Seri Muhakeme Usulü Nedir?
Ceza yargılamalarına ilişkin usuller 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda (“CMK” veya “Kanun”) düzenlenmiştir. CMK m.2/1-e-f’ye göre; yetkili merciin/mercilerin suç şüphesini öğrenmesi ile başlar ve hükmün kesinleşmesi ile sona erer. Soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin usullere CMK’da yer verilmiştir. Savcı herhangi bir şekilde suç şüphesinden haberdar olabilir. Bu aşamada verilebilecek kararlardan biri soruşturmaya yer olmadığına dair karardır. Ancak savcı, soruşturma yapılmasına karar vermesi halinde, doğrudan ve emrindeki adli kolluk kuvvetleri aracılığı ile soruşturma yapar. Soruşturma aşamasında gerekli tüm işlemler tamamlandıktan sonra savcı 01.01.2020 tarihinden önce kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verebilir, kovuşturma için yeterli delil bulduğu hallerde ise kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verebilir ya da iddianame düzenleyerek kovuşturma başlatılmak üzere ilgili mahkemeye gönderebilirdi. Ancak gelişen ve değişen dünya düzeni ve ülkemizin de durumuna göre kanunlarda değişiklikler yapılabilmektedir. Bu kapsamda Ceza Muhakemesi Kanunu’na en son eklenen usullerinden birisi de seri muhakeme usulü olup, 01.01.2020 tarihi itibari ile kovuşturma aşamasına geçilmeden önce dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi olarak CMK’da yerini almıştır.
Seri muhakeme usulü, Ceza Muhakemeleri Kanunu’na 7188 sayılı Kanun ile 24.10.2019 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak m.250’de eklenmiş olup, yine aynı Kanun ile eklenen Geçici Madde 5’te seri muhakeme usulüne ilişkin hükümlerin 01.01.2020 tarihi itibari ile uygulanacağı belirtilmiştir. Ayrıca 31.12.2019 tarihli 30995 sayılı 4. Mükerrer Resmi Gazete’de Ceza Muhakemesinde Seri Muhakeme Yönetmeliği (“Yönetmelik”) yayımlanarak, o da 01.01.2020 tarihi itibari ile yürürlüğe girmiştir. Kanunda seri muhakeme usulünün uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelik ile belirleneceği belirtilmiştir (CMK m.250/15). Bu yazıda seri muhakeme usulü; Seri Muhakeme Usulüne İlişkin Genel Bilgiler, Seri Muhakeme Usulünün Uygulaması ve Sonuç olmak üzere üç başlıkta incelenecektir.
A. Seri Muhakeme Usulüne İlişkin Genel Bilgiler
Seri muhakeme usulü uygulanmadan önce dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Bunlardan biri; ön ödeme ve uzlaştırma kapsamındaki suçların seri muhakeme usulüne tabi olmamasıdır (Yönetmelik m.5/1). CMK m.250/1-a-b-c-d-e’de seri muhakeme usulüne tabi olan suçlara yer verilmiştir. Bu suçlardan biri söz konusu olan soruşturmada, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilme ihtimali var mı, bakılmalıdır. Soruşturmanın tamamlanması ile kamu davasının açılması için yeterli şüphe var ise ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmedi ise seri muhakeme usulü uygulanacaktır (CMK m.250/1, Yönetmelik m.5/2). CMK’nın ilgili kısmında bu konuda “uygulanır” ifadesi yer alırken, Yönetmelikte “uygulanması zorunludur” denilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi müessesesi, seri muhakeme usulüne göre daha lehe olan bir uygulama olarak değerlendirilebilir, bu sebeple de öncelikli olarak bakılması gereken hususun kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilip verilemeyeceği olduğu belirtilmiştir. Ayrıca savcı yapmış olduğu soruşturma neticesinde kamu davası açılması için yeterli şüphe elde etmemiş ise direkt olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verebilir ki bu durumda da seri muhakeme usulünün değerlendirilmesi aşamasına gelinmemiş olacaktır.
Seri muhakeme usulü uygulamasında savcı veya kolluk şüpheliyi bilgilendirir, daha sonra savcı tarafından teklif edilir ve şüpheli müdafii huzurunda kabul ederse seri muhakeme usulü uygulanır (CMK m.250/2-3). Kanun metninde teklifin kabulü aşamasında müdafiye yer verilmiştir. Şüpheli, mahkeme tarafından hüküm kuruluncaya kadar seri muhakeme usulünün uygulanmasına ilişkin kararından vazgeçebilir (Yönetmelik m.5/4).
