1. Banka Teminat Mektuplarının Tanımı ve

Genel Özellikleri Banka kredi işlemleri genel olarak nakdi ve gayri nakdi olmak üzere ikiye ayrılır. Nakdi krediler faiz ve komisyon karşılığında müşteriye nakit ödünç para verilmesi şeklinde kullandırılır. Gayri nakdi kredilerde ise ödünç para verilmesi söz konusu olmayıp, bankanın itibarını ortaya koyması, üçüncü şahıslara karşı borcun ödenmemesi veya yüklenilen işin yapılmaması halinde belli bir miktar parayı tazmin garantisi söz konusudur.1

Teminat mektubu verildiğinde gayri nakdi bir kredidir. Eğer temel ilişki borçlusu edimini ifa etmez de banka alacaklının zararını karşılamak zorunda kalırsa, nakdi kredi niteliği kazanacaktır.2 Doktrinde teminat mektupları hakkında farklı tanımlamalar yapılmıştır. BARLAS, banka teminat mektubunu “bankanın, borçlunun alacaklıya karşı üzerine aldığı bir edimi yerine getirmemesi halinde belirli bir miktar parayı alacaklının ilk talebinde ona derhal ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğine dair bir verilen mektup”3, olarak tanımlamıştır. TEKINALP’e göre teminat mektubu, “banka teminat mektupları ile bankanın, müşterisinin istemi üzerine müşterisiyle herhangi bir hukuki ilişkiye girme durumunda bulunan üçüncü kişiye, müşterisinin bu ilişkiden doğan borcunu yerine getirmemesi veya herhangi bir edimin ifa edilmemesi ile alakası olmadan, sadece korkulan bir olayın vukuu halinde belirli bir meblağa kadar ödemede bulunmayı garanti ettiği sözleşmedir.”4 Yargıtay ise teminat mektuplarını; “Teminat mektubu sözleşmesi, fer’i nitelikte olmayan öyle bir sözleşmedir ki garanti veren, garanti alandan bir ivaz elde etmek için değil, fakat onu teşebbüs veya iş yapmaya yöneltmek için bağımsız olarak söz konusu teşebbüs veya işin tehlikelerini kısmen veya tamamen üzerine almaktadır” şeklinde tanımlamaktadır (Yargıtay 11. HD, 15.10.1985 T ve E: 1985/4169, K: 1985/5413)5

Banka teminat mektubu sözleşmesi lehtarın talebi üzerine garanti veren ile muhatap arasında yapılmakta ve bu sözleşme ile garanti veren muhataba karşı tek taraflı bir borç altına girmektedir.6 Ayrıca, teminat mektubu veren banka bağımsız bir yükümlülük altına girmiştir. Burada bağımsızlık ile kastedilen, garanti verenin yükümlülüğünün asıl sözleşmenin varlığına, geçerliliğine ve dava edilebilir olup olmamasına bağlı olmadığıdır.7

Aynı borcun teminatı için birden fazla muhatabın bulunduğu teminat mektubu verilebilir. Ancak taraflar arsında mevcut olan veya kurulacak olan tüm ilişkilerden doğacak risklerin tek bir garanti sözleşmesi ile garanti altına alınması geçerli kabul edilmemektedir. Dolayısıyla taraflar arasında birden fazla hukuki ilişki mevcut ise, her bir hukuki ilişkiden doğacak riskler ayrı bir garanti sözleşmesi ile güvence altına alınmalıdır.8 Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin bir içtihadına göre garanti sözleşmesinde garanti verenin sorumlu olacağı risklerin önceden tespit edilmiş olması gerekmektedir. Zira, belirsizliğin garantisi olmaz. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 18.12.2000 7107 E. 8738 K.) Bu itibarla garanti sözleşmelerinde her ne kadar garanti verenin sorumlu olacağı limitin gösterilmesine gerek olmadığı kabul edilse de, hangi riskin garanti edildiğinin belirlenmiş olması ya da tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenebilir nitelikte olması gerekmektedir.9 Teminat mektupları kıymetli evrak değildir. Ancak diğer teminat türlerine göre daha güvenilir olup kolay, masrafsız ve hızlı bir şekilde elde edilebilme niteliğine sahip olduğundan çok tercih edilmektedir. Türkiye’de veya dışında yerleşik kişilerin lehine veya muhataplığına, Türk Lirası veya döviz üzerinden teminat mektubu düzenlemeleri serbesttir.10

