Portföy Tazminatı
Portföy tazminatı, Müvekkillerinin ticari faaliyet alanlarını genişleterek ticari işletmelerinin değerinde ve kazancında artış ve gelişme göstermesini ve oldukları alandan daha büyük hacimli bir alana yayılmasını sağlayan acentenin; sözleşmeleri sona erse de müvekkillerinin kazancı devam etmesi ve bundan yararlanamamaları nedeniyle ortaya çıkan haksız durumun tazminini sağlamak amacıyla bir bedelin ödenmesi gerekliliği sonucunda ortaya çıkmıştır.
Tek satıcılık sözleşmesinin de acentelik sözleşmesine benzer bir durumu olması nedeniyle, TTK 122. Maddesi kıyasen bu tip sözleşmelere de uygulanmaktadır. Diğer bir değişle, tek satıcı da müvekkile sağladığı çevre ile ticari ilişkilerini büyütmesini sağlamakta ve sözleşmesi sona erse de müvekkil bu çevreden ekonomik kazanç sağlamaya devam etmektedir. Tek satıcı, sözleşme konusu mal ve hizmetin sürümünü arttırmak için acente gibi faaliyet göstermektedir1.
Nitekim Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 28.09.2016 tarihli 2016/5707 E., 2016/12723 K. sayılı emsal kararı da tek satıcılık sözleşmesini söyle açıklamaktadır. “Tek satıcılık sözleşmesi; üretici ile tek satıcı arasındaki ilişkileri düzenleyen, üreticinin mallarını belirli bir bölgede tekel şeklinde satmak üzere tek satıcıya göndermeyi üstlendiği, tek satıcının da kendisine gönderilen malların sürümünü artırmak için kendi adına ve hesabına faaliyette bulunduğu, taraflar arasında sürekli borç ilişkisi doğuran isimsiz bir sözleşmedir.” Genel olarak portföy tazminatı, acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra, bu ilişkinin devamı boyunca acentenin kişisel gayretiyle yarattığı müşteri çevresinden müvekkilinin hâlen yararlanması, acentenin ise yararlanmaması nedeniyle uğradığı kaybın karşılığıdır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6102 Sayılı TTK 1222. maddesinde açıkça “denkleştirme istemi” olarak tanımlanan, doktrinde de “müşteri tazminatı”, “portföy tazminatı”, “portföy akçesi” olarak da ifade edilen bu tür tazminattır3.
A) TTK 122. MADDESİ’NE GÖRE DENKLEŞTİRME İSTEMİNİN (PORTFÖY TAZMİNATININ) KOŞULLARI
Sözleşmenin tek satıcı veya acentenin kusuru olmaksızın sona erdirildiği hallerde, acente ve tek satıcının geliştirdiği müşteri çevresinden mahrum kalması nedeniyle oluşan zararın, müvekkil veya yapımcının aynı müşteri çevresinden yararlanmasıyla denkleştirilmesi gerekir. Acente veya tek satıcının bu yöndeki talebine “denkleştirme talebi” (müşteri tazminatı, portföy tazminatı) denilmektedir4.
Denkleştirme talebinde bulunulabilmesi için acentelik/tek satıcılık sözleşmesinin denkleştirme talebini doğuracak şekilde sona ermesi icap eder. Bu bağlamda ilk olarak, acente haklı bir gerekçe olmadan sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz. İkinci olarak, müvekkilin acente tarafından kazandırılan müşterilerden sözleşmenin sona ermesinden sonra da menfaat sağlaması gerekir. Üçüncü olarak, acentenin sözleşmenin feshi ile kayba uğraması aranır. Tüm bu şartlar gerçekleştikten sonra da denkleştirme isteminin hakkaniyete uygun olması gerekir. Talebin usuli koşullarına gelince; öncelikle hükmedilecek tazminat son beş yıllık ortalamaya göre veya eğer sözleşme daha kısa süreli ise, sözleşme süresinin tamamına göre hesaplanacak ve her durumda acentenin bir yıllık (net) kazancının toplam miktarını geçemeyecektir. Ayrıca bu istemden, önceden ve ileriye dönük olarak vazgeçilemez ve denkleştirme istem hakkının da sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekmektedir5.
