1.1. Alman, Fransız ve Anglo-Sakson hukuk sistemlerinde, bir tüzel kişiliğin arkasına gizlenerek hukuki sorumluluklardan kurtulmaya karşı tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi geliştirilmiştir. Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ticaret hukuku, borçlar hukuku ve bankacılık hukuku gibi alanlarda uzun zamandan beri uygulanmaktadır. Konu, genellikle ticaret hukuku ve borçlar hukuku gibi alanların çalışma konusu yapılmış, “perdenin kaldırılması” terimiyle de ifade edilerek işlenmiştir.

1.2. Türk hukuk uygulamasında perdeyi kaldırma kuramının olduğunu söylemek bir kısım görüşe göre zorluk ifade etmektedir. Buna karşılık; Yargıtay’ın kararları ile teoriye sıkça atıf yapıldığı ve her ne kadar kaynak yetersizliği söz konusu ise de hukuki uyuşmazlıklarda çözüm yolu olarak başvurulduğu görüldüğünden kuramın Türk hukukunda da yerini aldığını söylemek mümkündür. Bu yazımızda iş hukukunda tüzel kişilik perdesinin aralanması kuramının uygulama alanı incelenecektir.

2. Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Kuramı

2.1. Bir hukuki ilişkinin taraflarının, tüzel kişi olmanın hukuki statüsünden yararlanarak, kasten veya tek amaç olmamakla birlikte, ilişkinin diğer tarafını kendi menfaati için zarara uğratması veya sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınmaları söz konusu olabilir. Bu kuram ile bu durumun önüne geçilmeye çalışılmaktadır.

2.2. Tüzel kişiliğin ortaklarından ayrı malvarlığı ve kişiliğinin bulunması, iyi niyetli olmayan birtakım kimseleri tüzel kişilik kimliğini bir kalkan gibi kullanarak, kendi çıkarlarına uygun ancak başkalarına zarar verecek şekilde hareket etmeye sevk etmiştir. Hukuk sistemimiz tüzel kişilik kimliğinin, ortaklarının kimliğinden tamamen farklı bir kimlik olduğu fikri üzerine kurulmuştur. “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması” kuramı ise bu sistemi sorgulamakta ve hakkın kötüye kullanıldığı bazı durumlarda iki ayrı kimliğin, birbirinden bu denli kesin hatlarla ayrılmaması gerekebileceğini ortaya koymaya çalışmaktadır.

2.3. Tüzel kişilik kural olarak kendi malvarlığına sahip olduğu ve ortaklarından tamamen ayrı, bağımsız bir varlık, hukuk süjesi olduğu için borçlarından onu oluşturan ortaklar değil, bizzat ve tek başına kendisi sorumludur ve tüzel kişiliği yaratan felsefe budur. Bu felsefenin gereği olarak tüzel kişinin borçlarından yalnızca tüzel kişiliğin kendisi sorumludur ve ortaklara gidilmesi mümkün değildir. Tüzel kişiyi oluşturan kişilerin kötü niyetli hareket ederek sırf sorumluluktan korunmak için tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınmaları halinde ortaya çıkacak hukuka aykırı durum ancak tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ile mümkün olmaktadır. Böylece tüzel kişiden alacaklı olan üçüncü kişiler kötü niyetli şirket ortaklarının şahsi malvarlığına başvurabilmektedirler.

2.4. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ile tüzel kişiliğe hukuken tanınan kişilik tamamen ortadan kaldırılmamaktadır. Somut olay yönünden hukuka aykırı sonuçların ortadan kaldırılması için perde aralanmakta, ancak tüzel kişiliğe genel olarak ve tamamen dokunulmamaktadır. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması sonucunda sorumlu kılma halinde, başka bir hukuki sorumluluk sebebi bulunmamakta ve sorumluluk sadece tüzel kişinin arkasında yer alan kişinin üyelik ya da pay sahipliği sıfatından doğmaktadır.

