5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (“FSEK” veya “Kanun”), ürün olarak adlandırılan fikir ve sanat eserleri üzerinde hak sahibi öznelerin manevi ve mali haklarını belirlemek, söz konusu hakların korunmasına yönelik önlemler almak, ürünler üzerinden hukuka uygun ekonomik fayda sağlanmasına yönelik koşulları düzenlemek ve düzenlenen esas ve usullere aykırı davranılması halinde uygulanacak müeyyideleri belirlemek amacıyla 13 Aralık 1951 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Bilişim kavramının FSEK içerisinde gündeme gelmesine yönelik süreç açısından Kanun kapsamında hangi ürünlerin “eser” olarak adlandırıldığını ifade etmek gerekmektedir. Eser, Kanun’da sayılan eser türlerinin fikri bir çaba sonucunda sahibinin hususiyetini taşıması suretiyle biçimlenerek meydana gelen ürün olarak tanımlanabilir. Bilişim kavramının da açık bir şekilde görünür hale gelmesi Kanun’da sayılan eser türleri arasında yer alması ile başlamaktadır.

Avrupa Birliği uyum sürecinde 7.6.1995 tarih ve 4110 sayılı Kanun ile FSEK m.2/1’e ilim ve edebiyat eserleri başlığı altına bilgisayar programları ve program sonucu doğurması şartıyla hazırlık tasarımları1 eser türleri arasına eklenmiştir. Söz konusu ekleme ile birlikte bilişim kavramı FSEK kapsamında yerini almıştır.

1. GENEL OLARAK

FSEK m.71/1-1’de suçların işlenebilmesi için farklı hareketlerin tanımlanmış olması sebebiyle her biri kendi içinde seçimlik hareketli suç örneği teşkil eden üç ayrı suç yer almaktadır2. Seçimlik hareketli suçlar, yasa çerçevesinde birkaç hareketin yer aldığı ancak suçun oluşması açısından hareketlerden birinin yapılması halinde neticenin gerçekleşeceğinin kabul edildiği suçlardır. Yasada belirtilen eylemlerden birinin dahi gerçekleştirilmiş olması suçu doğuracaktır ancak belirtmek gerekir ki birkaç hareket gerçekleşmiş olsa dahi yasa hükmü bir kez ihlal edilmiş olacağından faile tek ceza verilmesi söz konusu olacaktır3.

Maddenin ilk fıkrasında; fikir ve sanat ürünlerine yönelik mali, manevi ve bağlantılı hakların ihlal edilmesi suretiyle hak sahiplerinin yazılı bir onayı olmadan söz konusu ürünleri işlemek, temsil etmek, çoğaltmak, değiştirmek, dağıtmak, umuma iletmek, yayımlamak ya da hukuka aykırı olarak işlenmiş ve çoğaltılmış ürünleri satışa arz etmek, satmak, kiralamak, ödünç vermek ya da bir şekilde yaymak, ticari kaygı ile satın almak, ithal etmek, ihraç etmek, kişisel kullanım amacı olmadan elinde bulundurmak veya depolamak suç olarak tanımlanmıştır.

Kanun m.71/1-2’de başkasına ait bir esere kendi eseri gibi sahiplenerek isim koyma suçu, m.71/1-3’te bir eserden kaynak göstermeden iktibasta bulunma suçu (intihal suçu), m.71/1-4’te alenileşmemiş bir eser hakkında sahibinden izin almaksızın kamuya açıklamada bulunma suçu, m.71/1-5’te bir eserden yanlış, yetersiz veya aldatıcı şekilde kaynak gösterme suçu, m.71/1-6’da ise bir eseri tanınmış birinin adını kullanmak suretiyle çoğaltma, dağıtma, yayma veya yayımlama suçu düzenlenmiştir.

Ayrıca, Kanun m.71/2’de FSEK Ek m.4/1’de belirtilen eylemlerin yetkisiz olarak işlenmesi suç olarak düzenlenmiştir.

Bu kapsamda düzenlenen suçlar bakımından suçun konusu yönünden bir farklılık bulunmamaktadır. Manevi, mali ve bağlantılı haklara tecavüz açısından suçun konusunu her çeşit eser oluşturmaktadır. Özellikle bilişim alanında meydana gelecek ihlal durumlarında bahsi geçen bilgisayar programlarının veya yazılımların eser niteliğini haiz olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.

FSEK m.71’de düzenlenen suçlar kasten işlenebilecek suçlardan olup bu suçların taksirle işlenmesinden bahsedilememektedir. Zira TCK m.22/1’de taksirle işlenecek fiillerin cezalandırılabilmesi için kanunlarda açıkça belirtilmesi gerektiği ifade edilmektedir.

Suçun maddi unsurlarına gelindiğinde ise fail yönünden bir değerlendirme yapıldığında fail olarak FSEK m.71’de sayılan mali, manevi veya bağlantılı hakların ihlal edilmesine yol açan eylemleri gerçekleştirenlerin fail olabileceğini söyleyebiliriz. Fail konusunda herhangi bir husus öngörülmemiş olup bu konuda bu eylemi gerçekleştiren herkes fail olabilir.

Mağdur yönünden yapılan değerlendirmede; hak sahibi öznelerin tespit edilmesi önem taşımaktadır. FSEK’teki düzenlemeye göre manevi hakların devredilemeyeceği hususunu göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Bu yönüyle, eser sahibi hayatta iken mağdurun eser sahibi olacağını söylemek mümkündür. Eser sahibinin hayatta olmadığı durumlarda; FSEK m.19’a göre; FSEK m.14’te yer alan “umuma arz salahiyeti” ile m.15’te düzenlenen “adın belirtilmesi salahiyeti” haklarının kullanımına ilişkin bir hususun belirlenmemiş olması veya herhangi bir kimseye verilmemiş olması halinde söz konusu hakların mirasçılara ait olduğunu öngörmesi sebebiyle bu hakların ihlal edilmesi halinde mirasçılar da suçun mağduru olabilirler. Burada önemle belirtilmesi gereken husus, mirasçıların FSEK’teki düzenleme gereğince yeni bir hakka sahip oldukları ve bu hakları miras yolu ile edinmedikleridir. Bu nedenle yine aynı maddede belirtildiği üzere; mirasçıların, eser sahibinin ölümünden itibaren yetmiş yıl boyunca sayılan hakların ihlal edilmesi halinde yasal hak sahibi olarak şikayetçi olma hakları bulunmaktadır.

Mali haklar yönünden mağdurun tespit edilmesi noktasında esere ilişkin yapılan anlaşmaların ve devirlerin söz konusu olabileceği göz önünde bulundurulmalı ve bir hak ihlali olduğunda öncelikli olarak hak sahibinin tespit edilmesi gerekmektedir. FSEK m.48 çerçevesinde eser sahibi veya mirasçıları yasal olarak sahip oldukları mali hakları devredebilirler ya da lisans vermek suretiyle sadece kullanma hakkını da bırakabilirler.

FSEK m.27 uyarınca eser sahibine ait mali haklar eser sahibinin ölümünden itibaren yetmiş yıl boyunca korunmaya devam edeceğinden eser sahibinin mirasçıları da hak sahibi olabilirler. Dolayısıyla mali hakların ihlali gündeme geldiğinde eser sahibi, mirasçıları veya hakkı devralanların da mağdur olmaları ihtimal dahilindedir.

Manevi ve mali haklara tecavüz suçları bakımından fiil yönünden değerlendirmeler aşağıda alt başlıklar halinde gerçekleştirilecektir. alt başlıklar halinde gerçekleştirilecektir.

1.1. Manevi Haklara Tecavüz Durumu

FSEK’te manevi haklar kapsamında FSEK m.14 “umuma arz salahiyeti”, FSEK m. 15 “adın belirtilmesi salahiyeti” ve FSEK m.16 “eserde değişiklik yapılmasını menetmek” hükümleri düzenlenmiştir.

FSEK m.71/1-1’de düzenlenen suçun4 temelinde FSEK m.14’te yer alan eser sahibinin umuma arz salahiyetinin korunması amaçlanmaktadır. Söz konusu suçun işlenmesi halinde eser sahibinin umuma arz yetkisinin ihlali söz konusu olur5. FSEK m.71/1-4’te düzenlenen suç6 ile eser sahibinin FSEK m.14/2’de düzenlenen eser sahibine tanınan, tamamı veya esaslı kısmı alenileşmemiş ya da ana hatları ile henüz umuma sunulmamış eser hakkında bilgi verme hakkının ihlalinin önlenmesi istenilmektedir. Suçun oluşması bakımından umuma arzın gerçekleşmesi gerekli olmayıp eser sahibinin izni olmaksızın eserin içeriği hakkında bilgi verilmesi suçun oluşması bakımından yeterli kabul edilmektedir7. FSEK m.71/1-2’de düzenlenen suç8 eser sahibinin FSEK m.15’te yer alan hakkının ihlali olup9 intihal suçu olarak değerlendirilebilecektir. Bu madde intihalin eserin tamamı üzerinde gerçekleşmesi halinde gündeme gelecektir. İntihalin kısmi olarak gerçekleşmesi halinde FSEK m.71/1-3’te düzenlenen suçun10 oluşacağı söylenebilir. FSEK m.71/1- 3’te kaynak göstermeksizin eserden alıntı yapılması söz konusudur. Burada anonim hale gelmiş ve herkes tarafından bilinen bilgiler ve tanımlamalar madde kapsamının dışında kalmaktadır11. FSEK m.71/1-6’da düzenlenen suç12 ile ünlü ve tanınmış kişilerin üzerinden menfaat elde etmeye çalışılmasının önüne geçilmek istenmektedir13. FSEK m.71/1-5’te düzenlenen suç14 ile eser sahibinin manevi hakkı korunmaya çalışılmakta olup eserlerden kaynak gösterilmesi halinde yanlış, yetersiz veya aldatıcı nitelikte olması halinde suçun oluşacağını söylemek mümkündür. FSEK m.35 kapsamında düzenlenen iktibas serbestisi hükmü iktibasın nasıl gerçekleştirileceği konusunda yol gösterici niteliktedir15. Bu noktada belirtmek gerekir ki; hiç kaynak göstermeksizin bir eserden alıntı yapılması halinde FSEK m.71/1-3’teki suç, aldatıcı veya yanlış nitelikte kaynak gösterilmesi halinde FSEK m.71/1-5’teki suç teşekkül edecektir16.

Eserin değiştirilmesi hareketi ile FSEK m.16 çerçevesinde eser sahibinin eser üzerinde değişiklik yapılmasını menetmek hakkını koruma altına alan düzenlemeye yönelik bir ihlalin söz konusu olması halinde17 FSEK m.71/1-1 kapsamında eser sahibinin manevi hakkına yönelik olarak suçun oluşacağını söylemek mümkündür.

1.2. Mali Haklara Tecavüz Durumu

FSEK m.71/1-1’de geniş kapsamlı bir suç tanımı gerçekleştirilmiş olup mali hakların ihlali neticesinde suç teşekkülünü sağlayacak unsurlar çoğunlukla bu hüküm içerisinde yer almaktadır. FSEK m.21’de yer verilen işleme hakkının eserin eser sahibinin izni alınmaksızın işlenmesi suçun oluşması bakımından yeterli bir eylemdir.

FSEK m.22’de yer verilen ve eser sahibine tanınan çoğaltma hakkı ise herhangi bir şekilde veya yöntemde eserin çoğaltılmasının önüne geçmektedir. Dolayısıyla çoğaltmanın kabulü açısından çoğaltılan eserin mahiyeti, çoğaltma yöntemi önem taşımamaktadır. Eser sahibinin izni olmaksızın çoğaltma gerçekleştirilmesi halinde yine FSEK m.71/1- 1 kapsamında suçun teşekkül ettiğini söylemek mümkündür. FSEK m.22’nin son fıkrasında; eser sahibinin çoğaltma hakkının, “bilgisayar programının geçici çoğaltılmasını gerektirdiği ölçüde, programın yüklenmesi, görüntülenmesi, çalıştırılması, iletilmesi ve depolanması fiillerini de kapsadığı” ifade edilmektedir. FSEK m.23’te yer verilen “yayma hakkı”, m.24’te bulunan “temsil hakkı” ve m.25’te yer alan “işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı” mali haklar kapsamında eser sahibinin izni alınmaksızın söz konusu maddelerin ihlali FSEK m.71/1-1 kapsamında suçun oluşması bakımından yeterli hareketler olarak kabul edilmektedir.

2. BAĞLANTILI HAKLARA TECAVÜZ DURUMU

FSEK m.71 kapsamında bağlantılı haklardan bahsedilmekte olup bütün suçlar bakımından bağlantılı hak sahiplerine de koruma sağlama amaçlanmaktadır. Ancak belirtmek gerekir ki; bağlantılı hak sahipleri eser sahibi olmamaları sebebiyle, icracı sanatçılar hariç olmak üzere, manevi hakların ihlali gündeme gelmeyecektir. Olası tecavüz eylemleri mali haklar yönünden gerçekleşecek olup FSEK m.71 kapsamında mali haklar yönünden unsurların sağlanması durumunda suçların teşekkül edeceğini söylemek mümkündür18. Yukarıda mali haklar açısından yapılan açıklamalar bağlantılı haklar açısından da geçerli olmaktadır.

3. HUKUKA AYKIRILIK UNSURU

Gerçekleştirilen fiillerin hukuka aykırı olması suçun oluşması açısından kurucu unsur olarak kabul edilmektedir. Fiilin, hukuk düzeni ve hukuk kurallarına aykırı olması ve eylemi hukuka uygun hale getiren bir nedenin bulunmaması durumunda hukuka aykırılıktan bahsedilmektedir19. FSEK m.71 kapsamında yapılan inceleme çerçevesinde; m.71/1-1’de sayılan eylemlerin hak sahibinin yazılı izni olması halinde hukuka uygun hale geleceğinden bahsedilmektedir. Bu nedenle söz konusu suçlar bakımından hak sahibinin yazılı izni suç teşkil edebilecek eylemleri hukuka uygun hale getirir.

Aynı madde içerisinde yer alan FSEK m.71/1- 1 dışında kalan suçlar açısından ise hak sahibinin yazılı izninden bahsedilmemektedir. Bu noktada hak sahibinin izin verip vermediği yönünde oluşabilecek uyuşmazlıklar noktasında şüpheden sanığın yararlanacağı ilkesi düşünülerek hak sahibine ispat zorluğu yaşatabileceğini söylemek mümkündür20.

FSEK m.52’de mali haklara ilişkin anlaşmaların ve tasarrufların yazılı yapılması ve hakların açık bir şekilde ayrı ayrı olarak belirtilmesi gerektiğini ifade etmektedir. Bu yönüyle mali haklar açısından FSEK m.52’ye uygun anlaşmalar ve rızalar söz konusu eylemleri hukuka uygun hale getirmektedir20.

FSEK m.38’de bilgisayar programlarını yasal yollar ile edinen kişiler açısından programın yüklenmesi, bir adet yedekleme kopyasının alınması, programının işleyişinin tetkik edilmesi, sınanması, hatalarının düzeltilmesine imkan sağlanmıştır. Bu yönüyle FSEK m.71’den kaynaklanan mali haklara tecavüzün söz konusu olması durumunda yasadan kaynaklanan bir hukuka uygunluk sebebinin varlığını kabul etmek gerekmektedir21.

SONUÇ

Teknolojik gelişmeler ile birlikte bilişim alanında her geçen gün üretilen yazılımlar ve sistemler, bilgiye erişim ve bilginin dağılım hızını arttırmış ve veri transferini çok büyük oranda kolaylaştırmıştır. Günümüz dünyasında insanlar ve yapay zeka sistemleri birbirine bağlı olup gözle görülmeyen büyük bir ağ oluşturmaktadır. Bu ağ içerisinde her an milyonlarca veri aktarımı gerçekleştirilmektedir. Veri aktarımının hızlandırılmış olması modern hayatta insan hayatını kolaylaştıran bir durum olarak yer alsa da bununla birlikte veri aktarımının kişilerin iradesinden bağımsız şekilde hareket etmeye devam etmesi çok büyük güvenlik açığı oluşturmaktadır. İnsan hayatını kolaylaştıran gelişmeler aynı zamanda bir güvenlik tehdidini beraberinde getirmektedir. Söz konusu güvenlik tehdidi ise hukuki düzenlemeler ile korunma sağlanmasını gerekli kılmaktadır.

Bu çerçevede 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun (“TCK”) onuncu bölümünde bilişim alanında suçlar; (i) Bilişim sistemine girme, (ii) Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme, (iii) Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, (iv) Yasak cihaz veya programlar olarak yer almaktadır. Söz konusu maddelerde yer alan suçlar doğrudan bilişim suçu olarak değerlendirilmekte olup diğer klasik suçların bilişim alanında bulunan mekanizmalar aracılığı ile işlenmesi halinde dolayısıyla bilişim suçu oluşacağı kabul edilmektedir.

Bilişim suçları ayrıca özel kanunlarda da düzenlenmiştir. FSEK’te yansımalarını gördüğümüz bilişim suçları özel kanun düzenlemelerine örnek teşkil etmektedir.

FSEK’te yer verilen düzenlemeler ile bilişim suçları açısından hem eser sahibi manevi ve mali hakları konusunda hem bağlantılı hak sahipleri mali haklar konusunda korunmaktadır. Ancak bilişim sistemlerinin oluşturulması, eser sahipliğinin kriteri konusunda sübjektif değerlendirmeye tabi tutulması, bilişim sisteminde bulunan tehditlerin kolayca tespit edilememesi gibi hususlar bilişim sistemleri açısından mevutta bulunan fikri haklar konusunda yapılan düzenlemelerin geliştirilmesini gerekli kılmaktadır.

DİPNOT

  1. FSEK m.2/1-1: “Herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler ve her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşuluyla bunların hazırlık tasarımları”.
  2. Murat Volkan Dülger, Bilişim Suçları ve İnternet İletişim Hukuku, 8. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2020 s. 545.
  3. Nur Centel, Hamide Zafer, Özlem Çakmut, Türk Ceza Hukukuna Giriş, 7. Bası, Beta Yayıncılık, İstanbul, 2011, s. 252.
  4. FSEK m.71/1-1: “Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair şekilde yayan, ticarî amaçla satın alan, ithal veya ihraç eden, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.”.
  5. Dülger, s. 543.
  6. FSEK m.71/1-4: “Hak sahibi kişilerin izni olmaksızın, alenileşmemiş bir eserin muhtevası hakkında kamuya açıklamada bulunan kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”.
  7. Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, On İki Levha Yayıncılık, 2015, s.262.
  8. FSEK m.71/1-2: “Başkasına ait esere, kendi eseri olarak ad koyan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır. Bu fiilin dağıtmak veya yayımlamak suretiyle işlenmesi hâlinde, hapis cezasının üst sınırı beş yıl olup, adlî para cezasına hükmolunamaz.”.
  9. Dülger, s. 547.
  10. FSEK m.71/1-3: “Bir eserden kaynak göstermeksizin iktibasta bulunan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır.”.
  11. Bozbel, s.261.
  12. FSEK m.71/1-6: “Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı, tanınmış bir başkasının adını kullanarak çoğaltan, dağıtan, yayan veya yayımlayan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır.”.
  13. Bozbel, s.262.
  14. FSEK m.71/1-5: “Bir eserle ilgili olarak yetersiz, yanlış veya aldatıcı mahiyette kaynak gösteren kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”.
  15. Bozbel, s.262.
  16. Dülger, s. 548.
  17. Dülger, s. 548.
  18. Dülger, s. 552.
  19. Centel/Zafer/Çakmut, s. 280.
  20. Dülger, s. 553.
  21. Dülger, s. 554.

KAYNAKÇA

  • BOZBEL Savaş, Fikri Mülkiyet Hukuku, On İki Levha Yayıncılık, 2015.
  • CENTEL Nur/ZAFER Hamide/ÇAKMUT Özlem, Türk Ceza Hukukuna Giriş, 7. Bası, Beta Yayıncılık, İstanbul, 2011. DÜLGER Murat Volkan, Bilişim Suçları ve İnternet İletişim Hukuku, 8. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2020.