Teminat mektubunda genellikle matbu olan metinler kullanılır. Mektup düzenlendikten sonra doğrudan veya lehtar vasıtasıyla muhataba verilir. Mektubun muhataba verilmesi icaptir. Muhatabın teminat mektubunu kabul etmesi ile taraflar arasında bir garanti sözleşmesi meydana gelir. Teminat mektupları düzenlenirken herhangi bir şekli uyma zorunluluğu yoktur; ancak uygulamada ise ispat kolaylığı sağlaması bakımından yazılı şeklin tercih edildiği görülmektedir.11 Metinlerde genel olarak muhatabın ismi, işin konusu, işi taahhüt edenin adı soyadı, belirlibir meblağ, mektubun muhatabı olan alacaklının ilk talebinde derhal kayıtsız ve şartsız hükme gerek kalmadan mektupta belirlenen miktarın ödeneceği konusunda bankanın taahhüdü ve banka yetkililerinin imzaları yer almaktadır.12

2. Teminat Mektubu Türleri

Teminat mektupları niteliğine göre geçici teminat mektubu, kesin teminat mektubu ve avans teminat mektubu olarak üçe ayrılabilir: a. Kesin Teminat mektupları: Lehtarın mektupta belirlenen yükümlülüğünü yerine getireceğini garanti etmesi şeklinde düzenlenir. Yükümlülüğün kısmen veya tamamen yerine getirilmemesi halinde bankanın tazmin borcu doğmaktadır.

b. Geçici teminat mektupları: Bir ihaleye katılmak için, ihale makamına hitaben verilmektedir. Geçici teminat mektubu ile genellikle lehtarın, üzerinde kaldığı takdirde ihale ile ilgili sözleşmeyi imzalayacağı ve kesin teminat mektubunu vereceği garanti edilmektedir. Lehtar ihale üzerine kaldığı halde sözleşmeyi imzalamazsa veya sözleşmeyi imzalasa dahi kesin teminat mektubu vermezse, muhatap ihale makamı, geçici teminatın paraya çevrilmesini garanti veren bankadan talep edebilir.

c. Avans Teminat Mektuplar: Avans teminat mektuplarının konusu, müteahhitlere veya imalatçıya verilecek avansları bir bankanın garanti etmesi ile ilgilidir. Müteahhit sözleşme hükümlerine uygun olarak taahhütlerini yerine getirdikçe, avans istihkaklarından mahsup edilmek suretiyle geri alınır.

Yine teminat mektuplarını vadesine göre süreli (vadeli) ve süresiz (vadesiz) teminat mektupları; yükümlü olunan meblağa göre ise limitli ve limitsiz teminat mektupları olarak ayırmak mümkündür.

3. Teminat Mektubu İlişkisinin Tarafları

Teminat mektubu ilişkisi, üçlü bir borç ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Önce birtemel ilişki bulunur, bu temel ilişkinin alacaklısının isteği üzerine borçlu, bankadan kendisinin ediminin taahhüt altına alınmasını talep eder. Bankanın teminat mektubu vermesi ile de üçlü bir ilişki meydana gelmiş olur.13