Özetle, denkleştirme talebi için kanunun aradığı şartlar; sözleşmenin sona ermesi, müvekkilin yeni müşterilerden önemli menfaatler elde edilmeye devam edilmesi, acente/tek satıcının ücret kaybına uğraması ve tazminat isteminin hakkaniyete uygun düşmesidir. Tüm bu şartların hepsinin birlikte gerçekleşmesi gerekir. Tazminat talebinde bulunan, sözleşmenin sona ermesinde kendi kusuru olmadığını, sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak işletmeye bağlı müşterilerle yapılmış veya yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşmeye devam etmiş olsaydı elde edeceği ücreti talep etme hakkını kaybedeceğini, müvekkilinin bu yeni müşteriler sayesinde önemli menfaatler elde edebileceğini ve somut olayın özelliklerine göre ise denkleştirme talebinin hakkaniyete uygun düştüğünü ispat etmesi gerekir6.
1- Müvekkilin, acentenin bulduğu yeni
müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmeye devam etmesi Acente/tek satıcı gerçekten de sözleşme süresi boyunca, daimî surette faaliyeti ile bir müşteri çevresi yaratır. Sözleşmenin sona ermesinden sonra da müvekkilinin yaratılan bu müşteri çevresi ile ilişkisi, mevcut sözleşmeler, yeni sözleşmeler ya da yenilenen sözleşmelerle devam eder. acentenin/tek satıcının yarattığı, sözleşme ilişkisi boyunca da aracılık ya da akit yapma dolayısıyla ücret aldığı bu müşteri portföyü üzerinden, acente/ tek satıcı, sözleşme sona erdiği için artık ücret isteyemez fakat müvekkil doğrudan veya yeni bir acente/tek satıcı üzerinden bu ilişkilerden menfaat sağlamaya devam eder. İşte müvekkile sağlanan bu menfaat için bir karşılık ödenmesi gerekir. Bu karşılık, portföy tazminatı ya da daha isabetli bir deyişle denkleştirme bedelidir. Denkleştirme bedeli/acentenin denkleştirme talebi, sözleşmeden doğan sürekli borç ilişkilerinde tarafın (acentenin) kural olarak bedel dışında bir karşılık isteyemeyeceği ya da bedelle yetinmesi kuralının bir istisnasını oluşturur7.
Acente/tek satıcı tarafından sağlanan yeni müşterilerden kastın, acentelik/tek satıcılık ilişkisinin kurulmasından sonra acentenin/ tek satıcının kendi çabaları ile yeni getirdiği, müvekkilin ticari ilişkisini geliştirdiği, daha fazla ürün sattığı, sattığı ürünün çeşitliliğini arttırdığı müşterilerin olduğudur. Denkleştirme sisteminde esas alınacak yeni müşterinin tanımı yapılırken, sadece yeni müvekkiline yeni müşteri kazandırması değil, bu müşterilerinin de süreklilik arz etmesi aranmaktadır. Sürekli müşteri, belirli bir süre içinde yeniden sözleşme yapması beklenen müşteridir. Doğal olarak, müvekkilin iş kolu, ürettiği ve sattığı ürünün yahut sunduğu hizmetin niteliği, müşterinin sürekli olup olmadığı ile önem kazanmaktadır.
Diğer bir husus ise “önemli menfaat “sağlanması hususudur. Önemli menfaatin sözleşmenin sona ermesi ardından elde edilebileceği kanunda açıkça düzenlenmiş olup, bu da müvekkilin gelecekti karının hesaplanmasını gerektirir. Bunun belirlenebilmesi içinde geleceğe yönelik bir tahmin yapılması gerekir. Bu tahminin ne kadar bir dönem için yapıldığı ve sözleşmenin sona ermesinden sonra da ne kadarlık süre boyunca menfaat elde edeceği konusunda, her iş kolunun kendi özelliklerine göre piyasa yapısı, rekabet koşulları, ürünlerin kullanım süreleri gibi hususların dikkate alınması önem arz etmektedir. Bu koşullarda ispat yükü acenteye/tek satıcıya aittir.
Denkleştirme talebi, TBK’nın genel olarak düzenlenen sözleşmenin haksız feshi halinde, haksız feshe maruz kalan tarafın hak kazanacağı tazminat ile karıştırılmamalıdır.