Şüpheli meramını anlatabilecek kadar Türkçe bilmiyorsa veya engelli ise CMK’nın 202’nci maddesi bu usulde de geçerli olacaktır (Yönetmelik m.5/5). Seri muhakeme usulünün uygulanması için teklifin gerçekleştirilmesi amacı ile şüpheli hakkında zorla getirme kararı ve yakalama emri düzenlenmez, şüpheli normal çağrı yolları ile davet edilir (Yönetmelik m.5/7).
Seri muhakeme usulünün herhangi bir nedenle tamamlanamaması veya mahkeme tarafından dosyanın genel soruşturma hükümleri ile devam etmesi için savcılığa geri gönderilmesi halinde, şüphelinin seri muhakeme usulüne ilişkin beyanları, uygulamaya ilişkin diğer belgeler soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde delil olarak kullanılamayacaktır (CMK m.250/10, Yönetmelik m.5/8). Bizim hukuk sistemimizde seri muhakeme usulü ikrara bağlı olmamakla birlikte, şüphelinin tutanağa “suçu işlediğimi değil seri muhakeme usulünü kabul ediyorum” şeklinde bir şerh düşmesi lehine olacaktır ancak şerhin etkisi de tartışmalıdır. Belirtmek gerekir ki, seri muhakeme usulünün uygulaması neticesinde yaptırım uygulanması, güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına da engel teşkil etmeyecektir (CMK m.250/7, Yönetmelik m.5/9). Yani seri muhakeme usulüne göre normal bir ceza yargılamasında uygulanan güvenlik tedbirleri bu müessesede de uygulanabilecektir. 7188 sayılı Kanunun gerekçesinde de belirtildiği gibi örneğin; seri muhakeme usulünün uygulandığı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın TCK’nın 54’üncü veya 55’inci maddesi gereğince müsadere edilmesinde herhangi bir engel bulunmamakladır. Seri muhakeme usulünün uygulandığı ve hapis cezasına mahkum edilen fail hakkında TCK’nın 53’üncü maddesinde yer alan belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin güvenlik tedbirlerinin uygulanmasında da bir tereddüt bulunmamaktadır. Seri muhakeme usulünün uygulanması ile şüphelinin siciline işleyecek bir hüküm ortaya çıkmaktadır.
Seri muhakeme usulüne tabi olan bir suç söz konusu olduğunda ve bu durum soruşturma dosyasından açıkça anlaşıldığı halde bu usulü uygulamak yerine savcılık iddianame hazırlar ise mahkeme iddianameyi savcılığa iade edecektir (Yönetmelik m.5/10). CMK’nın “İddianamenin İadesi” başlıklı 174’üncü maddesinin 1’inci fıkrasının c bendinde de bu hususa ilişkin hükme yer verilmiştir. Ayrıca şunu da belirtmeliyiz ki, şüpheli iddianame düzenlenene kadar savcıya başvurarak seri muhakeme usulünün uygulanmasını talep edebilecektir ve bu halde savcı tarafından seri muhakeme usulü uygulanır (Yönetmelik m.5/11).
Seri muhakeme usulünün uygulanmadığı haller:
- Resmi mercilere beyan edilmiş ve soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunulmaması veya yurtdışında olunması veya başka bir nedenle şüpheliye ulaşılamaması halinde (CMK m.250/13, Yönetmelik m.5/6),
- Şüpheli tarafından işlenen suç CMK m.250/1-a-b-c-d-e’de yer verilen suçlardan biri olsa dahi Türk Ceza Kanunu’nda (“TCK”) yer verilen yaş küçüklüğü (m.31), akıl hastalığı (m.32), sağır ve dilsizlik (m.33) hallerinde (CMK m.250/12, Yönetmelik m.7/1),
- Suçun iştirak halinde işlenmesi ve şüphelilerden birinin seri muhakeme usulünün uygulanmasını kabul etmediği halde (CMK m.250/11, Yönetmelik m.7/2),
- Seri muhakeme usulünün Kanunda belirtilen uygulanmaya başlandığı tarih olan 01.01.2020 tarihi itibari ile kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda (Yönetmelik geçici m.1) seri muhakeme usulü uygulanmaz.