a. Lehtar Lehine teminat mektubu verilen, yükümlülüğü banka tarafından teminat altına alınan kişidir. Lehtar, müşterisi olduğu bankaya başvurup lehine güvence verilmesini; olası bir durumda alacaklısının zararını karşılamasını bankadan talep eden taraftır. Yani lehtar temel ilişkinin borçlusudur. Lehtar teminat mektubunun verilmesini bankadan talep etse de, teminat mektubunun doğrudan tarafı değildir.14

b. Garanti Alan (Muhatap) Muhatap lehine garanti verilen, temel ilişkinin alacaklısı konumunda bulunan taraftır. Muhatap öncelikle, lehtar ile bir temel ilişki içerisine girer. Bu temel ilişki borçlar hukuku bağlamında her tür bir borç ilişkisi olabilir. Muhatap hem temel ilişkinin, hem de teminat mektubu ilişkisinin tarafıdır. Bu ilişkide muhatabın bankaya karşı hiçbir sorumluluğu bulunmamaktadır. Diğer bir anlatımla, teminat mektubu veren banka, muhataba karşı tek taraflı bir borç altına girmektedir.15

c. Garanti Veren (Garantör/Banka) Muhatabın karşısında, teminat mektubu ilişkisinin borçlu tarafında bulunan banka, lehtarın borcunu gereği gibi ifa etmemesi durumunda üstlendiği teminatı muhataba ödemekle yükümlü olacaktır. Garanti veren, gerçek ya da tüzel kişi olabilmektedir. Ancak uygulamada yerleşmiş bulunan teamüller gereği, teminat mektubunu veren taraf banka ya da diğer finans kurumları olabilmektedir.16

4. Banka Teminat Mektuplarının Hukuki

Niteliği Bir hukuki ilişkinin hukuki niteliğinin tespiti, söz konusu ilişkinin hüküm ve sonuçlarını doğurması bakımından önem arz etmektedir. Ancak mevzuatta pozitif bir düzenleme mevcut olmaması sebebiyle banka teminat mektuplarının hukuki niteliği hususu doktrinde ve uygulamada tartışma konusu olmuş ve ortaya dört farklı görüş çıkmıştır:

a. Kefalet Sözleşmesi Görüşü Kefalet Sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu’nun 581 ve devamı hükümlerinde düzenlenmektedir. Söz konusu hükme göre kefalet sözleşmesi, “Kefilin alacaklıya karşı borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.”

Bu görüşe göre, banka, muhatabın hiçbir

uğramayacağını değil, lehtarın taahhüdünü yerine getirmemesi halinde muhatabın, teminat mektubu sözleşmesinde yer alan miktara kadar uğrayacağı zararları karşılayacağını taahhüt etmektedir.17

Yargıtay’ın bazı eski kararlarında banka teminat mektuplarının kefalet sözleşmesi niteliğinde olduğu kabul edilmekteydi. Ancak günümüzde geçerli bir görüş değildir. Zira kefalet sözleşmesi feri niteliktedir ve kefil, asıl borçludan fazla borç altına giremez. Ancak teminat mektupları asli bir edim taşımaktadır ve teminat mektubu veren banka eğer temel ilişkideki borçlunun borcundan daha fazla bir meblağa teminat vermişse bunu ödemekle yükümlüdür.18

b. Garanti Sözleşmesi Görüşü Bu görüşü savunanlara göre, banka teminat mektupları üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde olması sebebiyle bir tür garanti sözleşmesidir. Üçüncü kişinin fiilini taahhüdün düzenlendiği Borçlar Kanunu’nun 128/1. maddesine göre, “Üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenen, bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.” Banka teminat mektubunda da banka, üçüncü kişi konumunda olan lehtarın edimini ifa etmemesi veya teminat mektubunda belirtilen diğer risklerin ortaya çıkması halinde, muhatabın uğrayacağı zararları karşılamayı taahhüt etmektedir. Burada banka teminat mektubunun geçerliliği üçüncü kişinin borcunun varlığından ve geçerliliğinden bağımsızdır. Teminat mektubu metinlerinde yer alan “protesto keşidesine ve hüküm istihsaline gerek kalmaksızın ve borçlunun rızasını almaksızın ilk yazılı talepte derhal ve gecikmeksizin” şeklindeki ibareler de bankanın, garanti sözleşmesinde olduğu gibi asıl borçtan bağımsız bir yükümlülük altına girdiğini göstermektedir.19

Nitekim Yargıtay da iki farklı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda teminat mektuplarının hukuki niteliğini garanti sözleşmesi olarak belirlemiştir. Bu kararların ilkinin ilgili kısmı “… bankanın taahhüdü lehtarın borcunun geçerliliğine ve varlığına bağlı olmaksızın garanti taahhüdü olarak tecessüm eder…” (YIBHGK, T: 12.12.1967 ve E: 1966/16, K: 1967/7) şeklinde olup, bu açıklamanın, hükmün değerlendirme kısmında yer alıp hüküm kısmında yer almaması sebebi ile yargı kararlarındaki farklılıklar devam etmiştir. 1969 tarihli ikinci içtihadı birleştirme kararında ise hüküm kısmında “… Teminat mektuplarının nitelik itibarıyla Borçlar Kanununun 110. maddesinde (TBK m. 128) sözü edilen 3. Şahsın fiilini taahhüt niteliğinde bir garanti akdi…” olduğu ifadelerine yer verilmiştir. ( YIBHGK, T: 11.06.1969 ve E: 1969/4, K: 1969/6)

Teminat mektubu ile birlikte, banka ve muhatap arasında bağımsız bir sözleşme ilişkisi meydana gelmiş olur. Bu bağlamda teminat mektubu veren bankanın yükümlülüğü; başka bir sözleşmenin varlığına, başka bir sözleşmenin hukuki olarak geçerli olup olmamasına ya da dava edilebilir olup olmamasına bağlı değildir. Bu durum da banka teminat mektuplarının feri değil, bir asli borç olduğunu ortaya koymaktadır.20

Kefil asıl borçluya ait def’i ve itirazları alacaklıya karşı ileri sürebildiği ve kanundan ötürü alacaklının haklarına halef olduğu halde; garanti veren muhataba karşı sadece kendisine ait def’ileri ileri sürebilmekte, muhataba ödeme halinde ise; kanundan ötürü borçluya ait haklara halef olamamaktadır. Bankalar muhataba ödeme halinde müşterileri lehtara rucu haklarını; borçlu lehtar ile yaptıkları sözleşmeler ile sağlamaktadırlar.21

c. Karma Nitelikli Sözleşme Görüşü Karma nitelikli sözleşme görüşüne göre, banka teminat mektuplarının tamamını garanti sözleşmesi veya kefalet sözleşmesi olarak nitelendirmek mümkün değildir. Söz konusu teminat mektubunu kendi içinde değerlendirmeye tutarak hukuki niteliği tespit edilmelidir. Nitekim tarafların teminat mektubunu kefalet veya garanti sözleşmesi niteliğinde düzenlemeleri mümkün olup, bu konuda kısıtlayıcı bir hükme yer verilmemiştir. Eğer banka, üçüncü şahsın borcunun varlığına, geçerliliğine ve ifasının mümkün olup olmadığına bağlı olmaksızın yükümlülük altına girmişse söz konusu teminat mektubunun garanti sözleşmesi, aksi takdirde kefalet sözleşmesi niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.22

d. Sui Generis Sözleşme Görüşü Bu görüşe göre banka teminat mektupları, yukarıda yer verilen hiçbir sözleşme türüne uygun değildir. Bu görüşe göre, banka teminat mektupları, temel fonksiyonları itibariyle gerek kefalet gerek garanti sözleşmeleri gibi bir müessese olmakla birlikte, hüküm ve sonuçları bakımından kefalet veya garanti sözleşmesi ile tam olarak uyuşmamaktadır. Bu nedenle banka teminat mektuplarının hukuki nitelikleri kendine özgü bir şekilde değerlendirilmelidir.23

5. Teminat Mektuplarının Paraya Çevrilmesi

a. Genel Olarak Lehtarın borcunu usulüne uygun olarak ödemesi ya da riskin gerçekleşmeyeceğinin objektif olarak kesinleşmesi halinde teminat ilişkisi sona erecek ve banka ödeme yükümlülüğü altında olmayacaktır. Zamanaşımı, muhatabın ağır kusuru ya da vadeli teminat mektuplarına özgü olarak vadenin sona ermesi durumunda da bankanın borcu sona erecektir.24 Ancak, bu gibi söz konusu olmadığı ve lehtar ile muhatap arasındaki hukuki ilişkide garanti altına alınan riskin gerçekleştiği hallerde bankanın talep halinde muhataba karşı ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesi gerekmektedir.

Banka mektubu elinde bulunduran kişinin talebi üzerine borçlunun rızasına, mahkeme kararına, protesto çekilmesine gerek olmaksızın mektup bedelini ödeyecektir. Bu ifadeleri içermeyen teminat mektubu uygulamasına Türkiye’de rastlanmadığından, tüm teminat mektuplarının ilk talepte ödeme garantisini -first demand guarantee- içerdiği söylenebilir.25

Bankanın teminat mektubunu hazırlarken talimatlara uygun hareket etmemesi halinde, muhatabın teminat mektubunu kabul etmemesi ihtimali gündeme gelecektir. Bu durumda lehtarın zarar görmesi söz konusu olursa banka, talimatlara uygun davranmamasından dolayı lehtarın uğrayacağı zararları karşılamakla yükümlüdür. Örneğin teminat mektubunda, lehtarın talep ettiğinden daha fazla bir meblağa ilişkin taahhüt altına girilmişse, banka taahhüt altına girdiği hususları gerçekleştirmek zorundadır.26

Eğer temel ilişkideki borçlu borcunu gereği gibi yerine getirmezse, alacaklı yani muhatap zararının karşılanması için bankaya başvuracaktır. Teminat mektupları Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarına göre garanti sözleşmesi sayıldığından ve garanti sözleşmesiyle belli bir risk garanti edildiğinden, mutlaka tazmin taleplerinde teminat mektubu ile garanti edilen riskin gerçekleştiği belirtilmelidir.27 Bu andan itibaren riskin gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırmasının yapılması yükümlülüğü bankaya aittir.28 Banka gerekli incelemeleri yaparken kendisinden beklenen özeni göstermezse, bundan dolayı yine kendisi sorumlu olacaktır. Ancak Bankanın, riskin gerçekleşip gerçekleşmediğini inceleme yükümlülüğü, ilk talepte ödeme kayıtlı teminat mektuplarında, diğer teminat mektuplarına nazaran daha sınırlı olur. Bu tür teminat mektuplarının ödenmesi için kendisine başvuru yapıldığında banka, sadece şekli anlamda bir inceleme yapmakla yetinecektir. Bankanın inceleme yükümlülüğü, teminat sözleşmesinde yer alan hükümlere göre tespit edilecektir. Bu inceleme esnasında, ödeme için gerekli şartların yerine getirilmediği anlaşılırsa banka ödeme yapmaktan kaçınmakla yükümlüdür.29 Ayrıca, banka lehtarla muhatap arasında var olan defi ve itirazları öne sürerek ödeme talebini reddedemez. Zira lehtar ile muhatap arasında var olan ilişki, banka ile muhatap arasındaki ilişkiden tamamen bağımsızdır. Ancak riskin gerçekleşmesi durumunda, inceleme yükümlülüğünü usulüne uygun olarak yerine getirerek muhataba ödeme yapan banka, ödediği miktar için lehtara rücu etme hakkına sahiptir.30

