Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı Anayasa’nın korumasında bulunan bir haktır. Anayasa’nın 20. maddesine göre bu hak “Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar.” Unutulma hakkı (Right to be forgotten, Recht auf Vergessenwerden), ilgili kişinin dijital ortamda bulunan kendisine ait verilerin kaldırılmasını talep etme hakkı olarak açıklanabilir. Unutulma hakkı gösterdiği özellikler açısından özellikle özel hayatın gizliliğine ilişkin hakla oldukça iç içe olup kişisel haklar içinde incelenmesi gereken haklardan sayılmaktadır1 . Hakkın iç hukukumuzda uygulamaları 5651 sayılı kanun kapsamında gelişmiş olsa da 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (KVKK) 11/1 hükmünün e bendinde aynı kanunun 7. maddesine atıfla birlikte ilgili kişilere kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme hakkı olarak tanınmıştır. Karşılaştırmalı hukukta ise Avrupa Birliği düzenlemesi olan General Data Protection Regulation (GDPR) 17. Maddesinde söz konusu hak yer almaktadır.

MAHKEME İÇTİHATLARINDA UNUTULMA HAKKI

Unutulma hakkının Avrupa Birliği içerisinde tanımını yapan karar 13 Mayıs 2014 tarihli Google Spain SL, Google Inc. v. Agencia Española deProtección de Datos, Mario Costeja González (C-131/12) kararıdır2. Bu kararda mahkeme arama motorlarını veri sorumlusu olduklarını tespit etmiş, ilgili kişinin verilerin silinmesine ilişkin talep hakkını mevcut olay özelinde veri sorumlusunun ekonomik çıkarlarından ve kamunun genel faydasından üstün görmüştür. Ancak mahkeme bu açıklamalarıyla aynı zamanda unutulma hakkının sınırsız olmadığını, kişinin çıkarıyla kamunun bilgiye ulaşabilmesinden doğan faydanın olay özelinde incelenmesi gerektiğini de belirtmiştir.

Karar sonrasında unutulma hakkına ilişkin 29. Madde Çalışma Grubunun oluşturduğu rehberde de3 haberin silinmeyeceği, sadece kişiye yönelik yapılan, yine aynı kararda veri sorumlusu olarak kabul edilmiş, arama motorlarında “delisting” imkânı verildiği ve kişinin sadece unutulma hakkının insanların habere ulaşmasındaki genel faydasından ağır bastığı durumlarda bu hizmetin sunulması gerektiği belirtilmiştir.

Türk hukukunda ise unutulma hakkının konu olduğu çeşitli kararlar mevcut olmakla birlikte özellik taşıyan ve kurulun makalenin konusu olan kararında değinmiş olduğu mahkeme kararları, Anayasa Mahkemesi’nin 03.03.2016 tarihli ve 2013/5653 Başvuru Numaralı Kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.06.2015 tarihli E:2014/4-56, K:2015/1679 sayılı Kararı ve Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin 05.06.2017 tarihli E:2016/15510, K:2017/5325 sayılı kararları olmakla birlikte Anayasa Mahkemesi kararı içlerinde konunu en detaylı işlendiği karar olarak göze çarpmaktadır.

Uyuşmazlık KVKK’nın yürürlüğe girmesinden önce gerçekleştiğinden Anayasa Mahkemesinin kararında unutulma hakkı, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi hakkında Kanunun 9. maddesi kapsamında kişilik hakkının ihlal edilmesi nedeniyle sürerek içeriğin yayından çıkarılması yoluna gidilmiş ve mahkemeye konu olmuştur. Mahkeme ABAD kararına benzer bir şekilde hakkın varlığını kabul etmekle birlikte, hakkın haberin tamamen ortadan kaldırılarak farklı bir gerçeklik oluşturulmasını sağlamayacağını, hakkın kişiye ilişkin bilgilere ulaşımın kısıtlanmasını sağlamakla sınırlı olduğunu ve aksi uygulamanın basın özgürlüğüne müdahale oluşturabileceğini belirtmiştir. Olayda mahkeme özgürlükleri birbirleriyle yarıştırırken davaya konu edilen haberin güncelliğini yitirmesini ve başvurucunun medyatik veya siyasi bir kişi olmamasını habere ulaşabilmeye ilişkin genel kamu yararının kalmamış olmasını katalizör olarak değerlendirmesine almıştır.

KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU’NUN 23.06.2020 TARİHLİ

KARARI 4 Kurum ilgili kararında, unutulma hakkının isim olarak kanunlarda yer almasa da hukukumuzda çeşitli düzenlemelerle bu hakkın kişilere sağlandığını belirtmektedir. 5651 sayılı kanununda yer alan içeriğe erişimin engellenmesi yönündeki düzenleme, 6698 sayılı Kanunda yer alan düzenlemeler (Genel ilkeler md.4, Kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesi md.7, İlgili kişinin hakları md.11-e) ve Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmeliğin 8 inci maddesinde yer alan düzenlemeler ile bu hakkın gereğinin yerine getirilmesinin sağlandığını belirtilmiştir.

Kurum kararlarında bu imkânın haber sitelerine ilişkin olan kararlarda halihazırda mevcut olmasına rağmen ara motorlarında uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin değerlendirmesini bu kararında belirtmiştir. Kararda kurul ABAD içtihadına paralel olarak arama motorlarının verileri bulup işlediklerini ve veri sorumlusu olduklarını, ilgili kişilerin arama motorlarında kendi isimlerine yönelik yapılan aramalarda kendisiyle alakalı sonuçların gösterilmemesi talebinin bir delisting uygulaması olduğunu belirtmiştir. Bu temel üzerine ilgili kişilerin verilerin indeksten çıkarılması için veri sorumlusuna başvurabileceği ve devamında kuruma şikâyet hakkının bulunduğu tespiti yapılmıştır. Diğer başvurularda olduğu gibi şikâyet hakkının yanı sıra kişilerin genel mahkemeler yoluna başvurma haklarının saklı olduğu belirtilmiştir.

İNCELEMEDE DİKKATE ALINACAK KRİTERLER

Kurum kararının yanında “Kişilerin Ad ve Soyadı ile Arama Motorları Üzerinden Yapılan Aramalarda Çıkan Sonuçların İndeksten Çıkarılmasına İlişkin Değerlendirmede Dikkate Alınacak Kriterler” adıyla bir çalışma yayınlamıştır. Bu çalışma, yukarıda belirtildiği üzere ABAD kararını takip eden 29. Madde Çalışma Grubu’nun hazırlamış olduğu 26 Kasım 2014 tarihli rehberin ikinci kısmıyla büyük ölçüde uyuşmaktadır. Söz edilen rehberin birinci kısmı ise esasa konu ABAD kararının yorumlanması şeklinde oluşturulmuştur. KVK Kurumunun 2020/481 sayılı kararının esas gövdesi, Çalışma Grubunun ABAD kararını yorumlayan bölümü ile de anlamsal olarak örtüşmektedir. Kurumun yayınlamış olduğu kriterler kapsamında kullanılacak test soruları şunlardır:

  • İlgili kişi kamusal yaşamda önemli bir rol oynuyor mu?
  • Arama Sonuçların İn öznesi bir çocuk mu?
  • Bilginin içeriği doğru mu?
  • Bilgiler kişinin çalışma hayatı ile mi ilgili?
  • Arama sonuçlarında yer alan bilgi ilgili kişi hakkında hakaret, onur kırıcı, iftira niteliği taşıyor mu?
  • Arama sonuçlarında yer alan bilgi özel nitelikli kişisel veri niteliği taşıyor mu?
  • Arama sonuçlarında ulaşılan bilgi güncel mi?
  • Arama sonucunda ulaşılan bilgi kişi hakkında önyargıya sebep oluyor mu?
  • Arama sonucunda yer alan bilgi kişi açısından bir risk doğuruyor mu?
  • Bilgi kişinin kendisi tarafından mı yayımlandı?
  • Orijinal içerik gazetecilik faaliyeti kapsamında işlenen verileri mi kapsıyor?
  • İlgili kişiye ilişkin bilgilerin yayımlanmasında yasal bir zorunluluk var mı?
  • İlgili kişiye ilişkin bilgi ceza gerektiren bir suçla mı ilgili?

31.07.2020 TARİHLİ İNTERNET ORTAMINDA YAPILAN YAYINLARIN DÜZENLENMESİ VE BU YAYINLAR YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARLA MÜCADELE EDİLMESİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN

Türk hukukunda unutulma hakkına ilişkin başvurular içtihatlara konu olduğu üzere 5651 sayılı kanunun 9. maddesi yoluyla kullanılmaktadır. 31.07.2020 tarihli değişikliklerle birlikte artık sulh ceza hakimliklerinden sadece erişimin engellenmesi değil, içeriğin yayından çıkarılması da talep edebilecektir. Bu karar Erişim Sağlayıcıları Birliği aracılığıyla servis veya yer sağlayıcılara iletilerek karar uygulanacaktır. Belirtmek gerekir ki her ne kadar 5651 sayılı kanun ile unutulma hakkına ilişkin başvurular sonuç verse de kanunun kapsamı gereği bu başvurular kişisel hakkın ihlalini gerektirmektedir. 6698 sayılı kanun üzerinden yapılabilecek başvurularda ise bu şart aranmamakta olup inceleme yukarıda açıklanan içerikle sınırlıdır.

