Dijital-dijitalleşme; içinde bulunduğumuz çağda, sahip olduğu geniş kullanım alanı ve gösterdiği hızlı gelişim ile birlikte günümüz dünyasının vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelmiştir.

Çağın gelişimi özellikle de bilişim teknolojileri alanındaki gelişmeler kaçınılmaz olarak hukuk dünyasına da sıçramakta ve hukuk dünyasında da dijitale doğru bir devinim gerçekleşmektedir. Peki hayatlarımızın her alanına farklı yenilikler getiren ve getirmeye devam edeceğinin de garantisini veren dijitalleşme nedir?

Dijitalleşme, “Ulaşılabilir bilgilerin herhangi bir bilgisayar, akıllı telefon, tablet vb. teknolojik araçlar tarafından okunabilecek, o ortamlarda düzenlenebilecek ve iş akışlarına dahil edilecek şekilde dijital ortama aktarılması sürecine verilen ad olarak tanımlanabilir. Analog teknolojilerle karakterize edilen endüstriyel çağdan dijital teknolojiler ve dijital iş yenilikleriyle karakterize edilen bilgi ve yaratıcılık çağına geçişi açıklar.”

Dijitalleşme, içinde bulunduğumuz çağ için bir tercih değil bir gereksinimdir. Bu sebeple her alanda olduğu hukuk alanında da dijital dönüşüm tabi ki kaçınılmazdır. Hukuk sektörü için dijital dönüşüm başta hizmetlerin sunumu ve dava süreçleri olmak üzere iş akışının, pazarlamanın, ekip çalışmasının ve müşteri ilişkilerinin de dahil olduğu çok yönlü bir dijitale taşınmayı ifade etmektedir. Bunun için de diğer sektörlerde verimliliği arttıran pek çok dijital aracın hukuk sistemindeki süreçlere entegrasyonunun gerçekleştirilmesi üzerine çalışmalar yapılmaktadır. Dijitalleşme hukukta hukuki bilgiye erişim hızını ve yöntemini değiştirmiştir.

Dijitalleşmede üç önemli unsur vardır: hızlı, ekonomik ve popüler olmak. Hızlı olmak, dijitalleşmedeki en önemli özelliktir. Dijital dünyada verinin dijitale aktarılmasının hızlı bir şekilde yapılması bilginin artmasının önemli bir şekilde etkilemektedir. Ekonomik olmak ise daha ucuza hizmet vermektir. Ücretsiz bir şekilde sunulan platformlar en çok tercih edilenler olur. Hukuk sistemimizde ise adalete erişim her geçen yıl daha da pahalılaşıyor. Harç ücretleri, mahkeme masrafları gibi ücretler mecbur kılınıyor. Popüler olmak da, insanlar tarafından çok hızlı tepkiler verilmesine yol açıyor. Bunlar da hukuki kararları etkiliyor.

Dijital-dijitalleşme ve hukukun ortak paydada buluşması düşünülünce akla bilişim suçları, siber güvenlik, adli bilişim gibi konular gelmektedir fakat dijital hukuk ve hukuk teknolojisi bunlardan daha fazladır. Yargı sürecinin işleyişine, tüm hukuk dallarını kapsayan bir yapısı vardır.

Hukuk dünyasındaki dijitalleşmeyi genel hatlarıyla iki kola ayırırsak bir kolunu; “yeni teknolojilerle birlikte gelişen yeni sorunların mevcut hukuki düzenlemelerin uyarlanması veya değiştirilmesi ile birlikte çözüme kavuşturulması” oluşturur. Bu durum hala daha güncel tartışmaların yapıldığı belirsiz bir durumdur. Örneğin en sık tartışılan konulardan biri olarak; otonom yani sürücüsüz bir araç trafik kazasına sebebiyet verdiğinde bu durumda sorumluluğun yazılımı yazanda mı yoksa araç üreticisinde mi olacağı sorunudur. Bunun gibi daha birçok konuda bu şekilde yaşanması kuvvetle muhtemel durumlarda nasıl bir çözüm yolu izlenebileceği ve izlenmesi gerektiği hususları tartışma konusudur.

Hukuk dünyasındaki dijitalleşme alanının ikinci kolu olarak da; “hukukun işleyişindeki süreçlere de dijitalleşme ile hayatlarımıza dahil olan teknolojilerin entegre edilmesi”ni söyleyebiliriz. İşbu durum “legal tech” yani “hukuk teknolojisi” şeklinde adlandırılmaktadır. Teknolojinin hukuki bilgi ile buluştuğu hukuk teknolojisi; hukuka erişimi, uygulamayı ve yönetmeyi otomatikleştirmek, basitleştirmek ve iyileştirmek için bilgisayar destekli dijital teknolojinin kullanımı şeklinde tanımlanabilir.

Örneğin, bir insan tarafından doldurulması ve hazırlanması günlerce sürecek belgelendirme sürecini kullanıcıya yöneltilen sorulara bağlı olarak şablon üzerinden dakikalar içerisinde oluşturan yazılımlar mevcuttur. Ve hatta Mahkemede hâkim yerine hüküm vermek üzere geliştirilen derin öğrenme algoritması (the deep-learning algorithm) ile tasarlanan yapay zekâ Estonya, İngiltere ve Amerika’da bir süredir kullanılmaktadır.

Hukukta mevcut sistemde yapılan belge üretimi, elektronik form doldurma, karar verilme sürecinde ihtimallerin hesaplanması, uzaktan yardım gibi işlemlerin teknoloji sayesinde yapıldığını söylemek mümkündür.

Hukuk teknolojisinde özellikle son zamanlarda Türkiye’de de gelişme kaydedilmektedir. Son dönemde çeşitli yazılımların kullanımı ile mevcut sistemdeki paydaşları destekleyen hukuk teknolojilerinin sayısı artmıştır. Örnek olarak; Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (“UYAP”), e-Tahsilat, Celse uygulaması gibi uygulamalar örnek olarak gösterilebilir. Ve bir de son zamanlarda gündemimize dahil olan e-Duruşma teknolojisi. E-Duruşma sistemi avukatların bulundukları yerlerden

online olarak taraf oldukları hukuk mahkemeleri duruşmalarına katılmalarını sağlamak için tasarlanmış olan sistemdir. Bunun sağlanabilmesi için tabi ki öncelikle e-Duruşma sisteminin kurulu ve aktif olması gerekmektedir. Bunlar haricinde diğer yapay zekâ destekli uygulamalar Türkiye’de henüz kullanılmamaktadır. Bunun nedeni olarak alt yapı eksikliği ve özellikle de avukatlık mevzuatı ve Baro ile avukatların tutumu gösterilebilir. Dijitalleşme ile hukuk dünyasına dahil olan bir diğer sistem de “internet mahkemeleri” Günümüzde kullanımı oldukça artan internet mahkemelerine ömek olarak; Çin’de e-Ticaretin başını çeken şirketlerden birisi olan AliBaba dahil, birçok teknoloji şirketinin olduğu Zhejiang bölgesinde internet mahkemeleri kuruldu. Resmi olarak

18 Ağustos 2017 tarihinde “www.netcourt.gov.cn” alan adıyla hayata geçti. İnternetten alışverişlerden kaynaklanan sözleşme ve ürün sorumluluğu anlaşmazlıkları, internet servis sözleşmeleriyle ilgili (alan adı sahipliği gibi) davalar, internet telif hakkı ihlâli davaları, çevrimiçi ortamda verilen kredilerden doğan anlaşmazlıklarla ilgili davalar ve daha birçok konu üzerinde uzmanlaşmış olan hakimler ülkenin her yerinde video konferans yöntemiyle katıldıkları mahkemelerde baktıkları dosyaları çok daha hızlı şekilde sonuçlandırıyor.

İnternet Mahkemeleri, Dijital Hukuk açısından çok kritik bir noktadır. Zira yargılama faaliyeti artık dijital ortamda mümkün oluyor. Blockchain, güvenli ve doğrulanmış elektronik imza, zaman damgası, video konferans gibi çeşitli teknolojik imkanlarla çok daha ucuza davamız hem de kısa sürede sonuçlanmak üzere görülebiliyor. Dava açmak, delillerin sunumu, arabuluculuk/ uzlaşma faaliyetinde tarafların bulunması, sonuçsuz kalınması durumunda mahkemenin görülmesi, mahkemenin talepleri ve hâkimin karar vermesi, hepsi dijital ortamda.

İnternet mahkemelerinde Doğal Dil İşleme (“NLP”) kullanımı artıyor. NLP bir metnin analizini yapabilmektedir. Soruları yanıtlama, makine çevirisi, alternatif sonuçları ilişkilendirme gibi işlemler yapılabilmektedir.

Hukuk dünyasına entegrasyon sağlamış diğer birkaç dijital uygulamaya daha bakacak olursak: • Kayıtlı Elektronik Posta (“KEP”): E-posta

teknolojik altyapısını kullanan, bununla

birlikte e-postanın gönderim ve alımına

dair kanıtların oluşturulup saklandığı

hukuken geçerli bir e-posta iletim

hizmetidir. KEP resmi yazışmaların

elektronik ortamda mevzuata uygun,

uluslararası standartlarda ve teknik

olarak güvenli bir şekilde yapılmasına

olanak sağlayan bir sistemdir. Hukuki

açıdan; Yapılan hukuki işlemlerde güvenli

ortamlarda vatandaşa tebliğ edilmeli

usulsüz tebligat sorununun ortadan

kaldırılarak yargıyı yavaşlatan birçok

unsurun ortadan kalkması demektir.

Konuya bu yönüyle bakıldığında

ülkemizde adalet sistemi tebligatların

zamanında ve muhataplarına

ulaştırılamaması sebebiyle ciddi sorunlar

yaşamaktadır. Bu bağlamda, bir taraftan

bireyler yönünden ciddi hak kayıpları

ortaya çıkabilmekte, diğer yandan

tebligatların süratli gerçekleştirilememesi

nedeniyle davaların sürüncemede

kalmasına yol açılabilmektedir.

E-Imza: elektronik imzanın, kişilerin

biyometrik özelliklerine dayalı (ses, göz

retinası taraması, parmak izi taraması gibi)

biyometrik yöntemler, kredi kartlarında

kullanılan PIN kodları, elle atılmış imzanın

tarayıcıdan geçirilerek elektronik ortama

aktarılmış hali, bilgisayar ekranında bu

amaçla yapılmış bir kalemle atılan imza

tekniği veya çift anahtarlı kriptografiyle

oluşturulan dijital (sayısal) imzayı da

içeren bir üst kavram olarak karşımıza

çıktığı görülmektedir.1

5070 sayılı Elektronik Imza Kanunu, 15.01.2004 tarihinde kabul edilerek 23.01.2004 tarihinde Resmî Gazetede (S. 25355) yayınlanmıştır. Elektronik imzanın en önemli özelliği hukuki işlemlerde güvenlik, kimlik tespiti, inkâr edilmeme gibi özelliklerin sağlanmak istenmesidir.

Dijitalin – dijitalleşmenin hukukun işleyişini ne kadar etkilediğine dair bir emsal karar niteliğinde olan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2020/1149 E. ve 2020/905 K. sayılı kararında özetle; dijitalleşen hayatın getirisi olarak artık “dijital mal varlığı – mülkiyet” konuşulmaya başlanmış ve hatta dava konusu olmuşlardır. Emsal niteliğindeki bu karara göre artık e-posta hesapları, sosyal medya hesapları ve diğer dijital uygulamalar da miras bırakanın tereksine dahil edilecek ve bu minvalde aktif ve pasif mal varlığı incemesi yapılacaktır. Bahse konu istinaf yargılamasında, yerel mahkemenin miras bırakanın e-posta hesabının özel hayatın gizliliği içine dahil edilmesi şeklindeki kararı hatalı bulunmuş ve işbu karar kaldırılmıştır.

Dijitalleşme ile doğmuş diğer bir kavram olan “dijital ekonomi”, sadece ekonomik ilişkilerin taraflarını oluşturan kişileri veya toplumları etkilememekte tabi ki bu alanda ülke mevzuatlarına da yeni düzenlemeler yapılmasını gerekli kılmaktadır. Söz konusu düzenleme konularından birini vergi mevzuatları oluşturmaktadır. Türkiye’de de dijital ekonominin vergilendirilmesine yönelik çeşitli adımlar atılmaktadır.

Dijital teknolojilere dayanan dijital ekonomi alanında özellikle de dijital ekonominin vergilendirilmesi devletler açısından büyük önem arz etmektedir. Fakat tahmin edilebileceği üzere klasik ve geleneksel vergilendirme sistemleri, dijital ekonominin vergilendirilmesinde yetersiz kalmaktadır. Bu yetersizlik de belli başlı sorunları beraberinde getirmektedir. Bu sorunların aşılması noktasında her devletin kendi düzenlemelerini ve çalışmalarını yapmasının yanı sıra Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (“OECD”) ve Avrupa Birliği (“AB”) gibi uluslararası nitelik taşıyan kuruluşların da işbu sorunlar sebebiyle özellikle de oluşabilecek vergi kayıplarının giderilmesine yönelik çeşitli çalışmaları bulunmaktadır. Bu bağlamda özellikle ECD’ nin, sorunların tespiti ve çözüm önerileri sunulması konusunda ortaya koyduğu “Matrah Aşındırma ve Kar Aktarımı (“BEPS”)” adlı çalışması, en yoğun ve kapsamlı çalışmalardan biridir.

Bu kapsamda Türkiye’ de de yasal girişimler gerçekleşmiştir: işyeri kavramının tanımı genişletilerek, mobil araçlar, elektronik ortam veya alanlar eklenmiştir ve dijital işyeri tanımlanmıştır. İşe başlamayı bildirecek mükellefler arasında elektronik ortamda faaliyette bulunanlar da dahil edilmiştir. KDV’nin dijital ortamdaki mal ve hizmetlere sağlıklı uygulanabilmesine ilişkin birtakım adımlar atılmıştır. Fakat yine de dijitalin ve dijitalleşmenin dinamik yapısı göz önüne alındığında işbu yasal girişimlerin yetersiz olduğu ve bu girişimlere yenilerinin eklenmesi gerektiği açıktır.

Dijitalin-dijitalleşmenin hukuktaki bu mevcut sistemi destekleyici ya da mevcut sistemdeki paydaşların yerini alabilen yapay zeka destekli teknolojiler aksında gerçekleşen gelişmeleri ile bir yandan sosyal adaletsizliğin ve eşitsizliğin dengelenmesi amaçlanmaktadır. Bir diğer yandan ise yapay zeka teknolojilerinin tasarımının ve kullanımının insan hakları, demokrasi ve hukuk değerlerine uygun olmasını sağlamaya yönelik hak ve yükümlülükler ile ilgili düzenlemeler yaratılması kaçınılmazdır. Genel itibari ile vatandaşın temel haklarına saygı duymak ve olası sorumluluktan kaçınmak için, yasa uygulamada yapay zeka ve robotik kullanımının belli özelliklerle karakterize edilmesi kararına varıldığı görülmektedir.

Sonuç olarak, dijital dönüşüm hayatın her alanına ve herkes için pek çok yenilik getiriyor. Bu alanlar arasında olan hukuka ve hukukla bağlantılı alanlara dijitalleşmenin getireceği fırsatlar ve tehditler hala daha tartışma konusudur ve görünüşe bakılırsa bir süre daha hukukçular, yapay zekadan kişisel verilere kadar uzanan geniş bir alandaki verilerin oluşturduğu yeni dünyadan kaynaklanan fırsatları ve sonuçları değerlendirmeye devam edecekler.

DİPNOT

  1. Pekcanitez, 2001; Arkan, 2000; Sevimli, 2001

KAYNAKÇA