VERSCHOOR I. H. Ph./Kopal Vladimir, (2008), An Introduction to Space Law, Gözden Geçirilmiş 3. Baskı, Kluwer Law International.
  • DUNK Frans von der, (2012), “The Integrated Approach-Regulating Private Human Space Flight as Space Activity, Aircraft Operation, and High-Risk Adventure Tourism”, Acta Astronautica.
  • GOEDHART ROBERT F. A. (1996), The Never Ending Dispute: Delimitation of Air Space and Outer Space, Editions Frontières.
  • HALSTEAD C. Brandon, (2009), “Hybrid Hops on (and over) the Horizon: The Future Has Arrived, and Requires a New Look at Air and Space Law”, AASL, Vol. 34.
  • HOBE S. (2004), “Aerospace Vehicles: Questions of Registration, Liability and Institution-A European Perspective”, AASL, 2004, Vol. 29.
  • HORNİK JİRİ, (2001), Navigation in Airspace: A Legal Trichotomy, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Institute of Air and Space Law, McGill Universtiy
  • ŞAHİNER O. (2006), Hava ve Uzay Hukukunun Gelişimi Açısından Türkiye’nin Yeri, Yüksek Lisans Tezi, Diyarbakır, 2006.WHİTE, Irvın, (1970), Decision Making For Space, Indiana.