Seri muhakeme usulüne tabi olan suçlar (CMK m.250/1-a-b-c-d-e, Yönetmelik m.6/1-a-b-c-ç-d):
TCK’da yer alan;
- Hakkı olmayan yere tecavüz (madde 154, ikinci ve üçüncü fıkra),
- Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (madde 170),
- Trafik güvenliğini tehlikeye sokma (madde 179, ikinci ve üçüncü fıkra),
- Gürültüye neden olma (madde 183),
- Parada sahtecilik (madde 197, ikinci ve üçüncü fıkra),
- Mühür bozma (madde 203),
- Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (madde 206),
- Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (madde 228, birinci fıkra),
- Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması (madde 268) suçları.
Diğer kanunlarda yer alan;
- 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 13’üncü maddesinin birinci, üçüncü ve beşinci fıkraları ile 15 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen suçlar.
- 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 93’üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen suç.
- 13/12/1968 tarihli ve 1072 sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makinaları Hakkında Kanunun 2’nci maddesinde belirtilen suç.
- 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun ek 2’nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde belirtilen suçlar.
Kanuna seri muhakeme usulü hükmünün eklenmesine ilişkin hükmü barındıran 7188 sayılı Kanunun gerekçesinde yukarıda bahsi geçen suçlara ilişkin detaylı bir açıklama olmamakla birlikte; “…Ağır iş yükü altında bulunan ceza adalet sistemlerinin bu tür vahamet arz etmeyen basit suçlarda…” ifadelerine yer verilmiştir. Bu ifadelerden de anlaşıldığı üzere daha basit nitelikteki ve yaptırımlara sahip suçlar burada katalog haline getirilmiştir.
B. Seri Muhakeme Usulünün Uygulaması
Yukarıdaki başlık altında seri muhakeme usulüne ilişkin genel bilgilere yer vermiştik, bu başlıkta ise usulün nasıl ve hangi şartlar ile uygulanacağına ilişkin bilgilere yer verilecektir.
Savcı önüne gelen soruşturma dosyasında, soruşturma yapılması konusunda karar kıldıktan sonra maddi gerçeği araştırmaya başlayacaktır. Belirtmek gerekir ki, suçun seri muhakeme usulüne tabi olması savcının maddi gerçeği araştırma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz (Yönetmelik m.8/1). Soruşturma neticesinde kamu davası açılması için yeterli delil elde edilememesi veya kovuşturma açılması imkanı bulunmaması hallerinde savcı kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar vermelidir (Yönetmelik m.8/3). Ancak soruşturma neticesinde, kamu davası açılması için yeterli delil elde edilmesi halinde ilk olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesi müessesesinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verecektir. Uygulanmasına yer olmadığına karar verir ise bu soruşturma dosyasında seri muhakeme usulü uygulanacaktır (Yönetmelik m.8/4). Seri muhakeme usulünün uygulanması için öncelikle suç Kanunda yer alan suçlardan birisi olmalıdır. Aynı zamanda savcı uygulamaya ilişkin yukarıdaki başlıkta da belirtmiş olduğumuz diğer hususları kontrol ettikten sonra seri muhakeme usulünün uygulanmasına engel bir husus olmadığı takdirde usulüne ilişkin prosedürü uygulamaya koyacaktır.
Şüpheli CMK’da yer alan bir yargılama usulü olarak seri muhakeme usulünü bilmeyebilir veya böyle bir usulün varlığından haberdar olsa dahi detaylı bilgi sahibi olmayabilir. Her halükarda, savcı veya kolluk görevlileri şüpheliyi seri muhakeme usulü hakkında bilgilendirecektir (CMK m.250/2, Yönetmelik m.8/2). Kanunda ve Yönetmelikte bu bilgilendirmenin savcı veya kolluk görevlileri tarafından yapılacağı belirtilmiştir ancak Yönetmeliğin 10. maddesinin birinci fıkrasında, savcı seri muhakeme usulünü teklif etmeden önce şüpheliyi usul hakkında bilgilendirir denilmektedir ve bu maddede kolluktan bahsedilmemektedir. Bu hususun bilgilendirmeye ilişkin bir belirsizlik oluşturduğu görüşü mevcuttur. Şüpheliye yapılacak olan bilgilendirmenin içeriği Yönetmelik m.10/1’de açıklanmıştır.