Riskin gerçekleştiğini ileri sürerek bankadan ödeme talep eden muhatap ise; bu talebinde Türk Medeni Kanunu m. 2 bağlamında dürüstlük kuralına uygun hareket etmek zorundadır. Örneğin temel ilişkideki riskin henüz gerçekleşmemesine rağmen muhatabın bankadan ödeme talebinde bulunması, dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edecektir. Muhatap bu yükümlülüğüne aykırı hareket ederse lehtarın uğrayacağı zararları karşılamakla yükümlü olacaktır.31

Riskin gerçekleşmemesi halinde bankanın risk çıkışı yapabilmesi için muhatabın bankaya söz konusu teminat mektubundan dolayı hiçbir hak ve alacağının kalmadığına dair yazılı beyan vermesi gerekmektedir. Zira, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin konuya ilişkin bir kararında; “Bilindiği üzere, banka teminat mektubu kıymetli evrak niteliğinde bir bilge olmayıp, TTK.nda yer alan kıymetli evrakın zayii hükümlerine dayanılarak iptalinin istenmesi mümkün değildir. Kıymetli evrak olmadığı için de, ciro ile el değiştirmesi söz konusu değildir. Teminat mektubunun paraya çevrilmesine neden olabilecek risk, mektup muhatabının lehtar nedeniyle uğrayabileceği risk olup, muhatap dışında bir başkasının bankadan tazmin talebinde bulunması mümkün değildir. Muhatabin, riskin kalmadığını, dolayısıyla başvurmayacağının, bankaya bildirmesi halinde, davalının lehtara artık komisyon vs. giderler tahakkuk ettirmesi sona ermelidir. Bu anın ortaya çıkması yeterli olup, mektup aslının bu durumda dahi ibrazı gerektiği artık söylenemeyecektir. Önemli olan, mektubun ibrazı değil, riskin kalmadığı anın tespit edilebilmesidir.” (YARGITAY

11. HD., E. 2004/13822 K. 2005/11376

T. 26.11.2005) denilmek suretiyle teminat mektubunun bir kıymetli evrak olmadığı, bu sebeple de bankanın yalnızca iade ile risk çıkışı yapamayacağını ortaya koymuştur. b. Özel Durumlar i. Teminat Mektubu ile Garanti Edilen Alacağın Temliki Bir alacağın temliki BK. 183 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Muhatabın, teminat mektubuna dayanan bankaya karşı doğmuş veya doğması muhtemel alacağını bu hükümlere göre temlik etmesi mümkün ve geçerlidir. Ancak burada sorun; teminat mektubundan doğan alacağın temliki ile birlikte; muhatabın bankaya karşı olan tazmin talebinin de temlik edilmiş sayılıp sayılmayacağıdır. Öğretideki baskın görüş; teminat mektubundan doğmuş ve doğacak bir alacağın temlikinin geçerli olduğu; ancak yeni alacaklının bankaya karşı hak sahibi olabilmesi için ya mektup muhatabının bankadan tazmin talebinde bulunması ya da alacağı temellük edenin “teminat mektubunda” yapılacak taraf değişikliği ile muhatap sıfatını kazanarak tazmin talebinde bulunması gerecektir. Bankanın muvafakati ile teminat mektubunda muhatap değişikliği mümkün ve geçerlidir.32

