6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa Giren İşyerlerinde Devlet Yardımı

Verilere göre, Türkiye’de toplam işyerlerinin %95’i küçük ve mikro ölçekli işyerlerindendir. Bu işyerlerinde zaman zaman iş kazaları ve benzeri sıkıntılar oluşmakta ve bu sıkıntılar, bazı küçük ölçekli işyerleri için gereksiz masraf olarak görünmektedir. Dolayısıyla devlet, karşılanması güç olan maliyetlerin karşılanması için bu işyerlerine destek sağlamaktadır. Örneğin 2016 yılında küçük ölçekli işyerlerinde yaşanan iş kazalarını istatiksel olarak vermemiz gerekirse; 2016 yılında küçük ölçekli işyeri sayısı 1.749.240, burada çalışan sigortalı sayısı 13.775.188, buralarda yaşanan iş kazası sayısı 286.068 ve bu işyerlerinde ölümlü iş kazası sayısı 1.405’tir. 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanunu madde 7/1 gereğince “İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yerine getirilmesi için, Bakanlıkça aşağıdaki şartlarla destek sağlanabilir:

  1. Kamu kurum ve kuruluşları hariç ondan az çalışanı bulunanlardan, çok tehlikeli ve tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri faydalanabilir. Ancak, Cumhurbaşkanı, ondan az çalışanı bulunanlardan az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinin de faydalanmasına karar verebilir.
  2. Giderler, iş kazası ve meslek hastalığı bakımından kısa vadeli sigorta kolları için toplanan primlerden kaynak aktarılmak suretiyle, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından finanse edilir.
  3. Bu kanun ve diğer mevzuat gereğince yapılan kontrol ve denetimlerde; istihdam ettiği kişilerin sigortalık bildiriminde bulunmadığı tespit edilen işverenlerden, tespit tarihine kadar yapılan ödemeler yasal faizi ile birlikte Sosyal Güvenlik Kurumunca tahsil edilir ve bu durumdaki işverenler, sağlanan destekten üç yıl süreyle faydalanamaz” denilmek suretiyle devletin yardım (destek) sağlayacağı işyerleri, bu yardımı finanse edecek kurum olan SGK ve istihdam ettiği kişilerin sigortalık bildiriminde bulunmayan işverenlere verilen yaptırımlar açıklanmıştır. 6331 Sayılı Kanun madde 7/2 gereğince “Aşağıdaki konular ile bunlara ilişkin usul ve esaslar, Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirlenir:
  4. İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yerine getirilmesi için sağlanacak desteğin uygulanması.
  5. Destek sağlanacak ondan az çalışanı bulunan işyerlerinin özellikleri göz önünde bulundurularak; SGK tarafından ödenecek iş sağlığı ve güvenliği hizmet bedellerinin tespiti, destek olunacak kısmı ve ödenme şekli.
  6. Destekten faydalanabilecek işyerlerinin taşıması gereken şartlar.
  7. İş sağlığı ve güvenliği hizmeti verecek kuruluşların özellikleri.” denilmek suretiyle Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikte belirlenecek esaslar açıklanmıştır.

Ondan az çalışanı olan işverenlere iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri için sağlanacak devlet yardımının miktarı, kuruma bildirilen sigortalı sayısı, işyerinin tehlike sınıfı ve sigortalıların çalıştığı gün sayısı baz alınarak her işyeri için ayrı olarak belirlenecektir. Yardım miktarı, tehlikeli sınıfta yer alan işletmeler için prime esas kazancın alt sınırının günlük tutarının %1.4’ü, çok tehlikeli sınıfta yer alan işletmeler için bu tutarın %1.6’sıdır.

İşverenlerin bu destekten yararlanabilmesi için iş sağlığı ve güvenliği hizmeti aldıkları kişi veya kuruluşla yapılmış, İSGKATİP sistemine kayıtlı onaylanmış ve devam eden bir sözleşmenin olması şarttır. Ayrıca destekten faydalanabilmek için

SGK’ya başvurmak gerekmektedir. Kurum tarafından verilecek destek miktarı üçer aylık dönemler halinde hesaplanacak ve dönem sonu tutarları, dönemi takip eden ikinci ayın sonunda ilgili işverene ödenecektir.

Türkiye’de, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili strateji ve politikaların belirlenmesi için tavsiyelerde bulunmak maksadıyla Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi kurulmuştur. Bu konsey, iş sağlığı ve güvenliği alanında şartların daha iyi hale getirilebilmesi ve güvenlik kültürünün yaygınlaştırılmasını, ülke politikalarının oluşturulmasında tarafların görüş ve düşüncelerinin alınmasını sağlamak amacıyla kurulmuştur. Bu konseyin bir

danışma konseyi olduğunu söylememiz yerinde olacaktır.

Sonuç olarak, Türkiye’de küçük ölçekli işyerlerine Devlet tarafından iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için maddi yardım yapılmaktadır ve çeşitli kurumlarla bu işyerleri desteklenmektedir ki bu işyerleri bu tür masraflarını bir nebze de olsun karşılayabilsinler. Böylelikle bunun sonucunda iş sağlığı ve güvenliği bakımından işyerleri, daha hazırlıklı olacaklardır.

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa Giren İşyerlerinde Devlet Denetimi: Devlet, işyerlerinde iş sağlığının ve güvenliğinin korunması amacıyla belli dönemlerde denetim yapmaktadır. Bu denetimlerde yükümlülüklerin yerine getirilmediğinin tespit edilmesi durumunda yaptırım uygulanması gerekmektedir. Aksi halde emredici hükümlerin uygulanması tamamen işverenin elinde olacaktır. Ayrıca devletin, işyerlerinde yaptığı denetimler neticesinde işçilerin sağlığını ya da vücut bütünlüğünü bozacak tehlikelerin ortadan kalkması mümkün hale gelecektir. İş Kanunu md. 91/1 gereğince “Devlet, çalışma hayatı ile ilgili mevzuatın uygulanmasını izler, denetler ve teftiş eder. Bu ödev Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı ihtiyaca yetecek sayı ve özellikle teftiş ve denetlemeye yetkili iş müfettişlerince yapılır” denilmek suretiyle ve İSGK md. 24/1 gereğince “Bu kanun hükümlerinin uygulanmasının izlenmesi ve teftişi, iş sağlığı ve güvenliği yönünden teftiş yapmaya yetkili Bakanlık müfettişlerince yapılır” denilerek devletin iş denetimi yapma ve kimler tarafından denetimin yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

İş denetimi faaliyetleri, programlı denetim ve incelemelerden oluşan program dışı denetim olmak üzere planlanmaktadır: a. Programlı Denetim: Genel çalışma planı kapsamında programlanan ve çalışma yaşamındaki sorunların değerlendirilmesi ve önceliklendirilmesi sonucu işyerlerinde gerçekleştirilen denetimlere programlı denetim denir (İTKY md. 45). Programlı denetimler ile işyerleri belirli aralıklarla denetlenir. Yıllık olarak planlanan teftiş faaliyetleri Genel Çalışma Planı başlığında her yılın Aralık ayı içinde Bakana sunulur ve Bakanın onayından sonra uygulamaya konulur (İTKY md. 43/2). Programlı denetim, ilk denetim ve dönemsel denetim olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. aa. İlk denetim: İşyerlerinde işyerinin faaliyete geçmesinden sonra yapılan denetime ilk denetim denir. Bu denetimde, işyerinin üretim yöntemleri, tüm araç ve gereçleri ile ham ve işlenmiş maddeleri denetlenecektir. bb. Dönemsel denetim: İş Teftiş Kurulu, çalışma koşulları, çalışma ilişkileri, çalışma ortamı, meslek hastalıkları ve iş kazaları, kayıt dışılık, iş sağlığı ve güvenliğine yönelik ihlaller ve benzeri risk ölçütlerine dayanarak işyerleri ve sektörler düzeyinde analizler yapar. Ayrıca müfettiş sayısı ve Kurulun diğer kaynakları göz önünde bulundurularak denetlenecek sektörleri her yıl için belirlenecek esaslara göre sınıflandırır ve riskli sektördeki işyerlerinin denetimine öncelik verir (İTKY md. 8/ğ). İş Teftiş Kurulu’nun bu denetimi dönemsel (periyodik) olarak gerçekleştirilir. b. Program Dışı (İnceleme) Denetimi: Çalışma mevzuatı ile ilgili istek üzerine veya Kurula iletilen evraklardan denetim hizmetiyle bağdaşır nitelikte olanların denetim programına alınması sonucu işyerlerinde gerçekleştirilen denetimlerdir (İTKY md. 46). İnceleme, işçilerin, başka kişi veya kuruluşların şikayeti üzerine başlatılabilir. Grup Başkanlıkları kendilerine ulaşan işçi şikayetlerini müfettişlere bildirmek ve izleyerek sonuçlandırılmasını sağlamakla yükümlüdür. Şikayet ve ihbarlar üzerine yapılan çalışmalar neticesinde soruşturma açılmasına gerek görülmeyen durumlar hakkında yapılan inceleme üzerine düzenlenen rapor ‘idari inceleme raporu’ olarak isimlendirilir (İTKY md. 55/4). Program dışı denetlemelerin bir kısmı meslek hastalıkları ve iş kazası sonrası yapılan incelemelerden oluşmaktadır. Meslek hastalıkları ve iş kazası sonrası gerçekleştirilen denetimin, SGK’ca gerçekleştirilecek denetimle eşgüdüm halinde yapılması gerekmektedir. Gerçekleştirilecek olan denetimde meslek hastalıkları ve iş kazalarının sebepleri, olayın nasıl vuku bulduğu, kusur oranları ve alınması gereken tedbirler araştırılmalı ve raporda bu bilgilere yer verilmesi gerekmektedir.