Bilgilendirmede yer alması gereken hususlar;
- İsnat edilen eylem, eylemin oluşturduğu suç ile bu suçun seri muhakeme usulü kapsamına girdiği,
- Kamu davasının açılması için yeterli şüphenin bulunduğu,
- Özgür iradesiyle ve müdafi huzurunda kabul ettiği takdirde bu usulün uygulanacağı ve belirlenecek temel cezanın yarı oranında indirileceği,
- Cumhuriyet savcısı tarafından teklif edilen yaptırım hakkında talep doğrultusunda mahkemenin hüküm kuracağı, bu hükme karşı itiraz kanun yoluna başvurabileceği,
- Teklifin kabulünün ancak müdafi huzurunda gerçekleştirilebileceği, seçtiği bir müdafi yoksa istemi aranmaksızın kendisine bir müdafi görevlendirileceği,
- Mahkeme tarafından hüküm kuruluncaya kadar her aşamada seri muhakeme usulünden vazgeçebileceği,
- Mahkemece verilen hükmün adli siciline kaydedileceği,
- Bu usulün uygulanmasını kabul etmediği takdirde genel hükümlere göre hakkında iddianame düzenlenerek kamu davası açılacağı,
- Genel hükümlerin uygulanmasına geçilmesi halinde, seri muhakeme usulünü kabul ettiğine ilişkin beyanları ile bu usulün uygulanmasına dair diğer belgelerin, soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde delil olarak kullanılamayacağı hususları (Yönetmelik
m.10/1).
Savcı, şüpheliyi seri muhakeme usulünün teklifi için en kısa sürede davet eder. Davet; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi iletişim araçlarından yararlanılarak da yapılabilir (Yönetmelik m.9/1). Davet, şüpheli hakkında zorla getirme veya yakalama kararı çıkartılarak yapılmaz. Şüpheli mazeretsiz olarak davete icabet etmezse veya yukarıda belirttiğimiz sebeplerle veya herhangi bir nedenle şüpheliye ulaşılamazsa bu durum savcı tarafından tutanağa bağlanır ve soruşturmaya genel hükümlere göre devam edilir (Yönetmelik m.9/2). Davete icabet eden şüpheliye savcı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanması teklif edilir (CMK m.250/3) ve şüpheliye uygulanacak yaptırımlar açıklanır (Yönetmelik m. 10/2). Bilgilendirme, teklif ve uygulanacak yaptırımın açıklanmasının ardından şüpheli, seri muhakeme usulüne ilişkin olarak kendisine verilen tüm bilgileri değerlendirerek bir karar verecektir. Şüpheliye, bu kararı vermeden önce değerlendirmesi için talebi halinde bir ayı aşmamak üzere makul bir süre verilir (Yönetmelik m.10/3). Ayrıca bilgilendirme ve teklif SEGBİS veya istinabe yöntemi ile de yapılabilir (Yönetmelik m.10/11). Savcının seri muhakeme usulüne ilişkin işlemleri SEGBİS yöntemi ile yapması halinde Kanunun “Elektronik İşlemler” başlıklı 38/A maddesine göre gerekli işlemler yapılır (Yönetmelik m.10/12).
Hem Kanunda hem de Yönetmelikte, şüpheliye seri muhakeme usulünün uygulanması teklif edilirken bunun müdafi huzurunda gerçekleştirilmesine ilişkin bir ifadeye yer verilmemiştir. Ancak 7188 sayılı Kanunun gerekçesinde; “Cumhuriyet savcısı tarafından müdafi huzurunda şüpheliye usulün uygulanması teklif edilecek ve şüpheli bu usulün uygulanmasını kabul ederse usul uygulanabilecektir. Teklif sırasında müdafiinin hazır bulunması, bu usulün uygulanabilmesi için olması gereken zorunlu koşullardandır.” ifadeleri yer almaktadır. Bu konu tartışmalara sebep olmuş olmakla birlikte çoğunluk görüşü de teklifin şüphelinin müdafii huzurunda gerçekleştirilmesi gerektiğini yönündedir. Hayatın olağan akışına göre; bir şüpheliden daha doğrusu bir bireyden beklenebilecek hukuk bilgisi standardı dikkate alındığında, bu usulü ve uygulamasını bilmesi beklenemeyeceği ve her ne kadar savcı veya kolluk görevlileri bilgilendirme yapsa da ceza hukukunun pek çok uygulamasında olduğu gibi burada da şüphelinin teklifi müdafi huzurunda öğrenmesinin lehine olacağı görüşü hakimdir. Ancak teklifin müdafi huzurunda yapılması gerekliliğinin Kanunda yer almayıp, sadece gerekçede yer alması uygulamada karışıklıklara sebep olmaktadır. Kanun ve Yönetmelik, teklifin aksine, şüphelinin seri muhakeme usulünün uygulanması teklifine ilişkin kabulünün müdafi huzurunda olması gerektiğini belirtmektedir (CMK m.250/3, Yönetmelik m.3, m.11/1). Şüpheliden bir müdafi seçmesi istenir, hatta Yönetmelik maddesinde, şüphelinin müdafii yoksa istemi aranmaksızın barodan bir müdafi görevlendirilmesinin isteneceği belirtilmiştir (Yönetmelik m.11/2). Teklifin istinabe veya SEGBİS yöntemi ile yapıldığı hallerde, şüphelinin seçtiği bir müdafi yoksa teklifin kabulünde hazır olması için istinabe evrakı gönderilen ya da SEGBİS ile görüşme talep edilen savcılık tarafından müdafi görevlendirmesi yapılır ve bu durumda soruşturmayı yürüten savcılık tarafından ayrıca bir müdafi görevlendirilmesi yapılmayacaktır (Yönetmelik m.11/3). Soruşturma aşamasında görev yapan müdafi, mahkeme aşamasında da öncelikle görevlendirilecektir (Yönetmelik m.11/4). Teklifin ardından yukarıda belirtilen diğer hallerde olduğu gibi şüpheli seri muhakeme usulünün uygulanması teklifini kabul etmediğini bildirmesi halinde soruşturmaya genel hükümlere göre devam edilir (Yönetmelik m.10/4).
Şüphelinin, seri muhakeme usulünün uygulanmasına ilişkin teklifi kabul etmesinin ardından savcı TCK’nın 61’inci maddesine göre soruşturma konusu suçun kanuni tanımında yer alan cezanın alt ve üst sınırı arasında temel bir ceza tespit eder ve belirlediği temel cezadan yarı oranında indirim uygulayarak yaptırımı belirler (CMK m.250/4, Yönetmelik m.10/5). Bu yaptırım, ceza ve/veya güvenlik tedbiri olabilir. Belirtilmelidir ki, suçun teşebbüs haline ilişkin olarak belirlenmiş ayrıca bir indirim veya usul bulunmamaktadır. Ayrıca savcı, TCK m. 61’in ilk fıkrasıyla sınırlandırılmış olup, cezada artırım veya indirim gerektiren haller (bilinçli taksir/olası kast/zincirleme suç vs.) için de ayrıca bir düzenleme yapılmamıştır. Bu husus, yaptırımın belirlenmesi noktasında eleştirilere ve tartışmalara sebep olmaktadır. Bu noktada değerlendirilmesi gereken hususlardan birisi de içtimadır. Seri muhakeme usulüne tabi olan bir suç, seri muhakeme usulüne tabi olmayan bir suç ile beraber işlenmişse ne yapılacağına ilişkin Kanunda ve Yönetmelikte bir düzenleme bulunmamaktadır. Suçlar arasında farklı neviden fikri içtima var ise seri muhakeme usulünün uygulanıp uygulanmayacağı Kanunda ve Yönetmelikte net bir şekilde yer almamaktadır. Suçlar arasında gerçek içtima ilişkisi varsa CMK m. 250’de yer alan bir suçun bu maddede yer almayan bir suç ile birlikte işlenmesi haline ilişkin bir hükme yer verilmediğinden, dosyaların ayrılması gerekecektir.
Belirlenen yaptırım hakkında, savcı tarafından şartlarının bulunması halinde Kanunun 231’inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir (CMK m.250/6, Yönetmelik m.10/6). Ayrıca sonuç olarak; belirlenen yaptırımın hapis cezası olması ve koşullarının bulunması halinde savcı tarafından, TCK’nın 50’nci maddesine göre seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya 51’inci maddesine göre ertelenebilir (CMK m.250/5, Yönetmelik m.10/7).
Şüphelinin teklifi kabul etmesi ile seri muhakeme usulü kabul tutanağı düzenlenecektir. Bu tutanakta; şüpheliye isnat edilen eylem, şüphelinin kabul beyanı, belirlenen sonuç ceza ve/veya güvenlik tedbiri ile uygulandığı takdirde hükmün açıklanmasının geri bırakılması, seçenek yaptırım veya hapis cezasının ertelenmesine ilişkin hususlara yer verilir. Kabul tutanağı savcı ve şüpheli ile müdafii tarafından imzalanır (Yönetmelik m.10/8). Yönetmeliğin ekinde örnek bir kabul tutanağına yer verilmiştir. Şüpheli, teklifi müdafii huzurunda kabul etmesinin ardından aynı gün mahkemeye yönlendirilecektir (Yönetmelik m.10/9). Yukarıda işlemlerin istinabe yöntemi ile yapılabileceğini belirtmiştik, bu kapsamda istinabe yöntemi kullanıldığı takdirde, savcı istinabe evrakına kabul tutanağını da ekler (bu tutanak taslak halidir ve işlemler istinabe evrakının gönderildiği savcılık tarafından yapılacaktır). İstinabe evrakının gönderildiği savcılık, Yönetmelikte belirtilen usule uygun olarak yukarıda yer verilen tüm işlemleri yapar. Şüphelinin teklifi müdafii huzurunda kabul etmesi halinde, kabul tutanağı savcı, şüpheli ve müdafii tarafından imzalanarak, evrak soruşturmayı yürüten savcılığa gönderilir (Yönetmelik m.10/13). Şüphelinin teklifi kabul etmemesi halinde ise savcı buna ilişkin bir tutanak düzenler ve bu tutanağı soruşturma dosyasına ekler (Yönetmelik m.10/10).
Şüphelinin, yapılan seri muhakeme usulü teklifini kabul etmesi ile savcı, mahkemeden seri muhakeme usulünün uygulanmasını talep eder (Yönetmelik m.12/1). Mahkemeye hitaben bir talepname düzenlenir. Yönetmeliğin ekinde örnek bir talepnameye yer verilmiştir.
Talepnamede yer alması gereken hususlar;
- Şüphelinin kimliği ve müdafii,
- Mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği ile varsa vekili veya kanuni temsilcisi,
- İsnat olunan suç ve ilgili kanun maddeleri,
- İsnat olunan suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
- Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,
- İsnat olunan suçu oluşturan olayların özeti,
- Cumhuriyet savcısı tarafından bu usulün uygulanmasının şüpheliye teklif edildiği ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul ettiği,
- Belirlenen ceza ve/veya güvenlik tedbirleri ile uygulanmış ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hapis cezasına seçenek yaptırımlar veya hapis cezasının ertelenmesine ilişkin hususlar (CMK m.250/8, Yönetmelik m.12/2).
Mahkeme talepnamenin verildiği gün incelemesini gerçekleştirir, şüpheliyi müdafi huzurunda seri muhakeme usulü ile ilgili dinler ve sonuçlandırır. Ayrıca şüphelinin seri muhakeme usulü kapsamında dinlenmesi de SEGBİS veya istinabe yöntemi ile yapılabilir (Yönetmelik m.13/1). Şüpheli, mazeretsiz olarak mahkemeye gelmez ise seri muhakeme usulünün uygulanmasından vazgeçmiş olduğu kabul edilir (CMK m.250/9, Yönetmelik m.13/5).
Mahkemeye gönderilen talepnamede eksik veya hatalar olması halinde, mahkeme bunu eksik ve hataları bildirmek suretiyle tamamlanması/düzenlenmesi amacı ile savcılığa gönderir (Yönetmelik m.13/2). Bu talepnamede yer alan eksikler; Yönetmeliğin 12’nci maddesinde ve yukarıda yer verilen hususlara aykırı olarak düzenlenmesi, belirlenen yaptırımda maddi hata yapılması, belirlenen yaptırım için CMK’nın 231’inci ve/ veya TCK’nın 50 veya 51’inci maddelerinin uygulanmasında koşulların gerçekleşmemiş olması, teklif edilen cezaya uygun bir güvenlik tedbiri belirtilmemesi halleri söz konusu olacaktır. Örneğin; savcılık belirlenen yaptırımı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına çevirmiştir ancak mahkeme yaptığı inceleme neticesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartlarının olmadığını tespit ettiğinde, talepnameyi düzeltilmek üzere savcılığa geri gönderir. Mahkeme bu düzeltmeyi kendisi yapmaz. Savcılığa geri gönderilen eksiklerin ve hataların olduğu talepname, savcı tarafından eksikleri tamamlandıktan ve hataları düzeltildikten sonra yeniden düzenlenerek mahkemeye gönderilecektir (Yönetmelik m.13/3). Mahkeme yaptığı inceleme neticesinde, söz konusu suçun seri muhakeme usulü kapsamında olan suçlardan olmadığını veya savcı tarafından şüpheliye teklif edilerek, şüphelinin müdafi huzurunda kabul etmediğini fark etmesi halinde talepnameyi reddeder ve dosyayı soruşturmanın genel hükümlere göre devam etmesi için savcılığa gönderir (CMK m.250/9, Yönetmelik m.13/4).
Mahkeme talepnamenin savcılık tarafından gönderilmesinin ardından yapmış olduğu inceleme kapsamında eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu, seri muhakeme usulünün şüpheliye Kanunda yer alan şekilde teklif edildiği ve şüphelinin bu teklifi müdafii huzurunda özgür iradesi ile kabul ettiği kanaatine varırsa talepte belirtilen yaptırım doğrultusunda hüküm kuracaktır (Yönetmelik m.14/1). Mahkeme tarafından kurulan hüküm, varsa mağdur, suçtan zarar gören, veya genel hükümlere göre davaya katılma hakkına haiz olan kişilere tebliğ edilir (Yönetmelik m.14/2).
Mahkeme tarafından savcılık talebi doğrultusunda kurulan hükme, genel hükümler kapsamında itiraz imkanı bulunmaktadır (CMK m.250/14, Yönetmelik m.15). İtiraz yoluna ilişkin olarak, Kanunda yer alan genel hükümler geçerli olacaktır.
C. Sonuç
Seri muhakeme usulü Türk Ceza Hukukunda henüz yeni bir düzenleme ve uygulamadır. Bu uygulamanın amacı 7188 sayılı Kanunun gerekçesinde; “Belirli bir önem derecesinin altındaki suçlarda muhakeme sürecinin formalitelerden arındırılmasını ve kısaltılmasını işlenen suçlara kısa süre içinde etkili ve orantılı bir karşılık verilerek bozulan kamu düzeninin yeniden sağlanmasını amaçlamaktadır.” şeklinde tanımlanmıştır. Seri muhakeme usulünün yeni bir uygulama olması sebebi ile uygulayıcı taraflar olan iddia makamı Cumhuriyet Savcılıkları ve şüpheli veya müdafiler bazı sorun ve eksikler ile karşılaşabilmektedirler. Seri muhakeme usulü, 7188 sayılı Kanunun gerekçesinde; “…şüphelinin daha az bir yaptırım beklentisi ile bu usulün uygulanmasını kabul etmesi üzerine başlamaktadır. Bu usul, bir tarafta şüpheli diğer tarafta savcılık ile hüküm ve denetim makamı olarak mahkemenin bulunduğu bir süreci ifade etmektedir.” şeklinde tanımlanmıştır.
Seri muhakeme usulü, adli mercilerin iş yükünü hafifletmek, tarafları uzun süre devam eden davalardan kurtarmak ve bu süreçte iki tarafın da daha lehine olacak şekilde hareket etmek için getirilmiş bir müessesedir. Özellikle büyük illerdeki dosya sayılarındaki fazlalık adalet arayışında sorun haline gelmiştir. Her zaman sorgulanan “geç gelen adalet, adalet midir” sorusu burada da karşımıza çıkmaktadır. Bu duruma bir nebze de olsa engel olmak amacı ile seri muhakeme usulü yürürlüğe konulmuştur. Mağdur tarafın kendisini mağdur eden şüphelinin kısa süre içerisinde bir yaptırım ile karşılaştığını ve adaletin yerini bulduğu konusunda kamu vicdanının rahatlaması, şüphelinin de sanık olarak yargılanıp büyük ihtimalle ceza alacağı bir dosyadan yıllarca yargılanmadan ve alacağı ceza yarı oranında azaltılarak ayrıca diğer yaptırım uygulamaları haklarını da kaybetmeden yargılanması sağlanmaktadır.
Tüm bu hususlar ile birlikte bu uygulamanın da gerek yeni olması gerek eksiklerinin olması sebebi ile olumlu ve olumsuz tarafları bulunmaktadır. Olumlu taraflarına yukarıda da yer verilmiştir. Olumsuz taraflarından biri ise ceza yargılamasında iddia makamı konumunda olan savcılıkların, kendi görev kapsamındaki soruşturmanın yanında hakim konumuna geçerek şüpheli için bir yaptırım tayin etme yetkisine sahip olmalarıdır. Ceza yargılamasında görev karmaşası oluşmaktadır. Kanun ve Yönetmelikteki maddelere bakıldığında; savcının mahkemeye sunmuş olduğu talepname kapsamında hükmü mahkeme kurmaktadır ancak yine de mahkeme; suç seri muhakeme usulüne tabi ise, seri muhakeme usulü Kanunda ve Yönetmelikte belirtilen şekillerde yürütülmüş ise savcının talepnamede belirtmiş olduğu yaptırım doğrultusunda hüküm kurmaktadır (CMK m.250/9, Yönetmelik m.14/1). Çünkü 7188 sayılı Kanunun gerekçesinde de yer verildiği gibi mahkeme, soruşturmayı genişletemez, delil toplayamaz ve tanık dinleyemez. Mahkeme, maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için böyle bir araştırma yapılmasına ihtiyaç duyduğu takdirde usulün uygulanmasına ilişkin talebi reddedebilecektir. Yine gerekçede; mahkemenin, savcının suça ilişkin hukuki vasıflandırmasıyla bağlı olmadığı ve farklı bir sonuca ulaşması halinde de talebi reddedebileceği belirtilmiştir. Bu husus Kanunda ve Yönetmelikte yer almasaydı da bu kadar iş yüküne sahip mahkemelerin, savcılık tarafından soruşturması yapılmış, ilgili hususları incelenmiş, yaptırımı belirlenmiş ve sadece talep edilen bir aşamada nasıl bir değerlendirme ve inceleme yaparak hüküm kuracağı tartışmalı olurdu. Son olarak seri muhakeme usulü ve benzeri uygulamaların dünya üzerinde başka ülkelerin hukuklarında da yer aldığı görülmektedir. 7188 sayılı Kanunun gerekçesinde de buna ilişkin şu ifadelere yer verilmiştir; “…Alman hukukunda günümüzde Alman Ceza Usul Kanununun 257c maddesinde yer alan şekliyle ‘mahkeme ve muhakeme süjeleri arasında anlaşma’ adı altında, sanığın suçu kabul etmesi durumunda uygulanan bir mahkeme usulü bulunmaktadır. Kıta Avrupası hukuk sisteminde yer alan İtalya ve Fransa’da da bu kurum bulunmaktadır. Söz konusu kurumun, ‘suçluluğun ön kabulü üzerine duruşma’ ismiyle Ceza Usul Kanununun 495-7 ile 495- 16 maddeleri arasında yer aldığı Fransa’da, soruşturma konusu eylemi gerçekleştirdiğini ve usulün uygulanmasını kabul eden şüpheli çoğunlukla aynı gün içinde mahkemeye sevk edilmekte ve geleneksel bir yargılama yapılması durumunda alması muhtemel asgari cezaya oranla daha düşük bir yaptırımla karşılaşmaktadır. Söz konusu usul, Fransa’da, beş yıla kadar hapis cezası gerektiren suçlar bakımından uygulanabilmektedir”.
KAYNAKÇA
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Ceza Muhakemesinde Seri Muhakeme Yönetmeliği
yapilmasina-dair-kanun-madde/1
https://alternatifcozumler.adalet.gov.tr/Resimler/SayfaDokuman/212020145115SER%C4%B0%20MUHAKEME%20
SUNUM%2001.01.2020.pdf
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1119190
https://www.izmirbarosu.org.tr/pdfdosya/seri-muhakeme-u2020928103254796.pdf