Denkleştirme talebi saf bir maddi karşılık değildir; zira, denkleştirme talebinin doğumu ve acentenin hak kazanacağı karşılığın miktarının hesaplanmasında sadece acentenin ücret kaybı değil, müvekkilin muhtemel kazancı ve en önemlisi hakkaniyet ölçüsü de dikkate alınmaktadır8.
2- Elde edilecek kazançtan yoksun kalma
Acente/tek satıcı sözleşmenin sona ermesi nedeniyle, kendi kazandırdığı müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak işlerden dolayı, sözleşme devam etseydi elde edeceği ücreti isteme hakkını kaybetmelidir. Doktrinde, Acentelik/tek satıcılık sözleşmesinin sona ermesinden sonra müvekkilin; acentenin oluşturduğu müşteri çevresi ile sözleşme yapmasının, acentenin zararına yol açan borca aykırı bir davranış olmadığı ifade edilmektedir. Asıl dikkat edilmesi gereken nokta, sözleşmeye devam edilemediği için “acentenin ücret kaybına uğraması” dır. Bu durumda şart gerçekleşmiş olup, bir tazminat alacağı bakımından “acentenin zararı” aranmamalıdır9.
3- Somut olayın özellik ve şartlarına göre,
tazminat talebinin ödenmesinin hakkaniyete uygun düşmesi Yasa hükmünde de açıkça yer almış olduğu üzere, portföy tazminatı talebi için gerekli olan son koşul, talebin hakkaniyete uygun olma koşuludur. Hakkaniyete uygun olma koşulu tam olarak Yargıtay tarafından da belirlenmediğinden, somut olayın tüm özellikleri incelenerek karar verilmektedir. Ancak tazminat talebinin hakkaniyete uygun olup olmadığının değerlendirilmesi için öncelikle yukarıda belirtmiş olduğumuz unsurluların hepsinin birlikte gerçekleşmesi gerekmekte olup, bu maddelerinde sonuçları birlikte değerlendirildikten sonra tazminat talebinin hakkaniyete uygun olup olmadığına karar verilebilir. Bu koşul gerçekleşmeden acente/tek satıcı lehine portföy tazminatına hükmedilmesi söz konusu değildir10.
Yukarıdaki paragrafla açıkladığımız şartlarla beraber, taraflar arasındaki sözleşmesinin haklı bir sebebe dayanarak sonlandırılıp sonlandırılmadığı ya da taraflardan birinin kusurunun sözleşmenin sonlanmasına sebebiyet verip vermediğine göre acente/ tek satıcının denkleştirme tazminatına hak kazanıp kazanamadığı belirlenmektedir. Zira acente ya da tek satıcı haklı bir sebebi bulunmaksızın kendisi feshetmişse veya kendi kusurlu davranışlarıyla müşterinin feshetmesine sebep olmuşsa, portföy tazminatı talep edemez.
Portföy tazminatının hukuki niteliğinin denkleştirme istemi olması sebebi ile, kendi davranışları ile sözleşmenin feshine sebebiyet veren ya da müşterinin feshi haklı gösterecek bir davranışı olmadan sözleşmeyi fesheden acente/tek satıcının, bu eylemi sonucunda müşteri nezdinde yarattığı durum karşısında, bir de müşteriden portföy tazminatı isteyebilecek olması hakkaniyet ilkesi ile bağdaştırılmaz11.
B) DENKLEŞTİRME TALEBİNİN MİKTARI VE TALEP SÜRESİ
Acente veya tek satıcılık sözleşmelerinin haksız olarak feshedilmesi nedeniyle oluşan denkleştirme talebi, son beş yıllık faaliyet sonucu elde edilen kazancın yıllık ortalaması tavan olmak üzere hesaplanır. Beş yıldan kısa süren hallerde, hesaplama sözleşmenin devam ettiği süreye göre yıllık ortalama üzerinden yapılır. Tek satıcılıkta ise acentelikte olduğu gibi komisyon ödenmesi söz konusu olmadığından, hesaplama yapılırken komisyon yerine tek satıcının yıllık brüt kârı dikkate alınmalıdır. Brüt kârdan anlaşılması gereken; cirodan, işletme masrafları ve diğer giderler çıktıktan sonra kalan vergi öncesi kârdır. Belirtilen bu miktarlar, denkleştirme talebi için bir üst sınırdır. Hâkim, hal ve şartlara ve hakkaniyete göre daha az bir miktara da hükmedebilir. Acentenin veya tek yetkili satıcının, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle uğradığı kayıp ile, müvekkil veya yapımcının aynı müşteri çevresini kullanarak sağladığı menfaat ve işletmesinde değer artışı dikkate alınmalıdır12.
TTK md. 122-2 gereğince sadece hükmedilecek bedelin üst sınırını çizilmiş olup, hesaplama yöntemi ile ilgili net bir belirleme yapılmamıştır. Bu açıdan portföy tazminatı her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilerek her iş dalına göre farklı hesap detaylarına gidilmesi gerektiğinden, kanunun aradığı hakkaniyet ölçütü buna göre belirlenmektedir. Hâkim, somut olayı değerlendirirken ilk önce tarafların menfaatlerini ve uğradıkları kaybı değerlendirmesi gerekir. Zira, bunlar göz ardı ederek sadece hakkaniyet kriterine göre tazminat talebinin kabulüne veya reddine karar verilmesi pek yerinde olmaz. İlk incelemenin ardından hâkim, sözleşme ilişkisinin bütününe, sözleşmenin sona ermesi nedenlerine, tarafların kusurlarının olup olmadığına, sözleşme ilişkisinin süresi ve müşteri çevresindeki gelişmeler gibi nedenleri somut olayın özelliklerine göre yorumlayıp, portföy tazminatı ödenip ödenmeyeceğine karar vermelidir13.
Denkleştirme tazminatı talebi, sözleşmenin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde istenmelidir. Bu süre hak düşürücü süre olup, bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmesi gerekmektedir.
C) TAZMİNAT TALEBİNDEN VAZGEÇİLEMEMESİ
TTK 122/4 maddesi gereğince portföy tazminatı talep hakkından önceden feragat etmek geçersizdir. Acente/tek satıcı, kısa vadeli hesaplardan ya da sağlayıcının baskısından ve ekonomik gücünden dolayı gelecekte doğması muhtemel bir talebi kısıtlayan ya da tamamen ortadan kaldıran sözleşmelere meyil edebilir. Tarafların gelecekte doğacak haklarını kısıtlamamaları ya da ortadan kaldırmamaları için, sözleşme serbestisine bir istisna olarak denkleştirme bedeli talep hakkı emredici bir hüküm olarak kanun koyucu tarafından tanınmıştır14. Ancak kanunun ifadesinden sözleşmeden acente/tek satıcının sonradan feragat edebileceği hususu ortaya çıksa da maddenin gerekçesinde “tehdit, dayatma veya benzeri zorlamalarla bu haktan vazgeçilip geçmediğinin özenle araştırılması” gerektiği üzerinde durulmuştur.
Kanun gerekçesinde sonradan feragatte “Serbest irade” ile tazminat talebinden vazgeçme aranmaktadır. Gizli bir sözleşme ya da sözleşmeye konan şarta bağlı hususlarla, acente/tek satıcının, sözleşme iradesini serbest bir şekilde ortaya konması engellenirse diğer bir değişle bir şekilde tazminat talep hakkı acente/tek satıcının aleyhine sonuç doğuracak şekilde anlaşmalar yapmaya zorlanırsa, bu sözleşmeler geçersizdir15. Sonuç olarak sözleşmenin imzalanmasından sonra da acente/tek satıcının doğrudan ya da dolaylı yollarla tazminat talep etme iradesinin engellenmesi durumunda, tazminattan feragatin geçersizliği söz konusu olacaktır.
SONUÇ
TTK’nın “Denkleştirme İstemi” başlıklı 122. Maddesi her ne kadar acentelik sözleşmeleri için düzenlenmiş olsa da kıyas yoluyla tek satıcılık ve benzer nitelik taşıyan sözleşmeler için de uygulanmaktadır. Kanun koyucu Portföy Tazminatının istenebileceği koşulları belirtilmiş olsa da Hakkaniyete Uygunluk ölçütünün tam manası ile tanımlanması ne kanun maddesinde ne de Yargıtay İçtihatlarında bulunmaktadır. Yargıtay’ın, öncelikle tarafların birbirlerine kazandırdıkları yönünden maddi duruma ilişkin uzman bir bilirkişi incelemesi ile bir rapor hazırlanmasından sonra, TTK 122/1. Maddesindeki kriterlerin incelenmesi ve hâkimin oluşan kanaatine göre belli bir hakkaniyet ölçütünün oluşturulması gerektiğini kabul ettiği görülmektedir. Bu durum her somut olaya göre hâkimin kanaatinin değişebileceğini ve bu durumun önem arz ettiğini göstermektedir. Yine maddenin devam fıkrasında yer alan “önceden feragat” ibaresi ile kanun koyucunun, tek satıcı/acentenin sözleşme yapılmasından sonra denkleştirme talebinden feragatini geçersiz kılmadığını görmekteyiz. Acente/ tek satıcının güçlü taraf olan müvekkil karşısında daha güçsüz konumda olması nedeniyle, dolaylı yoldan portföy tazminatını talep hakkından feragat etmesinin önünde kesin bir engel olmayıp, ancak genel hükümler ile hile, tehdit ve aldatma yoluyla irade sakatlığından kaynaklı, denkleştirme talebinden feragatin hükümsüzlüğü ileri sürülebilecektir.
DİPNOT
- Prof. Dr. Faruk ACAR, İntikal (Geçiş) Hukuku Bakımından Tek Satıcının Portföy Tazminatının Talep Etme Hakkının Tabi Olduğu Süre Hakkında Bir Değerlendirme, Cevdet Yavuz’a Armağan, sf.19, https://dergipark.org.tr
- “Denkleştirme istemi: (1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. (2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır. (3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz. (4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir. (5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır.
- YHGK 27.11.2018 tarih, 2017/11-116 E, 2018/1794 K. Sayılı Kararı
- H. Ercüment ERDEM, Türk ve İsviçre Hukuklarında Denkleştirme Talebi, Kasım 2017, On iki Levha Yayıncılık, s.1.
- Prof. Dr. Arslan KAYA, Acentelik ve Tek Satıcılık ile Benzeri Diğer Tekel Hakkı Veren Sürekli Sözleşme İlişkilerinin Sona Ermesi Hâlinde Denkleştirme İstemi, TTK Sempozyumu, 12.10.2018, Oniki Levha Yayıncılık, sf.13
- Nitekim Yargıtay 11 HD 2016/2170 E., 2017/2780 K. Sayılı kararı da bu hususu açıklamaktadır. “Denkleştirme talebi için kanunun aradığı şartlar kümülatiftir. Bu bağlamda, öncelikle yeni müşteri çevresinin yaratıldığını, var olan müşterilerle ilişkinin geliştirilip genişletildiğini ve bu müşteriler sebebiyle müvekkilinin önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükü acente üzerindedir.” Yine İstanbul BAM, 14. HD., E. 2018/1072 K. 2020/1103 T. 21.10.2020 kararı da başka bir örnek olarak gösterilebilir. “Davacı taraf daha fazla poliçenin yenilendiğini ve daha fazla müşteri çevresiyle davalı sigorta şirketinin poliçe üretmeye devam ettiğini iddia etmiş ise de bu iddiasını kanıtlayamadığı gibi bilirkişi kurulu tarafından incelenen ticari defterler ve davalı sigorta şirketinin rejistro kayıtlarına göre yani müşteri kayıtlarına göre yapılan tespitler ışığında daha fazla poliçe yenilendiğine dair bir tespit yapılamadığı anlaşılmaktadır. Fesih tarihinde yürürlükte olan 5684 sayılı Kanun’un 23/16.maddesi uyarınca, acentenin portföy tazminatı isteyebilmesinin ilk koşulu, sözleşme ilişkisi