Tüketici hakem heyetleri, uyuşmazlık değeri yönünden başvurunun zorunlu olduğu haller dışında, özellikle değeri düşük olan uyuşmazlıklar bakımından mahkemeye başvurmak istemeyen tüketiciler tarafından, başvuru şeklinin kolaylığı ve heyetin uyuşmazlık hakkında karar verme süresinin kısalığı gibi avantajlar ile tercih edilerek, tüketicinin daha hızlı olarak hakkına kavuşmasına olanak sağlamaktadır.1

Bununla birlikte tüketici hakem heyetlerine yapılan başvurularda, manevi tazminat talebinde bulunulup bulunulamayacağı yönünde mevzuatta açık bir düzenlemenin yer almaması nedeniyle bu husus tartışmalı hale gelmiştir.

TÜKETİCİ HAKEM HEYETLERİNİN GÖREV ALANI

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un (“6502 sayılı Kanun”) “Kuruluşu ve görev alanı” kenar başlıklı 66. maddesi uyarınca tüketici hakem heyetlerinin görev alanı; genel itibariyle “tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklar” şeklinde belirlenmiştir.

Yeri gelmişken 1 Nisan 2022 tarih ve 31796 sayılı Resmî Gazete’de Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (“Değişiklik Kanunu”) yayımlandığını ve 6502 sayılı Kanun’un ilgili bazı maddelerinde değişiklikler gerçekleştirildiğini belirtmekte fayda vardır. Bu değişikliklerden biri yukarıda bahsi geçen 66. maddeye ilişkindir. Her ne kadar tüketici hakem heyetlerinin görev alanına dair yapılan genel tanımda bir değişiklik olmasa da; 6502 sayılı Kanun’un 66. maddesinin birinci fıkrası; “Bakanlık, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla il merkezlerinde ve yeterlilik şartları yönetmelikle belirlenen ilçe merkezlerinde en az bir tüketici hakem heyeti oluşturmakla görevlidir.” şeklinde düzenlenmekte iken, Değişiklik Kanunu’nun 12. maddesi ile işbu fıkra “Bakanlık, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla tüketici hakem heyetleri oluşturmakla görevlidir. Tüketici hakem heyetlerinin yetki alanı ile iş bölümü Bakanlıkça belirlenir.” şeklinde, yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra (01/10/2022) yürürlüğe girmek üzere değiştirilmiştir.

Burada tüketici ve tüketici işlemlerinden kastedilenin ne olduğuna da değinmek gerekecektir. Şöyle ki; 6502 sayılı Kanun’un “Tanımlar” kenar başlıklı 3. maddesi uyarınca tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi; tüketici işlemi ise mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade etmektedir. Tüketici hakem heyetlerine başvuruda bulunulabilmesi için başvuru konusu işlemin kanunda belirlenen tüketici işlemi kapsamına dahil olması ile birlikte uyuşmazlık konusu miktarın her yıl yeniden belirlenen parasal sınırların altında kalması gerekmektedir. Bu doğrultuda 6502 sayılı Kanun’un “Başvuru” kenar başlıklı 68. maddesi șu şekilde düzenlenmektedir; “(1) Tarafların İcra ve İflas Kanunundaki hakları saklı olmak kaydıyla; değeri dört bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyetlerine, altı bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine, büyükşehir statüsünde bulunan illerde ise dört bin Türk Lirası ile altı bin Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz.

(2) Tüketici hakem heyetleri kendilerine yapılan başvuruları gereğini yapmak üzere kabul etmek zorundadır.

(3) Başvurular, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki tüketici hakem heyetine yapılabilir. Tüketici hakem heyetinin bulunmadığı yerlerde ise başvuruların nerelere yapılacağı ve bu başvuruların hangi tüketici hakem heyetince karara bağlanacağı yönetmelikle belirlenir.

(4) Bu maddede belirtilen parasal sınırlar her takvim yılı başından itibaren geçerli olmak üzere, o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artınlarak uygulanır. Bu artışların hesabında on Türk Lirasının küsuru dikkate alınmaz.

(5) Bu madde tüketicilerin ilgili mevzuatına göre alternatif uyuşmazlık çözüm mercilerine başvurmasına engel değildir.”

Yinebelirtmekte fayda var ki; Değişiklik Kanunu uyarınca 68. madde kapsamında da bir takım değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Şöyle ki, Değişiklik Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca; 6502 sayılı Kanun’un 68. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi “Tarafların İcra ve iflas Kanunundaki hakları saklı kalmak kaydıyla; değeri otuz bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur.” şeklinde, üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi ise “Tüketici hakem heyetinin bulunmadığı yerlerde ise başvurular • ilçe kaymakamlığına yapılabilir.” şeklinde değiştirilmiş, aynı zamanda üçüncü fıkraya “Yapılan bu başvurular, kaymakamlıklarca gereği yapılmak üzere Bakanlıkça belirlenen yetkili tüketici hakem heyetine iletilir.” şeklinde yeni bir cümle eklenmiştir. Dördüncü fıkrada yer alan “Bu artışların hesabında on Türk Lirasının küsuru dikkate alınmaz.” şeklindeki cümlenin içerisindeki “on” ibaresi de “bin” olarak değiştirilmiştir. Yapılan bu değişiklikler yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra (01/10/2022) yürürlüğe girecektir.

MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Manevi tazminat, kişilerin haksız eylemler karşısında uğradıkları ruhsal zararın karşılanmasına ilişkin bir tazminattır.2 Tüketiciler, almış oldukları ürünler veyahut kendilerine sağlanan hizmetler ile ilgili olarak 6502 sayılı Kanun kapsamında bir ayıp durumu söz konusu olduğunda seçimlik haklarından birini kullanmak amacıyla başvuru için gerekli şartların sağlanması halinde, tüketici hakem heyetlerine başvuruda bulunabilirler. Bununla birlikte 6502 sayılı Kanun’un öngördüğü seçimlik haklardan biri ile birlikte 11.01.2011

tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“6098 sayılı Kanun”) hükümleri uyarınca tazminat talebinde de bulunulabileceği 6502 sayılı Kanun’un ilgili maddelerinde düzenlenmiş durumdadır.3 Buna karşın mevzuatımızda; işbu makalemizin konusunu teşkil eden manevi tazminat taleplerine ilişkin özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir.

Tüketici hakem heyetlerinin manevi tazminat talepleri hakkında karar verip veremeyeceklerine ilişkin mevzuatımızda açık bir düzenleme bulunmaması nedeniyle bu husus tartışmalı hale gelmiş olup, her iki yönde de görüşler ortaya konulmuştur. Doktrinde; manevi tazminat talebi miktar itibariyle parasal sınırın altında ise tüketici hakem heyetine başvurunun zorunlu olduğu, 6098 sayılı Kanun’un 83/1’inci maddesi ile tüketicilerin manevi tazminat talepleri konusunda genel hükümlere yollama yapıldığı ileri sürülmüştür.4

Ancak manevi tazminatın kabulünün ve miktarının belirlenmesinin hâkimin takdirinde olduğu, tüketici hakem heyetlerinin manevi tazminata hükmedemeyeceği yönünde de görüş ortaya konulmuştur.5

Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü (“Genel Müdürlük”) tarafından ise; ayıplı mal satımında ve ayıplı hizmet sunumunda, tüketici tarafından talep edilmesi halinde şartları oluştuğunda maddi ve manevi tazminata da karar verilebileceği yönünde görüş bildirilmiştir.6

Bu durumda manevi tazminat talebinde bulunan tüketicinin; uğramış olduğu zararı, satıcının ayıplı mal satmada veya sağlayıcının ayıplı hizmet sunmada kusurlu olduğunu, satılan malın veya sunulan hizmetin ayıplı olduğunu, uğramış olduğu zarar ile satılan ayıplı mal veya sunulan ayıplı hizmet arasında illiyet bağı bulunduğunu ispat etmesi gerekecektir.

Ayrıca Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca;7 manevi tazminat talep edilebilmesi için kişilik haklarının (kişinin yaşamı, sağlığı, beden ve ruh bütünlüğü, onur ve saygınlığı, resmi ve özel yaşantısı vb.) zarar görmesi şartı aranmakta ancak ayıplı mal satımı nedeniyle oluşan zararın kural olarak kişinin iç huzurunu bozacak, kişilik haklarına zarar verecek nitelikte bir olgu olmadığı kabul edilmektedir.8 Diğer bir deyişle; tüketicinin satılan mal veya sunulan hizmetin ayıplı olması sebebiyle manevi bir zarara uğradığını iddia ederek manevi tazminat talebinde de bulunması halinde, satılan malın veyahut sunulan hizmetin ayıplı olduğunun tespiti manevi tazminata karar verilmesi için tek başına yeterli olmayacaktır. Manevi tazminata karar verilebilmesi için tüketicinin tazminat için aranan koşulların oluştuğunu ve ayıp sebebiyle kişilik haklarının zarar gördüğünü ispat etmesi gerekecektir. Nitekim 6502 sayılı Kanun’un ayıplı mala ilişkin tüketicinin seçimlik haklarını düzenleyen 11. maddesinin gerekçesinde de, tüketicinin seçimlik haklarının yanı sıra 6098 sayılı Kanun hükümlerine kıyasen tazminat talep etme imkânının da mevcut olduğu, ancak bunun için sözleşmeye aykırılık nedeniyle ortaya çıkan zararın ispat edilmesinin gerektiği ifade edilmektedir.