ii. Teminat Mektuplarına Haciz konulmas! Teminat mektubu ile banka bir risk üstlenmekte; risk ortaya çıkmaz veya sona ererse, bankanın garantisi hükümsüz olmaktadır. Teminat mektubu bir kıymetli evrak değildir. Bu nedenle de haczedilemeyecektir. Muhatabın teminat mektubundan dolayı doğmuş alacağının ise herhangi bir alacaklısı tarafından haczedilmesi ise mümkündür. Bankaya gönderilecek bir haciz ihbarnamesi var ve muhatap henüz tazmin talebinde bulunmamış ise, banka icra dairesine muhatabın bir alacağının bulunmadığını bildirmekle yetinecektir. Ancak Muhatabın teminat mektubundan doğmuş ve doğacak alacakları haczedilmiş ise, burada muhtemel bir alacak söz konusu olduğundan banka haciz kaydını teminat mektubu üzerine koymalı, muhatap tazmin talebinde bulunursa ve tazmin talebi usulüne uygunsa muhatabın teminat mektubu alacağı üzerine haciz işlenmelidir. Muhatabın usulüne uygun tazmin talebinden sonra, ancak kendisine ödeme yapılmadan önce teminat mektubu üzerine haciz konursa; banka muhataba ödeme yapamayacak ve alacağa haciz koyarak icra müdürlüğüne bildirecektir. Teminat mektubu üzerine lehtarın alacaklıları ise haciz koyduramayacaktır.33

iii. Teminat Mektubu Hakkında Ihtiyati Tedbir Karan Verilmesi İhtiyati tedbir talebi, riskin sona erdiğini veya henüz bir risk doğmadığını ileri süren mektup lehtarı tarafından talep edilebilecektir. İhtiyati tedbir kararına rağmen ödeme taahhüdünün yerine getirilmesi mümkün değildir.34

6. Teminat Mektuplarında Zamanaşımı

Teminat mektupları herhangi bir yasal düzenlemeye konu olmamasından dolayı TBK m. 146 vd. gereğince genel zamanaşımına tabidir. Bu süre de riskin doğumundan başlayarak on yıllık bir genel zamanaşımı süresidir.35 Vadeli teminat mektuplarının zamanaşımı süresini belirlemek için ikili bir ayrım yapmak gerekmektedir: Vade içinde risk gerçekleşmesine rağmen, vade içerisinde bankaya başvurulmaması halinde bankanın sorumluluğunun ortadan kalkacağına dair bir hüküm teminat mektubunda yer alıyorsa; bankanın sorumluluğu vade bitiminde sona erecektir. Vade içerisinde bankadan talepte bulunulmuşsa, bankanın sorumluluğu, riskin gerçekleştiği andan itibaren 10 yıllık zamanaşımına tabi olacaktır. Eğer teminat mektubunda böyle bir şart yok ve risk vade içinde gerçekleşmişse, bankanın sorumluluğu riskin gerçekleşmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımına tabi olacaktır. Vadesiz teminat mektuplarında ise muhatabın alacağının muaccel olmasından itibaren 10 yıllık bir zamanaşımı süresi mevcuttur. Muacceliyet ise riskin gerçekleşip teminat mektubunun bankaya ibrazı ile söz konusu olur.36

DİPNOT

  1. Palacıoğlu, Tezer; Banka Teminat Mektupları, Yayın No: 2018-10, Temmuz 2018, s. 3, https://www.istka.org.tr/media/131175/banka-teminat-mektuplar%C4%B1
  2. Koç, Himmet, Hukuk Açısından Banka Teminat Mektupları, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 69 (2), 2020, s. 574.
  3. Barlas, Nami: Türk Hukuk Sisteminde Banka Teminat Mektupları. Kazancı Hukuk Yayınları, İstanbul 1986, s. 7–8.
  4. Tekinalp, Ünal: Banka Hukukunun Esasları (Yeniden Yazılmış İkinci Bası). Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2009, s. 51.
  5. Koç, s. 569–570.
  6. Başara, İzzet, TBB Dergisi, Sayı 83, 2009, s. 306–307.
  7. Başara, s. 306.
  8. Doğan, Vahit, Banka Teminat Mektupları, 3. Baskı, Ankara, 2005, s. 40–41.
  9. Başara, s. 305–306.
  10. Palacıoğlu, s. 4.
  11. Koç, s. 581.
  12. Palacıoğlu, s. 5–6.
  13. Koç, s. 574–577.
  14. Koç, s. 574–577.
  15. Koç, s. 574–577.
  16. Koç, s. 574–577.
  17. Başara, s. 308.
  18. Koç, s. 571.
  19. Başara, s. 308–309.
  20. Koç, s. 571.
  21. Türkiye Bankalar Birliği tarafından Prof. Dr. Seza Reisoğlu’nun konuşmacı olarak katılımıyla 22 Ekim 2002 tarihinde düzenlenen ‘Teminat Mektupları Uygulaması ve Karşılaşılan Sorunlar’ konulu konferansa ait konuşma metni, https://www.tbb.org.tr
  22. Başara, s. 309–310.
  23. Koç, s. 573.
  24. Koç, s. 584.
  25. Palacıoğlu, s. 3.
  26. Günay, Celal: Banka Teminat Mektupları. Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi. Ankara, 2014, s. 77.
  27. Türkiye Bankalar Birliği tarafından Prof. Dr. Seza Reisoğlu’nun konuşmacı olarak katılımıyla 22 Ekim 2002 tarihinde düzenlenen ‘Teminat Mektupları Uygulaması ve Karşılaşılan Sorunlar’ konulu konferansa ait konuşma metni, https://www.tbb.org.tr
  28. Barlas, s. 83.
  29. Koç, s. 586–587.
  30. Koç, s. 587.
  31. Koç, s. 589.
  32. Türkiye Bankalar Birliği tarafından Prof. Dr. Seza Reisoğlu’nun konuşmacı olarak katılımıyla 22 Ekim 2002 tarihinde düzenlenen ‘Teminat Mektupları Uygulaması ve Karşılaşılan Sorunlar’ konulu konferansa ait konuşma metni, https://www.tbb.org.tr
  33. Türkiye Bankalar Birliği tarafından Prof. Dr. Seza Reisoğlu’nun konuşmacı olarak katılımıyla 22 Ekim 2002 tarihinde düzenlenen ‘Teminat Mektupları Uygulaması ve Karşılaşılan Sorunlar’ konulu konferansa ait konuşma metni, https://www.tbb.org.tr
  34. Türkiye Bankalar Birliği tarafından Prof. Dr. Seza Reisoğlu’nun konuşmacı olarak katılımıyla 22 Ekim 2002 tarihinde düzenlenen ‘Teminat Mektupları Uygulaması ve Karşılaşılan Sorunlar’ konulu konferansa ait konuşma metni, https://www.tbb.org.tr
  35. Barlas, s. 90.
  36. Koç, s. 584–585.

KAYNAKÇA

  • Barlas, Nami: Türk Hukuk Sisteminde Banka Teminat Mektupları. Kazancı Hukuk Yayınları, İstanbul, 1986.
  • Başara, İzzet, TBB Dergisi, Sayı 83, 2009.
  • Doğan, Vahit, Banka Teminat Mektupları, 3. Baskı, Ankara, 2005.
  • Günay, Celal: Banka Teminat Mektupları. Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi. Ankara, 2014.
  • Koç, Himmet, Hukuk Açısından Banka Teminat Mektupları, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 69 (2), 2020.
  • Palacıoğlu, Tezer; Banka Teminat Mektupları, Yayın No: 2018-10, Temmuz 2018, https://www.istka.org.tr/media/131175/banka-teminat-mektuplar%C4%B1
  • Tekinalp, Ünal: Banka Hukukunun Esasları (Yeniden Yazılmış İkinci Bası). Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2009.
  • Türkiye Bankalar Birliği tarafından Prof. Dr. Seza Reisoğlu’nun konuşmacı olarak katılımıyla 22 Ekim 2002 tarihinde düzenlenen ‘Teminat Mektupları Uygulaması ve Karşılaşılan Sorunlar’ konulu konferansa ait konuşma metni, https://www.tbb.org.tr
  • 1 Nisan 2022 tarih ve 31796 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun.