Hakkında başlatılan icra takibine ilişkin ödeme veya icra emrini tebliğ alan borçlu, yasal itiraz süreleri geçtikten veya bu hakkından feragat ettikten sonra bu borcunu taksitle ödemek isteyebilir. Borcunu takside bağlayan borçlu açısından artık malvarlığı üzerine haciz konulamayacak veya haczedilmiş ise de artık satışı gerçekleştirilemeyecektir. Ancak borçlunun taksitlerden birini tam ve/ veya zamanında yerine getirmemesi halinde Taahhüdü İhlal Eylemi sübut bulacak ve alacaklının şikâyeti üzerine borçlu 3 aylık tazyik hapsiyle cezalandırılacaktır. Tam da bu noktada borçlunun artık, cezanın ortadan kalkması için icra takip borcunun tamamını ödemesi gerekmektedir. Dolayısıyla icra takip borcunun taksitle ödenmesi, bir yandan borçlu, diğer yandan ise alacaklı menfaatinedir. Bu kapsamda icra takip borcunun taksitle ödenmesi ile bu borcun ödenmemesi halinde sübut bulan Taahhüdü İhlal Eylemini ayrı ayrı açıklamak gerekmektedir:

A. İCRA TAKİP BORCUNUN TAKSİTLE ÖDENMESİ

İcra takip borcunun taksitle ödenmesini ikiye ayırmak gerekir. Birincisi İcra ve İflas Kanunu’nun (“İİK”) 111. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında düzenlenen borçlunun yasal hakkından doğan taksitlendirme, ikincisi ise, alacaklının kabulüne bağlı olan taksit sözleşmesi ile yapılan taksitlendirmedir .

1. Borçlunun Yasal Hakkından Doğan Taksitlendirme (İİK m.111)

Borçlu tarafından İİK’nın 111. maddesinden doğan yasal taksit hakkının kullanılarak ödeme taahhüdünde bulunulabilmesi için borçlunun, yeteri kadar malının haczedilmiş olması; fakat alacaklının, haczedilen bu mallar için satış talebinde bulunmamış olması gerekmektedir. Bu durumda alacaklının, muvafakatine gerek bulunmamaktadır. Alacaklı, borçlunun taksitle ödeme teklifine karşı olduğunu bildirse bile aşağıdaki şartların gerçekleşmesi durumunda icra takibi, taahhüt süresince durmaktadır:

1.1. Borçlunun yeteri miktarda malı haczedilmiş olmalıdır (İİK m.111/2).

Alacaklının rızası aranmaksızın, takip konusu borcun taksitlendirilebilmesi için borçlunun asıl borç, faiz ve icra masraflarını karşılayacak şekilde toplam borcuna yetecek kadar malının haczedilmiş olması gerekmektedir. İİK’nın 111/2. maddesinde düzenlenen hükümde de açıkça belirttiği üzere bu şart, kati surette aramaktadır. Çünkü kanun koyucu işbu hüküm ile, menfaat dengesini koruyarak bir yandan alacaklının alacağını güvence altına almakta, diğer yandan da borçlunun zor durumda bırakılmasını önleyerek tek bir seferde ödeyecek durumunun olmadığı bir borcu, taksitler halinde ödemesinin yolu açmaktadır.

Bu kapsamda eğer borçlunun, asıl borcu kadar malı haczedilmiş; fakat faiz ve icra takip masrafları için haciz işlemi yapılmamışsa taksitlendirme geçersiz hale gelecektir.

Ayrıca borçlunun, borca yetecek miktarda malının haczedilmiş olduğunu tespiti de haciz sırasında kıymet takdiri ile tespit edilecektir. Ancak malın, bilirkişi marifeti ile kıymet takdirinin tespiti gerekiyorsa bu noktada İcra Müdürlüğü aracılığıyla malın, kıymet takdirinin tespiti gerekmektedir. Aksi takdirde borçlu yasal taksit hakkını kullanamayacaktır.

Kanun hükmünde geçen borçlunun kati miktar malı haczedilmiş olmasından kasıt ise borçlu hakkında kesin bir haczin yapılmasıdır (İİK. m.111/2). Ancak ihtiyat-i haciz aşamasında yapılan taksitle ödeme taahhüdü geçerli olmamaktadır. Çünkü ihtiyat-i haciz, para alacaklarına ilişkin mevcut veya müstakbel bir takibin sonucunun güvence altına alınması için, mahkeme kararı ile borçlunun malvarlığına el konulmasını sağlayan geçici bir hukuki korumadır; yani kesin bir haczin varlığı sonucuna ulaşılamamaktadır2.

Borçlunun banka hesaplarındaki borca yeter miktarda parasının haczedilmiş olması durumunda da borçlu yasal taksit hakkını kullanamamaktadır. Çünkü satış aşamasına gerek kalmadan ödeme ve paylaştırma işlemi olacağından, borcun tek taraflı taahhütle ödenmesine ilişkin hükümler uygulama alanı bulmamaktadır.

1.2. Alacaklının malların satışını talep etmemiş olması gerekir (İİK m.111/2).

Borçlunun, yasal taksit hakkını kullanabilmesi için bir diğer şart ise borcu yeteri kadar malının haczedilmiş olması; fakat alacaklının malların satışını talep etmemiş olmasıdır. Alacaklı satış talebinde bulunmuş; ancak borçlu diğer şartlar sağladığı takdirde dahi tek taraflı taahhütte bulunarak, borcun taksitle ödenmesini sağlaması mümkün değildir. Burada kanun koyucunun, alacaklının satışı istemesinden sonraki süreçte borçlunun taksitle ödeme taahhüdünde bulunup, ihaleye engel olarak alacaklının menfaatlerinin zedelenmesini korumaya çalışmıştır.

Bu noktada alacaklının, salt borçlunun borcu taksitlendirmesinin önlemesi amacıyla haczedilen malların satışını sağlamak adına alacaklı tarafından talepte bulunulması alacaklı ile borçlu arasındaki menfaat dengesini yıkacaktır. Bu sebeple alacaklı tarafından satış talebinde bulunulması; ancak İcra Müdürlüğünce kendisine verilen kesin süre içerisinde satış masraflarının yatırılmaması halinde satış talebi hükümsüz hale gelecektir. Öyleyse alacaklının satış masraflarını yatırana kadar; borçlunun, yasal taksit hakkını kullanma hakkına sahip olduğu söylenilmesi daha uygun olacaktır.

1.3. Her taksitin borcun dörtte birinden aşağı olmaması, ilk taksitin derhal ödenmiş olması ve kalan taksitlerin ise takip eden aydan itibaren üç ay içerisinde ödenmesi gerekir (İİK m.111/2).

Borçlu tarafından yasal taksit hakkının kullanılabilmesi ve takibin durması için ilk taksitin peşin olarak yatırılması gerekmektedir. Zira taksitle ödeme taahhüdünde ilk taksitin yatırılması, taahhüdün geçerliliği için bir şart olarak öngörülmüştür3.

Borçlunun yasal taksit hakkını kullanabilmesi için, borcun tamamını kapsayacak şekilde taahhütte bulunması gerekir. Borçlunun takip konusu borcun bir kısmını ödemeyi taahhüt etmesi halinde, yapılan bu taahhüt geçersiz olacaktır.

Netice itibariyle borçlunun, yukarıda anılan bu üç şarta uygun olarak yasal taksit hakkını kullanması ile, alacaklının muvafakatine gerek olmaksızın icra takibi duracak ve borçlunun, haczedilen malları satılamayacaktır4. Ancak borçlu, taksitlerden birini tam ve/veya zamanında ödeyemezse icra takibine, işbu taahhüt hiç yapılmamış gibi kaldığı tutar üzerine devam edilecek ve alacaklı tarafından da haczedilen malların satışı gerçekleştirilebilecektir. Kaldı ki borçlu tarafından alacaklının satış talebinde bulunmasından sonra ödenmeyen taksitin ödenmesi durumunda dahi artık icra takibi veya satış işlemleri durmayacaktır.

2. Alacaklının Kabulüne Bağlı Taksit Sözleşmesi (İİK m. 78/2., m. 111/3. ve m. 340.)

Alacaklının muvafakati olmadan borçlunun tek taraflı taksitle ödeme taahhüdü, İİK’nın 111. maddenin 1. ve 2. fıkralarında ayrıntılı olarak düzenlemiştir. Bununla birlikte kanun koyucu, alacaklı ile borçlunun aralarında anlaşması yoluyla borcun taksitle ödenmesini açık ve net bir şekilde düzenlemeye gitmemiştir. Öğretide bu konuda taksitle ödeme sözleşmesinin yapımında alacaklının rızası da söz konusu olduğundan, alacaklının kendi menfaatini gözeteceği düşüncesiyle olsa gerek, taksitle ödeme sözleşmesinin şartlarını ayrıca düzenleme ihtiyacının kanun koyucu tarafından gerek duyulmadığı görüşünde toplanılmıştır5. Alacaklı ile borçlu tarafın aralarında anlaşarak, borcun taksitlendirilmesinin sağlanması İİK’nın

  1. 78/2.,
  2. 111/3. ve
  3. 340.’nın lafızlarından sonuç çıkarılabilmektedir.

Alacaklının Kabulüne Bağlı taksit sözleşmesi, borçlunun hacizden önce veya sonra taksitle ödeme teklifinde bulunması ve alacaklının da bu teklifi kabul etmesi ile, ya da borçlu ile alacaklının aralarında anlaşmaları ile ve aşağıdaki şekil-şartların sağlanması ile beraber ödeme taahhüdü gerçeklemiş olur.

2.1. Alacaklının kabulü ile Taksit Sözleşmesi iki şekilde kurulmaktadır:

2.1.1. Borçlu hacizden önce veya sonra sözlü ya da yazılı dilekçe ile İcra Müdürlüğüne başvurarak, borcun tamamının taksitle ödenmesi için teklifte bulunabilir. Böyle bir durumda İcra Müdürlüğü, borçlunun teklifini alacaklıya muhtıra ile bildirir. Alacaklı, borçlunun taksitle ödeme teklifini kabul ettiğini İcra Müdürlüğüne bildirmesini müteakip İcra Müdürlüğü de alacaklının bu kabul muhtırasını, borçluya muhtıra ile bildirir ve böylece taraflar arasında taksit sözleşmesi kurulmuş olur.

Bu kapsamda taksit sözleşmesinin her iki taraf açısından hüküm ifade edebilmesi için alacaklı tarafın borçlunun teklifini kabul cevabının, İcra Müdürlüğünce taksit sözleşmesinin ilk taksitinden önce6 borçluya tebliğ edilmesi gerekmektedir7. Aksi takdirde taksit sözleşmesi taraflar arasında kurulmamış sayılacaktır.

2.1.2. Borçlu ile alacaklı birlikte İcra Müdürlüğünde veya haciz mahallinde icra müdürü huzurunda (İİK m.80 gereğince fiili haciz sırasında8 icra infaz memuru, icra müdürü yetkilerine haizdir) ödeme koşullarının icra müdürü tarafından tutanağa yazılıp, tutanağın altının borçlu, alacaklı ve ilgili icra müdürü tarafından imzalanması ile taksit sözleşmesi kurulabilmektedir.

Taksit sözleşmesinin geçerliliği açısından icra müdürünün huzurunda düzenlenmesi ve taksit sözleşmesinde icra müdürünün onayının ve imzasının bulunması bir şekil-şarttır9.

İcra takip borcunun taksitle ödenmesi, kural olarak hakkında icra takibi kesinleşen borçlu için geçerlidir. Bu sebeple ödeme ve icra emrinin tebliğ edilmeden veya edilip, hakkında icra takibi kesinleşmeksizin ihtiyat-i haciz sırasında alınan ödeme taahhüdü geçersizdir10.

Alacaklının kabulü ile taksit sözleşmesinin kurulmasında şu durumda oldukça önem taşımaktadır: Alacaklı ile borçlu arasında usulüne uygun bir taksit sözleşmesi kurulması ile beraber borçlunun, haczedilen malları için İİK’nın 106. maddesindeki haczin zamanaşımına dair sürelerde duracaktır (İİK m.111/3). Diğer taraftan da alacaklı taraf da taksitle ödeme süresi boyunca malların satışını isteyemeyecektir. Ancak taksit sözleşmesi veya sözleşmelerinin toplam süresinin 10 yılı aşması halinde süreler kaldığı yerden işlemeye devam eder (İİK m.111/3). Yani taksit süresi 10 yılı aşarsa, süreler kaldığı yerden işlemeye devam eder (İİK m.111). Borçlunun Taksit Sözleşmesi’ne göre taksitini tam ve/ veya zamanında ödememesi üzerine alacaklı borcun tamamı için icra takibine kalındığı yerden devam edilmesini talep edebilir ve bu durumda haciz ve satış isteme süreleri kaldığı yerden işlemeye devam eder (İİK m. 111/4)11.

2.2. Taksit Sözleşmesinin içeriği

Borçlunun hacizden önce veya sonra taksitle ödeme teklifinde bulunması ve alacaklının da bu teklifi kabul etmesi ile, ya da borçlu ile alacaklının aralarında anlaşmaları ile kurulan taksit sözleşmesi içeriğinin, İİK’nın 111. maddesine uygun olması gerekmemektedir. Borçlu ile alacaklı taksitlerin miktarını ve ödeme tarihlerini diledikleri biçimde kararlaştırabilirler. Buna göre;

2.2.1. Taksitlerin tutarlarının belirli olması gerekmektedir.

Taksit tutarının, kuşkuya yer vermeyecek ölçüde açık ve belirli olması gerekmektedir. Taksit sözleşmesinde tarafların, ödenecek toplam miktarı rakamsal olarak belirlemeleri ve bu miktar üzerinde icap ve kabulde bulunmaları gerekmektedir12 . Yani borçlunun, taksit sözleşmesinde “borcun bir kısmını daha önce ödedim, kalanını ise… tarihinde ödemeyi kabul ve taahhüt ederim” şeklindeki taahhüdü, ödeme miktarının belirsizliği sebebiyle hukuken geçerli bir taksit sözleşmesinin kurulmamış sayılmasına yol açacaktır13.

Ayrıca taksit sözleşmesinde belirtilmesi mutlaka gerekli olan takip öncesi ve sonrası işlemiş faiz, tahsil harcı, başvurma harcı, icra takip masrafları, vekâlet ücreti, varsa katma

değer vergisi, özel tüketim vergisi gibi masrafları vs. icra takibine konu tüm alacak kalemlerinin net ve kesin bir biçimde izah edilmesi gerekmektedir14.

Borçlu ile alacaklı arasında taksit sözleşmesi kurulurken, borcun mutlaka taksitlere bölünmesi şart değildir. Taraflar, borcun tamamının tek bir seferde de ödenmesini kararlaştırabilir15.

2.2.2. Taksit sözleşmesi süresince faizin işletilip işletilmeyeceğinin açık- seçik ve anlaşılır bir şekilde belirtilmesi gerekmektedir.

Tarafların, taksit sözleşmesi süresi boyunca faiz işlemesi konusunda mutabık kalmaları halinde her bir taksit tarihine işleyen faiz tutarının anlaşılır bir şekilde açık-seçik belirli ve anlaşılır bir şekilde belirtilmesi gerekmektedir. Taksit sözleşmesi süresi boyunca faiz işlememesi konusunda mutabık kalınması halinde ise alacaklı tarafından işleyecek faizlerden feragat edilmesi konusunda yazılı beyanda bulunulması gerekmektedir16. Aksi halde usul ve yasalara uygun bir taksit sözleşmesinden bahsedilemeyecektir.

2.2.3. Taksit tarihlerinin açık bir şekilde belirtilmesi gerekmektedir.

Alacaklı ve borçlunun yapacakları taksit sözleşmesinde taksit miktarlarının yanında taksitlerin hangi tarihte ödeneceğinin de açıkça kararlaştırmış olmaları gerekmektedir.

B. TAAHHÜDÜ İHLAL EYLEMİ

Borçlu tarafından verilen taahhüde veya borçlu ile alacaklı arasında kurulan taksit sözleşmesindeki hükümlere aykırı bir şekilde borçlu tarafından taksitlerden bir veya birden fazlasının tam ve/veya zamanında ifa edilmemesi halinde alacaklının şikayeti üzerine borçlu hakkında şartları oluştuysa İİK m.340 gereğince 3 ay tazyik hapsine karar verilmektedir.

Taahhüdü eylemi neticesinde İİK m.340 ile ortaya çıkan 3 aylık tazyik hapsi, Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen hapis ve adli para cezası farklıdır. Tazyik yaptırımı tayin edilen kararlar, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinde belirtilen ‘’hüküm’’ niteliğinde değildirler17. Bu yaptırımla borçlu, borcunu yerine getirme yükümlülüğünü yerine getirmesi için zorlanmakta ve bu amaçla özgürlüğünden yoksun bırakılmaktadır. Yükümlülüğün yerine getirilmesi halinde ise yaptırımın uygulanmasına derhal son verilmektedir. Bu nedenle tazyik hapsine ilişkin olarak kanunda azami bir süre belirlenmiştir. Bir başka deyişle borçlu yükümlülüğünü yerine getirmesi için belirli bir süreye kadar zorlanabilecek, o süreden sonra borçluya herhangi bir yaptırım uygulanmayacaktır.

1. İİK m.340 gereğince Taahhüdü İhlal Eylemi 3 şekilde sübut bulmaktadır:

1.1. İİK’nın 111. maddesinin 1. ve 2. fıkrasına göre borçlunun tek taraflı ödeme taahhüdünün ihlali ile,

1.2. İİK’nın 78. maddesinin 2. fıkrasına göre hacizden önce veya 111. maddesinin 3. fıkrasına göre hacizden sonra borçlu ile alacaklının yapmış olduğu taksit sözleşmesine göre taksitlerden birinin tam ve/veya zamanında geçerli sebep olmadan ödenmemesi,

1.3. Taksitlendirme yapılmadan, İcra Müdürlüğünde borcunun tamamını belirli bir tarihte bir seferde ödeyeceği taahhüdünde bulunan borçlunun, ödeme şartını ihlâl etmesi halinde oluşmaktadır.

2. Yukarıda anılan şekillerde sübut bulan Taahhüdü İhlal Eylemi neticesinde Tazyik Hapsi yaptırımının doğabilmesi için gereken şartlar şunlardır:

2.1. Yukarıda “Borcun Taksitle Ödenmesi” bölümünde ayrıntılarına yer verildiği üzere ortada Kanunlara ve Yargıtay İçtihatlarına uygun bir taksit sözleşmesi (veya borç ödeme taahhüdünün) bulunması ve borçlusu hakkında kesinleşmiş bir icra takibinin bulunması gerekmektedir. Bu taksit sözleşmesimi (veya borç ödeme taahhüdünün) icra müdürü (veya İİK. 80 gereğince fiili haciz işlemleri sırasında icra müdürü yetkilerine haciz icra infaz memuru) tarafından düzenlenmesi ve icra müdürü ile tarafların düzenlenen bu evrakın altına imzalarının atılması gerekmektedir.

2.2. Ödeme koşullarının makul bir sebep olmadan ihlal edilmiş olması gerekmektedir.

Makbul sebepten kasıt, borçlunun borcunu ödememesi için mevcut olan geçerli nedenlerdir. Bu nedenler; yangın, deprem, su baskını, hastalık (günümüzdeki covid-19 gibi), askerlik, postaya ödeme gününden önce verilen taksitin dosyaya gecikerek girmesi gibi borçluyu borcunu ödenmekten alıkoyan, olağan dışı durumlardır18. Ancak borçlunun ödeme gücünün bulunmaması, borçlunun sıkışık bir durumda olması veya kısa zamanda taksitin ödenmesi gerekliliği gibi sebepler geçerli bir sebep olarak kabul edilmemektedir19.

2.3. İcra takip borcunun asgari ücretin üstündeki bir para alacağına ilişkin olması gerekmektedir.

Nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere icra takip borç tutarı, Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından her yıl belirlenen aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarının altında kalıyorsa taahhüt borçlu, İİK m.340 hükmünden doğan 3 aylık tazyik hapsine mahkûm edilemeyecektir (İİK m.354/4). Bir başka deyişle, asgari ücretin altında kalan bir borç için taksitle ödeme taahhüdünde bulunulduğunda ya da taksitle ödeme sözleşmesi yapıldığında ve borç ödenmediğinde, borçlunun tazyik hapsi yaptırımına mahkûm edilmesi mümkün olmayacaktır.

Önemle belirtmek gerekirse aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarı borçlunun, toplam icra takip borcuna göre değil, icra takibine konu edilen ve üzerine masraf, faiz ve vekâlet ücreti gibi meblağların ilave edilmediği asıl alacak tutarına göre belirlenmektedir20.

3. Taahhüdü İhlal Eyleminde Fiili Yargılama

Borçlunun, taksit sözleşmesinin (veya borç ödeme taahhüdünün) yukarıda anlatılan şekil ve şartlarda ihlal etmesi neticesinde Taahhüdü İhlal Eylemi ortaya çıkacak ve alacaklının da şikâyeti gerekecektir.

İİK’nın 346. maddesine göre, disiplin ve tazyik hapsine karar veren mahkeme, icra mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise İİK’nın 348. maddesinde belirtildiği üzere icra takibinin yapıldığı yer mahkemesidir. Sonuç olarak, Taahhüdü İhlal Eyleminin yargılamasında, görevli mahkeme icra ceza mahkemesi sıfatıyla icra mahkemesi, yetkili mahkeme icra takibinin yapıldığı yerdeki icra mahkemesidir.

Taahhüdü İhlal Eyleminde borçluya yaptırım uygulanabilmesi için, alacaklının şikâyeti gerekli olduğu defaatle dile getirilmiştir (İİK m.340). Ve alacaklı, bu eylemin gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren 3 ay ve her halde eylemden itibaren 1 sene içinde, icra takibinin yapıldığı yerdeki icra mahkemesine başvurup şikâyette bulunabilir (İİK m. 347). Taahhüdü İhlal Eyleminin sübut bulması durumunda şikâyet yazılı yahut sözlü olarak gerçekleştirilebilmektedir21.

Alacaklı tarafından şikâyette bulunulmasından sonra borçlu ile ikinci taksit sözleşmesi (veya borç ödeme taahhüdü) kurulması, alacaklının daha önceki taahhüdü ihlâl eylemi ile ilgili şikâyetinden feragat ettiği anlamına gelmemektedir22.

4. Taahhüdü İhlal Eyleminde Neticesinde Tazyik Hapsi

Taahhüdü İhlâl Eyleminin yaptırımı, 3 aylık tazyik hapsidir. Kanun koyucu tarafından, 3 ay üst sınır olarak belirlemiş, maddede herhangi bir alt sınıra yer verilmemiştir.

Tazyik hapsi, ertelenemeyen, paraya çevrilemeyen, koşullu salıverilme, ön ödeme, uzlaşma hükümleri uygulanamayan ve adli sicil kaydına geçirilemeyen bir yaptırım türüdür.

İcra mahkemesince hükmedilen tazyik hapsi doğduktan sonra, borcun tamamı ödenirse, borçlu hemen tahliye edilir (İİK m.340). Borç, icra dairesinin hesabına değil de, dışarıda herhangi bir şekilde alacaklıya ödenirse de aynı durum geçerlidir. Bu durum Taahhüdü İhlâl Eyleminin, alacaklının şikâyetine bağlı bir suç olmasından kaynaklanmaktadır.

SONUÇ

İcra ve İflas Hukukunda borçlunun borcunu ödeyebilmesi ve alacaklının da alacağını elde edebilmesi amacıyla (bir başka deyişle aralarında uzlaşma ile) borcun ödenebilmesi sağlanmıştır. Böylece gerek Kanun, gerekse de Kanunun eksik kaldığı noktada Yargıtay İçtihatları, alacaklı ile borçlu arasındaki menfaat dengesi gözeterek, bir yandan haciz baskısı altına kalmadan borçlunun, borcunu taksitlendirilmesine yol açmakta iken diğer yandan da borçlunun, bu borcunu ödememesi durumunda alacaklının, alacağından mahrum kalmasını önlemek adına özel bir yaptırım düzenlemesi ile borçluyu borcunu ödemeye sevk ettirmektedir.

Hakkında kesinleşen bir icra takibi olan borçlunun, borcunu taksitlendirebilmesi durumu ise iki şekilde karşımıza çıkmaktadır: Birincisi borçlunun, kanundan doğan hakkını kullanarak (İİK m.111) borcunu ilk peşin olmak üzere 4 eşit taksitte ödeyebilmesi yoluyla, İkincisi ise alacaklı ile borçlunun aralarında borcun ödeme tutarları ile taksitlerinde anlaşmaları yoluyla olmaktadır. Her iki durumda da taksit sözleşmesinin (veya borç ödeme taahhüdü) kurulmasıyla icra takibi durmaktadır. Ancak borçlunun, taksitlerden birini tam ve/veya zamanında ödememesi durumunda alacaklının, şikâyeti üzerine hakkında 3 aylık tazyik hapsi yaptırımı uygulanmakta olup (İİK m.340), bu durumda artık borçlunun, bu yaptırımdan kurtulabilmesi için tüm borç tutarını ödemesi gerekmektedir.

DİPNOT

1 Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2014/27245 E., 2015/1961 K., 27.1.2015 T.

2 Üstündağ, syf.242

3 Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, 2017/2319 E., 2019/1512 K., 18.04.2019 T.

4 Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2007/10027 E., 2007/12372 K., 18.06.2007 T.

5 Muşul, s. 908.

6 Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2002/7455 E., 2002/8952 K., 03.10.2002 T.

7 Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2013/7891 E., 2013/6605 K., 18.04.2013 T.

8 Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 2016/178 E.,2016/16112 K., 21.04.2016 T.

9 Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, 2004/862 ., 2004/4654 K., 23.03.2004 T.

10 Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2020/3901 E.,2020/7267 K., 21.09.2020 T.

11 Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2014/27245 E., 2015/1961 K., 27.1.2015 T.

12 Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, 2011/ 3410 E. 2011 / 8456 K., 5.12.2011 T.

13 Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 1997/7326 E., 1997/8555 K., 29.05.1997 T.

14 Yargıtay 16. Hukuk Dairesi,200412368 E., 2005/1251 K., 01.03.2005 T.

15 Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 2016/3849 E., 2016/17437 K., 04/05/2016 T.

16 Yargıtay 16. Hukuk Dairesi 2010/1588 E., 2010/1779 K., 8.3.2010 T.

17 Ceza Genel Kurulu 8/151-169, 25.09.2001

18 M. Günay (2014). İcra Suçları, Ankara: Seçkin Yayıncılık, s.138

19 Yargıtay 16. Hukuk Dairesi 2010/2010 E., 2010/5769 K., 4.10.2010 T.

20 Yargıtay 16. Hukuk Dairesi 2012/1138 E., 2012/1207 K., 14.2.2012 T.

21 Artuç ve Bıkmaz, 2005

22 Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2001/7-205 E., 2001/180 K., 2.10.2001 T.