tarafından verilen hükümlerin nitelik ve niceliğine göre hangilerinin kesin nitelikte olduğu, hangilerinin istinaf ve temyiz kanun yoluna taşınabileceği irdelenecektir. Dar kapsamda hazırlanan bu yazı akademik bir çalışma olmayıp, uygulamaya yönelik özet bir bilgi yazısıdır.

İSTİNAF KANUN YOLU (BÖLGE ADLİYE MAHKEMESI)

İstinaf kanun yolunun hukuk sistemimizde uygulamaya başlanmasından sonra ilk derece mahkemelerince verilen hükümlerin, doğrudan doğruya temyiz edilemeyeceği, öncelikle istinaf yoluna başvurulabileceği benimsenmiştir. İstisnalar hariç ceza mahkemelerinin vereceği her türlü hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilir. İşbu başvuru pek tabii ki Cumhuriyet Savcısının ve/veya davadaki tarafların talebine bağlıdır. Ancak CMK md. 272/1’e göre onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemesince re ‘sen incelenir. Başka bir deyişle, sanık hakkında onbeş yıl gönderilir.

Kural olarak ilk derece mahkemesinin dava sonunda verdiği nihai karara karşı istinaf başvurusu yapılabilir. CMK 223/1’e göre; beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararları hüküm mahiyetindedir. Bu kapsamda özel bir düzenleme olan CMK md.231’deki “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” (HAGB) kararlarına karşı istinaf kanun yolu kapalı olup, işbu kararlara karşı “itiraz” yoluna başvurulabilir. Devamla CMK md 272/2’ye göre, hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararlarına karşı da hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilir. Örneğin, CMK 63/1’e aykırı olarak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan bir konuda dosyanın bilirkişi raporuna gönderilmesine yönelik kurulan bir ara karar sonucu düzenlenen raporun veya davanın neticesini etkileyecek bir tanığın dinlenilmesi talebinin reddine yönelik kurulan ara kararın hükme esas teşkil ettiği gerekçesiyle bu kararlara karşı hükümle birlikte istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Buna karşılık dava sürecinde sanığın tutuklanmasına, tutukluluk halinin devamına veya salıverilmesine, adli kontrole, hâkimin veya bilirkişinin reddine yönelik taleplerin kabul edilmemesine vb. ilişkin kararlara karşı CMK md.267 ve devamında yer alan “itiraz” kanun yolu öngörülmüştür. Bu doğrultuda asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara karşı yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlara karşı o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması halinde, numara olarak kendisini izleyen daireye itiraz edilebilir. Böylece hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden ve fakat itiraz kanun yolu öngörülmüş bu türden kararlara karşı hükümle birlikte ayrıca istinaf kanun yoluna başvurulamaz.

Yukarıda bahsedildiği gibi kural olarak ceza mahkemelerinin vereceği her türlü hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Ancak bu kuralın bazı istisnaları vardır. Bir başka deyişle aşağıda belirtilen kararlar ilk derece mahkemelerince hüküm altına alındıkları anda kesinleşir ve kararın değiştirilmesi için bir üst mahkemeye başvuru yapılamaz. Bu tür kararlara karşı ancak CMK 309’da yer alan “kanun yararına bozma” yoluna gidilebilir. Buna karşılık olağanüstü bir kanun yolu olan “kanun yararına bozma” başvurusu ceza hükmünün infazını durdurmadığı gibi, düzenlemenin amacı gereği başvurulan karardaki hukuka aykırılıkların da çok önemli boyutta olması gerekmektedir.

CMK md. 272/3’te yer alan ve istinaf yolunun kapalı olduğu bahse konu kararlar şu şekildedir.

“…a) Hapis cezasından çevrilen adli para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adli para cezasına mahkûmiyet hükümlerine, b) Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adli para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine, c) Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere, Karşı istinaf yoluna başvurulamaz….” İlk olarak maddenin “a” bendinde yer alan düzenlemeyi irdeleyecek olursak, buradaki istinaf yoluna başvurulamayan kararlar, kanundaki ceza maddesinde hapis cezasıyla birlikte adli para cezasının seçenek olarak sunulduğu durumlarda hâkimin hapis cezasını tercih etmeyip sadece adli para cezasına hükmettiği ve bu para cezasının da 3.000 TL veya altında bir miktar olarak belirlendiği kararlar ile yine yaptırım olarak sadece adli para cezasının düzenlendiği ceza maddesi uyarınca kurulan mahkumiyet hükmündeki adli para ceza sınırının 3.000 TL ve altında kaldığı kararlardır. Aksi takdirde şayet bir hapis cezası verilip de bu ceza para cezasına çevrilirse bu tür kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Örneğin TCK md.86/1’de yer alan “Kasten Yaralama” suçunun cezası “bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası” dır. Bu suçtan dolayı 1 yıl hapis cezası alan ve bazı indirimler (Haksız Tahrik ve Takdiri İndirim gibi) uygulanarak 5 ay hapsine karar verilen sanık hakkında bu hapis cezasının 3.000 TL adli para cezasına çevrilmesi durumunda işbu karara karşı istinaf başvurusu yapılabilir. Buna karşılık TCK md.125/1’de yer alan ve “üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası” yaptırımı olan “Hakaret” suçunda hapis cezasının tercih edilmeyip sadece 3.000 TL veya altında bir adli para cezasına hükmedilmesi, yine TCK.md.288’de yer alan “Adil Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs” ve TCK.md.182/1’de yer alan “Çevrenin taksirle kirletilmesi” suçları gibi sadece “adli para cezası” yaptırımı olan suçlarda da aynı şekilde 3.000 TL veya altında bir adli para cezasına hükmedilmesi durumlarında bu kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacaktır. Nihayet, bir hüküm içerisinde hem “hakaret” suçundan, hem de “çevrenin taksirle kirletilmesi” suçundan ayrı ayrı 3.000 TL veya altında adli para cezası verilmesi durumunda, iki cezanın toplamı 3.000 TL’yi geçse dahi istinaf sınırı açısından her bir suç aynı ayrı değerlendirilecek ve yine istinaf kanun yoluna başvurulamayacaktır.

Maddenin “b” bendinde yer alan düzenlemede ise, üst sınını beşyüz günü geçmeyen adli para cezasını gerektiren bir suçtan dolayı kurulan hükmün sadece ve sadece “beraat” olması durumunda istinaf kanun yoluna başvurulamayacağı belirtilmiştir. Maddenin lafından da açıkça anlaşıldığı üzere bahse konu yaptırımı öngören suçlarla ilgili verilen mahkûmiyet veya başkaca bir hükme karşı istinaf yolu açıktır. Örneğin 5809 sayılı “Elektronik Haberleşme Kanunu’nun” “Cezai Hükümler” başlıklı 63.maddesinin 10. fıkrasında, aynı kanunun “Abone ve cihaz kimlik bilgilerinin güvenliği” başlıklı .maddesinin “…ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarına aykırı hareket ederek bu işi bizzat yapanlar elli günden yüz güne kadar” adli para cezası ile cezalandırılır.” şeklinde bir cezai yaptırım belirlenmiştir. İşte bu kanun maddesi gibi üst sınını beşyüz günü geçmeyen adli para cezasını gerektiren bir suçtan dolayı verilen “beraat” hükümlerine karşı istinaf kanun yolu kapalıdır. Nihayet maddenin “c” bendinde, kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere karşı haliyle istinaf yoluna başvurulamayacağı belirtilmiştir. Öreğin “itiraz” kanun yoluyla ilgili CMK md.271/3’de “merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir…” düzenlemesi mevcuttur. Bu kapsamda, “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” (HAGB) kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine itiraz mercii tarafından verilen kararlar kesin hüküm mahiyetindedir.

TEMYİZ KANUN YOLU (YARGITAY)

Bölge adliye mahkemesi (Istinaf) ceza dairelerinin “bozma” dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir. (CMK md.286/1) Ancak CMK md.286’nın devamında yer alan fıkralarda bu kuralın bazı istisnaları belirtilmiştir. İşbu istinasları, başka bir deyişle istinaf dairesi tarafından verilen ve temyiz edilemeyen kararlara geçmeden önce kısaca bölge adliye mahkemesi tarafından verilen karar türlerinden bahsetmekte yarar vardır. ilk derece mahkemesi tarafından verilen nihai karara karşı yapılan istinaf başvurusu sonucunda istinaf mahkemesi tarafından verilebilecek hükümler aşağıdaki gibidir;

Bozma; ilk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması halinde (CMK 289. madde “Hukuka Kesin Aykırılık Halleri”ni sıralamaktadır. İşbu maddenin özetle belli başlı fıkralarını şu şekilde belirtebiliriz; yasaklanmış veya reddedilmiş hakimin hükme katılması, görevli veya yetkili olmayan mahkemenin davaya bakması, Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması, hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması gibi ) ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin (örneğin soruşturulması ve kovuşturulması şikayete tabi suçlarda şikayetin olmaması, aynı fiil nedeniyle aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava olması gibi) veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâllerinde istinaf dairesi, hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verir. Bu durumda ilk derece mahkemesi, istinaf dairesinin belirttiği aykırılıkları giderdikten sonra tekrardan bir hüküm oluşturur ve başvuru halinde dosya yeniden istinaf mahkemesine gönderilir. (CMK md.280/1-e,f)

İstinaf başvurusunun esastan reddi; (Onama) Istinaf dairesi, ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine karar verir. (280/1-a-1.c) Hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine; (Düzelterek Onama) Bu durumu düzenleyen kanun maddelerinde, ilk derece mahkemesinin kararında bir hukuka aykırılık tespit edilmekte ve fakat bu hukuka aykırılığın tekrardan dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilerek yeniden yargılama yaptırılmasını gerektirecek düzeyde olmadığı, bu sebeple istinaf mahkemesinin söz konusu aykırılığı kendisinin düzeltmesi gerektiği belirtilmektedir. (CMK md.280/1-a-2.c,b, c,d) Örneğin, olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse, sadece kanunun madde numarası yanlış yazılmış ise, hükümden sonra yürürlüğe giren kanun maddesinin sanığın lehine olması durumunda (CMK md.303 vd. ) istinaf mahkemesi hukuka aykırılığı düzelterek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verir.

Davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına; Burada istinaf dairesi, yukarıda bahsedildiği şekilde ilk derece mahkemesinin kararında herhangi bir bozma nedeni veya diğer karar türlerini gerektirecek bir durum olmadığını ve fakat davaya konu olayın tekrardan yargılamaya konu edilmesi gerektiği kanaatiyle davanın yeniden görülmesine karar vermektedir. Bu aşamada ilk derece mahkemesinde olduğu gibi aynı şekilde duruşma açılmakta, tanık ve bilirkişi gibi deliller toplanmakta, tutuklama ve adli kontrol gibi tedbirlere başvurulabilmektedir. Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddeder veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar. (CMK md.280/2)

Yukarıda bahsedildiği gibi kural olarak bölge adliye mahkemesi (Istinaf) ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir. Ancak bu kuralın bazı istisnaları vardır. Bir başka deyişle bazı istinaf mahkemesi kararları kesin hüküm mahiyetinde olup bu kararlara karşı Yargıtay’a temyiz başvurusu yapılamamaktadır. İşbu kararlar şu şekildedir; (Aşağıda harflerle ve koyu halde belirtilen bentler CMK’nın 286. maddesinin 2. fıkrasının bentleridir.) a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez. Örneğin “silahla tehdit” suçundan dolayı 4 yıl hapis cezasına hükmedilen bir karara veya bir trafik kazası sebebiyle taksirle öldürme” suçundan dolayı 30.000 TL adli para cezası verilen bir karara karşı yapılan istinaf başvurusu sonucunda bölge adliye mahkemesince usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık görülmeyip istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilirse, başka bir deyişle karar onanırsa işbu karar kesin hüküm mahiyetinde olup temyiz edilemez.

b) ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez. Örneğin 3 yıl hapis cezasına dair bir hüküm bölge adliye mahkemesince daha alt bir miktar hapis cezasına çevrilirse ya da farklı gerekçelerle aynı cezaya tekrardan hükmedilirse bahse konu hükme karşı temyiz başvurusu yapılamaz. Ancak aynı durumda 3 yıllık hapis cezası istinaf mahkemesince 4 yıl olarak artırılırsa yukarıdaki maddenin aksine ceza miktarı 5 yılın altında kalsa dahi temyiz kanun yoluna başvurulabilir.

Kanun maddesinin bu fıkrasındaki düzenlemeyle ilgili uygulamada tereddüt yaratan bir durumu belirtmekte yarar görmekteyiz. Şöyle ki, maddedeki düzenlemeye göre, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları hakkında bölge adliye mahkemesince aynı veya daha az bir miktarda yine bir ceza hükmü kurulursa kesin hüküm mahiyetinde, şayet ceza artırılırsa temyize tabi bir hüküm mahiyetindedir. Fakat ilk derece mahkemesince verilen hapis cezası hükmü bölge adliye mahkemesince kaldırılarak “beraat”, “ret”, “düşme” veya “ceza verilmesine yer olmadığı” gibi kararlar verilmesi durumunda işbu kararlar kesin mi yoksa temyize mi tabi olacaktır? Burada, ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmü bölge adliye mahkemesince tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılıp “beraat”, “ret”, “düşme” veya “ceza verilmesine yer olmadığı” gibi kararlar verilmesi durumunda işbu kararlar maddenin lafzı ve düzenleme amacı da düşünüldüğünde temyize açık olacaktır. Her ne kadar bazı Yargıtay dairelerinin aksi yönde kararları mevcut olsa da (Örnek olarak Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 12.02.2018 tarihli ve 2017/20735 E., 2018/2444 K. sayılı, Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 20.11.2017 tarihli ve 2017/14828 E., 2017/7937 K. sayılı kararı), Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.03.2018 tarihli ve 2018/38 E., 2018/113 K. sayılı kararı ile bu görüş aykırılığı ortadan kaldırılmıştır. Söz konusu Ceza Genel Kurulu kararının ilgili bölümleri şu şekildedir; “… Bu noktadan hareketle; CMK’nun 286. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde geçen “hapis cezalarını artırmayan” ibaresinden anlaşılması gerekenin; “cezayı aynı tutan” ya da “cezayı eksilten” kararlar olduğunun, bölge adliye mahkemesi ceza dairesince verilecek olan kararın da yine bir “hapis cezası” olacağının, ancak bu kararın ilk derece mahkemesince verilen hapis cezasını artırmamakla birlikte, aynı miktarda veya daha az bir ceza olması gerektiğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Dolayısıyla bölge adliye mahkemesi ceza dairesi tarafından verilecek “hapis cezasını artırmayan” kararın, yine hapis cezasına ilişkin bir “mahkûmiyet” kararı olması gerekmektedir. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi ceza dairesi arasında “mahkûmiyet” hükmü yönüyle bir uyuşmazlık bulunmaması ve ilk derece mahkemesince verilen beş yıl veya daha az hapis cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün bölge adliye mahkemesi ceza dairesince artırılmaması durumunda bu kararın “temyiz edilemez” nitelikte bir karar olmasını amaçlayan kanun koyucunun, bu düzenleme ile usul ekonomisini de gözettiğini söylemek yanlış bir yorum olmayacaktır. Buna karşın, “beraat”, “düşme”, “ret” ve “ceza verilmesine yer olmadığına” gibi kararlar bu bent kapsamında değerlendirilemeyeceklerdir. Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri tarafından verilen mahkûmiyet kararı dışındaki “beraat”, “düşme”, “ret” ve “ceza verilmesine yer olmadığına” ilişkin kararların ‘ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan” kararlar kapsamında oldukları, bu nedenle CMK’nun 286. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi kapsamında kalmaları nedeniyle temyiz edilemeyecekleri kabul edildiği takdirde, temel hak ve özgürlüklerden biri olan “hak arama özgürlüğü”nü daraltıcı, istisnai nitelikteki bir normu ise genişletici şekilde bir yorum yapmış olunur ki, bu durum ceza muhakemesi ilkelerine aykırılık teşkil edecektir….Üç dereceli yargı sistemi içerisinde, kesin olduğu belirtilenler dışında kalan kararlar bakımından kanun koyucunun en azından bir denetim yolu öngördüğü de gözetildiğinde, ilk derece mahkemelerince verilen “mahkûmiyet” hükmünü değiştiren ve birbirlerinden tamamen ayrı nitelikte olan bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin verebileceği berat”, W ret”, “düşme” ve “ceza verilmesine yer olmadığına” ilişkin kararlar yönünden bir denetim yolu öngörülmediği düşünülemez. Aksi düşüncenin kabulü, kanunlarımızda yer alan ve ceza miktarları itibarıyla ağır nitelikte olan bir çok suça yönelik olarak, bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin vereceği mahkûmiyet dışında kalan “beraat”, “ret”, “düşme” veya “ceza verilmesine yer olmadığına” ilişkin kararlara karşı herhangi bir kanun yolu öngörülmediği anlamına gelecektir…”

Burada ayrıca yer vermekte fayda gördüğümüz bir Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararına göre, “aleyhe bozma yasağı” ilkesini düzenleyen CMK md.283′ deki düzenleme gereği: “İstinaf yoluna yalnız sanık lehine başvurulmuşsa, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.” Bu doğrultuda “…Özel Daire çoğunluğuyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; ilk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen 4 yıl 2 ay hapis ve 820 TL adli para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükümlerine yönelik yalnızca sanıklar müdafileri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesi’nin kararının kaldırılarak, sanıkların aynı suçtan 5 yıl 6 ay hapis ve 40 TL adli para cezasıyla mahkûmiyetlerine karar verildikten sonra, CMK’nın 283. maddesi uyarınca kazanılmış hakları gözetilerek sanıkların neticeten 4 yıl 2 ay hapis ve 40 TL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına karar verilen dosyada; Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından İlk Derece Mahkemesince verilen cezaların artırılıp artırılmadığının, bu bağlamda Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının temyiz kanun yoluna tabi olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. Yerel Mahkemece sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan hükmolunan 4 yıl 2 ay hapis cezasının yalnızca sanıklar lehlerine istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yapılan duruşmalı inceleme sonucu hükmolunan 5 yıl 6 ay hapis cezası, sanıkların sübut bulan eylemlerinin karşılığında verilen asıl cezadır. Aleyhe değiştirmeme yasağı gözetilerek CMK’nın 283. maddesi uyarınca verilen 4 yıl 2 ay hapis cezası ise sanıkların eylemlerinin asıl cezası olmayıp infaz edilmesi gereken cezayı ifade etmektedir. Bu anlamda temyiz incelemesine konu edilmesi gereken cezanın da, sanıkların sabit olan suçları için tespit edilen, Yerel Mahkemece verilen 4 yıl 2 ay hapis cezasını artıran ve asıl ceza olan 5 yıl 6 ay hapis cezasına göre belirlenmesi gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. Dolayısıyla itiraza konu somut olayda, CMK’nın 286. maddesinin 2. fıkrasının ( b ) bendi kapsamında kaldığı için kesin nitelikte olan ve bu nedenle temyiz kanun yolu incelemesine tabi olmayan bir karardan söz etmek mümkün değildir. Söz konusu yaklaşım, sanıklar hakkında Bölge Adliye Mahkemesince hükmolunan cezaların temyiz edilebilmesi sonucunu doğurması nedeniyle hem uluslararası sözleşmeler ve Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğü ile hem de ceza muhakemesinde istisnai normların geniş yorumlanmaması gerektiği ilkesiyle de bağdaşmaktadır. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Dairenin temyiz istemlerinin reddine dair kararının kaldırılmasına karar verilmelidir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/20-21 E., 2021/285 K. 17.06.2021 T.)

c) Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar temyiz edilemez. Örneğin ilk derece mahkemesince TCK md.141/1’deki “hırsızlık” suçundan 1 yıl hapis cezası verilip bu ceza TCK.md.50’de yer alan “seçenek yaptırımlardan” örneğin adli para cezasına, kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya, bir eğitim kurumuna devam etmeye gibi bir seçenek yaptırıma çevrilirse, bu hükme karşı yapılan istinaf başvurusu sonucunda bölge adliye mahkemesince verilen esastan ret veya seçenek yaptırımlarla ilgili her türlü istinaf kararlarına karşı temyiz kanun yolu kapalıdır.

ilk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272. maddenin üçüncü fıkrası (yukarıda “istinaf kanun yolu başlığı” altında belirtilmiştir) kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez. Örneğin TCK md.155/1’de yer alan “güveni kötüye kullanma” suçunun cezası “altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası”dır. Bu suçtan kurulan herhangi bir hükme karşı yapılan istinaf başvurusu sonucunda bölge adliye mahkemesince verilen “her türlü” kararlara karşı temyiz kanun yolu kapalıdır. Ancak madde bendinin ilk cümlesi gereği şayet bahse konu “güveni kötüye kullanma” suçundan dolayı ilk derece mahkemesi “beraat” “, “düşme” gibi bir karar vermiş ve fakat bölge adliye mahkemesi bu kararı kaldırarak ilk defa “mahkûmiyet” hükmü kurmuşsa (bu mahkûmiyet hükmü hapis cezası olabileceği gibi, şayet adli para cezası olacaksa CMK md. 272/3 gereği hapis cezasından çevrilmeyerek doğrudan verilen 3.000 TL üstü bir adli para ceza olması gerekir) bu hükme karşı temyiz kanun yoluna başvurulabilir. Ayrıca yukarıdaki “b” bendinde belirtilen ve ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez kuralına ilişkin olarak ilk derece mahkemesince verilen hapis cezası hükmü bölge adliye mahkemesince kaldırılarak “beraat”, “ret”, “düşme” veya “ceza verilmesine yer olmadığı” gibi kararlar verilmesi durumunda işbu kararların temyize tabi olması “…kuralının tek istisnasını, “ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz edilemeyeceğini düzenleyen CMK’nun 286. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi oluşturmaktadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.03.2018 tarihli ve 2018/38 E., 2018/113 K. sayılı kararı) Başka bir deyişle yukarıda verilen örnekteki gibi “güveni kötüye kullanma” suçundan ilk derece mahkemesince verilen 1 yıllık bir hapis cezası kararı bölge adliye mahkemesince kaldırılıp “beraat”, “ret”, “düşme” veya “ceza verilmesine yer olmadığı” gibi bir karar verilirse işbu hüküm temyize kapalı olacaktır.

e) Adli para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez. Örneğin TCK. md.288’de yer alan “Adil Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs” ve TCK.md.182/1′ de yer alan “Çevrenin taksirle kirletilmesi” suçlanı gibi sadece “adli para cezası” yaptırımı olan suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez. “…5271 sayılı CMK’nin 286/2-e maddesinde yer alan; adli para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı temyiz yolunun kapalı olduğuna ilişkin düzenleme; kanunlarda sadece adli para cezası gerektiren suçlarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerince kurulan her türlü hükme karşı istinaf yoluna başvurulması sonucu; Bölge Adliye Mahkemelerince sanık hakkında ilk kez mahkumiyet hükmü kurulmaksızın verilecek diğer kararlar (esastan reddi, düzeltilerek esastan reddi vb.) için uygulanma kabiliyeti olan bir hükümdür. (Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin 25.02.2020 tarihli ve 2020/298 E., 2020/2007 K. sayılı kararı) Yargıtay burada maddenin “d” bendinin ilk cümlesini yani “ilk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272. maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere…” düzenlemesini maddenin “e” bendi içinde geçerli olduğunu, başka bir deyişle sadece “adli para cezası” yaptırımı olan “Çevrenin taksirle kirletilmesi” suçundan dolayı ilk derece mahkemesince verilen “beraat” veya “düşme” gibi bir kararı bölge adliye mahkemesi kaldırarak ilk defa “mahkûmiyet” hükmü kurup adli para cezasına hükmetmişse (buradaki adli para cezasının da CMK md. 272/3 gereği 3.000 TL üstü bir adli para ceza olması gerekir) bu hükme karşı temyiz kanun yoluna başvurulabilir. f) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları temyiz edilemez. Eşya müsaderesinin düzenlediği TCK.md.54/1’e göre; iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen yadasuçtanmeydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Yine kazanç müsaderesinin düzenlediği TCK.md.55/1’e göre; suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesine karar verilir. Bu kapsamda ilk derece mahkemesi hükmünde “mahkûmiyet”, “beraat” “düşme” kararları dışında eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin kararlar verilmişse sadece bu kararlarla ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar temyiz edilemez.

g) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adli para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları temyiz edilemez. Burada, kanun maddesindeki hapis cezasının üst sınırı on yıl veya daha az hapis cezasını veya adli para cezasını gerektiren suçlardan verilen “beraat” kararlarının bölge adliye mahkemesince onanması sonucu verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararların temyiz edilemeyeceği düzenlenmiştir. Örneğin TCK md.158/1’de yer alan “Nitelikli Dolandırıcılık” suçunun cezası “üç yıldan on yıla” kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıdır. “Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan yapılan yargılamada ilk derece mahkemesince verilen beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair hükümler temyiz edilmiş ise de, 5271 sayılı CMK’nın 286/2-g maddesi gereğince on yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda, ilk derece mahkemesince verilen beraat hükümleriyle ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, katılan ve vekilinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı CMK’nın 298. maddesi uyarınca reddine…karar verildi. (Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 02.11.2020 tarihli ve 2020/9459 E., 2020/10872 K. sayılı kararı) Aynı şekilde; “…Silahla tehdit suçundan verilen beraat hükmü yönünden on yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemesince verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın temyizi mümkün değildir…” (Yargıtay 1.Ceza Dairesi 2020/2261 E., 2021/6644 K. 12.04.2021 T.) Yine; “…Sanık hakkında hakaret ve silahla tehdit suçlarından diğer sanıklar hakkında kasten yaralama suçundan ve silahlı tehdit suçlarından yapılan yargılamada ilk derece mahkemesince verilen beraat kararlarına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükümler temyiz edilmişse de, on yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, katılanın temyiz isteminin reddine karar verilmiştir…” (Yargıtay 8.Ceza Dairesi 2020/5795 E., 2021/17320 K. 05.07.2021 T.)

h) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar temyiz edilemez. CMK md. 223/8’e göre Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. (Örneğin şikâyete bağlı suçlarda şikâyetten vazgeçme, dava zamanaşımı veya uzlaşma gibi) Yine CMK 223/3 ve ‘te de “ceza verilmesine yer olmadığına” dair karar türleri belirtilmiştir. Örneğin meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması halinde kusurunun bulunmaması dolayısıyla veya işlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen, etkin pişmanlık, karşılıklı hakaret dolayısıyla faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir. Yine TCK md. 53 ve devamında “güvenlik tedbirleri” düzenlenmiştir. Örneğin belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma (sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden, seçme ve seçilme ehliyetinden, velayet hakkından yoksun bırakılma gibi), eşya müsaderesi, kazanç müsaderesi, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri, suçta tekerrür, sınır dışı edilme, tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri gibi tedbirler belli başlı güvenlik tedbirleridir. CMK 223/1’e göre “güvenlik tedbirine hükmedilmesi” bir hükümdür. Yine CMK 223/6’ya göre sanığa yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya mahkûmiyet yerine veya mahkumiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur. İşte davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar temyiz edilemez

1) Yukarıdaki bentlerde yer alan sınırlar içinde

kalmak koşuluyla aynı hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez. Bu düzenlemeye göre, temyiz kanun yoluna başvuru sınırı olarak belirlenen 5 yıllık süreyle ilgili olarak ilk derece mahkemesi hükmünde farklı suçlardan verilen hapis cezalarının toplamı 5 yılı geçse dahi her bir suçun temyiz edilme sınırı ayrı ayrı hesaplarır. Örneğin aynı olay sebebiyle “şantaj” suçundan 2 yıl, “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 4 yıl hapis cezası verilen bir hükme karşı yapılan istinaf başvurusu bölge adliye mahkemesi tarafından esastan reddedilirse, işbu istinaf kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurulamaz.

Son olarak CMK md.286/3’e göre; ikinci fıkrada belirtilen temyiz edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile aşağıda sayılan suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilir:

Türk Ceza Kanununda yer alan; 1) Hakaret (madde 125, üçüncü fıkra), 2) Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (madde 213), 3) Suç işlemeye tahrik (madde 214), 4) Suçu ve suçluyu övme (madde 215), 5) Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (madde 216), 6) Kanunlara uymamaya tahrik (madde 217), 7) Cumhurbaşkanına hakaret (madde 299), 8) Devletin egemenlik alametlerini aşağılama (madde 300), 9) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama (madde 301), 10) Silâhlı örgüt (madde 314),

11) Halkı askerlikten soğutma (madde 318)

suçları.

b) Terörle Mücadele Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.

c) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesi ve 32 nci maddesinde yer alan suçlar.

Başka bir deyişle yukarıda belirtilen suçlarla ilgili her halükârda temyiz başvurusu yapılarak dosya Yargıtay’a taşınabilir.