Maddeye yeni eklenen 10. fıkra ile sulh ceza hakimliği arama motorlarında gözüken sonuçlarda, kişisel hakların ihlal edilmesi nedeniyle içeriğin yayından çıkarılması kararı verilmiş olan internet adresinin ilişkilendirilmemesi yönünde karar verebilecektir. Böylelikle internette işlenen verilerin kişilik haklı ihlali oluşturduğunun tespiti halinde ilgili yayın ortamından ve ilişkilendirildiği arama motorlarından kaldırılması içerik veya yer sağlayıcısından istenebileceği gibi sulh ceza hakimliğinden istenebilmektedir.

SONUÇ

Unutulma hakkı, kişilerin kendisiyle ilgili yapılan aramalarda kişiyle ilgili sonuçların gözükmemesini talep etmeye ilişkin bir haktır. Bu hak şeref ve itibarın korunması özel hayatın gizliğine yönelik kişilik haklarıyla ilişkili bir haktır. Unutulma hakkına ilişkin ABAD

düzeyinde Google vs Garcia kararı unutulma hakkının kapsamının belirlenmesi konusunda mihenk taşıdır. Ülkemizde de unutulma hakkı adıyla bir koruma öngörülmese de bu husus yargı kararlarına konu olmuş, açıklanmıştır.

Ülkemizde unutulma hakkına dayanan uygulamalar 5651 sayılı kanunun kişilik hakkı ihlallerinde erişimin engellenmesi veya içeriğin kaldırılması yoluyla yürütülmüştür. Bu konularda son günlerde birtakım yenilikler hayatımıza girmiştir.

İlk yenilik Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun 23.06.2020 Tarihli kararıdır. Kurum kararında unutulma hakkına ilişkin olarak arama motorlarında ilişkilendirmenin kaldırılması yani de-listing uygulaması ile ilgili olarak arama motorlarının veri sorumlusu olduğu ve bu sebeple bu kişilere başvuruda bulunulabileceği, olumsuz yanıt halinde kuruma yapılacak başvuruların 6698 sayılı kanun kapsamında kişisel verilerin in işlenmesinde ki genel ilkelere ve yine kişisel verilerin silinmesine ilişkin kişilerin hakkına inceleneceği belirtilmiş ve yapılacak incelemenin ölçütleri açıklanmıştır.

İkinci yenilik ise basında sosyal medya düzenlemesi olarak tanınan “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” la getirilen yeniliklerdir. Bu kanun kapsamında 5651 sayılı kanunun 9. maddesinde yapılan değişiklikle içeriğin kaldırılması talebi sulh ceza hakimliğine yapılması mümkün hale getirilmiş, ayrıca bu karara ek olarak hâkime konu yayının arama motorlarıyla ilişkilendirilmesinin durdurulmasına ilişkin karar alma yetkisi de tanınmıştır. Burada belirtmek gerekir ki gerek arama motoru gerekse yer ve içerik sağlayıcılarının Türkiye sınırları içerisinde tüzel veya gerçek kişi temsilcilerinin bulunmaması nedeniyle, alınan kararların icrailiği tartışmalıdır. Kanun, değinilen temsilciliklerin varlığının kabulüyle hareket ederken uygulama da bu husus henüz kesinlik kazanmamıştır. Temsilciliklerin kurulması halinde ilişkilendirme veya içeriğin kaldırılmasına ilişkin kararların etkin bir şekilde uygulanması mümkün olacaktır.

DİPNOT

1 Yrd. Doç. Dr. Sinan Sami Akkurt, Unutulma Hakkının Kişilik Hakkı kapsamında ki Kişisel Değerlerle İlişkisi, KTO Karatay Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, sf. 81-104

2 http://curia.europa.eu/juris/document/document.jsf?text=&docid=152065&pageIndex=0&doclang=EN&mode=lst&dir=&occ=first&part=1&cid=11092824 eziyetsiz Finans (DeFi) Nedir? https://cointral.com/tr/merkeziyetsiz-finans-defi-nedir/ (Erişim Tarihi: 19.12.2020)

3 Guidelines On The Implementation Of The Court Of Justice Of The European Union Judgment On “Google Spain And Inc V. Agencia Española De Protección De Datos (Aepd) And Mario Costeja González” C-131/12, Article 29 Data Protection Working Party, Adopted on 26 November 2014

4 https://www.kvkk.gov.tr/Icerik/6776/2020-481