*Önel Denetimi: Programlı ya da program dışı denetim esnasında görülen mevzuata aykırılık ve eksikliklerden denetim süresi içinde tamamlanabilecek ve düzeltilebilecek olanlar, bu süre içinde işverene tamamlattırılır (İTT md. 22/2). Diğer mevzuata aykırılık ve eksiklikler için işverene önel verme ya da doğrudan idari para cezası uygulama veya ceza kovuşturması sürecini başlatma konusu müfettişin takdirine bağlıdır. Tamamlanması için mevzuatça önel verilmesi zorunlu bulunmadığı halde ve derhal tamamlanmaması işçi sağlığı ve iş güvenliği bakımından yakın bir tehlike göstermeyen mevzuata aykırılık ve eksikliklerin giderilmesi için müfettişçe uygun bir önel verilebilir. İşverenler, bu önel içinde eksiklik ve aksaklıkları gidermek ve giderildiği Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüklerine bildirmekle yükümlüdürler (İTT md. 22/3,4). Önelin sona ermesinden sonra işyerinde yeniden denetim yapılacak ve eksiklik ya da aykırılıkların giderilip giderilmediği belirlenecektir. Bu denetim türüne öğretide ‘önel denetimi’ denmektedir. İşyerinde denetim olan müfettiş görmüş olduğu eksiklik ve aksaklıkların giderilmesinin önel vermediği taktirde raporunu hazırlar ve bağlı bulunduğu grup başkanlığına verir. Grup başkanları da işyerinin bağlı bulunduğu Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüklerine gönderir. İl Müdürlükleri de raporlarda, çalışma mevzuatına aykırı tutumları belirlenen işveren veya işveren vekilleri hakkında, yasal kovuşturma yapılmak üzere yetkili makamlara başvurur. Müfettiş raporlarının gereğinin çalışma ve iş kurumu il müdürlüklerince geciktirilmeksizin yerine getirilmesi zorunludur. Ancak, raporların mevzuata aykırı yönleri varsa, işleme konmaz ve durum, aykırılık gerekçeleri açıklanarak Bakanlığa bildirilir (İTT md. 22/5,6).

İSGK md. 24/2 gereğince “Bakanlık, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği konularında ölçüm, inceleme ve araştırma yapmaya, bu amaçla numune almaya ve eğitim kurumları ile ortak sağlık ve güvenlik birimlerinde kontrol ve denetim yapmaya yetkilidir. Bu konularda yetkilendirilenler mümkün olduğu kadar işi aksatmamak, işverenin ve işyerinin meslek sırları ile gördükleri ve öğrendikleri hususları tamamen gizli tutmakla yükümlüdür. Kontrol ve denetimin usul ve esasları Bakanlıkça düzenlenir” denilmek suretiyle ve İşK md. 92/1 gereğince “İş müfettişleri, işyerlerini ve eklentilerini, işin yürütülmesi tarzını ve ilgili belgeleri, araç ve gereçleri, cihaz ve makineleri, ham ve işlenmiş maddelerle, iş için gerekli olan malzemeyi, gerektiği zamanlarda ve çalışanların yaşamına, sağlığına, güvenliğine, eğitimine, dinlenmesine veya oturup yatmasına ilişkin tesis ve tertipleri her zaman görmek, araştırmak ve incelemek ve bu Kanunla suç sayılan eylemlere rastladığı zaman İş Teftişi Tüzüğünde açıklanan şekillerde bu halleri önlemek yetkisine sahiptir” denilerek denetlemeyi yapan müfettişin yükümlülükleri ve yetki ile görevleri açıklanmıştır.

İSGK md. 24/3 gereğince “Askeri işyerleriyle yurt güvenliği için gerekli maddeler üretilen işyerlerinin denetim ve teftiş konusu ve sonuçlarına ait işlemler, Milli Savunma Bakanlığı ve Bakanlıkça birlikte hazırlanacak yönetmeliğe göre yürütülür” denilmesi hasebiyle bu durumdaki işyerlerinin denetiminin belirtilen yönetmelik uyarınca yürütüleceği açıklanmıştır.

Yapılan denetimler sonucunda 6331 Sayılı Kanunda idari yaptırımlar olarak idari para cezaları ve işin durdurulması düzenlenmiştir. Buradaki asıl maksat işvereni cezalandırmak değil onu iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almaya zorlamaktır. İSGK md. 25 gereğince işi durdurma kararının işyerinin bir bölümünü veya tamamını kapsayabileceği ifadesiyle işin tamamen durdurulması kararının, işyerinin kapatılması şeklinde sonuç doğuracağı anlaşılmaktadır. İşyerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelik gereğince işyerinde işin bir bölümünü veya tamamını durdurma kararı üç müfettişten oluşan heyet tarafından verilecektir. Bu heyet raporlar üzerinde incelemeyi yapacak ve gereğine karar verecektir. Gerektiğinde konuyla ilgili olarak işyerinde inceleme yapabilecektir. Acil durumlarda ise işi durdurma kararının alınmasına kadar beklenmeksizin tedbir alınmasını gerektirecek nitelikte ise tespiti yapan müfettiş durumu, Kurul Başkanlığına bildirerek, heyet tarafından karar alınıncaya kadar geçerli olmak şartıyla işin durdurulmasını ilgili mülki idare amirinden isteme hakkına sahiptir. Program dışı inceleme denetimlerinde mevzuata aykırılığın belirlenmesi halinde önel verilmemekte, idari para cezası uygulanması istenmektedir. Denetim raporunun sonuç bölümünde, uygulanması istenilecek idari para cezasının tutarı ve gerekçesi belirtilir.

2017 yılında istatiksel olarak iş sağlığı ve güvenliği ile işin yürütümü yönünden yapılan iş denetimlerini vermemiz gerekirse; Programlı denetimde; iş sağlığı ve güvenliği yönünden 5624, işin yürütümü yönünden 923 ve toplamda 6547 programlı denetim yapılmıştır. Program dışı denetimde; iş sağlığı ve güvenliği yönünden 5180, işin yürütümü yönünden 7085 ve toplamda 12.265 program dışı denetim yapılmıştır. Diğer bir ifadeyle, toplamda iş sağlığı ve güvenliği yönünden 10.804 (%57,43), işin yürütümü yönünden 8.008 (%42,56) ve son toplamda 18.812 iş denetimi yapılmıştır.

KAYNAKÇA

Prof. Dr. Haluk Hadi Sümer, İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku, Ankara: Seçkin Yayınları, 2019

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/97914

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/117847

https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2014/05/20140503-7.htm