3. İş Hukuku Bakımından Kuramın Uygulama Alanı

3.1. İş hukukundan doğan bir hukuki uyuşmazlığa, iş mevzuatının uygulanması büyük ölçüde işverenin belirlenmesi ön koşuluna bağlıdır. İş sözleşmesinin tarafı olan işçinin belirlenmesi kolay iken, işverenin kim olduğunu belirleyebilmek aynı ölçüde kolay değildir. Özellikle ticari ilişkilerin hacminin büyüdüğü, yönetim ve organizasyonun geniş olduğu büyük sermayeli işyerlerinin büyümesi ve bir yanda da ülkemizde kayıt dışı ve kuralsız çalışmanın halen etkin olarak devam ettiği düşünüldüğünde; işverenin, işveren kavramının ve işverenler arasındaki iş ilişkilerinin titizlikle incelenmesi gerekmektedir. Bu konu bağlamında çok sayıdaki Yargıtay kararının ortak özelliğinin “işverenin veya üçlü ilişkinin doğru tespit edilememesi” nedeniyle yerel mahkeme kararlarının bozulması olduğu anlaşılmaktadır.

3.2. İş ilişkisinde işçiye göre güçlü olan taraf işveren olduğundan, iş ilişkisinde işverenin hâkim ve belirleyen olduğu genel olarak ifade edilmektedir. İşçi, tek bir gerçek kişi birey iken işveren tüzel kişi, insan kaynakları ve idari bölümleri olan, bir holding veya şirketler topluluğu içerisinde yer alan güçlü bir yapıyı ifade etmektedir. Eğer ki bu güçlü yapı iş hukukundan doğan yükümlülüklerden kurtulmak amacıyla işçilerin karşısına tüzel kişilik perdesi çekmiş ise işçi daha da korumasız bir hal alacaktır. Bu nedenle; uygulamada iş hukukunda işveren kavramına hâkim olunması, yeni iş ilişkileri ve uygulama sorunlarına karşı özellikle yargılamada gerekli araştırmanın yapılması, bu yönde delillerin toplanması ve işçiyi koruma ilkesi gereği işçinin mağduriyetine yol açılmaması için işverenin tespit edilmesi hakkaniyete ve hukuk güvenliğine uygun olandır.

3.3. Tüzel kişilik perdesinin aralanması kuramı iş hukukunda bakıldığında, organik bağ ve birlikte istihdam kavramı tartışmaları etrafında dönmekte olup; iş hukukunun özellikle usule ilişkin organik bağ ve birlikte istihdam gibi kavramlarının temelinde yatan tüzel kişilik perdesinin aralanması kuramıdır. Yargıtay tarafından direkt olarak kurama atıf yapılmaksızın ‘organik bağ’ ve ‘birlikte istihdam’ gibi hukuki nitelendirmelerin yapıldığı ve uyuşmazlıkların buna göre çözümlenmeye çalışıldığı uzun yıllardır süre gelmiştir.

4. Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Kuramı ile Organik Bağ İlişkisi

4.1. Organik bağ kavramının öğreti ve Yargıtay kararlarıyla birlikte genel kabul edilen tanımı, tüzel kişiye karşı olan alacakların takip edilmesinde, bu takibin asıl borçlu şirket ile birlikte onunla belirli bir düzeyde hukuki ilişkiye ve bağa sahip olan şirkete karşı yapılabilmesini sağlayan hukuki yoldur. Organik bağın ispatı için bir takım kriterler Yargıtay kararları ışığında şekillenmiş olup şartların mevcut olması durumunda diğer şirketin borçtan sorumluluğuna gidilebilmektedir.

4.2. Organik bağ ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılması, benzer amaca hizmet eden farklı kurumlardır ve birçok farklılığa sahip olsa da benzerlikler de içermektedir. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması kavramında olduğu gibi, organik bağın temelinde de dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı bulunmaktadır. Organik bağda sadece diğer şirketin sorumluluğuna gidilebilirken, tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasında hem diğer şirkete hem de şirketin ortaklarının sorumluluğuna gidilebilmektedir. Organik bağda iktisadi bütünlük aranmazken, tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasında iktisadi bütünlük, özdeşleşme, yetersiz sermaye ve hâkimiyet gibi şartlar aranmakta ve bu hususların güçlü deliller ile kanıtlanması gerekmektedir.

4.3. Yargıtay’a göre tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına uygulanacak şartların ağır olmasına ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılması kuramının uygulama alanının çok dar olmasına rağmen, Yargıtay organik bağın varlığının tespitindeki şartlara son derecede geniş bir açıdan yaklaşmaktadır ve uygulamada sıkça rastlanmaktadır. Bu sebeple organik bağın tespiti, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için aranan koşulların tespitinden daha kolay bir şekilde yapılabilmektedir.

5. Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Yolları

5.1. Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması üç şekilde mümkündür. Bunlardan birisi, tüzel kişinin borçlarından dolayı, tüzel kişiyi oluşturan ortaklar ve şirket yöneticilerinin sorumlu tutulabilmesi durumudur. Tüzel kişiye ilişkin sorumluluk alanının pay sahiplerini kapsayacak şekilde genişlemesi; başka bir ifadeyle, tüzel kişiliğe ait bir borcun ortakların kişisel malvarlıklarından karşılanarak ödenmesidir ve bu düz kaldırma şeklinde ifade edilmektedir.

5.2. Bir diğeri, ortağın şahsi borcundan dolayı doğrudan şirketin mal varlığı ile sorumlu tutulabilmesi durumudur. Ortakların kişiliği ile tüzel kişilik veya tüzel kişinin malvarlığı özdeşleşmiş ise, tüzel kişilik perdesi ters aralanacak; şirket ortağının sahip olduğu bir borç dolayısıyla şirketin malvarlığına gidilebilmesi mümkün olacaktır ve bu ise tersten kaldırma şeklinde ifade edilmektedir.

5.3. Sonuncusu ise ana şirkete bağlı iki şirketin, ana şirketten yararlanılarak perdenin kaldırılması suretiyle diğer yavru şirkete başvurulabilmesi durumudur ve çapraz kaldırma olarak ifade edilmektedir.

6. Sonuç

6.1. Yargıtay’ın iş hukukuna bakan dairelerinin, daha çok ticaret ve diğer özel hukuk davalarında gündeme gelen ve uygulama alanı bulan “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması” kuramını İş Hukuku alanında da kullanmaya başladığı görülmektedir. Bu kuram sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü yükümlülük ve borçlardan kurtulmak için bir araç olarak kullanılması karşısında geliştirilmiştir. Bu nedenle Yargıtay’ın kararları ile kurama sıkça atıf yapıldığı ve her ne kadar kaynak yetersizliği söz konusu ise de hukuki uyuşmazlıklarda çözüm yolu olarak başvurulduğu görüldüğünden, kuramın iş hukukunda da yerini aldığını söylemek mümkündür. Ancak böyle bir uygulamaya giderken maddi olay tüm yönleri ile ortaya konulmalı ve iş hukukundaki yöntemler tüketilmelidir. Ciddi bir biçimde tüzel kişilik perdesinin kötü niyetle kullanıldığının ortaya çıkması halinde, işçi alacaklarının zarar görmesini engellemek amacıyla bu yola başvurulmalıdır.

KAYNAKÇA

  • ULUCAN, Devrim; “İş Hukukunda Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması”
  • ÇELİK, Nuri / CANİKLİOĞLU, Nurşen /CANBOLAT, Talat, İş Hukuku Dersleri, Beta Yayınevi, 28. Bası, İstanbul, Eylül 2015,
  • SAĞLAM, İpek; Tüzel Kişilik Örtüsünün Aralanması, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Yüksek Lisans Tezi.