İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz Kavramları Hakkında Bir İnceleme
1. Kavramların Tanımı ve Genel Özellikleri
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2011 tarihine kadar ihtiyati tedbir bir üst başlık olarak ele alınmakta ve ihtiyati haciz ve diğer geçici hukuki korumalar ihtiyati tedbirin bir alt türü sayılmakta iken1, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile birlikte, geçici hukuki koruma bir üst kavram, ihtiyati tedbir ise bir geçici hukuki koruma sağlama aracı kabul edilmiştir2. Ancak doktrinde ihtiyati haczin özel bir ihtiyati tedbir türü olduğu da ifade edilmektedir3.
Belli başlı özellikleri ile ele alındığında İhtiyati tedbir kavramı, maddi hukuk talebinin ve gecikmesinde tehlike olan bir halin yaklaşık ispat seviyesinde ispat edilmesi koşuluyla, gerektiğinde karşı tarafın hukuki dinlenilme hakkı ertelenerek, para alacağı dışında kalan taleplerin güvence altına alınmasına, istisnaen bütün taleplerin asıl dava için bağlayıcı olmayacak şekilde geçici olarak gerçekleştirilmesine hizmet eden geçici bir hukuki koruma4 şeklinde tanımlanabilmektedir. Yargıtay ihtiyati tedbiri “… diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.” Şeklinde ifade etmektedir5.
Kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş, geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki koruma6 olarak da ifade edilebilen İhtiyati tedbir, davadan önce ya da dava sürerken talep edilebilir7.
İhtiyati haciz kavramı ise doktrinde Kuru tarafından “alacaklının bir para veya teminat alacağının zamanında ödenmesini garanti (güvence) altına almak için, kesin haciz aşamasından önce borçlunun mallarına mahkeme kararı ile geçici olarak el konulması” olarak tanımlanmaktadır8. İhtiyati tedbir gibi ihtiyati haciz de dava açılmadan ya da icra takibi başlatılmadan evvel uygulatılabilir. Özetle İhtiyati haciz, para alacaklarında müstakbel icra takibinin güvence altına alınmasını sağlarken; ihtiyati tedbir ise para alacakları dışında kalan diğer taleplerin icrası yolunun korunması ile istisnaen para alacakları da dahil olmak üzere tüm taleplerin geçici olarak icrasını sağlamaktadır9.
2. İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz Kavramlarının Benzer ve Farklı Yönleri
İhtiyati haciz ile ihtiyati tedbir kavramlarının daha iyi anlaşılabilmesi için ikisi arasındaki benzerlik ve farklılıklara kısaca değinmek gerekir. Çünkü uygulamada bazen ihtiyati haciz kararı verilmesi gereken durumlarda hatalı olarak ihtiyati tedbir kararı verildiği görülmektedir.
2.1. İki Kavram Arasındaki Benzer Yönler
– Hem ihtiyati haciz hem ihtiyati tedbir birer geçici hukuki koruma tedbiri olup dava değildir. – Her iki koruma tedbiri için yapılan yargılamada da yaklaşık ispatla yetinilmektedir. (HMK
- 390/3 İİK
- 258/1) – Her iki yargılamada da karşı tarafın dinlenmesi zorunlu değildir. (HMK
- 390/2 İİK
- 258/2) – Her iki tedbir de kesin hukuki koruma sağlamaz, geçicidir. Ancak her ikisinin de mahkeme kararına dayanması gerekir. (HMK 390/1, İİK
- 258/1) – Her iki koruma türü de asıl dava veya takipten önce yahut dava veya takip esnasında istenebilir. (HMK
- 390/1 İİK
- 264/1) – Hem ihtiyati tedbir hem de ihtiyati haciz talep eden kişi, bu talebinde haksız ise yahut talepten sonra esasa veya usule dayanan sebeplerle ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz haksız hale gelirse, bu nedenle ortaya çıkan zararın tazmin edilmesi gerekmektedir. (HMK
- 399, İİK
- 259/1,4) 10
2.2. İki Kavram Arasındaki Farklı Yönler
– İhtiyati tedbir para dışındaki taleplerde söz konusudur, ihtiyati haczin konusu para alacağıdır. – İhtiyati tedbirler eda, tazminat ya da düzenleme amaçlı olabilirken, ihtiyati haczin amacı bir miktar paranın teminat altına alınmasıdır. – Her iki koruma türü ne karar verilebilmesi için aranan şartlar farklıdır. – Dava ya da takipten önce talep edilen ihtiyati tedbir ya da ihtiyati hacizde, karar verildikten sonra kararın uygulanması, karar uygulandıktan sonra da asıl dava ya da takibin başlatılması için öngörülen süreler farklıdır. İhtiyati haciz kararından sonra alacaklı, borçlu hakkında mutlaka dava açmaya mecbur değildir. İcra takibinde de bulunabilir. Fakat ihtiyati tedbir kararı alan kimse, mutlaka süresi içinde davasını açmalıdır. – İhtiyati tedbir malvarlığı değerleri dışında da söz konusu olabilirken ihtiyati haciz para alacaklarına özgü olduğundan sadece malvarlığı üzerinde etki gösterir. – İhtiyati tedbir çekişme konusu üzerinde etkiliyken, ihtiyati hacizde, üzerine ihtiyati haciz konulan mal varlığı çekişme konusu değildir11. – Gayrimenkul mallar üzerine ihtiyati tedbir konulduğu zaman, mahkeme gayrimenkulün ferağdan men’ine de karar vermektedir. Böylece üzerine ihtiyati tedbir konulan mal başkasına satılamamaktadır. Buna karşın, üzerine ihtiyati haciz konulmuş olan mal başkasına devredilebilir (İİK.m. 91)12.
3. Koşulları
İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin koşullarından ilki, tedbire esas teşkil eden bir maddi hukuk talebinin var olmasıdır. Bu talep dava edilebilir ve icra edilebilir olmalıdır. İkinci koşul ise bu talep hakkında asıl davadan önce karar verilmesini haklı kılan tedbir sebebinin bulunmasıdır13.
İhtiyati tedbir sebebi, talebin dava sonuçlanmadan önce hızlı bir yargılamada geçici olarak güvence altına alınmasını ya da gerçekleştirilmesini zorunlu kılan, somut ve aciliyet teşkil eden bir tehlike olarak tanımlanabilir. İhtiyati tedbire karar verilebilmesi için, dava sonucunda verilecek kararın icra edilmesine kadar beklenildiği takdirde elde edilmesi umulan hukuki korumanın etkinliğinin azalması ya da tamamen ortadan kalkması ihtimali bulunmalıdır. Bu meşru ve haklı sebep, hukuki yararın ihtiyati tedbirlerdeki özel görünümüdür. Hak sahibi, tedbir talep ederken ulaşmak istediği menfaate daha kısa ve hızlı bir yoldan ulaşabiliyorsa tedbir sebebi mevcut olsa dahi tedbir talebinin hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi gerekir14.
İhtiyati haciz talebinin şartları ise İİK’nın 257. maddesinde sayılmıştır. Vadesi gelmiş alacaklarda ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için vadenin gelmiş olmasının yanında alacağın rehinle temin edilmemiş olması gerekir. Çünkü rehinle teminat altına alınmış olan alacak için ayrıca bir emniyet tedbiri olduğunu söylediğimiz ihtiyati haciz müessesesine gerek yoktur. Yani alacaklının alacağı zaten rehin ile güvencededir. Ancak bazı istisnai hallerde, alacak rehinle temin edilmiş olsa bile ihtiyati haciz müessesesine başvurulabilir. Bu durumlara örnek olarak şu alacaklar gösterilebilir: – Öncelikle İİK’nın 45/II ve 167/I maddeleri gereğince alacağı kambiyo senedine dayanan alacaklı, bu alacak rehinle temin edilmiş olsa bile ticari senetlere özgü adi takip yollarına başvurabilir. – İİK’nın 45/III. fıkrası hükmünce, ipotekle temin edilmiş faiz ve senelik taksit alacaklarında haciz yoluna başvurulabilir. – Alacağı rehinle teminat altına alınan alacaklı, rehnedilen malın değeriyle karşılanamayacağı anlaşılan kısım için ihtiyati haciz talep edebilir Bu durumda, mahkeme öncelikle rehnedilen mala kıymet takdiri yaptıracaktır. Daha sonra rehinle temin edilmemiş bulunan açık için ihtiyati haciz kararı verebilecektir33. Fakat tesis edilen rehin ihtiyati hacze konu olan alacak miktarından fazla ise artık ihtiyati haciz kararı verilemeyecektir. – Gemi alacaklıları da, gemi ve navlun üzerinde haiz oldukları rehin hakkına rağmen, ihtiyati haciz isteyebilirler ( TTK.m. 1242/I). – TİRK’in 13/3 maddesinde ticari işletme rehni alacaklısına alacağı için ihtiyati haciz isteyebilme hakkı verilmiştir. Fakat İİK’da 17.07.2003 tarih ve 4949 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle taşınır rehni tabirine ticari işletme rehni de eklenmiştir. – Rehin hakkının münazaralı bulunması halinde de, alacaklı rehin mevcudiyeti hususundaki iddiasına halel gelmemek üzere, bu rehin temin edilmiş alacağı için ihtiyati haciz isteyebileceği belirtilmektedir36. Buna göre, rehin akdinin iptali için rehin veren borçlu tarafından bir dava açılmışsa, alacaklı bu münazaayı ileri sürerek alacağı için ihtiyati haciz talebinde bulunabilir. Zira alacaklının, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yaptığı takdirde, mevcut dava dolayısıyla, rehin hakkına karşı bir itiraz ile karşılaşacağı bellidir. Bu sebeple alacaklıyı rehnin paraya çevrilmesi yoluna gitmeye zorlamak hakkaniyete uymaz. Vadesi henüz gelmemiş bir alacak için ihtiyati haciz kararı istenebilmesi için ise, borçlunun belli bir yerleşim yerinin olmadığı hususunda mahkemeye kanaat getirmesi gerekir. Ayrıca borçlunun bir yerleşim yerinin olmaması hiç yerleşim yerinin bulunmaması anlamında değil aynı zamanda var olan yerleşim yerlerini sık sık değiştirmesi şeklinde anlaşılması gerekir. İİK 257/II-2. bendine göre, “borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa” kendisine karşı ihtiyati haciz istenebilir15.
4. Karar Almada Uygulanacak İspat Ölçüsü: Yaklaşık İspat
Yaklaşık ispat, hâkimin çoğu kez acele karar vermesi gereken haller ile delil gösterilmesinin oldukça zor olduğu ve bu sebeple de kesin ispatın beklenemeyeceği hallerde dikkate alınan ispat ölçüsüdür. Türk hukukunda genel kabul gören ayrım “kural (yasal) ispat ölçüsü” ile “istisnai ispat ölçüsü” denilen iki ispat ölçüsünün bulunduğu yönündedir. Kural ispat ölçüsü, hâkimin tam vicdani kanaati veya olay iddiasının “gerçek (kesinlik) sınırındaki ihtimali yansıttığı konusunda kanaati arayan “tam ispatı” ifade eder. Buna karşılık istisnai ispat ölçüsü ise, olay iddiasının “ağır basan ihtimali” yansıttığı konusundaki kanaati yeterli sayan “yaklaşık ispat”tır. Bir ihtiyati tedbir talebine hükmedebilmek için aranması gereken ispat ölçüsü HMK’nın 390. maddesinin 3. fıkrası ile pozitif düzenlemeye kavuşturulmuş ve “yaklaşık ispat ölçüsü” olarak belirlenmiştir. Yargıtay da anılan madde metnini hemen hemen tüm kararlarında tekraren belirtmiş; ihtiyati tedbir talep eden tarafın, “davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda” olduğunu kararlarında önemle vurgulamıştır16.
İhtiyati haczi düzenleyen İİK m. 257’de açıkça para borcundan söz edilerek ihtiyati haciz ile bir maddi hukuk talebi olan para alacağı arasındaki sıkı ilişkiye işaret edilmektedir. İhtiyati tedbirde de talep sahibi davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık ispat seviyesinde ispat etmek zorundadır. Bu durumda, geçici hukuki korumanın maddi hukuk temeli bakımından ihtiyati tedbir ile ihtiyati haciz arasında bir farklılık bulunmamakta, her iki geçici hukuki koruma da bir maddi hukuk talebinin yaklaşık olarak ispatını şart koşmaktadır17.
Ancak önemle belirtilmelidir ki, yaklaşık ispatın derecesi belirlenirken ihtiyati tedbir kararı verilip karar icra edildiğinde, karşı tarafın katlanmak zorunda kalacağı müdahalenin yoğunluğu da dikkate alınmalıdır. Eda tedbirlerinde olduğu gibi karşı tarafın ağır zararlara uğrama tehlikesi varsa, yaklaşık ispatın derecesi gerektiğinde tam ispata kadar yükseltilebilmelidir18.
5. Kanun Yolları
İhtiyati tedbir yargılamasında verilen kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Zira geçicilik ve kesin hüküm kavramları birbiri ile bağdaşmaz19.
Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre hem ihtiyati tedbirin reddi (
- 391/III) hem de itiraz üzerine verilen karara( m.394/ son) karşı kanun yoluna gidilebileceği düzenlenmiştir. Bu durumda ihtiyati tedbir talebinin incelendiği yargılamaya davet edilen ve dinlenen tarafın itiraz hakkı bulunmamaktadır. Tedbir kararı verilirken dinlenen taraf, tüm itirazlarını duruşmada bildirmelidir. HMK
- 394/2 uyarınca, İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. İhtiyati tedbirin reddine karşı ise itiraz mümkün olmayıp, Kanun’da ihtiyati tedbir talebinin reddi halinde kanun yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir. (HMK
- 391)20
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda istinaf kanun yolu da düzenlendiğinden ve HMK m. 391/3 ve m. 394/5’te sadece “kanun yolu” ifadesi yer aldığından, 1086 sayılı Kanun’a göre temyize müracaat edilip edilmeyeceği tereddüt uyandırmış, HMK’nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Yargıtay Daireleri arasında görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, İlk derece mahkemelerince verilen ihtiyati tedbir taleplerinin reddi veya bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilen kararlara karşı temyiz yolunun kapalı olduğu kararına varmıştır21.
İhtiyati haciz kararları bakımından ise 4949 sayılı Kanun’dan önce İcra ve İflas Kanunu’nun 265. Maddesinde açıkça “İhtiyati haciz kararı temyiz edilemez” hükmü yer almakta iken, değişiklikten sonra karşı taraf dinlenilmeden ihtiyati haciz kararı verilir ve borçlu itiraz yoluna başvurursa, itiraz yargılamasında verilen karar temyiz edilebileceği (İİK m. 265/V) düzenlenmiştir. İhtiyati haciz talebi reddedilmiş ise, alacaklı doğrudan kanun yoluna başvurabilecektir. (İİK m. 258/III) 22
6.Haksız İhtiyati Tedbir ya da Haksız İhtiyati Haciz Kararları Sebebi İle Oluşan Zararların Tazmini
Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve İcra İflas Kanunu’nda ihtiyati tedbir ya da ihtiyati hacze karar verilmesi öncesinde alacaklı, karardan sonra ise borçlunun menfaati lehine düzenlemelere yer verilerek alacaklı ile borçlu arasında hassas bir dengenin kurulduğu görülmektedir23. Alacaklı lehine ispat ölçüsü düşürülürken ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz kararından dolayı zarara uğrayan borçlu lehine tazminat davası açma hakkı tanınması bu duruma örnek verilebilir.
İcra ve İflas Kanunu(İİK)
- 264/I’e göre dava açılmadan veya icra takibine başlanmadan evvel ihtiyati haciz uygulatmış olan alacaklı, haczin tatbikinden, haciz borçlunun gıyabında yapılmışsa haciz tutanağının borçluya tebliğinden itibaren yedi gün içinde ya takip talebinde bulunmaya ya da dava açmaya mecburdur. Aynı hükmün 4. Fıkrasına göre alacaklı bu süreyi geçirirse ihtiyati haciz kararı hükümsüz kalacaktır. Bu durumda ihtiyati hacizde tamamlayıcı merasime uyulmaması ve bu nedenle de haczin hükümsüz kalması sonucunda borçlu, alacaklı aleyhine dava açarak zararının giderilmesini talep edebilecektir. (İİK
- 259) 24 HMK
- 399’da tedbir kendiliğinden kalkar
ise borçlunun haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğradığı zararı tazmin ettirebileceği açıkça düzenlenmektedir. Zira eğer ihtiyati tedbir dava açılmadan önce talep edilmiş ve karar verilmiş ise, ihtiyati tedbir talebinde bulunan taraf HMK m. 397/1’de belirtilen, tedbir kararının uygulanması talebinden sonraki iki haftalık süre içerisinde esas hakkındaki davasını açmak zorundadır. Aksi halde tedbir kendiliğinden ortadan kalkacak, bu durum haksızlığa sebebiyet verecek ve tazmin sorumluluğu doğacaktır. Tedbir kararının uygulanması talebinde bulunmayan ve süresi içerisinde dava açmayan taraf ihtiyati tedbir isteyenin yasanın belirlediği süreyi geçirmesi durumunda aldırmış olduğu ihtiyati tedbir kararının haksız olduğunu zımnen kabul ettiği sonucuna varılmaktadır25.
Yukarıda da ifade edildiği üzere geçici hukuki korumadan kaynaklanan tazminat davasının temel şartı, hukuki korumanın haksız olmasıdır26. Doktrinde haksızlığın karar anında var olması aranmakta, sonradan ortaya çıkan haksızlığın sorumluluğa etkisinin olmayacağı kabul edilmektedir. Doktrindeki bu görüşün aksine, haksızlığın var olması gereken an HMK m. 399’da tedbir talebinde bulunulduğu an olarak belirtilmiş ise de İİK’da konu ile ilgili düzenleme bulunmamaktadır27.
Bir hukuki korumanın talep şartlarındaki eksiklik, karar verilebilmesi için gerekli usuli şartlara uyulmamış olması ya da ispat araçlarının yetersiz olması onu başından beri haksız kılar. Ancak alınan ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz kararı sonradan ortaya çıkan sebepler ile de haksızlık içerebilir. Bu durumda koruma tedbiri kendiliğinden ortadan kalkabileceği gibi (kararın uygulanmasının talep edilmemesi ya da tamamlayıcı merasim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi) itiraz üzerine de oradan kalkabilecektir. Ancak itiraz üzerine kaldırmada haksızlığın ve tazminat şartlarının ortaya çıkabilmesi için itirazın hakkın tedbirle korunabilecek nitelikte bir hak olmadığına ya da tedbir sebeplerinden birin var olmadığına yönelik bir itirazın söz konusu olması gerekmektedir28.
Aleyhinde ihtiyati haciz ya da ihtiyati tedbir kararı alınan kişinin tazminat davası açabilmesinin bir diğer koşulu bu kişinin söz konusu karar nedeniyle zarara uğramış olmasıdır. Örneğin, haksızlığı daha sonra ortaya çıkan tedbir nedeniyle boşu boşuna teminat göstermek zorunda kalan, gösterdiği teminatı kullanma ya da işleterek gelir elde etme şansından mahrum kalan taraf bu sebeple doğan zararını talep edebilecektir. Yine haksız ihtiyati tedbir sebebiyle tedbir kararı verilen mal varlığını bu süreçte kullanamayan kimse yoksun kaldığı karı tazmin ettirebilecektir. İhtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz konulan malvarlığı değerinin faiz getirisi varsa haczin yarattığı bu zararın da geçici hukuki koruma talep eden taraftan tahsili gerekecektir. Ayrıca ihtiyati haczi ya da ihtiyati tedbiri kaldırmak için yapılan giderler ve illiyet bağı içerisinde bulunan diğer zararlar da açılacak dava ile tazmin ettirilebilecektir29. Ancak ne yazık ki Yargıtay haksız ihtiyati haciz ya da ihtiyati tedbir dolayısıyla manevi tazminat talep edilemeyeceği görüşündedir30.
Tazminat sorumluluğunun doğmasını sağlayan son unsur illiyet bağıdır. İhtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararı ile bu kararın alınması ve uygulanmasının ortaya çıkaracağı zarar arasında illiyet bağı mevcut olmalıdır31.
Uygulamada32 haksız ihtiyati haciz ya da haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan sorumluluğun doğabilmesi için geçici hukuki koruma kararının uygulanmış olması gerektiği, uygulanmayan kararın aleyhine karar alınana zarar veremeyeceği görüşü hâkimdir. Ancak bu davanın açılabilmesi tedbirin uygulanması koşuluna bağlı değildir33. Zira hakkında ihtiyati haciz ya da ihtiyati tedbir kararı alındığının öğrenilmesinin piyasada saygınlığı olan şirketlerin ticari itibarına zarar vermesi de mümkündür34.
Son olarak, haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır (HMK m. 399/2) Kanun’un 399. maddesinin son fıkrasına göre tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar35.
KAYNAKÇA
AKDENİZ, Umut; “İhtiyati Haciz Müessesesi”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi c. X,s.1,2 y.2006
AKİL, Cenk; “6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda Haksız İhtiyati Tedbir Nedeniyle Açılan Tazminat Davası”
2013/3 Ankara Barosu Dergisi,
ALANGOYA, H. Yavuz, YILDIRIM, Kamil, DEREN-YILDIRIM, Nevhis; Medeni Usul Hukuku Esasları, İstanbul: Beta
Yayınları, 2009
BAŞÖZEN, Ahmet, Güncel Yargıtay Kararları Işığında İhtiyati Tedbirlerde “Yaklaşık İspat” Ve “İhtimal” Kavramı, Dokuz
Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 16, Özel Sayı 2014
ERİŞİR, Evrim; Geçici Hukuki Korumanın Temelleri ve İhtiyati Tedbir Türleri, İstanbul:On İki Levha Yayıncılık, 2013
KORKMAZ, Ramazan; Haksız İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Hacizden Kaynaklanan Tazminat Davası, On İki Levha Yayıncılık,
İstanbul 2020
KURU, Baki; İstinaf sistemine göre yazılmış İcra ve İflas Hukuku, İstanbul 2016
SARISÖZEN, M. Serhat, İhtiyati Tedbir Kararlarına Karşı Başvuru Yolu ve İçtihadı Birleştirme Kararı, Dokuz Eylül
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 16, Özel Sayı 2014
DİPNOT
1 ALANGOYA, H. Yavuz, YILDIRIM, Kamil, DEREN-YILDIRIM, Nevhis; Medeni Usul Hukuku Esasları, İstanbul: Beta Yayınları, 2009, ss. 407
2 ERİŞİR, Evrim; Geçici Hukuki Korumanın Temelleri ve İhtiyati Tedbir Türleri, İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2013, ss. 1
3 KURU, Baki; İstinaf sistemine göre yazılmış İcra ve İflas Hukuku, İstanbul 2016, ss.470
4 ERİŞİR, ss. 137
5 KORKMAZ, Ramazan; Haksız İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Hacizden Kaynaklanan Tazminat Davası, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2020, ss. 29 (Yargıtay 1. H.D. 2012/6146 E., 2012/5724 K. 17.05.2012 T.)
6 SARISÖZEN, M. Serhat, İhtiyati Tedbir Kararlarına Karşı Başvuru Yolu ve İçtihadı Birleştirme Kararı, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 16, Özel Sayı 2014, (Basım Yılı: 2015) Prof. Dr. Hakan PEKCANITEZ’e Armağan, ss. 1321-1322
7 ERİŞİR, ss. 133-134
8 KURU, Baki; İCRA İFLAS HUKUKU, CİLT 3, ANK, 1993, ss.2495
9 ERİŞİR, ss. 89-90
10 KORKMAZ, ss. 38-39
11 KORKMAZ, ss. 38-39
12 AKDENİZ, Umut; “İhtiyati Haciz Müessesesi”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi c. X,s.1,2 y.2006, ss. 202-203
13 ERİŞİR, ss. 178
14 ERİŞİR, ss. 192-193
15 AKDENİZ, ss. 203-208
16 BAŞÖZEN, Ahmet, Güncel Yargıtay Kararları Işığında İhtiyati Tedbirlerde “Yaklaşık İspat” Ve “İhtimal” Kavramı, Ss.685-688 “…Ne var ki, istemde HMK’nın 390. maddesinin üçüncü bendindeki şartların bulunması ve haklılığın yaklaşık biçimde ispatlanması da gerekir. Talep bu detayları içermediği gibi, haklılığın ispatı noktasındaki mahkeme değerlendirmesi de hukuka uygun bulunmuştur…” (Yargıtay 23. HD, 02.02.2012, 207/650) “…Tedbir talep eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır (HMK. m.390/3) ispat ölçüsü ise, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir …” (Yargıtay 15. HD, 06.07.2012, 4060/5172) “…İhtiyati tedbir kararının kabul edilebilmesi bakımından tedbir isteyenin haklılığı konusunda tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüştür. Davacının iddiasında haklılığını ispat konusunda “tapu ve nüfus kaydı, mirasçılık belgesi, tanık beyanları, keşif, bilirkişi, yemin… gibi” delillere dayanıldığı dava dilekçesiyle sabittir. İhtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararının doğru ve yasal olduğu söylenemez…” (Yargıtay 1. HD, 10.01.2012, 436/7)
17 ERİŞİR, ss. 178-179
18 ERİŞİR, ss. 189
19 ERİŞİR, ss. 158
20 SARISÖZEN; ss. 1324-1326
21 YİBHGK, 21.2.2014 T., 2013/1 E., 2014/1 K. SARISÖZEN; ss. 1333
22 ERİŞİR, ss. 168-171
23 ERİŞİR, ss. 72-73
24 KORKMAZ, ss. 126-129
25 AKİL, Cenk; “6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda Haksız İhtiyati Tedbir Nedeniyle Açılan Tazminat Davası” 2013/3 Ankara Barosu Dergisi, ss. 177-178; Korkmaz, ss.130-132
26 KORKMAZ, ss. 133
27 KORKMAZ, ss. 152-153
28 KORKMAZ, 150-192
29 KORKMAZ, ss. 233-242
30 KORKMAZ, ss. 245 (Yargıtay 4. H.D. 2016/15730 E. 2017/1644 K. 14.03.2017 T.)
31 KORKMAZ, ss. 261-262
32 KORKMAZ, ss.122 (Yargıtay 11. H. D. 2012/10127 E. 2014/2495 K. 13.02.2014 T.)
33 ARSLAN, Ramazan, “Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici Hukuki Korumalar Konusunda Getirdiği Yenilikler”, Bankacılar dergisi, Ocak 2013, ss.23
34 AKİL, ss. 181; Korkmaz, ss.122
35 AKİL; ss. 188-190