sona erdikten sonra da davalı sigorta şirketinin, acentenin müşteri portföyünden önemli bir menfaat elde etmeye devam ediyor olmasıdır. Somut olayda acentelik ilişkisi sona erdikten sonra davacının portföyündeki sadece 15 müşterinin davalı sigorta şirketi ile poliçe yenilediği, bu poliçeler dolayısıyla davalının sadece 2.882,58 TL brüt sigorta prim geliri elde ettiği dikkate alındığında, portföy tazminatı talebi için yasada aranan bu koşulun (önemli menfaat elde etme koşulunun) gerçekleştiğinin kanıtlanamadığı kanaatine varılmıştır. Portföy tazminatı talebinde ispat yükü davacıda olup davacı, davalının önemli bir menfaat elde ettiğini kanıtlayamamıştır. Bu nedenlerle davacının portföy tazminatı talebinin reddine dair karar yönünden davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir”
- Prof. Dr. Arslan KAYA,, sf.12
- Dr. Öğretim Üyesi A. İpek Sarıöz Büyükalp, Denkleştirme Talebinin Hukuki Niteliği ve Kanunlar İhtilafı Hukuku Bağlamında Değerlendirilmesi s.535
- Karasu, Rauf, “Türk Ticaret Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’naGöre Acentanın Denkleştirme Talebi”, AÜHFD, C. 57 Sayı: 4 Yıl: 2008, s. 283-318 (Sf. 297), Demir Gökyayla, Cemile: Milletlerarası Özel Hukukta Tek Satıcılık Sözleşmeleri, 2. Baskı, İstanbul 2013 (S.272)
- Tuğba TOKSÖZ, Tek Satıcılık Sözleşmelerinde Portföy Tazminatı, İ.Ü.Sosyal Bilimler Fakültesi Özel Hukuk Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, S.62
- Tuğba TOKSÖZ, S.54, H. Ercüment ERDEM, s.13, “Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 20.04.1996 tarihli kararında denkleştirme talebine hükmedilmesinin şartları açısından acentenin sözleşmenin sona ermesinde kusurlu olmamasını aramıştır: ‘(…) Bir acentenin sözleşmenin feshinde bir kusuru bulunmadığı takdirde kendi döneminde oluşturulan ve uzun süren sigorta sözleşmelerinden dolayı sigorta ettiren tarafından sigortacıya ödenen primler bakımından acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra mahrum kaldığı prim komisyon ücretlerinden dolayı muhik bir tazminat isteyebileceğinin kabulü gerekir. Buradaki kriter sözleşmeyi fesih eden sigortacının kusurlu olup olmaması değil, acentenin kusurlu olup olmaması halidir.’”
- H. Ercüment ERDEM, s.21-22
- Tuğba TOKSÖZ,, S.73
- KARASU 304, TOKSÖZ 89
- TOKSÖZ 91
KAYNAKÇA
- ACAR, Faruk Prof. Dr., İntikal (Geçiş) Hukuku Bakımından Tek Satıcının Portföy Tazminatının Talep Etme Hakkının Tabi Olduğu Süre Hakkında Bir Değerlendirme, Cevdet Yavuz’a Armağan
- BÜYÜKALP, A. İpek Sarıöz, Dr. Öğretim Üyesi, Denkleştirme Talebinin Hukuki Niteliği ve Kanunlar İhtilafı Hukuku Bağlamında Değerlendirilmesi, https://hukuk.deu.edu.tr/wp-content/uploads/2019/12/PEK-SARIOZ-BUYUKALP.pdf
- ERDEM, H. Ercüment Prof. Dr, Türk ve İsviçre Hukuklarında Denkleştirme Talebi, Kasım 2017, On iki Levha Yayıncılık
- GÖKYAYLA Demir, Cemile Doç. Dr, Milletlerarası Özel Hukukta Tek Satıcılık Sözleşmeleri, 2. Baskı, İstanbul 2013
- KARASU, Rauf Prof. Dr., “Türk Ticaret Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’na Göre Acentenin Denkleştirme Talebi”, AÜHFD, C. 57 Sayı: 4 Yıl: 2008, s. 283-318
- KAYA, Arslan Prof. Dr., Acentelik ve Tek Satıcılık ile Benzeri Diğer Tekel Hakkı Veren Sürekli Sözleşme İlişkilerinin Sona Ermesi Hâlinde Denkleştirme İstemi, TTK Sempozyumu, 12.10.2018, Oniki Levha Yayıncılık
- TOKSÖZ, Tuğba, Tek Satıcılık Sözleşmelerinde Portföy Tazminatı, İ.Ü.Sosyal Bilimler Fakültesi Özel Hukuk Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi
