Trafik Kazalarında Hukuki Sorumluluk ve Sigorta
1. Trafik Kazalarında Hukuki Sorumluluk
Ülkemizde, günlük hayatta oldukça sık karşılaştığımız ve hukuki çözüm yolları aradığımız konulardan biri trafik kazalarıdır. Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta hususunda, ilk olarak üzerinde durulması gereken nokta, trafik kazası anında sorumlu tutulacak kişi veya kişilerin belirlenmesi olacaktır. Bunun için öncelikle işleten kavramı incelenmelidir. Karayolları Trafik Kanunu (“KTK”)’nun 3. maddesinde; “İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıylasatışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabınave tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” tanımına yer verilmiştir.
Sorumluluğun yükleneceği kişi veya kişiler belirlendikten sonra ise trafik kazalarında sorumluluk hakkında bir inceleme yapılacaktır. KTK’nın “İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu” başlıklı 85. maddesinde; “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyinzarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” denilerek sorumluluğun kapsamı belirlenmektedir. Bu hükümde motorlu bir araç işleteninin sorumluluğu, kusura dayanmayan bir tehlike sorumluluğu olarak düzenlenmiştir. Bu düzenleme; karayollarındaki motorlu araçların işletilmesinin doğurduğu büyük tehlike, bunların zarar doğurmaya müsait oluşu, sürücünün ekonomik durumun genelde zayıf olması gibi zarara uğrayan tarafı himaye düşüncesinden doğmuştur.
İşletenin bu sorumluluğu, ağırlaştırılmış kusursuz sorumluluk, başka bir deyimle tehlike sorumluluğudur. Eğer ortada bir zarar varsa karine olarak bu zarar motorlu araç işletilmesinin tabi ve normal bir sonucudur. Dolayısıyla bu sonuçtan motorlu aracı işleten sorumludur. KTK m.85/1 göre işletenin sorumluluğu kusur sorumluluğu olmadığı gibi, Türk Borçlar Kanunu (“TBK”)’nun 55. maddesinde öngörülen objektif özen ödevinin ihlaline dayanan bir sebep sorumluluğu da değildir. Bu itibarla işleten hiçbir kusuru olmasa da, aracın işletilmesinin sebep olduğu zararı tazmin etmekle sorumludur. Sorumluluk kusura dayanmamaktadır. İşletenin trafik kazalarındaki sorumluğunda kusur aranmamakla beraber sorumluluktan kurtulmak için kanunen öngörülen belirli durumların mevcut olması gerekmektedir. Kanunen belirlenen bu hususlarla illiyet bağının kesilmiş olduğu haller sayılmaktadır. Bu durumlar zararın mücbir bir sebepten, zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan veya araçtaki teknik bir bozukluk veya noksanlıktan doğmuş olduğu durumlar olarak sayılmaktadır. Kusursuzluğu ispat etme yükümlülüğü aracın işletenine ait olduğu gibi zarar gören kişinin ayrıca karşı tarafın kusurunu ispat etme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Aynı zamanda hareket halindeki bir aracın sebebiyet verdiği trafik kazası sebebiyle sorumluluk incelenirken bazı şartların bulunması gerekmektedir. Öncelikle ortada bir zarar olmalıdır. Zarar, motorlu aracın ya da araçta bulunan yolcunun ya da araç dışındaki bir kişinin malının zarara uğramasıdır. Zarar, motorlu araç tarafından verilmelidir. Zarara motorlu aracın işletilmesi neden olmalıdır. Zararın meydana gelmesi ile aracın işletilmesi arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Bu şartların var olduğu hallerde işletenin hukuki sorumluluğundan söz edilebilir.
KTK’nın 86. Maddesinde, işletenin veya teşebbüs sahibinin sorumluluktan kurtulması düzenlenmiştir. Buna göre işleten önce zararın mücbir sebep veya zarar görenin ya da 3. bir şahsın ağır kusurundan kaynaklandığını ve illiyet bağının kesildiğini ileri sürecek, sonra da olayda kusuru bulunmadığını ispatlayacaktır. Ayrıca KTK buna ek olarak, zararın meydana gelmesine araçtaki bir bozukluğun sebep olmaması koşulunu da birlikte aramıştır. Fakat işleten zarar görenin de kusurunun bulunduğunu ispatlayabilmesi halinde, sorumluluktan tamamıyla kurtulamasa dahi tazminat söz konusuysa zarar görenin kusuru oranında indirim uygulanacaktır. Bunların yanında hatır taşıması söz konusu ise genel hükümler uygulanacak olup, zorunlu trafik sigortasından faydalanma imkânı yoktur.
Bir aracın karıştığı kazada, 3. bir şahsın uğradığı zararlardan dolayı birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa bunlar müteselsil olarak sorumlu olacaklardır. Birden çok kişinin sorumlu tutulduğu durumlarda, zarara neden olanlar kusurları oranında zarara katlanırlar.
Aynı zarardan sorumlu olanlar müteselsil sorumlu olup TBK’nın 141. maddesi gereğince borçlulardan her biri borcun tümünden sorumludur. Zarar verenlerin müteselsil şekilde sorumlu olmaları için bu konuda talepte bulunulması şarttır.
Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında TBK’nın haksız fiile ilişkin hükümleri uygulanır. Trafik kazasında ölen bir kişi varsa; mirasçıları, destekten yoksun kalma tazminatı ile cenaze ve defin masraflarını ve kişinin ölümü nedeniyle duydukları acı ve üzüntü nedeniyle manevi tazminat talep edebilirler. Yaralanma olan hallerde kişide meydana gelen iş gücü kaybı nedeniyle, çalışma yapılamayan ve yoksun kalınan zaman boyunca çalışamadığı ve kazançtan yoksun kaldığı meblağı, varsa tedavi masraflarını isteyebilecektir. Kişi aynı şekilde manevi tazminat talebinde de bulunabilecektir. Trafik kazası sonucu sakat kalma hallerinde, kişi sakatlık oranına göre meydana gelecek iş gücü kaybına göre zararını talep edebilecek, tedavi masraflarını isteyebilecek ve manevi tazminata hak kazanabilecektir.
Maddi zarar söz konusu olduğunda, araçta veya eşyalarda oluşan zararın da karşılanması istenebilir. Uygulamada Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurulması ile gerekli incelemenin yapılmasının ardından araç değer kaybının tazminine ilişkin hüküm verilebilmektedir. Maddi ve manevi tazminat taleplerinde tazminat miktarları tarafların olaydaki kusur oranına göre belirlenecektir.
2. Sigorta
Trafiğe çıkan araçlar için kanunen öngörülmüş zorunlu sigortaların yaptırılması gerekmektedir. Bu sigortaların mevcut olmaması asli kusur olarak sayılmaktadır. Zorunlu mali sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin, 3. kişilere verdiği onun karşılamak üzere hem üçüncü kişileri hem de sigorta ettireni koruma amacıyla oluşturulmuş bir zarar sigortası türüdür. İşletenlerin KTK’nın 85. maddesinde yer alan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere zorunlu mali sorumluluk sigortasını yapmaları zorunludur. Zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmayan araçların trafiğe çıkması yasaktır.
Zorunlu trafik sigortası, işletenin KTK’ya göre sorumluluğunu karşılamak üzere oluşturulmuştur. Bu sigorta türü işletenin 3. kişilere verdiği zararları karşılamak amacıyla düzenlenmiştir. İşletenin kendisine gelen zararlar sigorta kapsamı dışındadır. Zorunlu trafik sigortasında; sigortacının (sigorta şirketinin) sorumluluğu limitle sınırlıdır. Limitin üzerindeki zarardan sorumlu değildir. Zorunlu trafik sigortasından faydalanmak için, işletenin kendisinin uğrayacağı bir zarar söz konusu olmamalıdır. Motorlu bir aracın söz konusu olması gerekir. Sigorta kapsamındaki kaza, karayolunda olmalıdır. Motorlu araç, işletme halinde olmalıdır. Hatır taşıması söz konusu olmamalıdır. Zarar görenin beraberinde bulunan eşyanın zarar görmesi gereklidir. Burada zarar görenin beraberinde bulunan bagaj ve benzeri eşya dışında araçta taşınan eşyanın uğradığı zarardan işletenin sorumluluğu genel hükümlere tabidir. Yani zarar görenin bagaj ve benzeri eşyanın zarar görmesi halinde sigortacının sorumluluğu bulunmaktadır.
Aracın çalınma ve gasp edilmesinde; işleten ve eylemlerinden sorumlu kişilerin kusurunun bulunmaması gerekir. Aracın çalınması veya gasp edilmesinde, araç işleteni veya işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru yoksa araç işleteninin sorumlu olmaması nedeniyle sigortacının da sorumluluğu bulunmamaktadır. Motorlu bisiklet sürücülerinin uğradığı zarardan sigorta şirketi sorumlu değildir.
KTK’nın 91. maddesine göre; zorunlu trafik sigortasında sigortacı, işletenin aynı yasanın 85/1. maddesindeki hukuki sorumluluğunu üzerine alır. Anılan maddeye göre, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına sebep olursa işleten bu zararlardan sorumlu olacaktır. Sigortacının bu kapsamdaki sorumluluğunu sınırlayan KTK m.92’de araç sürücüsünün sigorta kapsamı dışında kaldığına dair bir hüküm olmadığı için araç sürücüsünün zarar görmesi halinde (mesela ölümü) sigorta şirketinden tazminat talep edilebilecektir. Ancak araç sahibi ile sürücü aynı kişi ise veya sürücü kusurlu ise sigortadan faydalanamaz. Kazada araç sahibi %100 kusurlu olsa dahi, sigorta şirketi, kendisine sigortalı aracın sahibine ve sürücüsüne rücu edemez. Bunların yanında zorunlu trafik sigortası dışında kalan hususlar bulunmaktadır.
Sigortalı aracın işleteninin değişmesi halinde kişi, 15 gün önceden sigortacıya durumu bildirmek zorundadır. Sigortacı, sigorta sözleşmesini durumun kendisine tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde feshedebilir. Sigortacı sözleşmenin feshi yoluna gitse bile; sigorta sözleşmesi, fesih tarihinden itibaren 15 gün sonrasına kadar geçerlidir. Sigorta sözleşmesinden veya kanunda doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesi veya kanuna göre tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.
Aracı sürenin, alkolün tesiri altında olup, güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olması halinde, meydana gelen kazanın sürücünün alkollü oluşunun bir sonucu olması gerekir. Başka bir anlatımla sürücü alkollü olsa da olmasa da kaza meydana gelecektiyse bu durum sigortacının, sigortalıya rücu edebilmesi için yeterli bir neden değildir. Sigortacının rücu meselesi, gerek zorunlu gerekse ihtiyari olsun mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre sigortacı, ödediği tazminat tutarınca sigorta ettirenin yerine geçer. Böylece, işletenin (sigorta ettirenin) kazaya sebep olan kişilere karşı açabileceği tazminat davalarını sigortacı açabilecektir.
Zarar gören, mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi dava açabilir. Motorlu araçların neden oldukları kazada, cismani zarara uğrayan kimse, ilk yardım, muayene ve kontrol veya ayakta, hastanede ve diğer yerlerdeki tedavi giderleriyle tedavisinin gerektirdiği sair masrafları zorunlu sorumluluk sigortasından isteme hakkına sahiptir.
Birden fazla aracın karıştığı kazalarda; tedavi giderlerinin tazmini için zarar gören kişi sigorta şirketlerinden herhangi birine başvurabilir. Bu durumda ödemeyi yapan sigorta şirketi kusurları oranında diğer sorumlulara rücu edebilir. Kanunen ödememin başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde ödenmesini öngörmüş olup, buna aykırılık halinde, sigorta şirketini şikayet etme yoluna gidilebilmektedir.
Sigorta şirketi, hak sahibinin kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağını veya bilirkişi raporunu, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren poliçede belirlenen sınırlar dahilinde kalan miktarı 8 iş günü içinde ödemek zorundadır. Sigorta şirketinin zarar görene yapacağı ödeme maktu bir ödeme değildir. Zarar görenin gerçek zararı sigorta şirketince ödenecektir. Ancak yapılacak ödeme de, sigorta poliçesinde belirlenen limitle, sınırlı olup, sigorta şirketi limitin üzerinde ödeme yapmayacaktır.
Kasko Sigortası ise sadece sigortalı aracın uğrayacağı hasarların teminat altına alındığı sigorta türüdür. Bu sigorta türünde sigortalı aracın 3. kişilere verdiği zararlar sigorta kapsamında değildir. Bu sigorta türünde sigorta aracın kaza sonunda uğradığı hasarı karşılamakta olup, araç sürücüsünün sigortalı kişi olup olmamasının veya sürücüsünün% 100 kusurlu olup olmamasının önemi yoktur. Ancak meydana gelen zarar sigortalının kasti bir hareketi sonucu oluşursa, sigorta şirketi zarardan sorumlu değildir. Aynı şekilde kaza yapan sürücünün ehliyetsiz olması veya sürücünün alkollü olması ve kazanın alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması halinde sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmamaktadır.
Motorlu trafik kazalarında zamanaşımı; zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl, her halde kaza gününden başlayarak 10 yıldır. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa, uzamış zamanaşımı süresinin uygulanması gerekir.
Tüm bunlara ek olarak birçok çeşitli sigorta türü bulunmaktadır. Trafik kazalarında öncelikle hukuki sorumluluğun yükleneceği kişi veya kişiler tespit edilecektir. Ardından sorumluluğun kapsamı belirlenecektir. Bu hususlar netleştikten sonra devreye sigorta girmektedir. Geneli itibari ile trafik kazalarında sigortanın uygulama koşulları ve kapsamı kanunen kapsamlı bir biçimde hüküm altına alınmıştır.
KAYNAKÇA
- 1. Çelik, A. ‘Trafik Kazalarında Hukuki Sorumluluk ve Zamanaşımı’.
- Karayolları Trafik Kanunu.
- Şahin, G. ‘Trafik Kazalarında Hukuki Sorumluluk ve Zamanaşımı’. Aralık, 2017.
- Uludağ, G. ‘Trafik Kazalarında Sigorta Şirketinin Sorumluğu’.
- Yıldız, M. “Trafik Kazalarında Hukuki Sorumluluk Ve Sigorta” başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Mustafa Yıldız’e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