Yine Genel Müdürlük tarafından, gerek maddi gerekse manevi tazminat taleplerinin karara bağlanmasında bilirkişi görüşüne başvurulması gerektiği yönünde görüş verildiği görülmektedir. Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği’nin (“Yönetmelik”) “Kararın niteliği ve kapsamı” kenar başlıklı 22. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tüketici hakem heyetleri, uyuşmazlık ile ilgili karar verirken tarafların talebiyle bağlıdır. Dolayısıyla tüketici tarafından talep edilmediği sürece heyet tarafından re’sen inceleme yapılarak maddi ve/veya manevi tazminat hakkında bir karar tesis edilemeyecektir. Bununla birlikte fıkranın devamında; “Ancak başvurunun yapıldığı tarihte uyuşmazlık miktarının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olmadığı durumlarda, başvuru sahibinin hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktarı belirtmesi ve inceleme sürecinde uyuşmazlık miktarının bilgi veya belgelerle tam olarak tespit edilmesi halinde talep edilen miktardan daha fazlasına veya daha azına tüketici hakem heyetince karar verilebilir. Verilen kararın her hâlükârda 6’ncı maddede belirtilen parasal sınırlar dâhilinde olması gerekir.” şeklinde ifade edilmek suretiyle taleple bağlılık ilkesinin bir istisnasına yer verildiği görülmektedir.

Genel Müdürlük, tüketiciler tarafından hakem heyetlerine yapılan başvurularda manevi tazminat talebine de yer verildiği durumlarda söz konusu talebin “verilebilecek en yüksek tazminat” şeklinde yoruma açık şekilde değil, açık ve net bir miktar yazılmak suretiyle bu talebin ileri sürülmesi gerektiğini ifade etmektedir. Buna gerekçe olarak da; Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tüketici hakem heyetlerinin uyuşmazlıkla ile ilgili karar verirken tarafların talepleriyle bağlı olduğu ve il ve ilçe tüketici hakem heyetlerinin görev sınırlarının tespiti amacıyla uyuşmazlık miktarlarının 6502 sayılı Kanun’un “Başvuru” başlıklı 68. maddesi uyarınca belirlendiği hususları gösterilmektedir.

Maddi ve manevi tazminatın birlikte talep edilmesi halinde görevin nasıl belirleneceğine de değinmek gerekir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi ‘nin 06.05.2009 tarihli, 2009/334 Esas ve 2009/6221 Karar sayılı ilamının ilgili bölümünde; “4077 sayılı yasanın 22. maddesine göre 2008 tarihinde, 822.02 YTL’ye kadar olan davalar için Tüketici Sorunları Hakem Heyeti’ne başvurulması zorunludur. Bu miktar üzerindeki talepler için Tüketici Sorunları Hakem Heyeti’ne başvurmak ihtiyari olup zorunluluk yoktur. Davacının talebi 2.000,00 YTL manevi, 177,00 YTL maddi tazminattır. Öyle olunca davacının talepleri maddi ve manevi tazminat olarak bölünüp maddi tazminat talebi için öncelikle Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurulması gerektiği gerekçesiyle davanın reddi doğru değildir.” şeklinde düzenlendiği üzere maddi ve manevi tazminatın birlikte talep edilmesi halinde taleplerin bölünemeyeceği ifade edilmiştir. Diğer bir deyişle; maddi ve manevi tazminat birlikte talep edildiğinde görev her bir talep bakımından ayrı ayrı değerlendirilmeyecek, toplam bedele göre belirlenecektir.

DİPNOT

  1. ‘ Dr. Av. Altay İltan AKTÜRK & Av. Ayşe ACAR UMUT, “Tüketici Hakem Heyetleri ve İşleyişine Genel Bir Bakış”, İstanbul
  2. Yusuf ÇELİK, “Tüketici Hakem Heyetleri”, Yüksek Lisans Tezi, Haziran 2018, s.99
  3. Bkz. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun madde 11/6 ve 15/1
  4. Tutumlu, Tüketici Hakem Heyetleri, s. 78; Yusuf ÇELİK, “Tüketici Hakem Heyetleri”, Yüksek Lisans Tezi, Haziran 2018,
  5. Yusuf ÇELİK, “Tüketici Hakem Heyetleri”, Yüksek Lisans Tezi, Haziran 2018, s.99 (Yüksek Lisans Tezinde ilgili cümlenin “İlgün, s. 90-91. ” kaynağından alıntılandığı belirtilmiştir.)
  6. Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü, Tüketici Hakem Heyetleri Tarafından Sıkça Sorulan Sorular, Ankara 2019, s.74-76
  7. Yargıtay 4. HD. 04.02.2010 tarihli, E. 2009/3618, K. 2010/812 sayılı kararı; Yargıtay 13. HD. 02.05.2014 tarihli, E 2013/29473, K. 2014/14193 sayılı kararı; Yargıtay 13. HD. 10.06.2014 tarihli, E. 2014/5516, K. 2014/18652 sayılı kararı.
  8. Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü, Tüketici Hakem Heyetleri Tarafından Sıkça Sorulan Sorular, Ankara 2019, s.76

KAYNAKÇA

  • Dr. Av. Altay İltan AKTÜRK & Av. Ayşe ACAR UMUT, Tüketici Hakem Heyetleri ve İşleyişine Genel Bir Bakış, Hukuk Fakültesi Dergisi, Yıl 5, Sayı 1, Haziran 2019 (25–54).
  • Yusuf ÇELİK, Tüketici Hakem Heyetleri, Yüksek Lisans Tezi, Haziran 2018.
  • Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü, Tüketici Hakem Heyetleri Tarafından Sıkça Sorulan Sorular, 2019, Ankara.
  • 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Gerekçesi.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu.
  • Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği.